top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Av. Vergül Tan yazdı: Yasalar ve kadın gazeteciler





Av. Vergül Tan yazısı…

Kadın,  yeryüzünde varoluşundan bu yana nesilleri devam ettiren ana unsurlardan biri olmuştur. Kadın sevgiyi, terbiyeyi, dili, dini ve bütün kültürü nesillere aktaran ilk öğretmendir. Kadının statüsü ve değeri her toplumun kendi inançları, değerleri, normları, kültürü ve hayat biçimi doğrultusunda farklı biçimde şekillenmiştir. Bütün bu algılar toplumların mitolojisine, destanlarına, efsanelerine, yazılı kaynaklarına, diline, müziğine, yapıtlarına, tutum ve davranışlarına yansımıştır.





Cinsiyet eşitsizliğinin en çok deneyimlendiği sektörlerden birinin medya sektörü olup, kadın gazeteciler, erkek meslektaşlarından az ücret aldıklarını, mobbing ve tacize maruz kaldıklarını anlatıp devamlı var olma mücadelesi vermektedirler.

Yerel medyada kadın gazeteci ve yöneticilerin sayısı az olup, gazeteci kadınlar, “her şeyi” yapmak zorunda kaldıkları,   medyada çalışan bir kadının, aile hayatının olmayacağı düşüncesinin yaygın olun görüştür. Bölgesel yapı gereği özel haberlere girildiğinde gündeme gelebilecek birtakım olumsuzlukları göze alan  kadın gazeteciler, küçük yerlerde gazeteciliğe 1-0 geriden başlamaktadır.  Erkek meslektaşlarından daha az ücret alan  kadın gazeteciler, haber için iletişime geçtikleri erkek tarafından rahatsız edilebilmekte, taciz ve mobbinge maruz kalabilmekte ve bunlara rağmen  devamlı var olma mücadelesi vermeye devam etmektedirler.

 

Tüm bunların yanında  dezenformasyonu yeni bir suç olarak tanımlayan, ifade  özgürlükleri adına endişe ile anılan, sosyal medya kullanıcıları, internet gazetecileri, tüm basın/medya mensupları ve sosyal medya platformlarının tümünü ilgilendiren Türkiye’nin dezenformasyon yasası, Basın Kanunu ve Bazı Konularda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” bir diğer adı ile Dezenformasyon Yasası, 13 Ekim 2022  TBMM’de kabul edilerek 18 Ekim 2022 de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun 29. maddesi özellikle dezenformasyona dönük düzenlemeleriyle öne çıkıyor ve Türk Ceza Kanunu’nda 'Kamu Barışına Karşı Suçlar' arasına yeni bir suç ekliyor. Suçun kapsamı, “halkı yanıltıcıyı bilgiyi alenen yaymak”.


TÜRK CEZA KANUNU 217/A maddesi

(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Failin, suçu gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır."

 

Dezenformasyon Yasası’na göre, yalan haber yapanlar, internet haber siteleri ve basın kartı talep edenler, aşağıdaki cezalarla karşı karşıya kalıp,  1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Eğer suç, gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse, ceza yarı oranında artırılacaktır.

 

Yeni düzenlemelere göre internet haber siteleri, anasayfaları üzerinde iletişim ve adres bilgilerini açık bir şekilde belirtecek,

 

İçeriklerini ne zaman yayımladıkları ve içerikteki düzenlemeler tarihleriyle açıkça belirtilecek. Gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere içerikler, iki yıl doğruluğu ve bütünlüğü sağlanarak saklanacak.

 

İnternet haber sitelerinde zarar gören kişinin düzeltme ve cevap yazısı, hiçbir düzenleme ve ekleme yapılmaksızın sitede yer alacak.

 

Kanun kişilere sansür gücünün yanında sosyal medya sağlayıcıları için de önemli maddeler içeriyor.  

Sosyal medya platformları, kullanıcılarının ürettiği içerikleri denetlemek ve sansürlü içerikleri kaldırmak zorundadır.

 

Sansürlü içerikleri üreten veya yayan kullanıcılara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir.

 

Sosyal medya platformları, kullanıcılarının ürettiği içerikleri denetlemek için gerekli olan teknik altyapıya sahip olmak zorundadır.

 

Sosyal medya platformları, kullanıcılarının ürettiği içerikleri denetlemek için gerekli olan teknik altyapıya sahip olmadıkları takdirde, internet trafiği bant genişliği de yüzde 90 oranında daraltılacaktır.

 

Sosyal medya platformları, Türkiye’de genel merkez açmak ve Türkiye temsilcisi bulundurmak zorundadır.

 

Sosyal medya platformları, Türkiye’de genel merkez açmak ve Türkiye temsilcisi bulundurmadıkları takdirde, Türkiye’de faaliyet göstermeleri engellenecektir.

 

Dezenformasyonla Mücadele Yasası ile birlikte internet platformlarına, yayıncılara ve servis sağlayıcılara çeşitli yükümlülükler getirildi. Bu yükümlülükler arasında kişilik haklarının korunması, haber sitelerinin içerik saklama yükümlülüğü ve yasa dışı içerikler hakkında bilgilendirme gibi önemli konular yer alıyor.

 

 

 

Kanunda dezenformasyon, “yalan haberi kasıtlı olarak üretme ve yayma eylemi” olarak tanımlı olmasına rağmen, ‘Halkı yanıltıcı bilgi’, ‘gerçeğe aykırı bilgi’, ‘halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saiki’ gibi kavramların tanımlarına ise yer verilmiyor.

 

Yine ‘Halkı Yanıltıcı Bilgi’ Yayanların Basın Kartı Geçersiz Hale Getirilebilir. Kanun ile basın kartı başvuruları, İletişim Başkanlığı’na yapılacak ve basın kartı resmi bir kimlik belgesi olarak kabul edilecek.. Kartı talep edenlerin ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçunun da dahil olduğu Kamu Barışına Karşı Suçlara karışmamış olması gerekecek. Bu mahkumiyetler adli sicil kaydından silinmedikçe veya yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmedikçe basın kartı düzenlenmeyecek.

 

Her ne kadar kanunun çıkış amacı kişilik haklarının korunması, haber sitelerinin içerik saklama yükümlülüğü, yasa dışı içerikler hakkında bilgilendirilme, dezenformasyon içeriklerinin yayılmasını engelleyerek kamuoyunu gerçek bilgilerle daha iyi bilgilendirme konularında yararlı olsa da söz konusu düzenlemenin 29. Maddesi sebebi ile akıllara ‘İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kısıtlayacak mı?’ Sorusunu getirdi.

 

Maddenin tanımı çok geniş ve muğlaktır. Bu nedenle, neyin “halkı yanıltıcı bilgi” olduğu ve neyin olmadığı konusunda belirsizlik vardır.

 

Maddenin cezai yaptırımı ağırdır. Bu nedenle, kullanıcılar bu maddeyi ihlal etmekten çekinebilirler.

 

Maddenin uygulanması zordur. Bu nedenle, yasayı uygulamak için sosyal medya platformlarının ve kullanıcılarının büyük bir iş yükü altına gireceği tahmin edilmektedir.

 

maddenin tartışma konusu olması, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve sosyal medyanın geleceği açısından önemli bir konudur. Yasanın uygulanmasının, ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı ve sosyal medyayı kontrol altına almak için kullanılacağı yönünde endişeler bulunmaktadır.

 

Dezenformasyon Yasası’na göre, yalan haber yapanlar, internet haber siteleri ve basın kartı talep edenler, aşağıdaki cezalarla karşı karşıya kalabilirler:

 

Yalan haber yapanlar: Ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişiler, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Eğer suç, gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse, ceza yarı oranında artırılacaktır.

İnternet haber siteleri: İnternet haber siteleri, faaliyet gösterdikleri iş yeri adresi, ticari unvanı, elektronik posta adresi, iletişim telefonu ve elektronik tebligat adresi ile yer sağlayıcısının adı ve adresini, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında bulundurmak zorundadır. Ayrıca, internet haber siteleri, kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan sair müesseseler veya bunların iştiraklerinin internet haber sitelerinde yayımlatacakları ilan ve reklamları ancak Basın İlan Kurumu aracılığı ile yayımlayabilecektir. Bu şartlara uymayan internet haber siteleri, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uyarılacak, eksikliklerini gidermeyenler ise asliye ceza mahkemesine başvurulacak ve internet haber sitesi vasfının kazanılmadığı tespit edilecektir.

Basın kartı talep edenler: Basın kartı talep edenler, Basın Kartı Yönetmeliği’nde belirtilen şartları taşımak zorundadır. Basın kartı talep edenler, basın kartı başvuru formunu doldurarak, istenen belgelerle birlikte Basın Kartı Komisyonu’na sunacaklardır. Basın Kartı Komisyonu, başvuruları değerlendirerek, basın kartı verilmesine veya reddedilmesine karar verecektir. Basın kartı verilenler, basın kartlarını 3 yıl süreyle kullanabileceklerdir. Basın kartı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’ne itiraz edebileceklerdir.

 

Her ne kadar kanunun çıkış amacı kişilik haklarının korunması, haber sitelerinin içerik saklama yükümlülüğü, yasa dışı içerikler hakkında bilgilendirilme, dezenformasyon içeriklerinin yayılmasını engelleyerek kamuoyunu gerçek bilgilerle daha iyi bilgilendirme konularında yararlı olsa da söz konusu düzenlemenin 29. Maddesi sebebi ile akıllara ‘İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kısıtlayacak mı?’ Sorusunu getirdi.

 

Maddenin tartışma konusu olmasının nedenleri şunlardır:

Maddenin tanımı çok geniş ve muğlaktır. Bu nedenle, neyin “halkı yanıltıcı bilgi” olduğu ve neyin olmadığı konusunda belirsizlik vardır.

Maddenin cezai yaptırımı ağırdır. Bu nedenle, kullanıcılar bu maddeyi ihlal etmekten çekinebilirler.

Maddenin uygulanması zordur. Bu nedenle, yasayı uygulamak için sosyal medya platformlarının ve kullanıcılarının büyük bir iş yükü altına gireceği tahmin edilmektedir.

maddenin tartışma konusu olması, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve sosyal medyanın geleceği açısından önemli bir konudur. Yasanın uygulanmasının, ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı ve sosyal medyayı kontrol altına almak için kullanılacağı yönünde endişeler bulunmaktadır.

Bir avukat olarak, Dezenformasyon Yasası’nın Türkiye’de dezenformasyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak, bu yasanın ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü kısıtlamaması adına daha dikkatli bir şekilde uygulanması gerektiği ve kanun lafzının daha açık ve anlaşılır bir şekilde açıklanması gerektiği kanaatindeyim.

 

Yasa bir bütün olarak değerlendirildiğinde fikir ve ifade özgürlükleri ile haberleşme özgürlüklerinin kamunun sıkı denetimi altına alınmasının amaçlandığı görülüyor. Bu düzenlemenin bireylerin ifade özgürlüğü, haber alma özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü de dahil olmak üzere temel haklara yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu ve baskı aracı olarak kullanılmaya elverişli olduğu açıktır. Dezenformasyon kavramının içeriği belirsiz olup gerçeğe aykırı bilginin cezalandırılması gerçeği (hakikati) tanımlama yetkisini iktidara vermektedir. Bilginin yayılmasına müdahale etmek, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan bilgi ve haberlerin özgürce elde edilmesi ve yayılması hakkına müdahale teşkil edecektir.

 

71 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page