• HaberciGazete

Bedrettin Tuncel, Hasan Celal Güzel, Suna Korad, Güler Yücel, Besim Ömer Akalın, Bülent Düzgit



Bugün 19 Mart. Bedrettin Tuncel, Hasan Celal Güzel, Suna Korad, Güler Yücel, Besim Ömer Akalın ve Bülent Düzgit'in ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Bedrettin Tuncel kimdir?



Yazar ve çevirmen, siyaset ve devlet adamı (D. 1910, Tirebolu / Giresun - Ö. 19 Mart 1980, Ankara). Galatasaray Lisesi (1932) ve Paris Lyon Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünden (1936) mezun oldu. Türkiye’ye dönüşünde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine asistan olarak girdi. Burada otuz beş yıldan fazla çalışarak profesörlüğe (1943) ve kürsü başkanlığına kadar yükseldi. Ankara Devlet Konservatuarında on yıl tiyatro tarihi öğretmenliği yaptı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinde sonra Kurucu Meclis çalışmalarına üniversite temsilcisi olarak katıldı. Bu dönemde kurulan hükümette Millî Eğitim Bakanı (8.9.1960 - 5.1.1961) oldu. 1966-68 yılları arasında UNESCO Genel Konferansı başkanlığına seçilmişti. Molière, Musset ve Camus’den yirmi civarında çeviri yaptı. Fransız diline ve edebiyatına hizmetler hizmeter nedeniyle 1973 Fransız Şairler Birliği Uluslararası Büyük Edebiyat Ödülünü aldı.


ESERLERİ:

ARAŞTIRMA-İNCELEME: Tiyatro Tarihi (1938), Fransızca’da Yunus Emre (1971), Atatürk ve 30 Ağustos Zaferinin İlk Kutlanışı (1972).

ÇEVİRİ: Kral Oidipus (Sophokles’ten, 1941).

KAYNAK: Yurt Ansiklopedisi (c. V, 1982), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

Hasan Celal Güzel kimdir?



Hasan Celal Güzel 1945 yılında Gaziantep’te doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Malatya’da tamamladı. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümünü bitirdi. “Türkiye’nin İktisadi Büyüme Modelleri” üzerine yazmış olduğu tez çalışmasıyla bu bölümden mezun oldu. Üniversite tahsilini tamamladıktan sonra Devlet Planlama Teşkilatı’nda çeşitli kademelerde çalıştı. Başbakanlık Müşavirliği, Başbakanlık Ekonomik ve Sosyal İşler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Müşavirliği ve Müsteşar Yardımcılığı, DPT Genel Sekreterliği ve Müsteşar Vekilliği ve Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevlerini yapmış 38 yaşında Başbakanlık müsteşarı olarak Türkiye’nin en genç Başbakanlık müsteşarı unvanını aldı. 24 Ocak 1980 ekonomik tedbirlerinin alınması aşamasında ciddi görevler üstlendi.

ANAP’LA MECLİSE GİRDİ


1986 yılında girdiği ara seçimlerde Anavatan Partisi’nden Gaziantep milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Turgut Özal Hükümeti’nde, Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev aldı. 1987 yılı seçimlerinde yeniden seçilerek bu kez Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulundu. Bu görevlerinin dışında, 1986-89 yılları arasında Dışişleri Bakan vekilliği görevini yerine getirdi. 23 Kasım 1992'de Yeniden Doğuş Partisi'ni (YDP) kurdu ve Genel Başkan seçildi.

YENİ TÜRKİYE STRATEJİK ARAŞTIRMA MERKEZİNİ KURDU

1994 Yılı sonunda ‘Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi'ni kurdu ve “YENİ TÜRKİYE” isimli 2 aylık akademik dergiyi yayınlamaya başladı. Yeni Türkiye kısa zamanda bir okul haline geldi. 2015 yılı sonuna kadar 7000'in üzerinde akademik makale ve 68.000 sayfalık dev bir külliyat ortaya çıkarıldı. Hasan Celâl Güzel halen ‘Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı' olarak çalışmakta ve akademik faaliyetlerde bulunmaktadır.

Güzel'in ekonomi doktorası yanında, Türk tarihi, kültürü ve eğitimi konularında üç ayrı dalda fahri doktora unvanı bulunmaktadır. Hasan Celâl Güzel’e, Türkler konusundaki uluslararası çalışmasıyla Türk Tarih Kurumu takdirnamesi verilmiştir. Ayrıca Türk Dünyası çalışmasıyla TÜRKSAV’ın hizmet ödülüne lâyık görülmüştür. Kurduğu YTSAM (Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi), bugün bütün dünyada ve Türkiye'de üçbinin üzerinde akademisyen ile iş birliği hâlindedir ve Türkiye'nin en büyük ve en üretken stratejik araştırma merkezidir.


Suna Korad kimdir?


İstanbul’da doğdu (1935). Ankara Devlet Konservatuvar’ında Ulvi Cemal Erkin’in piyano öğrencisi oldu. Sonra Prof.P.Savarosh, Madam E. De Hidalgo, Saadet İkesus ve İtallo Brancucci ile şan çalışmaları yaptı.

Alman opera repertuvarını Hannover’de Dr. H.Thierfelder ve İtalyan Opera ve Repertuvarını da La Scala Operası’nda Maestro T. Tonini ile hazırladı. Opera Kantatrisi olarak dünyanın bütün önemli merkezlerinde sahneye çıktı, konserler verdi ve plak doldurdu.

Suna Korat’ın emsalsiz sesi tekniği ve ifadesi dünyanın her tarafında hayranlık uyandırmıştır. Mario Del Monaco, Tito Gobbi gibi büyük şöhretlerle baraber sahneye çıktı.

Londra B.B.C. televizyonunda Yehudi Menuhin, Margot Fonteyn, Rodolf Nureyev ile birlikte “Gala Performance’a katıldı. Teatre Regio Di Parma’nın Orkestrası, korosu ve Milano La Scala Operası’ndan Renata Tebaldi, Tito Gobbi ve Mario Del Monaco gibi sanatçılarla birlikte, tek yabancı ve Türk olarak Amerika’da Verdi Festivali’ne katıldı.


Paris’te National Opera’da bugüne kadar oynayan tek Türk Sanatçısı olan Suna Korat ayrıca Basf şirketi ile belcanto türünde opera aryalarından oluşan, orkestra eşliğinde, bir long play yaptı.

Hollanda AVRO televizyonunda orketra ve koro eşliğinde özel Cristmas gecesinde bütün dünyaya yapılan renkli naklen yayında Ave Maria’yı söyledi.(AVRO televizyonu bunu ayrıca bir plak yaptı.)

Güney Afrika’da La Scala sanatçıları ile La Traviata operasını oynadı. Çekoslovakya Enternasyonal “Prag’da Bahar” Festivaline üç kez davet edildi. Hollanda, İspanya, İtalya Finlandiya, Çekoslovakya, Belçika, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, İsviçre, Macaristan, Romanya, Almanya, Yugoslavya, Etopya ve Yunanistan’da opera, resital ve televizyon programları yaptı

Suna Korat’a 1981’de, Türk hükümetinin sanatçılar verdiği en yüksek ünvan olan “Devlet Sanatçısı” ünvanı verildi. 19 Mart 2003'te aramızdan ayrıldı.


Bülent Düzgit kimdir?



Düzgit, 1947 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Sultanahmet Ticaret Lisesi ile İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki eğitimini başarı ile tamamladı.

İlk olarak 1967 yılında, Pardon adlı mizah dergisinde eserleri yayınlanan Bülent Düzgit, 1970’li ve 1980’li yıllarda Çarşafadlı mizah dergisinde çalıştı ve bu derginin kuruluşunda yer aldı. Çarşaf dergisindeki kapak çizimlerini de yapan Düzgit, usta çizimlerinin yanı sıra alçakgönüllülüğü ve mütevaziliği ile dikkat çekiyordu. Çarşaf dergisinde beraber çalıştığı karikatürist Ercan Akyol, kendisinin o dönemde Doktor lakabıyla anıldığını ifade ediyordu.

Hayat Mecmuası kadrosunda da yer alan Bülent Düzgit, 1972 yılında, Hürriyetbünyesinde yer alan Kelebek Gazetesi’nde çalıştı ve bu gazetede Şirintiplemesini yarattı. 1988 yılında Hürriyet’e geçen Düzgit, 1988-2010 seneleri arasında bu gazetede, Bülent Çiziyor adlı köşesiyle yer aldı.

Bir süredir Siyami Ersek Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde tedavi görmekte olan Bülent Düzgit, 18 Mart 2010 tarihinde, bu hastanede hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 19 Mart 2010 tarihinde, öğle saatlerinde Fatih Camisi’nden kalkan Bülent Düzgit’in ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Düzgit’in vefatını teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Karikatür sanatının özgün isimlerinden biri olan Düzgit’i her zaman saygıyla hatırlayacağız. Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyorum” sözleriyle başsağlığında bulundu.

2002 yılında, Hür Portreler adlı yazı dizisinde, büyük üstad Oğuz Aral, kendisinden övgüyle bahsetmişti;

“Sımsıcak çizgisi ve keyifli espri dünyasıyla dünyanın belki de son örneği. Usta deseninden gelen rahat ve sevimli çizgisiyle en sivri eleştiriyi yaparken bile insana olan sevgisini kaybetmeyen son bir örnek. Eleştirdiği kişiyi bile seviyor sanki. Nuri, Cemal Nadir, Sururi gibi eski ustaların günümüzdeki izdüşümü.”


Besim Ömer Akalın kimdir?

(1862- 1940)


Doktor, Rektör, Yazar, Milletvekili Besim Ömer 1862’de İstanbul’da doğmuştur. Babası Ömer Şevki Paşa, annesi ise Yaşar Paşa’nın kızı Afife Hanım’dır. Anne tarafından Yahya Kemal (Beyatlı) ile akrabalığı vardır. Besim Ömer, ilkokulu Priştine’de okumuş, Kosova Mülkiye ve İstanbul Askerî Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra 1879’da 17 yaşındayken Kuleli Askerî Tıbbiyesi İdadisinden mezun olmuştur. Bundan sonra ise 1885 yılında Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane’yi bitirmiştir. Besim Ömer’in hekimlik mesleğini seçmesinde ailesinin hekimlere duyduğu saygının, yenilikçi fikirlere ve pozitif bilimlere açık aile ortamının büyük etkisi olmuştur. Başarılı bir eğitim hayatından sonra 1885’te Tabib Yüzbaşı rütbesi almıştır. Haydarpaşa Tatbikat hastanesinde Tabib Yüzbaşı olarak görev yaparken, girdiği sınavı kazanmış ve Mekteb-i Tıbbıye’de Ebelik Öğretim Görevlisi olmuştur. Yine 1885 yılında bir süre Askerî hastanelerde Asker Tabib olarak görev yapmıştır. Modern ebelik, kadın ve çocuk hastalıkları konusunda uzmanlaşmak için 1887’de Paris’e gitmiştir. 1891 yılında yurda dönen Besim Ömer, Modern Ebelik Muallimi olarak vazife almıştır. 1892’de aynı zamanda Haseki Nisa hastanesinde doğum (vilade) koğuşunda görevlendirilmiştir. 1896’da doğum kliniği muallimliğine de atandı. Ebelik eğitimi ve mesleğinin gelişiminde büyük katkıları olan Besim Ömer Bey için “Ebelerin Ebesi” ifadesi kullanıldı. Görevlerinde üstün başarı gösteren Besim Ömer Bey, 1899’da Miralay iken, 1900’de artık Mirliva (Tuğgeneral) olmuştur. Bir süre sonra Ferik rütbesi alan Besim Ömer Paşa’ya tıp alanındaki çalışmalarından dolayı Murassa Osmanlı Âlî nişanı verilmiştir. Akalın, uluslararası kongre ve konferanslarda Osmanlı Devleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmiştir. Yine bazı toplantılara Hilal-i Ahmer adına katılmıştır. Besim Ömer Paşa’nın doktor sıfatıyla katıldığı uluslararası toplantıların yerleri ve yılları şu şekildedir: Brüksel (1892), Amsterdam (1899), Londra (1907), Washington (1912), Stokholm (1918), Cenevre (1921), Prag (1922), Cenevre (1923), Kopenhag (1936), Bratislava (1937), Paris (1939), İsviçre (1939). Hem Osmanlı hem de Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde tıp alanında ülkeyi temsil kabiliyetine sahip, uluslararası tanınma ve saygınlığı olan kişilerin başında Besim Ömer Paşa’nın geldiği görülmektedir. Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarihinde önemli bir yere sahiptir. Londra’da 1907’de gerçekleşen 8. Uluslararası Salib-i Ahmer (Kızılhaç) kongresinde Osmanlı Devleti temsilcisi olarak Kızılay’ın bugünkü ambleminin benimsenmesini kabul ettirmiştir. 1911’de Hilal-i Ahmer Cemiyeti Genel Merkez İdare Heyeti’ne seçilmiş, 1912’de cemiyetin ikinci başkanı olmuştur. Paşa’nın da katkılarıyla Kızılay adeta yeniden ayağa kalkmıştır. 1912 yılının, hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek gerekmektedir. Paşa, 7-17 Mayıs 1912 tarihinde Washington’da gerçekleşecek konferansa Osmanlı Devleti’ni temsilen katılmak üzere hareket etmiş ve Fransa’nın Calais limanına gelmiştir. İngiltere’ye geçerek Southampton limanından kalkacak Titanik gemisiyle ABD’ye gidecekti. Fakat hava muhalefeti nedeniyle İngiltere’ye zamanında geçememiş ve bileti olduğu halde Titanik’in ilk ve son seferine yetişememiştir. Böylece, dünyanın en büyük yolcu gemisinin 15 Nisan 1912’de battığı yolculuğu bileti olduğu halde kaçırmış ve muhtemelen hayatı kurtulmuştur. Besim Ömer Paşa, siyasete karşı ihtiyatlı ve mesafeli durmuş, meşrutiyet döneminde ittihatçılara sempati duymakla birlikte çok ön plana çıkmamaya çalışmıştır. Nitekim mesleğinde hızlı yükselişi ve unvanlar almasında sivri muhalif olmamasının payı olmuştur. Osmanlı Devleti’nde genel sağlık meseleleriyle ilgilenmek, uygulamaları hayata geçirmek üzere kurulan Meclis-i Tıbbıye-i Mülkiye ve Sıhhıye-i Umumiye başkanlığına 1909’da seçilmiş olan Besim Ömer Paşa, bu görevdeyken frengi, tifüs, kolera, menenjit gibi hastalıklarla mücadele edilmesi ve sağlık alanında kadınların eğitimine önem verilmesi için çok çaba göstermiştir. Paşa’nın gayretleriyle hemşirelik ve hastabakıcılık teşkilatının yapılandırılması ve meslek olarak kurumsallaşmasında önemli mesafe kat edildi. “Hastabakıcılığa Dair” adlı eserinde bu mesleğin ülkedeki durumu ve işlevi değerlendirilmiştir. Hilal-i Ahmer Cemiyeti Kadınlar Kolu’nun açılmasını sağlamış, hanımları eğitici konferanslar vermiştir. 1915 yılında yazdığı “Hastabakıcılık Dersleri” kitabında savaş zamanında hastabakıcının vazifeleri anlatılmıştır. Paşa’nın ders ve konferanslarına katılan hanımların önemli bir kısmı savaş döneminde askeri hastanelerde görev almıştır. 1917’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) kurulmasında Akalın’ın öncülüğünün büyük katkısı vardır. Bu kuruluşta üye ve başkan olarak yer almıştır. Yine, 1918’de kurulan Veremle Mücadele Osmanlı Cemiyeti’nin başkanlığını yapmıştır. Cemiyetin 1 numaralı yayını Paşa’nın 1919’da yazdığı “Verem Tehlikesi ve Veremle Mücadele” adlı çalışma olmuştur. Kitapta, veremle mücadelenin halkın bilinçlendirilmesi ve verem hastanelerinin kurulmasıyla başlayacağı ifade edilmiştir.

Paşa’nın üniversite yöneticilikleri süreci de hayatında önemli bir yere sahiptir. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılında Mekteb-i Tıbbıye Reisliği’ne (Dekan) atanmıştır. Savaş döneminde öğrencilerin cepheye gitmesiyle dersler ciddi şekilde aksamıştır. Yine, Besim Ömer’in gayretleriyle Mart 1916’dan itibaren “Tıb Fakültesi Mecmuası” adlı süreli yayın hayata geçmiştir. Savaştan sonra mütareke döneminde Darülfünun Emini (Rektör) olmuştur. İki dönem Rektörlüğe seçilen (1919-1925) Paşa, mütareke döneminde işgal kuvvetlerinin üniversiteyi (darülfünun) işgaline karşı mücadele etmiştir. Ayrıca, Besim Ömer Paşa’nın gayretleri neticesinde 1922 yılında kadın öğrencilerin de Tıp Fakültesine kabulleri gerçekleşti. Paşa, 1933’te Üniversite Reformu esnasında kadro dışı kalmış ve emekli olmuştur. Besim Ömer Akalın’ın son görevi 1933 ve 1939 yıllarında iki dönem Bilecik Milletvekili seçilmesi olmuştur. 19 Mart 1940’ta Ankara’da geçirdiği bir kalp krizi neticesinde 78 yaşında hayatını kaybetmiştir. Sağlıklı bir hayat sürmekle ilgili araştırma yapmış ve kitaplar yazmış Besim Ömer Paşa, hayatı boyunca kronik astım sorunu yaşamış ve sık sık yurt dışına çıkarak kaplıca tedavisi görmeye çalışmıştır. Kadınların ve çocukların sağlığı ve eğitimi için çaba gösteren sembol bir isim olmakla birlikte evlenmemiş ve çocuğu olmamıştır. Besim Ömer Akalın öldüğünde basın, kaybın ne kadar büyük ve önemli olduğu hususunu özellikle vurgulamış ve Tıp ile Tıp Edebiyatı’nın kaybının tarifsiz olduğu belirtilmiştir. Besim Ömer Akalın basın tarafından, “hekimlik tarihimizin timsali”, “kadın hastalıkları ve doğum kürsüsünün kurucusu”, “millî iftihar”, “tıp kahramanı” ifadeleriyle değerlendirilmiştir.

