top of page
< Back

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erol Günaydın,Oktay Ekinci, Orhan Birgit, Memet Hikmet Ran

Bugün 15 Ekim. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erol Günaydın, Oktay Ekinci, Orhan Birgit ve Memet Hikmet Ran'ın ölüm yıldönümleri. BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Fazıl Hüsnü Dağlarca kimdir? 1914'te İstanbul'da doğdu. Babası subay olduğu için ilk ve orta öğrenimini Türkiye'nin değişik yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu'nu bitirdi. Orduya katıldı. 15 yıl asker olarak hizmet yaptı, Doğu ve Orta Anadolu, Trakya'yı dolaştı. Önyüzbaşı rütbesinde iken kendi isteğiyle ordudan ayrıldı. Fotoğraf: Alâettin Bahçekapılı Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde kısa bir süre görev yaptı. Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. 1959'da İstanbul Aksaray'da "Kitap" Kitabevini açtı. Yayıncılık yaptı, 1960-1964 arasında "Türkçe" isimli bir aylık dergi çıkardı. 1970'te yayınevini kapattı, sadece şiirle uğraşmaya başladı. Yayınlanan ilk yazısı Yeni Adana Gazetesi'nin 1927'de düzenlediği yarışmada birincilik alan bir öyküydü. İlk şiiri "Yavaşlayan Ömür" 1933'te İstanbul Dergisi'nde çıktı.Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Peyami Safa'nın da dikkatini çeken şiirleri Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı, Gençlik, Yeditepe, Türk Dili, Yenilik, Vatan, Çağrı, Türkçe, Ataç, Türk Yurdu, Yön, Devrim gibi dergilerde yayınlandı. İlk şiirlerinde Necip Fazıl Kısakürek etkisinde kaldı. "Havaya Çizilen Dünya" (1934) şiir kitabındaki şiirlerinde bu etki görülür. Kendi şiir çizgisine yönelişi "Çocuk ve Allah", "Daha" (1940) kitaplarıyla başlar. Şiiri "sezgi" ve "us" olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Sezgi dönemi eserleri "Havaya Çizilen Dünya" (1934), "Çocuk ve Allah" ile "Daha"yı (1940) izleyen "Çakırın Destanı" (1945), "Taş Devri" (1945) kitaplarını kapsar. "Asû" (1955) ile başlayan ikinci dönem günümüze kadarki şiirlerinde etkin olan " usçu " dönemdir. Sezgi döneminde kendine has bir şiir dili ve biçemi yaratmaya çalıştı. "Us" dönemi ise güçlü bir Türkçe tutkusuyla dikkat çeker. Dağlarca bu dönemde dilin arılaştırılması çabalarına katıldı, evrensel temalara ağırlık vermeye başladı. 1970 sonrasında yoğunlukla çocuk şiirleri yazdı. Hem Türkiye'de hem uluslararası düzeyde birçok ödül kazandı, bir çok ülkede şiirleri okundu. Kitapları birçok dile çevrildi. 15 Ekim 2009'da aramızdan ayrıldı. Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedildi. Fazıl Hüsnü DAĞLARCA'nın yapıtları: ŞİİR : Havaya Çizilen Dünya (1935) Çocuk ve Allah (1940) Daha (1943) Çakırın Destanı (1945) Taş Devri (1945) Üç Şehitler Destanı (1949) Toprak Ana (1950) Aç Yazı (1951) İstiklal Savaşı- Samsun'dan Ankara'ya (1951) İstiklal Savaşı- İnönüler (1951) Sivaslı Karınca (1951) İstanbul-Fetih Destanı (1953) Anıtkabir (1953) Asu (1955) Delice Böcek (1957) Batı Acısı (1958) Mevlana'da Olmak (Gezi) (1958) Hoo'lar (1960) Özgürlük Alanı (1960) Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961) Aylam (1962) Türk Olmak (1963) Yedi Memetler (1964) Çanakkale Destanı (1965) Dışarıdan Gazel (1965) Kazmalama (1965) Yeryağ (1965) Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966) Kubilay Destanı (1968) Haydi (1968) 19 Mayıs Destanı (1969) Vietnam Körü (destan-oyun) (1970) Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970) Malazgirt Ululaması (1971) Kınalı Kuzu Ağıdı (1972) Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973) Horoz (1977) Hollandalı Dörtlükler (1977) Çukurova Koçaklaması (1979) Nötron Bombası (1981) Yunus Emre'de Olmak (1981) Çıplak (1981) İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985) Uzaklarda Giyinmek (1990) Dildeki Bilgisayar (1992) ÖDÜLLERİ 1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü 1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla 1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla 1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile 1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü'nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla 1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
Amerika) tarafından "En İyi Türk Şairi" seçildi 1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri'nde Altın Çelenk ödülü NOT: BRT Yayın Grubu'nun Genel Yayın Yönetmeni, Yazar Alâettin Bahçekapılı'nın S en Gittin Gideli Dağlarca yazısı için haberimize bakınız. Erol Günaydın kimdir?
16.04.1933 tarihinde Trabzon'un Akçaabat ilçesinde doğdu. Türk sinema ve Tiyatro sanatçısıdır.
Tiyatroya Galatasaray Lisesi bünyesinde başlayan Günaydın, 1955'te Haldun Dormen Cep Tiyatrosunda "Papaz Kaçtı" adlı oyun ile profesyonel aktörlük hayatına başlamıştır. 1960'ta ilk sinema filminde oynayan Erol Günaydın, elli yıllık bir süre içinde çok sayıda filmin ve tiyatro oyununun yanı sıra TRT'de yayınlanan Çiçek Taksi adlı dizide de oynadı. Nasreddin Hoca tiplemesi, meddah gösterileri, Ayı Yogi seslendirmesi ve canlandırdığı diğer pek çok karakter günümüzün en tanınan ve kıdemli aktörlerinden biri haline gelmesini sağlamıştır.

Gazeteci-yazar Emine Algan tarafından birkaç aylık bir süre içinde kendisiyle gerçekleştirilmiş bir nehir-söyleşi 2007 yılında "İki Kalas Bir Heves" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.
2 Ağustos 2008'de Florence Nightingale Hastanesi'ne kaldırılmış geçirdiği ameliyat sonrası yoğun bakıma alınmıştır. Erol Günaydın 16 Ağustos 2008'de taburcu edildi. Ameliyat edilen Erol Günaydın’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu, daha sonra genel kontrol için geleceği öğrenildi. Günaydın, Okan Bayülgen'in Disko Kralı adlı programına müdavim konuk olarak katıldı. 2010 yılında Athena'nın Arsız Gönül klibinde oynamıştır.
15 Ekim 2012 tarihinde İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir. Erol Günaydın'ın ölümüyle ilgili Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nden yapılan açıklamada, "Yoğun bakım ünitesinde pnömoni, böbrek yetmezliği, sepsis nedeniyle 12 Nisan 2012 tarihinden itibaren tedavi gören sanatçı Erol Günaydın, bugün saat 14:45'te, kalp yetmezliği sonucunda vefat etmiştir" denildi. Vefatını kızı Günfer Günaydın sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "Babamı kaybettik" mesajıyla kamuoyuna duyurmuştur. 17 Ekim 2012 tarihinde Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.
Ödülleri:
1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Güzel Bir Gün İçin
1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Güzel Bir Gün İçin
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları:
Namussuzum ki Namusluyum : Nokta Tiyatrosu
Uzun Donlu Kişot : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular - 2005
Yorgun Matador : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular
Fişne Pahçesu : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular
Soyut Padişah : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular
İstanbulu Satıyorum : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular
Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular
Yaygara Yetmiş : Erol Günaydın
Devri Süleyman : Aydın Engin - Genar Tiyatrosu - 1968
Yolcu : Nazım Hikmet - Genar Tiyatrosu - 1967
Kalbin Sesi - Halkın Gözü : Peter Shaffer - Kent Oyuncuları - 1964
Martı : Anton Çehov - Kent Oyuncuları - 1963
Ayı Masalı : Dormen Tiyatrosu - 1962
Altın Yumruk : Dormen Tiyatrosu - 1962
Müfettiş : Nikolay Gogol - Dormen Tiyatrosu - 1959
Zafer Madalyası : Thomas Heggen\Joshua Logan - Dormen Tiyatrosu - 1958
Duvarların Ötesi : Turgut Özakman - Dormen Tiyatrosu - 1957
Kleopatra'nın Mezarı : Cevat Fehmi Başkut - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1956
Papaz Kaçtı : Phillip King - Dormen Tiyatrosu - 1955
Oynadığı Diziler:
Köşe Dönücü 1984
Saat Sabahın Dokuzu 1987
İnsanlar Yaşadıkça 1989
Doktorlar 1989
Bir Ömrün Bedeli 1991
Mahallenin Muhtarları 1992
Rüstemin Gazinosu 1993
Çiçek Taksi 1995 Ramazan Ay
Köşe Kapmaca 1996
Tatlı Kaçıklar 1996 Beton Raziye
Bir Demet Kahkaha 2000
Bir Demet Yerli Film 2000
Yeşilçam Denizi 2003
Cennet Mahallesi 2004 Deli Kadir
Geçmiş Zaman Olur ki 2006
Hırsız Polis 2005-2006 Dursun
Sinekli Bakkal 2007 Ali Küçük
Genco (dizi) 2007 Konuk Oyuncu
Akasya Durağı 2008 Ramazan
Balkan Düğünü 2009 Kemal Çavuş
Geniş Aile 2009 Konuk Oyuncu
Oynadığı Filmler:
Yukarı Bak 2009 Carl (Ses)
Güneşi Gördüm 2009 Samet
Orada 2009 Erol Gümüş
Kanal-İ-zasyon 2009
Yedi Kocalı Hürmüz 2009
Balkan Düğünü 2009 Kemal Çavuş
Nekrüt 2008 Ali Rıza
Destere 2008 Hazım Dede
O Kadın 2007 Yazar
Beyaz Melek 2007 Komutan Vahit
Sinekli Bakkal 2007 Ali Küçük
Geçmiş Zaman Olur ki 2006
İlk Aşk 2006 Arif Arifoğlu
Kınalı Kuzular: Bedeli Çanakkale'de Ödendi 2006 Artin
Pardon 2004 Baba
Ömerçip 2003 Kamil
Menekşe Koyu 1991 Teffaf
Karartma Geceleri 1990
Herşeyi Bitirdik 1990
Kocakarılar 1990
İnsanlar Yaşadıkça
Süper Baba 1988 Erol Bey
Aile Pansiyonu 1987
Biz Doğarken Gülmüşüz 1987
Kuşatma 2 / Şok 1987
Hoşgeldin Ramazan 1987
Otobüs Yolcuları / İhsaniye - Karasu 1987
Çantada Keklik 1987
Acı Lokma 1986 Dayı
Ağa Bacı 1986 Osman
Gelmeyin Üstüme 1986
Hayroş 1986
Kıratlı Süleyman 1986 Kenan Ağa
Savunma 1986 Rıza
Yaygara 86 1986
İki Milyarlık Bilet 1986 Kanun Kazım
Bu Muhtar Başka Muhtar 1986
Kocamın Nişanlısı 1986
Duyar Mısın Feryadımı 1985
Ekmek Elden Su Gölden 1985
Herşeyim Sensin 1985 Manav Kadir
Yavru Kuş 1985
Sessiz Ölüm 1985 Baba
Pehlivan 1984 Mestan
Şaşkın Gelin 1984 Memiş
Bir Yudum Mutluluk 1982 Erol
Renkli Dünya 1980 Patron
Dağılın Kazımlar Geliyor 1976
Nereye Bakıyor Bu Adamlar 1976 Otelci
Tepedeki Ev 1976
Ayıkla Beni Hüsnü 1975
Canım De Bana 1975
Curcuna 1975 Saffet
Tokmak Nuri 1975
Diyet 1974 Mevlüt
Ben Doğarken Ölmüşüm 1973 Doktor
Düğün 1973 İbrahim
Hamsi Nuri 1973 Patron
Tatlım 1973 Zarif
Yeryüzünde Bir Melek 1973 Şemsi
Yılmayan Şeytan 1972 Bitik
Casus Kıran / Yedi Canlı Adam 1970
Vur Patlasın Çal Oynasın 1970 Şaban
İntikam Yemini 1969
Casus Kıran 1968
Sinekli Bakkal 1967 Kız Tevfik
Çelik Bilek 1967
Yarın Çok Geç Olacak 1967 Ressam Nevzat
Eşrefpaşalı 1966
Kibar Haydut 1966
Kovboy Ali 1966
Nuh'un Gemisi 1966
Ölüm Tarlası 1966 Bekir
Pembe Kadın 1966
Yalnız Adam (Kibar Haydut) 1966
Güzel Bir Gün İçin 1965
İsyancılar 1965
Erkek Sözü 1964
On Güzel Bacak 1964
Varan Bir 1964
Başımı Belaya Sokma 1963 Ahmet
İki Gemi Yanyana 1963 Nuri
Yedi Kocalı Hürmüz 1963
Battı Balık 1962
Kardeş Uğruna 1961
Yaman Gazeteci 1961
Yeşil Kurbağalar 1960
Oynadığı Klipler:
Aşk-ı Kıyamet (Emre Altuğ) 2005
Arsız Gönül (Athena) 2010
Anı (Fatih Erkoç)
Dön ya da Pişman Ol (Sarp) 2010
Seslendirmeleri:
Ayı Yogi (Yogi Bear) - 1970'li yıllarda Ayı Yogi adlı çizgi film serisinin başkarakteri "Ayı Yogi"yi seslendirdi.
Yavru ile Katip (veya "002", veya "Bıdık ile Düdük") - İtalya'da "Franco e Ciccio" olarak tanınan komedi ikilisinin filmleri Türkiye'de bu adla anılıyordu. 1960'lı ve 1970'li yıllarda Türkiye'de gösteriren 26 "Yavru ile Katip" filminde Erol Günaydın Franco Franchi'nin oynadığı "Yavru"yu seslendirirken, Altan Erbulak da Ciccio Ingrassia 'nın canlandırdığı "Katip" karakterini seslendiriyordu[5].
Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) filminde "Bilbo Baggins" adlı Hobbiti seslendirdi.
Yukarı Bak (Up) adlı uzun metrajlı çizgi filmde "Carl Fredricksen" karakterini seslendirdi. (İngilizce özgün filmde bu karakteri Edward Asner seslendirmişti.)
"Hz Muhammet Son Peygamber" adlı çizgi filmde Ebu Talip'i seslendirdi. Oktay Ekinci kimdir?
1952 yılında Balıkesir’de doğan, aslen Karslı olan Oktay Ekinci, ilkokulu Erzincan ve İstanbul’da okudu. Orta öğrenimini İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde tamamlayan Ekinci daha sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Yüksek Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. 1978'de Muğla Belediyesi’nde İmar Müdürü olarak göreve başlayan Oktay Ekinci ilerleyen yıllarda eşi yüksek mimar Zehra Ekinci ile birlikte serbest mimarlık yaptı. Mimarlar Odası’nın çeşitli kademelerinde yöneticilik görevleri üstlendi.
1992-1996 yıllarında iki dönem Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanlığı yapan Ekinci, 1998-2000 dönemi ve 2000-2002 dönemi için Mimarlar Odası Genel Başkanlığı’na seçildi. 1993 yılından itibaren MSÜ Mimarlık Fakültesi-Şehir ve Bölge Panlama Bölümü’nde ders verdi. Ekinci 1992'den beri Cumhuriyet Gazetesi'nde yazarlık yapıyordu. Ulusal TV'de yıllarca süren İmar Dosyası programının da yapımcı ve sunucusuydu.
Oktay Ekinci, Ulusal Kanal'daki konuğu Alâettin Bahçekapılı ile.. 15 Ekim 2013'te yaşama gözlerini yumdu.
Oktay Ekinci, Cumhuriyet Gazetesi'nde köşesi için vefatından önce hastaneden yazısını gönderdi. Ekinci'nin ana diliyle yazdığı o yazı bugün Cumhuriyet Gazetesi'nde 'Ayhavar Hastahana'dakilere başlığıyla yayınlandı. Yazının son kısmındaki dipnot ise çarpıcıydı.
'Ayhavar Hastahana'dakilere
Hörmetli ohurlar, bilirsiz, “anadilim”de galeme aldığım bu yazılarımda, Kars’ta 1950’lerde “Ekinci Pedalhanesi”nde basılıp neşredilen “Ayhavar” (yetişin-imdat) “mizah gazeti”nden elham alıram.
İndi de istedim ki hastahanade geçen bir neçe günü anadilimde sizlerle dertleşim...
Bu bayramı hastahanada garşılamah, hetta hastahanada keçirmeh nasip oldu.
Şükürler olsun, bele de nasip olmayabilerdi... Alman hastahanası’nın nöroloji servisi, meni acil servisten yoğun bakıma alıp yüksek tansiyon darbesiyle ganayan beynime el goyanda, dohtorun ifadesine göre tehlikeyi ucuz atlatmışam...
İndi bu yazıyı da hastahana odasında meni ziyaret eden bir yoldaşımın kömeğiyle (yardım) galeme alabilirem...

Neçe olacah?
Peki, yazıh beynim niye ganadı; meni bu hallere tüşürdü?
Dohtor dedi ki: “İnden bele (bundan böyle) beynini yormayacan, gafanı her şeye tahmıyacan...”
Men de dedim ki: “Başüste! Emma görek bu ne cür (nasıl) olacah?”
Bunu fikrederken gördüm ki odadaki televizyada “Balyoz” davasınnan söz açıp... hamı deyir ki: “Huguk galmadı.”
İndi deyin görüm ay dostlar, men bu yazıh beynime ne diyim; “Senin eyi olman üçün gerek heç oralı olmayasan, aldırmayasan” diyebilmeh golay mı?
İşte bele bir hastalığa yagalanmışam ki ya beynimi gandıracığam; ya da gerçehleri yoh gabul edecem...
Yazıh nörologlar da “iki arada bi derede” galıplar.. İstiyirler ki hem hestaları tezlikle eyileşsin, yaralı beyni daha fazla zerer görmesin; hem de olanı biteni doğru gavrayah, eyi anlayah…
Ay dostlar bu heberlerle bu mümkün olabiler mi? Bilen varsa menim nörologlarıma da anlatsa eyi olar...

Bayram sevinci

Ay dostlar,
Gazet yazılarının eyni zamanda “nağme” (mektup) yerine geçtiğini bilirim amma bir bu gadar yoh... Ara verdikten sonra hastahanadaki Boğaz manzaralı odadan söz eden yazı üzerine gedim ağabeyim mimar Niyazi Duranay bir mesaj gönderdi, eynen deyir ki:
“Oktay,
Bana bayram sevinci yaşattın, yazmaya başladın, nice bayramlara... Sevgilerimle...”
Men de buradan ağabeyime salam gönderirem... İnşallah hemişe yazaram...
Tüm dostların bayramı gözel geçsin, nice mutlu, sağlıklı bayramlara, hep birlikte... Galın salamat..
Not: 13 Ekim Çarşamba günü yayımlanan “Hastanenin Boğaz Manzarası” başlıklı yazımda “yazıh beynimin ezizliği”nden değil dizgideki teknik bir aksaklık nedeniyle paragraflar karışmış... Merak eylemeyen...
16 Ekim 2013 - Cumhuriyet Orhan Birgit kimdir? 1927 Kars doğumlu olan Orhan Birgit İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Öğrenciliği sırasında başladığı gazeteciliğini Ulus Gazetesi’nin İstanbul temsilcisi, Dünya ve Yeni Sabah Gazeteleri’nin muhabiri olarak sürdürdü. Hürriyet ve Cumhuriyet'te çalıştı, yazılar yazdı. 6-7 Eylül 1955 olaylarında etkili olan “Kıbrıs Türktür Cemiyeti”nin üyelerindendi. Haftalık Kim Dergisini yayımladı. Serbest Avukat olarak çalıştı. Hürriyet Vakfı'nda hukuk müşavir ve başkan olarak görev aldı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde fiilen siyasete girdi. CHP’de Ocak ve ilçe başkanlıkları yanında İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliğinde görev aldı. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesinde öğrenci nümayişlerinin tezgâhlanması sürecinde faal rol aldığını kendis ifade etti. Bu sırdada, "öğrencilerin Et ve Balık Kurumu'nda kıyma makinelerinde kıyıldığı" yolunda düzmece haberler yayınladığını, haberlerin yalan olduğunu daha sonra öğrendiğini söyledi. Dokuz Subay Hadisesi'nin faili darbecileri CHP il sekreteri İlhami Sancar'ın emriyle müdafaa edip kurtardığını açıkladı. 2.(XIII), 4.(XV) ve 5.(XVI) Dönem İstanbul, 3.(XIV) Dönem Ankara milletvekilliği TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu üyeliği ve Parti Grup Sözcülüğü görevini yürüttü. 18.Kurultayda CHP Parti Meclisi Üyeliğine ve Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine ve aynı zamanda Partinin sözcülüğüne getirildi. Turizm ve Tanıtma Bakanı olduğu hükümetin sözcüsü olarak da görev yaptı. Eskişehir Anadolu, Bilgi, İstanbul ve Galatasaray üniversiteleri iletişim fakültelerinde ders verdi. Kendisine Anadolu Üniversitesi Senatosu’nca Fahrî Doktora tevdi edildi. Vefatına kadar Aydın Doğan Vakfı yürütme kurulu üyesiydi. Basın Konseyi başkanlığını da bir dönem yürütmüştür. Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaktaydı. Evli ve bir çocuk babasıydı. 15 Ekim 2019'da vefat etti. Kitapları Evvel Zaman İçinde (2005, Doğan Kitap)
Kalbur Saman İçinde (2012, Doğan Kitap) Memet Hikmet Ran kimdir?
Şair Nazım Hikmet’in öz oğlu Ressam. Şair Nazım Hikmet’in öz oğlu (D. 1951, İstanbul – Ö. 15 Ekim 2018, Limoges / Fransa). Şair Nâzım Hikmet’in öz oğlu ressam Mehmet Nâzım, 15 Ekim 2018 günü Fransa’nın Limoge kentinde hayatını kaybetti.
Paris’te yaşayan Mehmet Nâzım’ın ölümünü ressam dostu Utku Varlık sosyal medyadan yayınladığı, “Mehmet Nâzım’ı yitirdik; Yakın ve uzak bellek, bana tarifsiz bir hüzünü anımsatıyor. Uzaklaşıyoruz yavaş yavaş” mesajıyla duyurdu.
Hürriyet'ten İsmail Yılmaz'ın haberine göre Nâzım Hikmet, 1950 yılında cezaevinden çıktıktan sonra Münevver Andaç’la birlikte oldu. Bu ilişkinden 1951 yılında Mehmet dünyaya geldi. Ancak Nazım Hikmet ile Münevver Andaç resmi olarak evli değildi ve Nâzım Hikmet oğlu üç aylıkken Türkiye’den ayrıldı. Mehmet Nâzım, kendisini terk edip giden babası Nâzım Hikmet’le küstü. Bugüne kadar babası hakkında da hiç bir açıklama yapmadı.
Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Nazım’ın vefatı, ilginç bir ayrıntıyı da ortaya çıkardı. Yakın dostları, Fransa’da yaşayan 67 yaşındaki ressam Mehmet Nazım’ın yıllardır objektiflerden kaçtığını belirterek, “ 40 yıl önceki fotoğrafları dışında tek görüntüsü yok. Bu yüzden vefat ilanında Gary Cooper’ın fotosu kullanıldı” dedi.
Nazım Hikmet'in oğlu ressam Memet Nazım'ın 67 yaşında, Fransa'nın Limoge kenti yakınında yaşadığı küçük bir kasabada hayatını kaybettiği öğrenildi. Yakın dostu Utku Varlık, uzun zamandır tedavi gören Memet Nazım Ran'ın, bir yıl evvel birlikte yaşadığı arkadaşı Dominique'i kaybettikten sonra kendini bir türlü toparlayamadığını ve hayata yenik düştüğünü söyledi. Varlık, Memet Nazım'ın ölüm haberini, “Mehmet Nâzım'ı yitirdik; Yakın ve uzak bellek, bana tarifsiz bir hüznü anımsatıyor. Uzaklaşıyoruz yavaş yavaş” ifadeleriyle duyurdu.

Mehmet Nazım’ın son fotoğraflarından birine İHA ulaştı. İHA'da yayınlanan fotoğrafın İstanbul Büyükada’da 4 yıl önce çekildiği öğrenildi.
Gazeteci Nedim Saban'ın 1990'lı yıllarda yapmış olduğu DrStress programında röportaj yaptığı gazeteci Halit Çapın’ın canlı yayında açıkladığına göre, babasının yurt dışına çıktıktan sonra sadece Ruble için yazdığını söylemiş olan Mehmet Nazım, açtığı babalık davası sonrası ünlü şairin dünyadaki tek yasal mirasçısı olma hakkını elde etmişti.

Mehmet İçin Şiir Yazmıştı

Nâzım Hikmet, Bulgaristan’ın Varna kentinde oğlu için yazdığı şiirinde ona olan özlemini şu dizelerle anlatıyordu:
Dünyaya doymak olmuyor Memet,
doymak olmuyor...

Dünyada kiracı gibi değil,
yazlığa gelmiş gibi de değil,
yaşa dünyada babanın eviymiş gibi...
Tohuma, toprağa, denize inan.
İnsana hepsinden önce.

Bulutu, makineyi, kitabı sev,
insanı hepsinden önce.

Kuruyan dalın,
sönen yıldızın
sakat hayvanın
duy kederini,
ama hepsinden önce de insanın.
(…)

Memet,
memleketler içinde bir şirin memlekettir
Türkiye,
bizim memleket.
(…)

Sen bizim orda halkınla beraber
komünizmi kuracaksın,
gözle görecek, elle tutacaksın onu.
(…)

Memet,
yavrum,
seni Türkiye Komünist Partisi’ne
emanet ediyorum.”

KAYNAK: Nâzım Hikmetin oğlu yaşamını yitirdi (cumhuriyet.com.tr, 15 Ekim 2018), Nazım Hikmet'in oğlu hayatını kaybetti (turkiyegaztesi.cm.tr, 15.10.2018), Nazım Hikmet'in Oğlu Mehmet ile Röportaj Yapan Gazetecinin Açıklamaları (youtube.com, erişim 19.10.2018).

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erol Günaydın,Oktay Ekinci, Orhan Birgit, Memet Hikmet Ran

Bugün 15 Ekim. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erol Günaydın, Oktay Ekinci ve Orhan Birgit'in ölüm yıldönümleri.

bottom of page