top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu Ataşehir'de tartıştı: 'Eğitimde neler oluyor?'

Güncelleme tarihi: 5 gün önce




İSTANBUL/ATAŞEHİR- (BRTAJANS)- Geçen yıl "laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti'nin yaşaması, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması, Cumhuriyet ilkelerine ve kazanımlarına sahip çıkılması amacıyla 10 mücadeleci kadın tarafından kurulan" 100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu’nun önderliğinde bugün Ataşehir'de “Eğitimde Neler Oluyor? Laik, Bilimsel, Karma Eğitimden ÇEDES ve Müfredata” konusu tartışıldı.



100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu Başkanı Ferah Diba Yegin'in moderatörlüğünde saat 14.00-17.00 arasında İçerenköy İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen panele Eğitimci-Yazar Neşe Doster, Öğretim Üyesi, Klinik Psikolog, Eğitim Bilimci Dr. Özlem Özden Tunca, Veli -Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, Eğitim-Sen Kadıköy Şubesi Eğitim Sekreteri Erdal Fırıncıoğulları ve DP Genel İdare Kurulu Üyesi İlay Aksoy konuşması olarak katıldı.


Panel öncesinde evsahibi ve kolaylaştırıcı sıfatıyla bir konuşma yapan Ataşehir Sıvas Kültür Dayanışma ve Eğitim Derneği (ASİDAD) Başkanı Sevgi Uluğ, derneğin kuruluş amaç ve sürecini açıkladıktan sonra, ülkemizde eğitimin geldiği düzeyi değerlendirdi: "Anne baba olarak büyük gayretlerle yetiştirdiğiniz evlatlarımızın eline içi boş bir diploma tutuşturuyorlar, ne işe yarayacağı bilinmeyen, iş bulmaya yaramayan bu diplomalarla bizi oyalıyorlar, uyutuyorlar. O nedenle bu tür etkinlikleri çok değerli buluyorum ve panelistlerimize, onları dinlemek için salonu dolduran siz Ataşehirlilere teşekkür ediyorum."

"“Eğitimde Neler Oluyor? Laik, Bilimsel, Karma Eğitimden ÇEDES ve Müfredata” konusunu tartışacak panelistleri takdim konuşmasında 100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu Başkanı Ferah Diba Yegin, "22 yıllık iktidar döneminde 17 kez değişen Milli Eğitim sistemi ve 9 kez değişen Milli Eğitim Bakanı ile maalesef eğitim sınıfta kaldı. Son yapılan protokolleri, mefredatı , siyasetin bakış açısını, psikolojik boyutunu çok değerli uzmanların engin bilgileriyle size sunacağız" diyerek ilk sözü Eğitimci Yazar Neşe Doster'e verdi.

Neşe Doster salonu coşturan etkili konuşmasında "sizlerle dertleşmek istiyorum" dedi ve şöyle sürdürdü:



" Ben sizlerle Bir Eğitimci kimliğimle bir eğitim yolculuğuna çıkmak istiyorum. Bu kısa yolculukta sözcüklerimiz nereden nereye değecek, zaman zaman duygulanacak zaman zaman içinizden de olsa 'Vay be' diyecek ama hep düşüneceksiniz. Ama önce ben bu güzel topluluğu bulmuşken Yurttaş kadın, eğitimci anne, yazar kimliğimle teşekkürlerimi sıralamak zorundayım: Ben teşekkür ediyorum hayata, bize Gazi gibi bir lider gönderdiği için. Ben hayata teşekkür ederim, ülke tam işgal altındayken, Barut kokuları içinde Kurtuluş mücadelesi

verirken kadını, gençliği, eğitimi, çağdaşlığı, laikliği Cumhuriyet projelerinin önüne ve temeline koyan büyük Atatürk'e teşekkür ederiz. Beni Kars'ın karlı dağlarından alıp bir baltaya sap eden, kişisel çabamdan çok gözümü 5 numara yapma gayretinden çok onun bana verdiği kadın hakları ve cumhuriyetin bana verdiği ufuktur; o bakımdan da özeldir. Büyük öndere teşekkür etmemek ne kelime, unutturma gayretleri ne kelime... Evet başladığımız o müthiş koşunun eğitim sayfalarını açmaya çalışacağım: bütün ağırlığının ve geçerliliğinin kaç ton olduğunu hesaplarken son 22 yılda demin Başkan da söyledi 9 bakan 17 kez sistem değiştiren ve son derece marifetli Maarif bakanlarının görev aldığı veya görevlendirildiği bakanlıkta yıllar önce bir Bakan ne demişti: 'Hiçbir sey olamıyorsanız Öğretmen olun.' Burada gençlik mi aşağılanıyor, öğretmen mi sormak isterim."

Doster'in "Eğitimde Neler Oluyor?" sergilemesinin ardından söz verilen bütün panelistler özetle, birkaç yıl önce "pilot bölge seçilerek" Ataşehir'de ilk denemeleri yapılan ÇEDES Projesinin Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın işbirliğiyle yasalara aykırı biçimde eğitim sistemine eklemlendiğini, Anayasaya, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu vurguladılar. Panelistler, laik ve bilimsel eğitim, her çocuğun hakkıdır, ÇEDES kapsamında yapılacak her türlü etkinlikte velilerin yazılı onayının alınması yasal zorunluluktur, bu projede bu zorunluluk yerine getirilmemiştir, öğretmenlik eğitimi olmayan din görevlilerinin okullarda görevlendirilmeleri yasalara aykırıdır, eğitimin dinselleşmesi kitlesel bir çocuk istismarıdır, bütün bu nedenlerle ÇEDES Projesi iptal edilmelidir görüşlerini savundular.

Veli Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz "mesleki eğitimin" durumu hakkında şöyle dedi:



"Aslında eğitimin tümü bütün bileşenleriyle konunun tüm birleşenleri ile oturup konuşulabilse sorun çözülür. Bizde karar mekanizmaları da çok eksik ve hatalı oluşturuluyor, dolayısıyla çok kolay bir şey aslında. Bu dünyanın başka ülkelerinde de meslek edinme şekli ile ilgili çok büyük çalışmalar var, örnekler var. Bizde şu anda sermayenin ucuz iş güçünün teminine dönüşmüş. Sermaye talep ediyor da bunun kuralları var mı? Suçsuzca o çocukları alıyorlar 13 yaşında, 50-60 yaşında insanlarla da muhatap oluyor. Düşün haftanın 4 günü kendi akranlarının olmadığı bir ortamda 4 gün boyunca o işletmeye gidiyor, florası değişiyor. Çocuk okula geldi mi o dinlemiyor bile, gelmiyor. Şu anda Okullardaki mesele öğrenciler devamsızlıktan kalmış durumda hepsi ama göz yumuluyor. 1 milyon 600.000 öğrenci var şu anda Dolayısıyla hani devlet eliyle ve çocuk işçiliğine teşvik ettiğimiz bu mesela projesinin kesinlikle okullardan kaldırılması gerekiyor. Tabii ki çocuklarımız meslek edinecek. meslek sahibi olacak ama bunun yaşı şekli süresi ve yöntemleri taraflarıyla konuşup ona göre karar almalıdır."

Öğretim Üyesi, Klinik Psikolog, Eğitim Bilimci Dr. Özlem Özden Tunca, panelde yaptığı etkili konuşmanın ardından sorulara yanıt verirken şu önemli inceliklere de dikkat çekti:

"Ben çocuk ve ergenle daha yoğun çalışıyorum, gençlerle ve çocuklarla çalışıyorum. Tabii Aile Çocuğu getirdiğinde birlikte geliyorlar aynı anda, giriyor. Ben de işte hoş geldin merhaba Bir şey diyorum. Çocuk utanıyor. Söze babası giriyor: sonra açılır. Bunu çocuk duyuyor, bundan sonra ilk girdiği ortamlarda önce utangaç sonra açılıyor... ya da diyor ki Bizimki biraz duygusaldır, biraz hiperaktiftir. Bizimki bilmem ne burcudur O yüzden de böyledir. Bir sürü bir sürü bir şey, engel olamadım; ama çocuğun aileyle giriverdi o 1-2 dakikalık zaman içinde oluyor veya olmuyor. şimdi nasıl psikolojik bir sosyal yöntemlerden yararlanabiliriz bunu yaygınlaştırmak bu konuyu daha cihanda tutmak için şunu yapmamalıyız Sen ne kadar muhafazakar bir insansın Niye tepki göstermiyorsun Niye anlamıyorsun niye bu kadar özgüvensizsin niye bu kadar zayıfsın Niye kendini bu kadar kullandırıyorsun olay böyle mi böyle yapıyor mu yapıyor söylediğimiz bu sıfatlar doğru mu doğru ama biz bu sıfatları yıkıcı bir şekilde kullandığımızda o kişi gerçekten o sıfata uygun davranmaya devam ediyor.




Hiçbir anne baba gerçekten neredeyse hiçbir anne baba eğitimi yaşantısı büyük istemiyor Ne yapıyoruz biz ne yapmamız lazım Çok güzel bir babasın ne güzel düşünmüşsün Sen nasıl bir annesin ne akıllı bir kadınsın böyle nasıl Bak bunları sen çok iyi fark edebilecek yapıda birisisin diyeyim gerçekten onun olumlu yönlerini yakalayın onu bu işin içine öyle çekmeliyiz Sen istemezsin çocuğuna zarar görsün seni Sevemezsin çocuğun başkaları karşısında boyun eğsin dediğimizde gider kimliğine uygun davranmaya başlar Hepimizin bir hayat görüşü siyasi görüşü var çünkü yaparken sizin Parti böyle yapıyor sizin Fraksiyon böyle davranıyor Sizin görüşünüz zaten Böyle diyerek Biz kitleleri yanımıza çekemeyiz bu farklı bir konular bu başka bir şey burada Az evvel söylediğim gibi değişmeyen bazı bilgiler gerçekten doğrular var o doğruları da bir ağızdan tek bir dilden konuşarak eğitim tam olarak böyle bir şey değil tam olarak böyle değil o yüzden yapıcı değil Herkese kapsayıcı Sarıcı sarmalayıcı bir dil suçlamadan direkt suçlamadan kullanacağımız dil çok önemli iletişim de kendi derslerimde de anlatıyorum Sen çok kötü birisisin seni nasıl bir insansın dediğimizde karşı taraf savunmaya geçer ama beni üzdü beni Yaraladın Beni incittin dediğinizde özür dilerim karşı tarafa suçlamadan direkt hakaret etmeden nokta atışı yapmadan kullanacağımız ılımlı dil iletişimi sağlar, çocukta da büyükte de."

          100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu’nun bugün Ataşehir’de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Eğitimde Neler Oluyor?” panelinde,   Eğitim Sen Kadıköy Şube Sekreteri Erdal Fırıncıoğulları “ne yapılmalı” sorusuna verdiği yanıtta şöyle dedi.

      “Her yerde, her muhalif kanalda anlatmaya çalışıyoruz, yetmez.  Bütün demokratik kitle örgütlerine bir çağrımız var,  yetmez,  Bütün insanlara bir çağrımız var:  bu ülkenin kaderi bir yandan yazılırken, dikkat etmeye başla darbeler yapıldı. 4 + 4 kesintisiz eğitim yıpratılmaya başlandı, İmam Hatiplere bütün okullara üniversite kapıları açılmaya başlandı. Herkes İmam Hatip mezunu olup bürokrasiye doldurulurken mücadele ediyoruz, sonuna kadar sürdüreceğiz, demokratik insan haklarına kavuşuncaya, bağımsız bir Cumhuriyet olana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.



      Şunu söylemek istiyorum:  Eğitim Sen  kurulamaz dendiği zaman, buna rağmen kurulmuştur; daha sonra bu meşruiyet kazandığı zaman diğer sendikaları var şimdi. Bir iş, bir ihtiyaç varsa yapılır. Burada bir müfredata karşı ülkenin geleceği için mücadelesi veriyoruz, bakın  yan yana getirmek zor  ama, işte geliyoruz. Bir soru var,  bir arkadaş cehenneme gelmeyi düşünüyor musunuz diyor bu mücadeleyi yaparken. Demokratik bir mücadelenin içindeyiz. Bunun dışında kim olursa olsun Biz ona karşı mücadele etmeye de varız.  Kim olduğunu düşünmeyiz. Çünkü o artık bizim için değerlerle ilgili bir yapıdır;  bir parti olur bu yeterli olur,  bir yapı olur bizim fark etmez;  çünkü olmazsa olmazımız sosyal hayatınız, sosyal iş hayatında eğitim hayatına dokunan, şekillendiren herhangi bir yapıya izin veremez ama tam tersine bu alanda tepki Gösterecek her Yapı ya da sonuna kadar işbirliğiyle elimizden gelen her türlü mücadeleyi sergilemekten geri durmayız."

Panele siyasi kimliğiyle katılan ve ilgiyle dinlenen DP Genel İdare Kurulu Üyesi İlay Aksoy, panelin sonunda güncel siyasete değinerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özel'in görüşmesine ilişkin bir değerlendirme yaptı:

" Sayın Özgür Özel'in de yaptığını da doğru buldum neden doğru buldum Çünkü bir balon patlattı şöyle işte cumhurbaşkanı dokunulmaz görüşülmez işte Farklı bir yerdedir falan diye bir muhatap bir köprü oluşturdu bu Ben açıkçası siyaset olarak yani siyasi olarak çok doğru buldum bunu ancak eleştirdiğim nokta şu görüşme çok kapalı geçti Ne görüştük yani bilmiyoruz 84 milyon 85 milyonu ilgilendiren en önemli konular 3 kişi arasında kaldı şimdi Bir iade ziyaret var onu da bilmiyoruz neden olduğunu ve esasında Sayın Özgür Özel oraya giderken çok ciddi dolu dosyalarla gidebilirdi ve bunu kamuoyuyla açıklayabilirdi. Ama bunu yapmadı ilk başta, hiçbir şey yapmazsa bu eğitim projesinin iptali için ya da durdurması için ya da daha fazla sağlıklı irdelenmesi ve incelenmesi için zaman isteyebilirdi, o da yapılmadı .




Dolayısıyla burada açıkçası görüşmede sıkıntı yok görüşme sonrası çok büyük bir sıkıntı olarak görüyorum ilerleyen süreçte de yani kendi partime de çok eksikleri var bunu hani sadece Cumhuriyet Halk Partisi eleştirmek anlamında söylemiyorum topyekün şu an muhalefet Sınıfta Kaldı. şu an Türkiye'nin sorunlarını hitap etmiyor maalesef onu çok özeleştiri olarak da yapmamız lazım samimi Öz eleştiri olarak yapmamız lazım şimdi bakın doktora gittiğinde hastaya Doktor dürüst davranması lazım iyileşsin diye eğer biz işte Ay ben onun yakınıyım ben bunu yapabilirim Ben şu işe giderim falan dersek Biz iyileşemeyiz Türkiye'yi kaybetmeye de devam edelim Dolayısıyla önce özeleştiri yapacağız şu an cumhurbaşkanı Dolayısıyla 11 Haziran'da Mesela sen Özgür Özel bu konuyu gündeme getirebilir Sayın cumhurbaşkanıyla 1 numaralı Gündem konusu haline getirebilir dikkat çekebilir esasında biz şunu fark etmemiz lazım bakın seçmen 31 Mart'ta sadece Cumhuriyet farklı Halk Partisi seçmedi seçmen değişimi seçti ve bütün seçmen olağanüstü güç verdi. Halk Partisi bu gücü çok iyi kullanmamız lazım harcamamamız lazım Bak sakın Ben de ufak partisinde birisi olarak bunu söylüyorum hepimiz çok iyi kullanmamız lazım kaybedersek bunun geri dönüşü yok."

Ataşehir'de İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen , başkanlığını Sevgi Uluğ'un yaptığı ASİDAD'ın kolaylaştırıcılığında, Başkanlığını Ferah Diba Yegin'in yaptığı 100. Yıl Kadın Dayanışma Platformu'nun düzenlediği "Eğitimde Neler Oluyor" paneli kalabalık seyirci kitlesinin önünde panelistlere teşekkür belgelerinin verilmesiyle sona erdi.



Haber ve görseller: BRT Yayın Grubu Genel Yönetmeni Alâettin Bahçekapılı

272 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page