Eserleri: Besim Ömer Akalın, aynı zamanda ciddi bir yazardır. 1897-1906 yılları arasında çıkardığı Nevsal-i Afiyet adlı sağlık yıllıkları çok ilgi görmüş ve okunmuştur. Üzüm’ün tedavide kullanımını önemsemiş, annesinin tedavisinde yararlanmış ve bu konuyla ilgili kitap yazmıştır. Öğrencilik yıllarından itibaren sağlık ile ilgili yazmaya özen göstermiş ve çok sayıda eser meydana getirmiştir. Bu çalışmalarda halkın bilinçlendirilmesi hedeflenmiş, özellikle çocuk ve kadın sağlığı konu edilmiştir. Bu kitaplardan bazıları şunlardır: Su, Kardeşi Azmi Bey’le Birlikte, Ceride-i Askeriye Matbaası, İstanbul 1300; Dişlerin Hıfzıssıhhati, Mihran Matbaası, İstanbul 1301; Üzüm ve Üzümle Tedavi Mebahis-i Tıbbıye’den, Mahmud Bey Matbaası, İstanbul 1304; Zayıf ve Vakitsiz Doğan Çocuklara Edilecek Takayyüdat, Mahmud Bey Matbaası, İstanbul 1306; Çiçek Hastalığı ve Suçiçeği, Alem Matbaası, İstanbul 1309; Çocuk, Alem Matbaası, İstanbul 1309; Seririyat-ı Viladiye Dersleri, Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane Matbaası, İstanbul 1313; Emraz-ı Nisa, Serirî ve Cerrahî, Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane Matbaası, İstanbul 1314; Doğururken ve Doğurduktan Sonra, İstanbul 1320; Kolera Sağlığında İttihazı Lazım Gelen Tedabir ve Etıbbaya Rehber, Arşak Garoyan Matbaası, İstanbul 1327; Hastabakıcılık Dersleri, Hilal Matbaası, İstanbul 1331; Nüfus Meselesi ve Küçük Çocuklarda Vefeyat, Kanaat Matbaası, İstanbul 1339; Çocuklara Dair Sıhhî ve İçtimaî Teşkilât ve Tesisât, Matbaa-i Ahmed İhsan ve Şürekası, İstanbul 1925; Anne Olacaklara ve Annelere (Çocuk Yetiştirmek, Püerikültür), Ahmed İhsan Matbaası, İstanbul 1930; Fenn-i Vilade, 3 cilt, II. Kitap, Güç Doğum, Ahmed İhsan Matbaası Ltd, İstanbul 1933; Türk Çocuğu Yaşamalıdır, (Küçük Çocuklara Bakım ve Sosyal Yardım), Ahmed İhsan Matbaası Ltd, İstanbul 1936; Türk Çocuğunu Nasıl Yaşatmalı (Nüfus Siyasetinde Çocuk: Sağlam Çocuk, Öjenik, Öjenizm, Sağlam Irk), Ahmed İhsan Matbaası Ltd, İstanbul 1939. Besim Ömer Akalın’ın yukarıda sadece bir kısmı zikredilen bu eserlerinin dışında birçok eseri, tarihi belirtilmemiş çalışmaları ve Fransızca kitapları da bulunmaktadır. Bülent BAKAR


Güler Yücel kimdir?



Güler Yücel, otobiyografisi "Olduğu Gibi /Güler Yücel" kitabına ilişkin verdiği röportajda kendisine dair şunları söylemişti:

"1935'te Fatih'te bir Boşnak Mahallesi'nde dünyaya gözlerimi açtım. Ailem, eski Yugoslavya göçmenlerindendir. Edebiyatçı değilim, resim yaparım. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun talebesiyim. Ondan, resim adına çok şey öğrendim. Eski Datça'ya gelince, bir atölye kurup resimler yapmaya başladım. Can'ın, resme hiç kabiliyeti yoktu. O şiir yazarken ben de resimler yaparak oyalanıyordum. Çok resmini yaptım. Sanatçı olma iddiasında değilim. Kendime 'sanatçı', 'ressam' denilmesini sevmem. Tersi, bana tüccar hissi veriyor. Hem kitapta, hem de resimlerimde yaşadığımı, kendime dokunan şeyleri konu aldım. Sana dokunan şey, gerçekten dokunuyorsa ve sen bunu aksettirebiliyorsan, başkasına da dokunuyor."

Güler Yücel, Türk şiirinin usta isimlerinden Can Yücel ile evliydi. 19 Mart 2020 tarihinde vefat etti.

6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör