• HaberciGazete

Abdülbaki Gölpınarlı, Nisa Serezli, Suphi Kaner, Üzeyir Garih, Mesut Mertcan



Bugün 25 Ağustos. Suphi Kaner, Abdülbaki Gölpınarlı, Nisa Serezli, Üzeyir Garih ve Mesut Mertcan'ın ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Suphi Kaner kimdir?



Suphi Kaner, 19 Ocak 1933 tarihinde İstanbul’da Cerrahpaşa’da, alt katı marangozhane olan ahşap bir kira evinde ailesinin tek çocuğu olarak doğmuştur. Babası Telgraf hat bakıcısı Ömer Efendi ve annesi ev hanımı Nazime hanımdır. Babası 1956 yılında öldü. Geçimlerini sağlamak için annesi çamaşırcılık yapmaya başladı. Suphi Kaner, bir yandan okuluna devam ederken, bir yandan da evin geçimine katkıda bulunmak için ilk olarak karamela satıcılığı, sonra okul tatillerinde ayakkabı tamirciliği ve ayakkabı boyacılığı, elektrikçilik ve marangozluk gibi işlerde çalıştı. Şehzadebaşı’nda yer alan Ferah ve Turan sinemalarında fıstık ve gazoz sattı.

Suphi Kaner, sinema salonlarındaki bu işlerinden dolayı sinemacıl1946 yılında Eyüp Halkevi’nde ilk tiyatro sahnesine çıktı. “Süt Kardeşler” ve “Mozambik” adlı kısa oyunlarda oynadı. Kendine güveni gelen Suphi Kaner, yeşilçam’a giderek öncelikle kamera arkasında ücret almadan çalışmaya başladı. Film yazıhanelerinde senaryoları inceledi film ekipman ve cihazlarını öğrendi. Kısa bir süre sonra Fikret Hakanve Öztürk Serengil ile tanışarak sinema dünyasında çevre edinmeye başladı

Suphi Kaner, Fikret Hakan‘la birlikte “Sahne 8” adlı bir tiyatro grubu kurdu, tiyatro turnelerine çıktılar. Suphi Kaner başrollerde oynamaya başladı. «Benzincinin Aşkı»nda başrolü oynayınca yıldızı parladı. «Üsküdar İskelesi», «Gol Kralı», «Çocuk Hırsızı»nda da başrn bir komedyen olmuştur.

Suphi Kaner, üç yıl sözlü, üç yıl nişanlı durduğu Ender hanım ile 1959 yılında evlendi. 9 Eylül 1961 tarihinde Aşkın (kız), Taşkın (erkek) ikiz çocukları dünyaya geldi.

Alkolle sorunu olduğu için setlerde de ‘sorunlar’ yaşamaya, film şirketleriyle arasında anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Anlaşması olduğu halde filmi yarım bırakır ve çekimlere gitmez. Bunun üzerine Nevzat Pesen, işi aksattığı ve şirketi zarara uğrattığı için Suphi Kaner’i, Prodüktörler Cemiyeti’ne şikâyet eder. Prodüktörler Cemiyeti de 1963’ün Haziran ayında bir bildiri yayınlayarak tüm film şirketlerine gönderir ve Suphi Kaner‘e “iş verilmemesini rica eder. Bu boykottan sonra sinemamızın önemli ve yetenekli aktörü Suphi Kaner en verimli günlerinde, işsiz kalmıştır. Kırgın ve küskündür. Aslında Suphi Kaner kendisine önerilen role içerlemiştir. Hep güldüren ve hüzünlendiren sempatik aktör, “kötü” adam rolünde seyircilerinin karşısına çıkmak istemez.

Suphi Kaner, 25 Ağustos 1963 tarihinde İstanbul‘da 30 yaşında iken bir bunalıma girip hap içerek intihar etmiştir.

Ses dergisinde 31 Ağustos 1963 tarihinde Suphi Kaner’in intiharı hakkında şöyle yazıyordu: Suphi Kaner, ölümünden bir hafta önce Ses dergisinin bürosuna gelmiş ve prodüktörlerden dert yanmıştı… İşte o gün: İri gözleri gözlerime baktığı zaman içim burkuldu, içki içmemişti. Ayağında mavi pantolon, üzerinde ucuz bir gömlek, dergimizin idarehanesine gelmişti: «Ben Şile’de kendi kendime konuşuyormuşum, deliymişim. Tabii, kendi kendime konuşurum. Diyojen gibi, dünyada konuşacak adam bulamadım da, ondan!» diyordu. «Yeşilçam’a geldiğim gün 15 liram vardı, işte şimdi 10 liram var. Ama, ben o film prodüktörleri için hayatımı, canımı, kanımı verdim. Onlar benim iş hürriyetimi tahdit etmek cesaretini nereden buluyor? Bari, fırınlara da o ‘tamim’i yollasınlar da bana ekmek vermesinler! Bu, insan haklarına aykırıdır, insan haklarını çiğnemektir. Fakat onlara göre ben ‘insan’ değilim ki. 20 lira haftalıkla sinema kapılarında bilet toplardım, beni ‘Her gün en az otuz müşteriyi biletsiz içeri sokacaksın. Yoksa haftalık alamazsın’ diye tehdit ederlerdi. Prodüktörler Cemiyeti beni halktan ayırmak istiyor. Otuz milyon seyircinin tebessümlerini çalmaya kimsenin hakkı yok! Beni, öldürmek istiyorlar, ama ben bile kendimi öldüremiyorum. İki defa intihara teşebbüs ettim, ölmedim. Komedyen Naşit’i öldürenlerin oğulları, beni de öldürmek istiyor…» Sözünün burasında gözlerinden yaşlar boşandı, ağlıyordu. Bizim de gözlerimiz yaşlandı. Teselli ettik. Telefon çaldı. İki gündelik gazete daha onunla konuşmak istiyordu.

Kahvecimize limonata ısmarladık, «Buzlu olsun, ama çok soğuk olsun, içim yanıyor» dedi. İki bardak limonata içti. Bafra sigarası yaktı, ikram etti bize de, «İfademi, savunmamı almadan beni mahkum ediyorlar, itibarımı kaybettim, tazminat isteyeceğim. Türkiye’deki bütün kameraları sırtımda taşıdım, 18 yılda bu hale geldim. Bir hamalı aktör diye karşılarında görmek ağır geliyor. Aktörün cemiyeti, sendikası yok. İki çocuğuma dua etsinler, şimdi daha temkinli, daha efendice mücadele edeceğim. Bu hareketim bütün prodüktörler için değildir. Boykot kararını kabul etmeyen prodüktörlere sadece teşekkür ederim. İçkiyi aleyhimde silah olarak kullanıyorlar. Bu olayların içki ile ilgisi yok. Beni ‘röntgenci’ rolüyle seyircilerimin karşısına çıkarmak istediler. Onu farkedince terkettim. Beni seven seyircilerimin hanımlarına, ben kötü gözle asla bakamam. Rol bile olsa bakamam.»

Veda etti, çıktı, iki gün sonra ölüm haberini aldık. Bu arada, Prodüktörler Cemiyeti Başkanı, «Çağırdık, affedecektik. Pazartesi gelsin, konuşalım; zaten geçici boykottu diyecektik» diyordu. Halbuki, pazartesi sabahı gazeteler Suphi’nin intihar ettiğini yazıyordu…

Filmleri ve Dizileri : Yönetmen : 1964 – Mapushane Çeşmesi (Sinema Filmi) 1961 – Yedi Günlük Aşk (Sinema Filmi) 1961 – Duvaksız Gelin (Sinema Filmi) 1960 – Üsküdar İskelesi (Sinema Filmi) 1959 – Allah Büyüktür (Sinema Filmi)

Senaryo : 1961 – Yedi Günlük Aşk (Sinema Filmi) 1961 – Duvaksız Gelin (Sinema Filmi) 1960 – Üsküdar İskelesi (Sinema Filmi) 1960 – Fedakar Arkadaş (Sinema Filmi) 1959 – Allah Büyüktür (Sinema Filmi)

Yapımcı : 1961 – Yedi Günlük Aşk (Sinema Filmi)

Oyuncu : 1964 – Tığ Gibi Delikanlı (Pencere Cemil) (Sinema Filmi) 1964 – Mapushane Çeşmesi (Sinema Filmi) 1964 – Bücür (Sinema Filmi) 1964 – Ayvaz Kasap (Sinema Filmi) 1963 – Üç Çapkın Gelin (Sinema Filmi) 1963 – Çapkın Hırsız (Sinema Filmi) 1963 – Zoraki Milyoner (Konuk Oyuncu) (Sinema Filmi) 1963 – Süleymaniyeli Ali (Sinema Filmi) 1963 – Sabah Olmasın (Sinema Filmi) 1963 – Perişan (Sinema Filmi) 1963 – Leyla İle Mecnun Gibi (Suphi) (Sinema Filmi) 1963 – Erkek Fatma Evleniyor (Cengiz) (Sinema Filmi) 1963 – Bulunmaz Uşak (Zafer Kelebekzade) (Sinema Filmi) 1963 – Bir Milyonluk Macera (Sinema Filmi) 1963 – Bahriyeli Ahmet (HAMZA) (Sinema Filmi) 1963 – Azrailin Habercisi (İzzet) (Sinema Filmi) 1963 – Aman Kimse Duymasın (Sinema Filmi) 1963 – Ali Derler Adıma (Sinema Filmi) 1962 – Şoförün Karısı (Sinema Filmi) 1962 – Şeyh Ahmed’in Torunu (Sinema Filmi) 1962 – Şarkıcı Kız (Sinema Filmi) 1962 – Şaka Yapma (Sinema Filmi) 1962 – Çöpçatan (Sinema Filmi) 1962 – Zorlu Damat (Mıstık) (Sinema Filmi) 1962 – Sevimli Serseri (Sinema Filmi) 1962 – Neşemizi Bulalım (Sinema Filmi) 1962 – Meteliksiz Aşıklar (Sinema Filmi) 1962 – Kırmızı Karanfiller (Suphi) (Sinema Filmi) 1962 – Küçük Hanımın Şoförü (Mehmet) (Sinema Filmi) 1962 – Gümüş Gerdanlık (Ali) (Sinema Filmi) 1962 – Gönül Ferman Dinlemez (Sinema Filmi) 1962 – Gol Kralı Cafer (Cafer/Melih) (Sinema Filmi) 1962 – Ekmek Parası (Cafer) (Sinema Filmi) 1962 – Dilberler Yuvası (Sinema Filmi) 1962 – Cafer Çocuk Hırsızı (Cafer) (Sinema Filmi) 1962 – Bir Çiçek Üç Böcek (Uşak Suphi) (Sinema Filmi) 1962 – Bir Milyonluk Macera (Sinema Filmi)

1962 – Bir Haydut Sevdim (Sinema Filmi)

1962 – Bir Gecelik Gelin (Sinema Filmi)

1962 – Bir Aşk Günahı (Sinema Filmi)

1962 – Aşk Merdiveni (Sinema Filmi)

1962 – Aşk Bekliyor (Sinema Filmi)

1962 – Ayşecik Ateş Parçası (Sinema Filmi)

1962 – Atı Alan Üsküdar’ı Geçti (Sinema Filmi)

1962 – Aramıza Kan Girdi (Suphi) (Sinema Filmi)

1962 – Acı Ve Tatlı (Sinema Filmi)

1961 – İstanbul’da Aşk Başkadır (Sinema Filmi) 1961 – İki Yetime (Murat) (Sinema Filmi)

1961 – Ümitsiz Kapı (Sinema Filmi)

1961 – Ümitsiz Bekleyiş (Bahçıvan) (Sinema Filmi)

1961 – Yedi Günlük Aşk (Sinema Filmi)

1961 – Yavru Kuş (Sinema Filmi)

1961 – Yasak Aşk (Bekçi Tahir) (Sinema Filmi)

1961 – Vatan Fedaileri (Sinema Filmi)

1961 – Tatlı Günah (İşportacı Cafer) (Sinema Filmi)

1961 – Otobüs Yolcuları (Veli) (Sinema Filmi)

1961 – Mahalle Arkadaşları (Suphi) (Sinema Filmi)

1961 – Kara Dut (Sinema Filmi)

1961 – Kahraman Üçler (Sinema Filmi)

1961 – Kabadayılar Kralı (Sinema Filmi)

1961 – Hancı (Sinema Filmi)

1961 – Güneş Doğmasın (Cemil) (Sinema Filmi)

1961 – Duvaksız Gelin (Sinema Filmi)

1961 – Doğmadan Ölenler (Sinema Filmi)

1961 – Cambaz Kızın Aşkı (Ali) (Sinema Filmi)

1961 – Bitmeyen Mücadele (Garip) (Sinema Filmi)

1961 – Bir Yaz Yağmuru (Fahri) (Sinema Filmi)

1961 – Aşk Ve Yumruk (Suphi) (Sinema Filmi)

1961 – Ayrı Dünya (Sinema Filmi)

1961 – Avare Mustafa (Çingene Murat ) (Sinema Filmi)

1961 – Altın Hırsı (Sinema Filmi)

1961 – Afacan (Sinema Filmi)

1961 – Acar Kardeşler (Sinema Filmi)

1961 – Acar Kardeşler (Sinema Filmi)

1960 – İlk Aşk (Sinema Filmi) 1960 – Üsküdar İskelesi (Tarık Atlamaz) (Sinema Filmi)

1960 – Ölümlü Dünya (Sinema Filmi)

1960 – Ölüm Perdesi (Sinema Filmi)

1960 – Yanık Ömer (Sinema Filmi)

1960 – Sığıntı (Sinema Filmi)

1960 – Namus Uğruna (Rauf) (Sinema Filmi)

1960 – Mahallenin Sevgilisi (Abduş) (Sinema Filmi)

1960 – Güzeller Resmi Geçidi (Rauf Alazan Seslendirmesi) (Sinema Filmi)

1960 – Gecelerin Ötesi (Sezai) (Sinema Filmi)

1960 – Gece Kuşu (Apti) (Sinema Filmi)

1960 – Fedakar Onbaşı (Sinema Filmi)

1960 – Fedakar Arkadaş (Sinema Filmi)

1960 – Dolandırıcılar Şahı (Sinema Filmi)

1960 – Cici Katibem (Cemil) (Sinema Filmi)

1960 – Ben Masumum (Sinema Filmi)

1960 – Aslan Yavrusu (Mıstık) (Sinema Filmi)

1959 – Sevdalı Gelin (Sinema Filmi) 1959 – Benzincinin Aşkı (Benzinci) (Sinema Filmi)

1959 – Aşk Rüyası (Sinema Filmi)

1959 – Allah Büyüktür (Sinema Filmi)

1958 – Sevmek Günah Mı (Sinema Filmi) 1958 – Meyhanecinin Kızı / Mapushane … (Suphi) (Sinema Filmi)

1958 – Mahkumun Ahı (Sinema Filmi)

1958 – Esrarlı Kadın / Günah Bende (Sinema Filmi)

1958 – Asi Evlat (Sinema Filmi)

1957 – Namus Kurbanı (Çamur) (Sinema Filmi) 1957 – Korsan (Demirci) (Sinema Filmi)

1957 – Kara Yazı (Sinema Filmi)

1952 – Kahpenin Kızı (Sinema Filmi)

Eser : 1960 – Üsküdar İskelesi (Sinema Filmi)

Yönetmen Ekibi : 1957 – Kahpe Kurşun (Reji Ekibi) (Sinema Filmi)


Abdülbaki Gölpınarlı kimdir?



Abdülbaki Gölpınarlı 12 Ocak 1900 tarihinde İstanbul'da doğdu. Gelenbevi Lisesi'nde okuduğu dönemde babasını kaybetti. Ailesinin geçimini sağlamak için eğitimini yarıda bırakarak çalışmaya başladı. Daha sonra Çorum'un Alaca ilçesindeki Menba-i İrfan İptidai Mektebinde hocalık yaptı. 1922 yılında İstanbul'a dönerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Edebiyat öğretmeni olarak Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu İstanbul gibi birçok şehrin lisesinde görev yaptı. Bunun yanında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Farsça okutmanı olarak çalıştı. Öte yandan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İslam-Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı dersleri verdi. 1945 yılında Türk Ceza Kanunu’na aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklanarak 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1949'da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Abdulbaki Gölpınarlı 25 Ağustos 1982 tarihinde rahatsızlanarak hayatını kaybetti.

ESERLERİ

- Melamilik ve Melamiler

- Tıp İlmi ve Meşhur Hekimlerin Maharetleri

- Yunus Emre Divanı

- Fuzuli Divanı

- Nedim Divanı

- Mevlâna Celaleddin

- Mevlânadan Sonra Mevlevilik

- Hayyam ve Rubaileri

- Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlad-ı Fatihan

- Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli

- Alevi Bektaşi Nefesleri

- Hafız Divanı

- 100 Soruda Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatlar

- 100 Soruda Tasavvuf

- Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin

- Hurufilik Metinleri Kataloğu

- Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik

- Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri

- Kur'an-ı Kerîm ve Meali

Nisa Serezli kimdir?



Tiyatroya kaptırdığı gönlüyle "Tatlı Kaçık" olarak tanınan, oyuncu, çevirmen, seslendirme sanatçısı Nisa Serezli’nin hayat hikayesidir.

Nisa, doğduğu evden dünyaya açılırken hem yalnızdı, hem değil. Küçük oğluyla bir başlarına keşfettiler hayatın döngüsünü. Sonunda bir pişmanlığı olmadan, içi kıpır kıpır yaşadığı, sevdiği, affettiği bir hayatı olmuştu; ne büyük şanstı…

Anne ve babasından aldığı sevgiydi belki işine bunca aşkla sarılışının sebebi. Geçtiği yollar ne olursa olsun nereye varmak istediğinden emin olmanın bilgiçliği vardı kararlarında. Öyle ki, bir gün adı hep güzel anılacak, ondan hep iyi bahsedilecekti…

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Nisa, 12 Nisan 1928’de, İstanbul’da doğduğunda Hayrunnisa Hanım ve Emin Sait Bey, ona Nurinnisa Ersan adını verdi. Anne ve babasının tek çocuğu olarak büyüdü. Daha çocuk yaşlarında oyunculuğa düşkünlüğü gözle görülür bir gerçekti. Yıllar sonra adıyla ödüller verilecek bir oyuncu olacağı tahmin edilmezdi belki, ama zaman her şeyi sırasıyla getirecekti.

İstanbul’da doğmuş olmak zamanla birçok şeye ulaşımı kolaylaştıracaktı. Erenköyl Kız Lisesi’nden mezun oldu. Liseden sonra İsviçre’ye üniversite eğitimi almaya gidecek kadar da şanslıydı, ailesi onun bu eğitimi almasını istemişti. Lozan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ndeydi. Türkiye’ye tekrar döndü ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Fransız Filolojisi ve Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne devam etti. Eğitim alma konusunda sınırlar koyamamıştı kendine. O yıllarda açılan Gazetecilik Enstitüsü’ne girdi. Yolunu tiyatro ve cümleler çizecekti.



Tiyatro sevgisi ve oyunculuğa ilk adım

Oyunculuk sevgisi yüreğine çocuk yaşlarda düşmüştü. Üniversite zamanlarına geldiğinde tiyatro ile amatör olarak ilgilenmeye başladı. Bir yandan da Yeni Sabah Gazetesinin Beyoğlu muhabiri olarak çalışıyordu.

Oyunculuk ve yazma işini sevgi ile yapıyordu. Hayat ve Akbaba mecmualarında yazdı. Amatör olarak Gençlik Tiyatrosu’nda çalıştı. 1954’te ilk kez “On Küçük Yaramaz” oyunuyla sahnedeydi. Profesyonelliğe ilk adımını ise Küçük Sahne’de “Fare Kapanı” oyunu ile attı.

Artık yolu açılmıştı, belki sadece hayalini kurabileceği isimlerin sahnesindeydi. Münir Özkul Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu’nda çalıştı.



Nisa kendi tiyatrosunu kurdu

Oyunculuğa başlayıp güzel tiyatrolarda ilerleme şansını yakalamıştı Nisa. Dormen Tiyatrosu’ndan ayrıldıktan sonra ilk kez kendi tiyatrosunu kurma şansını da yakaladı.

Nisa Serezli, Ayfer Feray ile bir tiyatro kurdu. Ancak gençlik zamanlarında bu ortaklık yürümedi. Sonrasında Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu ile yollarına devam ettiler.


Nisa Serezli evlendi

Nisa, Bülent Veziroğlu ile üniversite için İsviçre’ye gittiği dönemlerde flört ediyordu ve bu süreçte nişanlandılar. 1946’da evlendiler ve 7 ay sonra Levent adını verdikleri bir oğulları oldu. İşte bu yüzden Nisa eğitim hayatına ara verdi.

Ancak bu hızlı gelişmeler aralarında sorunları da doğurmuştu. Nisa, eşi Bülent’e, Bülent’in sonra evleneceği Emine Hanım’dan gelen mektupları da görünce, boşandılar. Levent 1 yaşındaydı ve Nisa İstanbul’a döndü.



Yalnız hayat ve ikinci evlilik

Nisa, 1945’te kaybetmişti babası Emin Sait Bey’i. Boşanıp İstanbul’a döndükten sonra babasından kalan mirasla Taksim Kazancı Yokuşu’nda bir ev aldı; üst katı kiraya verdi ve alt katta oğluyla yaşamaya başladı. Bir yandan da Gazetecilik eğitimine devam ediyordu. Oğlunu da yalnız bırakmamak için kalacak yer arayan bir teyzeye, Semine Hanım, evinin bir odasını verdi. Ondan para yerine o yokken oğluyla ilgilenmesini istiyordu. Levent’i Semine Teyzesi ile birlikte büyüttü Nisa.

Boşanmış ve çocuklu bir kadın olarak hayat pek de renkli değildi. Ama o hayatı dolu dolu yaşamayı ve tüm renkleri görerek tadını çıkarmayı tercih etmişti.

Tiyatro yapmaya da üniversite eğitimi sıralarında başlamıştı. Artık oyunculuğunu kanıtlamaya başladığı sırada Metin Serezli le tanıştılar ve evlendiler. Uzun süreli bir evlilik değildi. 1957’de ayrıldılar. Geçimsizlikleri vardı. Nisa’nın değil, ama Metin’in ilk evliliğiydi. Aradığı hayatı Metin’de de bulamamıştı Nisa. Yoluna devam etti. Elbet bir gün bulacaktı.

Yoluna devam ederken Metin ile aralarında asla küslük olmadı. Metin de yoluna Nevra Serezli ile devam etti, evlendiler. Hatta şöyle bir anıları vardı: Nisa ve Nevra Hanım bir Anadolu turnesinde birliktelerdi. O sıralar Nisa ve Metin boşanmış, Metin ile Nevra arasında evlilik yolu kurulmuştu. İçinde bulundukları araba kaza yaptı. Şanslılardı ki, kimseye bir şey olmamıştı, ama Nevra bayılmıştı. Nisa da onu ayıltmak için bir tokat attı o panikle ve bir anda etrafında gülüşler yükseldi. Bugüne gelişleri ve şu an içinde bulundukları durum bir hayli garipti çünkü. Sonra bu olay ne zaman konuşulsa “Acaba o tokattaki gerçek amaç neydi” diye bir gülüşmeden geçilmedi.



Nisa Serezli’nin çalışmaları ve ödülleri

Nisa, rol aldığı oyunlarda başarılı performanslar sergiledi. 1964’te "Şahane Züğürtler", 1966’da "Tatlı Kaçık" oyunlarındaki başarısı, özellikle "Yılın En Başarılı Kadın İskender Tiyatro Armağanı"na layık görüldü. Özellikle "Tatlı Kaçık" rolünden sonra artık böyle anılacaktı.

Bunun yanında sayısını bilmediği kadar oyunun da çevirisini yaptı ve hatta bunlardan birçoğunda da oynadı.

Sinemada bulunuşu da yine filmlerdeki çevirileri ve seslendirmeleri ile oldu. Özellikle 1970’lerde yaptığı “Pasaklı Sally” ile seslendirmesi ile bu alanda ne kadar başarılı olduğunu gösterdi.

En onur verici olanı ise, yıllar süren emeklerinin ödülü olarak adı, “Nisa Serezli Aşkıner Ödülü” olarak "Afife Tiyatro Ödülleri" kapsamındaki bir ödüle verildi. Bu ödül, yaşamı boyunca tiyatro dalında başarılı çizgisini sürdürmüş tiyatro sanatçılarına bugün hala verilmektedir.


Nisa Serezli - Tolga Aşkıner aşkı

Nisa ve Tolga’nın yollarını kesiştiren tiyatro oldu. Başta “Biz sadece arkadaşız”reddettikleri süreçlerin üstüne bir gün sonunda kendilerini nikah masasında buldular.

Nikahları sade bir törenle Betül Mardin’in Teşvikiye’deki evinde kıyıldı. Törende 25 davetli ve 8 gazeteci vardı. Davetiyeye saat 17:00 yazılmıştı. Ancak o gün maç olduğu akıllarından çıkmıştı. Çünkü şahit Haldun Dormen trafik sebebiyle ancak 18:30’da gelebilmişti. Küçük aksilikler yaşansa da sonunda sade bir törenle evlenmişlerdi, mutlulardı.

Ancak balayından sonra Nisa turneye çıkacak, Tolga’da askere gidecekti. Evlilikleri başlar başlamaz ayrılıyorlardı. Ama bunlar tatlı bekleyişlerdi, aşk vardı. Ölene dek birlikte mutlu yaşadılar…

Birlikte kurdukları "Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu", gün gelip Nisa ölene kadar var oldu. Onlarınki aşkın ve işin uyumuydu…


Nisa Serezli öldü

Nisa, tüm yaşamını tiyatroya adamış başarılı bir oyuncuydu. Kalbi erken yorulmuştu sadece. 25 Ağustos 1992’de kalp krizi geçirdi ve gözlerini sonsuzluğa kapadı…

Oğlu Levent’le ana oğuldan çok iki arkadaş gibiydiler. Hep konuşur, dertleşirlerdi; Levent hep merak ettiklerini sorardı annesine. Nisa ölmeden bir ay önce yine sordu annesine:“Yaşadığın hayattan memnun musun?” diye.

Cevabı oğlunun içini rahatlatmak için mi yoksa gerçek düşünceleri olduğundan mı bilinmez, ama şunları söyledi Nisa: “Evet, Leventciğim, güzel bir hayatı dolu dolu yaşadım ve hiçbir şey için pişman değilim. Gene de bugünkü aklım olsa babandan ayrılmazdım. Huysuzdu muysuzdu ama ben de çok alıngandım canım”

Yaptığı işe gönül vermiş ve hayatının en olmadık zamanlarında yalnız kalmış bir kadındı Nisa Serezli ve gönlünü evvela tiyatroya kaptırmıştı. Ölüm yıl dönümünde anmak istedim onu, sevgiyle…

Bu dünyadan bir güzel Nisa Serezli geçti diye…

İyi ki…

Damla Karakuş

damla.karakus@ensonhaber.com

Üzeyir Garih kimdir?



1929’da İstanbul’da doğan Alarko Holding Kurucu Eş Başkanı Dr. Üzeyir Garih, 1951 yılında İ.T.Ü.’den Makina Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1954 yılına kadar Carrier Corp. Türkiye Şubesi’nde Tesisat Mühendisliği görevini sürdürerek bu konuda ihtisas yaptı. 1954 yılında İshak Alaton’un teklifi ile iki kişilik Alarko Kollektif Şirketi’nin ortağı oldu. O tarihten beri gün geçtikçe gelişerek 1973 yılında holdingleşen ve bugün 6.000 çalışanıyla, Taahhüt, Enerji, Sanayi ve Ticaret, Turizm ve Arazi Geliştirme olmak üzere 5 sektörde faaliyet gösteren Alarko Şirketler Topluluğu’nda İshak Alaton’la birlikte başkanlık görevini aralıksız olarak sürdürdü. Dr. Üzeyir Garih, Alarko Holding’deki görevlerinin dışında TÜSİAD, DEİK, MESS, Loyd Vakfı, YPO, Sisav, Rotary, Lions, Propeller, İstanbul Sanayi Odası Meclisi, Turizm Yatırımcıları Derneği, AIESEC ve benzeri yerli yabancı birçok vakıf ve derneklerin yönetim ve danışma kurullarında faal bir rol oynadı. Ayrıca, Türk Belçika İş Konseyi (DEİK) ile TOKYAD (Toplu Konut Yapımcıları) Derneği’nin başkanlığını yürüttü. Özellikle yönetim, organizasyon ve ekonomi ile ilgili yazıları Radikal, Turkish Daily News, Milliyet ve Akşam gazetelerinde haftalık ve Babıali Dergisi'nde aylık periyotlarla yayınlanmış olan Dr. Üzeyir Garih’in önde gelen hobisi, gençlerin eğitimi ile uğraşmaktı. Gençlere olan sevgisi ve inancı ile yurt içi ve yurt dışındaki birçok üniversitede toplantı, panel ve konferanslara katıldı. Uluslararası arenada ve yurt içinde pek çok özel ödülün sahibi olan Dr. Üzeyir Garih, Alarko Eğitim - Kültür Vakfı tarafından yayınlanan 'Deneyimlerim' adlı 6 cilt, 'İş Hayatımdan Kesitler'adlı 1 cilt ve Hayat Yayınları tarafından, ‘Üzeyir Garih Kitaplığı’ adı altında yayınlanan 8 cilt kitabın yazarıydı. Yeditepe Üniversitesi MBA programında organizasyon konusunda dersler veren Dr. Üzeyir Garih, 1984 yılında İ.T.Ü.’den Fahri Doktor ünvanı ile taltif edildi, 1990 yılında Filipinler Cumhuriyeti İstanbul Fahri Başkonsolosu görevini üstlendi. Lea Garih ile evli olan Dr. Üzeyir Garih iki çocuk ve altı torun sahibiydi. 25 Ağustos 2001’de vefat eden Dr. Üzeyir Garih, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilmekteydi.

Mesut Mertcan kimdir?




15 Eylül 1946 tarihinde Adana'da dünyaya gelen Mesut Mertcan, yine doğduğu şehir olan Adana'da eğitim hayatına adım atmıştır. Eğitim hayatını İstanbul ve Adana'da sürdüren Mertcan, bu eğitimlerini Çukurova Koleji, Levent Koleji ve İstanbul Işık Lisesi'nde tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Türkiye'nin köklü eğitim kurumlarından birisi olan Gazi Üniversitesi'nde İngiliz Dili Bölümü ile başlayan Mertcan, bir süre sonra bu eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.

Adana İl Radyosu'nda müstahdemlik yapan Mesut Mertcan, arada boşluktan faydalanarak gelen reklamları seslendirmiş ve bir süre sonra bu seslendirmeler Radyo müdürünün ilgisini çekmiştir.

Mertcan'ın bu denli bir yeteneğe sahip olmasına Radyo müdürü kayıtsız kalmamıştır. Genç adamı karşısına alarak öğüt veren müdür, "Konuşman güzel, ses tonun güzel, okul dışından sınavlara gir" önerisinde bulunmuştur. Bu öneriyi dikkate alan Mertcan, büyük bir efor sarf ederek 33 dersten sınava girmiş ve 32 dersi kolaylıkla vermiştir. Tek dersten başarılı olamaması nedeniyle de TRT'nin o dönemde açmış olduğu sınava katılmaya hak kazanamamıştır.


Sınav şansını elinden kaçıran Mesut Mertcan pes etmemiştir. Spikerliğin, hayallerindeki meslek olduğuna artık oldukça emindir. Defterlerini karıştırırken müstahdemlik yaptığı yıllarda TRT tarafından kendisine verilen "Reklamlarda konuşabilir" belgesini fark etmesi, genç adamın kafasında bir ışık yakmıştır. Bu belgeyi kullanarak TRT'ye mektup yazan Mertcan'ın başvurusu, kurum tarafından kabul görmüştür. Ankara'yı kazanan genç Radyocunun ilk görev yeri ise kadro açığı dolayısıyla Erzurum olmuştur. Buradaki görevinin ardından Ankara'ya çağrılan Mertcan, daha sonrasında Haber Merkezi'ne atanmıştır.

Mesut Mertcan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde MGK bildirisini okumasıyla tanınmaktadır. 25 Ağustos 2017'de 2015'ten beri kaldığı Adana Huzurevi'nde yaşama gözlerini yumdu.

21 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör