top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Öğretmendi, öğrendi… Hem kitap yazdı hem sergi açtı



Nebahat Akın, emekli bir öğretmen, şimdilerde “sınıf öğretmeni” denilen, ilkokul öğretmeniydi 1980’e kadar. 12 Eylül’de sürülünce emekliliğini istedi ve hayata daha bir sıkı sarılmayı hedefledi. İlköğretim müfettişi eşi Abdullah Akın’la birlikte sanatın yaşamı güzelleştirecek en önemli ve gerekli yol olduğu inancıyla yeni bir pencere açmışlardı ki kendilerine; eşi, doğanın kucağına yatıya gitti. Nebahat Öğretmen daha bir sıkı sarıldı o zaman okumaya, sanata…

Okudukça daha bir iyi kavrıyordu olan biteni. Siyaseten yaşanan karmaşanın nedenini daha bir iyi anlıyordu. Okudukları üzerine yazmaya başladı. Yazdıkça geliştiğini, geliştikçe güzelleştiğini, güzelleştikçe güçlendiğini gördü. Daha hızlı yazabilmek, yazdıklarını sevdiklerine (artık okurlarına) ulaştırabilmek için bilgisayar öğrendi. Sosyal medyaya girdi. Çevresini genişletti. Keyif aldı bundan. Bir gün, işten gelen torununa, bilgisayardaki (bazen yanlış tuşa basıyor ve kaybediyordu yazdıklarını, bulamamanın haklı sıkıntısıyla dönenip duruyordu ev içinde) bir şeyi sordu. “El alemin anneannesi, tespih çeker, dizi seyreder… Neboş bilgisayarda yazı yazmaya uğraşıyor” yanıtına gülmekten başka ne gelirdi ki elinden…


Pencere tabloları

Gözleri okumaktan yorulunca televizyon haberlerini (özellikle de yorumları) izliyor, kendince haklıyı haksızı, hukuksuzu, güzeli, doğruyu ayırt ediyordu. O süreçte ellerinin boş kalmaması için tığını aldı eline ve oya(landı) işlemeye başladı. İçindeki sanat aşkı var olan modellerden uzaklaştırdı kendisini, gençlik fotoğrafını işledi perdenin üzerine. Artık “pencere tabloları” adını verdiği, düşüncelerini de dile getirdiği bir yeni pencere açılmıştı önünde.

Hayat, sadece bir alanda, bir yerde durmuyor ki… Torunlarına yazdığı şiirler beğenilince çember genişledi doğallıkla. Şairlerin beğendiği şiirlerini ezberlemeye başladı. Evde, arkadaş toplantılarında, derneklerde, buluşmalarda (çevreci eylemlere de katılıyordu gücü yettiğince), eylemlerde şiirler okudu.



Gülümsersen yaşam da gülümser

2020’de, 90’ıncı yaşını bir kitapla taçlandırmak istedi…yse de, yazdıklarını toparlamak için zaman yoktu. 12 Eylül 1980’de gözaltındayken not tuttuğu defterini çıkarttı sakladığı yerden. Hem 90’ıncı yaşına hem de o günden bu yana mücadele edenlere farklı bir armağan olacaktı. “Firari Defter” adını verdiği bir tıpkıbasım kitabı vardı artık. O zaman biraz da çekindiğinden yazamadıklarını da eklediği kitap elden ele, dosttan dosta ulaştı okurun eline.

Covid 19 pandemisi yaşamı sekteye uğratınca etkinliklere taşıyamadı kitabını. Ama yılmadı, umudu üzmedi. İlk fırsatta evinin de bulunduğu sitede hem “pencere tabloları”nı sergiledi hem kitabını imzaladı hem de şiirler okudu. Talep gelince bu sergiyi bir etkinliğe dönüştürdü ve içerisine öyküler, türküler, anılar da kattı. İzleyicilerin de katılımıyla coşkulu, heyecanlı, güzel etkinlikler yapıldı.

Bu kez, Büyükçekmece Dans Akademisi açtı salonunu kendisine… Bugün saat 14:00’te hem “pencere tabloları”nı sergileyecek hem şiirler şarkılarla gerçek bir gösteri sergileyecek. Herkesi beklediğini söylüyor.

29 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page