• HaberciGazete

Alâettin Bahçekapılı yazdı: Gazeteciliğimin 55. Yılında duygularım



Hoş geldiniz!

Doğrusu aklımdan çıkmıştı… Sosyal medya anımsatmasa, bugün profesyonel gazeteciliğe başlamamın 55. Yıldönümü olduğunu atlayabilirdim. Oysa ben, böylesi günlere çok önem veren biriyim; kendimin ve bildiğim/tanıdığım kişilerin ömürlerinin kilometre taşlarını hep önemsemişimdir. Öyle olmasa her gün hangi yazarın/şairin/sanatçıların/siyasetçinin/yöneticinin vb doğum günü, ölüm yıldönümü diye haber yazmayı birincil görevim diye yerine getirir miyim? Öyle olmasa, doğumunun ya da aramızdan ayrılışının yuvarlak yıldönümlerinde yazarların/şairlerin/ sanatçıların ardından “sen gittin gideli” diye kitaplar oluşturmaya çalışır mıyım?

Neyse… Aklımdan çıkmıştı 25 Haziran 1967’de gazetecilik eğitimi almış, hukuk eğitimini sürdüren bir genç olarak TRT İstanbul Radyosu’nun merdivenlerini tırmanıp personel müdürüne “göreve başlamaya geldim” dediğim. Personel müdürü Pertev Beyin beni Program Müdürü Doğan Soylu’ya, onun da Haber Müdür Yardımcısı Mete Yükselen’e (sonradan soyadını Buharalı olarak değiştirdi) götürüşü ve TRT İstanbul Haber Merkezi’nde redaktör muhabir olarak işe başlayışımı unutacaktım neredeyse…

Oysa, değerli arkadaşım Korkut Akın benim profesyonel gazeteciliğe başlayışımın üzerinden 50 yıl geçmeye az kala anımsamıştı bu tarihi ve bilgim dışında bir nehir söyleşinin hazırlığına başlamıştı 6 yıl önce… O değerbilirlikle ve gayretle 2019’da birinci cildini yayımladığımız YİTİK UMUTLARIN GECE BEKÇİSİ ALÂETTİN BAHÇEKAPILI kitabını birkaç ay önce tamamlayabildik. Korkut’un emeği üç cilde ancak sığdı: 1392 sayfa. Yaptıklarım/ettiklerime, yaşadığım yıllara ilişkin belgeleri sakladığım arşivimi koruyucu kanatları altında tutan çalışma arkadaşım Firdes Eren de dördüncü bir cilt hazırladı, “yazıları/söyleşileri/hakkında” diye, o da 512 sayfa. Etti mi sana 1904 sayfa.


Ömrümün üzerinden böyle silindir gibi geçince iki arkadaşım, doğrusu yoruldum. Bir rehavet çöktü üzerime. Belki de ol nedenle muhtaç oldum sosyal medyanın anımsatmasına benim için önemli bu yıldönümünü.



Neyse… Şimdi, sevgili arkadaşım Kadir İncesu’nun bu kitap/kitaplar için hazırladığı soruları yanıtlamaya çalışıyorum. Teybini açıp sorsaydı soruları kolaydı yanıtlamak, uzun konuşmayı severim, ama kısa yazmayı beceremiyorum bir türlü. Hani, Victor Hugo arkadaşına “zamanım azdı o yüzden mektubum uzun oldu” diyesiymiş ya, o hesap.

Bakınız ne anlatacağım: Ünlü bir Fransız yazarıyla söyleşi yapmaya giden gazeteci –acemice- sorar: “Bize romanınızı özetler misiniz?” Yazar, tuğla kalınlığındaki kitabını göstererek: “Çok uğraştım, bu kadar oldu.”

Şimdi ben de aynı durumdayım. Sevgili Kadir, “kısa yaz” da demedi, ama söyleşinin yayımlanacağı gazetenin ya da derginin ayırabileceği yeri de düşünmek gerekir, değil mi? Hele bu kâğıt fiyatlarının uçtuğu dönemde…

Demem o ki, amatör olarak gazetecilik yaptığım 1964-65’lerden değil, profesyonel gazeteciliğe başladığım tarihi göz önüne aldığımızda bugün tam 55 yıl oldu “haberin peşindeyim.” Yani gerçeğin, yani doğrunun, yani toplumdan yana olanın, yani özgür, yani bağımsız, yani tarafsız olanın…

TRT’de çalıştığım –inişli çıkışlı- dönemde 2 bini aşkın haber-program, eğitim-kültür programı ürettim… 1994’te emekli oldum, sivil toplum kuruluşlarında çevre ve kültür için savaşım verdim, yaşadığım bölgeye yönelik bir haber-kültür dergisini 15 yıl süresince her ay yayımladım. Yine yerel bir gazeteyi 7 yıl kadar çıkardım. Binlerce haber/söyleşi/düşünyazısı ürettim. Şimdi, burada gördüğünüz gibi internet gazeteciliği yapıyorum… Her gün 10-20-30 haber üreterek. Bu çabamı sürdürme “karar ve azmindeyim.”

Demem o ki, 55 yıldır sürdürdüğüm gazeteciliğimin bu yıldönümünde söyleyecek çok şey var; ama zaten iki ay önce tamamlanan Yitik Umutların Gece Bekçisi Alâettin Bahçekapılı kitaplarında söyledim söyleyeceklerimi… özet olarak.



Efendim, duyamadım! Kitapları nereden bulabiliriz mi, diyorsunuz. Yalnızca benden.

Nedeni şu: 2019’da ilk cildi yayımlanan kitabın sonraki ciltleri ancak Nisan 2022’de yayımlanabildi. Bu arada 1. Cilt bir talihsizliğe uğradı; bulundukları yerden iradem ve haberim dışında toplam 1200 kitapla birlikte alınan bu cilt, şimdi 10’larca sahafta (üstelik bandrolsüz olarak) satılıyor. Bu kültür düşmanlığı yargıda; yargı kararını beklerken elimden gelen şudur:

Koruyucu kanatlarımın altında 1. Ciltten yalnızca 150 tane kaldı (an itibariyle 120 tane). Bu 150 taneyi öteki ciltlerle birlikte takım halinde dostlarıma, istekte bulunanlara ulaştırıyorum. Sınırlı sayıdaki bu takım dışında 2., 3. Ve 4. Ciltlerden “istemediğiniz kadar” var. Sipariş vermek için bu yazıyı okuduğunuz www.habercigazete.net haber portalının manşetindeki banner’da gerekli bilgiler var.

Konuyu böyle çok özel bir duruma getirdiğim için üzgünüm. Ama “kör olası hanede evlad-ü iyal var”; iyi ki!

Dostça kalın, hoşça kalın.

Hoş bulduk.

25 Haziran 2022

458 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör