• HaberciGazete

Rasim Öztekin, Ercan Yazgan, Hüseyin Rahmi, Nusret Hızır, Sadun Aren, Fikret Ürgüp, Erol Mutlu



Bugün 8 Mart. Rasim Öztekin, Ercan Yazgan, Bekir Sıtkı Kunt, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nusret Hızır, Sadun Aren, Fikret Ürgüp, Hulusi Behçet, Erol Mutlu ve Yüksel Menderes'in ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


Rasim Öztekin kimdir?



Rasim Mükerrem Öztekin (14 Ocak 1959; İstanbul - 8 Mart 2021; İstanbul), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusudur.

İstanbul'daki Galatasaray Lisesini bitirmesinin ardından İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun olan sanatçı, sahne yaşamında ilk deneyimlerini İstanbul Akademik Sanatçılar Topluluğu ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi ve Nöbetçi Tiyatro’da amatör çalışmalarla edindi. Profesyonel tiyatro sanatçılığına, Ferhan Şensoy'un Ortaoyuncular topluluğunda başladı. 2016 yılında Kel Hasan Efendi'nin kavuğu Ferhan Şensoy tarafından kendisine devredilmiş, 20 Eylül 2020 tarihinde ise kavuğu kendisi Şevket Çoruh'a devretmiştir.

Tiyatroculuğun yanı sıra aynı zamanda 1992-1995 yılları arasında televizyonlarda şov programları yapmıştır. 1994 yılında Gani Müjde ve Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “2071’de Türkiye” adlı müzikali sahneye koyup oynamıştır. Sinema, dizi ve filmlerde de rol almıştır. TRT'ye program metin yazarlığı ve bir dönem Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır. Mart 2020'den itibaren Youtube'da yayımlanan içerikler üretmiştir.


Ölümü

2004 yılında Rasim Öztekin'e kalp yetmezliği tanısı kondu. Kalp rahatsızlığı olan oyuncu, 8 Mart 2021 tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan Öztekin, akşam saatlerinde tedavi gördüğü Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 62 yaşında hayatını kaybetti.

Ölümünden sonra, sanatçılar Ferhan Şensoy, Şevket Çoruh, Cem Yılmaz, Cüneyt Arkın, Yılmaz Erdoğan, Hülya Koçyiğit, Demet Akbağ, Şoray Uzun, Gülse Birsel, Ata Demirer ile politikacılar Recep Tayyip Erdoğan, Fahrettin Koca, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ali Babacan ve diğer politikacılarla sanatçılar başsağlığı dilediler.

Ödülleri

  • 1988, Altan Erbulak Ödülleri, En İyi Oyuncu

  • 1995, İsmail Dümbüllü Ödülleri, Yılın En Başarılı Oyuncusu

  • 2003, Afife Tiyatro Ödülleri, Komedi ve müzikal dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

  • 2010, KALDER (Kalite Derneği) En Kaliteli Sanatçı ödülü

  • 2010, Ayaklı Gazete "Yılın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncusu"

  • 2011, Yılın Nasrettin Hocası

Oynadığı tiyatro oyunları


  • Şahları da Vururlar (1980-85)

  • Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı (1981-83)

  • Anna’nın 7 Ana Günahı (1983-84)

  • Fırıncı Şükrü, Deli Vahap ve Ötekiler (1984-85)

  • Hayrola Karyola (1985-86)

  • Eşek Arıları (1985-86)

  • Muzır Müzikal (1986-87)

  • İçinden Tramvay Geçen Şarkı (1986-87)

  • İstanbul’u Satıyorum (1986-87)

  • Don Juan İle Madonna (1988-89)

  • Soyut Padişah (1989-90)

  • Yorgun Matador (1990-91)

  • Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu (1991-92)

  • Güle Güle Godot (1992-93)

  • Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri (1996-97)

  • Haldun Taner Kabare (1997-98)

  • Çok Tuhaf Soruşturma (1998-99)

  • Parasız Yaşamak Pahalı (1999-2000)

  • Fişne Pahçesu (2000-01)

  • Kökü Bitti Zıkkım Zulada (2001-02)

  • Sahibinden Satılık Birinci El Ortaoyunu (2001-02)

  • Biri Bizi Dikizliyor (2003-04)

  • Uzun Donlu Kişot (2004-05)

  • Kiralık Oyun (2005-06)

  • Boşgezen ve Kalfası (2008)


Müzikaller

  • Muzır Müzikal (1986)

  • 2071'de Türkiye (1994)

  • Yıldızların Altında (2005)

Filmografi

Filmler



Diziler


Ercan Yazgan kimdir?



4 Nisan 1946 tarihinde Sinop'ta doğmuştur. Tuncay Özinel Tiyatrosu, Aıştı. 1989 yılında Bizimkiler dizisindeki Kapıcı Cafer tiplemesiyle herkes tanıdı. 1989-2002 yılları arasında 13 yıl kesintisiz olarak yayınlanan "Bizimkiler" adlı dizide Kapıcı Cafer karakterini canlandırırken; Erdal Özyağcılar, Savaş Dinçel, Ayşe Kökçü, Mehmet Akan, Uğurtan Sayıner, Atılay Uluışık, Aykut Oray, Salih Kalyon, Selçuk Uluergüven, Ali Uyandıran, Rutkay Aziz, Buket Dereoğlu, Cihat Tamer, Engin Şenkan, Güzin Özipek, Kemal İnci, Meral Çetinkaya, Dursun Ali Sarıoğlu, Arif Erkin Güzelbeyoğlu, Cezmi Baskın, Zihni Göktay, gibi oyuncularla birlikte rol aldı.

Bülent Kayabaş ile Tiyatro yaptı. 1986 yılında Perihan Abla dizisinde, Perran Kutman, Şevket Altuğ, Tuluğ Çizgen, Cihat Tamer gibi oyuncularla oynadı. 1994 yılında senaryosunu Gani Müjde'nin yazdığı Kaygısızlar dizisinde Halit Akçatepe, Ayşen Gruda, Tuluğ Çizgen, Şoray Uzun, Yılmaz Köksal, Çiçek Dilligil gibi oyuncularla oynadı. Birçok film ve dizide rol aldı. Ercan Yazgan yakalandığı verem hastalığını uzun tedavi süresinden sonra yendi.

Ercan Yazgan üçüncü evliliğini tiyatrocu İdil hanım ile yaptı. Oyuncu Buket Dereoğlu üvey kızıdır. Buket Dereoğlu'nun annesi İdil hanım, ikinci evliliğini 1976 yılında Ercan Yazgan ile yapmıştır.

Ercan Yazgan'ın dördüncü eşi Ceyhan hanımdan Tuğçe ve oyuncu Billur Yazgan (d. 1 Ekim 1985) adında iki kızı ile Bilgehan adında bir oğlu vardır.

2015 yılında yapımcılığını Necati Akpınar'ın yaptığı ve Hande Doğandemir, Fatih Artman, Devrim Yakut, Cengiz Bozkurt, Erdal Tosun başrollerde olduğu "Bana Masal Anlatma" filminde Ercan Yazgan da rol alırken Yılmaz Erdoğan, Gökçe Bahadır ve Gürkan Uygun da konuk olarak filmde oynadılar.

Ödülleri : 1999 - 36.Antalya Film Şenliği, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Duruşma filmi ile

Film ve Dizileri : 2015 - Bana Masal Anlatma (Sinema Filmi) 2011 - 2012 - İffet (Dizi) 2010 - Kardelen (Sinema Filmi) 2009 -2010 - Hanımın Çiftliği 2008 - Talih Kuşu (TV Dizisi) 2008 - Nekrüt (Sinema Filmi) 2008 - Adanalı (TV Dizisi) 2006 - Yalancı Yarim 2006 - Ahh İstanbul 2004 - Tatil Aşkları 2004 - Altın Kafes 2004 - Büyük Buluşma TV Dizisi 2003 - 2006 - Hayat Bilgisi 2002 - Sırlar Dünyası / Sır Kapısı 2002 - Aşk Meydan Savaşı 2000 - Balalayka (Sinema Filmi) 1999 - Duruşma (Sinema Filmi) 1996 - Sevda Kondu 1994 - Kaygısızlar 1994 1993 - Yazlıkçılar 1990 - Bir Milyara Bir Çocuk (aynı zamanda yapımcı) 1989 - 2002 - Bizimkiler 1986 - Kabadayı (Sinema Filmi) 1986 - Şaka Maka (Video) 1986 - Perihan Abla 1983 - Üç İstanbul 1982 - Arkadaşım (Sinema Filmi) 1979 - Dokunmayın Şabanıma (Sinema Filmi) 1978 - Ölüm Görevi (Sinema Filmi) 1977 - Sen Aşk Nedir Bilir Misin (Sinema Filmi) 1977 - Sarmaş Dolaş (Sinema Filmi) 1977 - Tatlı Kaçık (Sinema Filmi) 1975 - İzin (Sinema Filmi) 1971 - Hüdaverdi-Pırtık (Sinema Filmi) 1963 - Susuz Yaz(Sinema Filmi)


Bekir Sıtkı Kunt kimdir?



(d. Antakya, 1905- ö. İstanbul, 8 Mart 1959) Hukukçu, Siyasetçi, Yazar.

Antakya İlkokulu ve lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi, bir yandan da Vakit’te gazeteciliğe başladı. Hem çalışıp hem okuyarak üniversiteyi bitirdi (1928).

Düzce’de, Uşak’ta, Aydın ve Ankara’da yargıçlık yaptı. Hatay’daki karışıklıklar üzerine oraya gitti ve Hatay Meclisi’ne milletvekili seçildi (1938-1939), burada iki yıl görev yaptı. Hatay’ın Türkiye’ye katılması karan alındıktan sonra bu kez yine seçimlere katılıp Hatay milletvekili oldu (1939-1946).

1946’daki seçimleri kazanamayınca da yeniden eski mesleği yargıçlığa döndü. İstanbul’da kanserden öldüğünde İstanbul 8. Asliye Ceza yargıcıydı (1947-1959).

Öğrencilik yıllarında gazetecilikle başlayan yazarlık yaşamında ilk öyküsünü 1924’te Yeni Adana gazetesinde yayımladı ve hep öykü yazarı olarak kaldı.

Öykülerinde gözleme dayalı bir gerçekçilik her zaman yer aldı.

Bekir Sıtkı Kunt

Bekir Sıtkı Kunt’un Eserleri

  • Memleket Hikâyeleri (1933),

  • Talkınla Salkım (1937),

  • Arzu ile Kanber (1940),

  • Herkes Kendi Hayatını Yaşar (1941),

  • Yataklı Vagon Yolcusu (1948),

  • Ayrı Dünya (1952),

  • Yeni Hikâyeler (1957).

Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir?


19 Ağustos 1864'te İstanbul'da doğdu. 8 Mart 1944'te Heybeliada'da yaşamını yitirdi. Heybeliada'daki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi. Roman ve öykü yazarı. Eserlerinde 19 ve 20'nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul'a anneannesinin Aksaray'daki Konağı'na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878'de Mekteb-i Mülkiye'ye girdi. 1880'de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887'de Ahmed Mithad Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894'te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri "Mürebbiye" ile "Metres", "Tesadüf" ve "Nimetşinas" bu gazetede tefrik edildi. Sansürün "Alafranga" (1911'de "Şıpsevdi" adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908'e kadar suskun kaldı. İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren "Boşboğaz ile Güllâbi" adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912'de Heybeliada'ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada'da geçirdi. 1924'te Son Posta gazetesinde tefrik edilen "Ben Deli miyim" romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul'u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul'un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola'nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada'daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Edebi Kişiliği (Özet)

  • 1887'de Ahmed Mithat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazın yaşamına başlamıştır. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede yayımlanmıştır.

  • Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağlamış; yapıtlarında İstanbul'un mahallelerindeki yaşam tarzını gerçekçi bir biçimde dile getirmiştir. Bu yönüyle "sokağı edebiyata getiren sanatçı" olarak kabul edilmiştir.

  • Yapıtlarını herkesin kolayca okuyup anlayabileceği bir dille yazmıştır.

  • Edebiyatımızda natüralizmin temsilcisi sayılmıştır.

  • Yapıtlarında Ahmet Mithat geleneğini sürdürmüş; anlatımın akışına karışarak kendi duygu ve düşüncelerini aktarmıştır.

  • Yapıtlarında, kahramanları çevrelerinin diliyle konuşturmuş, taklitlere yer vermiştir.

  • Romanlarının önemli bir özelliği de toplumsal bir yergi taşımasıdır.

  • Eski İstanbul yaşamının geleneklerini yansıtan belge değerindeki romanlarında; "Şık", "Şıpsevdi", "Gulyabani", "Mürebbiye", "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç" ince bir mizah da göze çarpar.

  • Yapıtlarında halk deyimleri geniş yer tutar.

  • Yapıtlarında, Tanzimat'tan Cumhuriyet sonrasına kadar, toplumsal değişimin bütün evrelerini İstanbul'un gündelik yaşamını temel alarak işlemiştir.

  • Yapıtlarının önemli başka bir yönü de yoksul çevrelerin kadın yaşamını dile getirmesi, onların çilesini işlemesidir. "İffet, Tesadüf, Nimetşinas, Sevda Peşinde" adlı yapıtları bunun en güzel örnekleridir.

Romanlarından birkaçının kısa özeti: Şık (1889) Şöhret Bey alafranga meraklısı bir gençtir. Bu merakı yüzünden sürekli gülünç durumlara düşer. Madam Potiş adlı hafifmeşrep bir kadınla ilişkisini sürdürebilmek için annesinin küpelerini çalar. Madam Potiş, Şöhret Bey'in zaaflarının farkındadır ve onu kullanır. Şöhret Bey, Madam Potiş ile ilişkisini sürdürebilmek için en sonunda arkadaşı olan Maşuk Bey'in arkadaşlarının paralarını ve değerli eşyalarını çalar. Romanın sonunda da hırsızlık suçuyla hapse atılır. Mürebbiye (1899) Dehri Efendi, altmış beş yetmiş yaşında zengin bir adamdır. Ölen karısından biri kız diğeri erkek; odalığından da yine biri kız diğeri erkek olmak üzere dört küçük çocuğu vardır. Çocukların eğitimi için Anjel adlı Paris'ten İstanbul'a gelmiş, düşük ahlaklı olduğunu bilmediği ecnebi bir kadını mürebbiye olarak işe alır. Anjel yalıda, Dehri Efendi'nin büyük oğlu Şemi'yi, Dehri Efendi'nin yirmi yaş kadar küçük kardeşi olan Amca Bey'i, Dehri Efendi'nin kızı Melahat'ın eşi Sadri'yi "paralarından yararlanmak için" baştan çıkarır. Bu üç kişiyi de yalı içinde idare eder. Sonunda, Anjel'i kıskanan Şem'i bir gece amcasıyla eniştesinin planları ile mürebbiyenin odasına hücum eder. Rakibini öldürmek için odayı ararken açtığı bir dolapta babasıyla karşılaşır. Şıpsevdi (1911) Meftun Bey, okumak için gönderildiği Paris'te yıllarca kalmasına rağmen hiçbir şeyden yapamadan geri döner. Fransa dönüşü, babasından kalma Erenköy'deki köşkte alafranga bir hayat sürmek ister. Komşusu Kasım Efendi çok zengin; fakat cimri bir adamdır. İstediği gibi bir hayatı yaşayabilmek için çok paraya ihtiyacı olan Meftun Bey, Kasım Bey'in kızıyla evlenebilmek için kendisine piyangodan büyük ikramiye çıktığı söylentisini yayar. Başlık parası ile kızını evlendiren Kasım Bey, Meftun'un kız kardeşi Lebibe'yi de oğlu Mahir'le evlendirir. Lüks yaşantısı ve kalabalık ailesinin masrafları nedeniyle büyük borca giren Meftun Bey, kayınpederinin parasına göz koyar. Öte taraftan evlendikten sonra şıpsevdiliği bırakmayan Meftun Bey, McFerlan adlı Fransız bir kadınla birliktedir. Kayınbiraderi Mahir Bey'in de bu kadına zaafını fark ederek bu durumu kullanır. McFerlan, Mahir'den babasının parasını isteyerek vaatlerde bulunur. Babasının parasını çalan Mahir, Meftun ve McFerlan arasındaki gizli aşkı öğrenir ve intihar eder. Meftun Bey ise Fransa'ya kaçar ve oradan yazdığı bir mektupta kayınpederinin ölümünü beklediğini yazar. Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912) Babasından yüklü bir servet kalan İrfan Galip, Aksaray'da oturan kültürlü bir gençtir. Kadınları küçük gören İrfan Galip, Halley Kuyruklu Yıldızı'nın dünyaya çarpacağı söylentileri ile mahalle halkını korkutur ve kadınlarla alay eder. Fakat Halley'in göründüğü gün mektuplaştığı bir kadınla düğün yaparak evlenir. Aralarında geçen bilimsel konuşmalardan sonra aradığı kültürlü kadını bulduğunu anlar ve ona âşık olur. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Eserleri ROMAN:

  • Şık (1889)

  • İffet (1896)

  • Mutallâka (1898)

  • Mürebbiye (1899)

  • Bir Muadele-i Sevda (1899)

  • Metres (1900)

  • Tesadüf (1900)

  • Şıpsevdi (1911)

  • Nimetşinas (1911)

  • Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)

  • Gulyabani (1913)

  • Cadı (1912)

  • Sevda Peşinde (1912)

  • Hayattan Sayfalar (1919)

  • Hakka Sığındık (1919)

  • Toraman (1919)

  • Son Arzu (1922)

  • Tebessüm-i Elem (1923)

  • Cehennemlik (1924)

  • Efsuncu Baba (1924)

  • Meyhanede Hanımlar (1924)

  • Ben Deli miyim (1925)

  • Tutuşmuş Gönüller (1926)

  • Billur Kalp (1926)

  • Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)

  • Mezarından Kalkan Şehit (1928)

  • Kokotlar Mektebi (1928)

  • Şeytan İşi (1933)

  • Utanmaz Adam (1934)

  • Eşkıya İninde (1935)

  • Kesik Baş (1942)

  • Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)

  • Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)

  • Dirilen İskelet (1946)

  • Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)

  • Deli Filozof (1964)

  • Kaderin Cilvesi (1964)

  • İnsanlar Maymun muydu (1968)

  • Can Pazarı (1968)

  • Ölüler Yaşıyor mu (1973)

  • Namuslu Kokotlar (1973)

ÖYKÜ:

  • Kadınlar Vaizi (1920)

  • Namusla Açlık Meselesi (1933)

  • Katil Bûse (1933)

  • İki Hödüğün Seyahati (1934)

  • Tünelden İlk Çıkış (1934)

  • Gönül Ticareti (1939)

  • Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)

  • Eti Senin Kemiği Benim (1963)

OYUN:

  • Hazan Bülbülü (1916)

  • Kadın Erkekleşince (1933)

  • Tokuşan Kafalar (1973)

  • İki Damla Yaş (1973)

  • Gülbahar Hanım

TARTIŞMA:

  • Cadı Çarpıyor (1913)

  • Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)

  • Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)

Nusret Hızır kimdir?



Felsefeci ve tarihçi olan Nusret Hızır 1889 yılında İstanbul'da doğmuş ve 1980 yılında Ankara'da vefat etmiştir. Almanya’da fizik, matematik, felsefe ve müzik öğrenimi gördü.1934 yılında Ünlü filozof Prof. Hans Reichenbach’ın asistanı ve mütercimi olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde göreve başladı. 1937 ve 1942 yıllarında Türk Tarih Kurumu’nda çalıştı. 1947 yılında Hasan Âli Yücel’in teşvikiyle dışarıdan sınava girerek doçent oldu ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyeliğine atandı. 1954 senesinde aynı fakültede mantık profesörü oldu. 27 Mayıs 1960 döneminde üniversiteden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesi arasında yer aldı. 1963 senesinde Paris’te Ecole Normale Superieur (Yüksek Öğretmen Okulu)’da felsefe dersleri verdi. 1962 senesinde DTCF’deki görevine yeniden getirildi. 1968senesinde emekli olana kadar buradaki görevini ve Türk Tarih Kurumu’ndaki danışmanlık hizmetini sürdürdü. Emeklilik döneminde de eğitim ve öğretimden uzaklaşmayan Hızır, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nde mantık ve felsefe dersleri vermeye devam etti.Bilim tarihi, mantık ve bilgi felsefesi üzerine birçok makale kaleme almıştır, Türkiye’deki felsefe anlayışının oluşmasında önemli paya sahiptir. 1945 senesinde Ant dergisinde kısa süreliğine yayımladığı yazılarında faşizmin kaynaklarına ilişkin tezler ileri sürdü. 1949-1950 yıllarındaYaprak dergisinde çıkan yazılarında ise felsefi kavramlara açıklık kazandırmaya çalıştı. Erasmus ve Nietzsche gibi düşünürlerin yapıtlarını Türkçeye çevirdi. Bir süre de Değişim dergisinde felsefe mantık konuları üzerine yazıları yayımlandı. 1976 senesinde dergi yazılarının bir bölümü Felsefe Yazıları adlı kitapta toplandı ve bu yapıtıyla 1977 yılında Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü’nü aldı. 1979 senesinde de Türkiye Felsefe Kurumu tarafından Onur Başkanı seçildi. Ölümünden sonra asistanı Füsun Akatlı’nın derlediği diğer yazıları, Bilimin Işığında ve Geride Kalanlar isimleriyle yayımlandı.

ESERLERİ:

Felsefe Yazıları (1976), Bilimin Işığında Felsefe (Ölümünden sonra Füsun Akatlı tarafından derlenen makalelerini içerir, 1985), Geride Kalanlar (Ölümünden sonra Füsun Akatlı tarafından derlenen notlarını içerir, 1987).

ÇEVİRİ:

Deliliğe Methiye (Erasmus’tan, 1941), Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe (Nietzsche’den, 1956), Yunan Felsefesinin Menşei Üzerine (Hans von Freyer’den, 1956).


Hulusi Behçet kimdir?



Hulusi Behçet, 20 Şubat 1889, İstanbul doğumludur. Tıp öğrenimini 1910 senesinde tamamlamış ve 1914 Temmuz'una kadar Gülhane Dermatoloji Kliniğinde asistan olarak çalışmıştır. 1914 yılında Kırklareli Askeri Hastanesi başhekim muavinliğine tayin edilmiştir. 1918 yılına kadar da Edirne Askeri Hastanesinde dermatoloji uzmanı olarak çalışmış daha sonra Budapeşte'de, Berlin'de Charité Hastanesinde çalışmış ve 1919'da yurda dönmüştür. 1923 yılında meşhur bir diplomatın kızı olan Refika Davaz ile evlenmiştir. Evliliklerinden bir kızı vardır. Hulusi Behçet 1933’de İstanbul Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği’ni kurdu ve profesör oldu. 1939 yılında ise bu kez aynı üniversitenin aynı bölümünde ordinaryus profesör unvanını aldı. Yıllar boyunca şark çıbanı, arpa uyuzu, ham incir dermatidi ve mantar hastalıkları gibi çeşitli dermatoloji konularını inceledi ve bu konular üzerine yurt içinde ve dışında pek çok makale yayımladı. Ancak onu dünya çapında üne kavuşturan ve geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan asıl çalışması kendi adıyla anılan yeni bir hastalığı tanımlamasıydı: Behçet Hastalığı. Tüm dünyaya tanıttığı Behçet Hastalığı sayesinde tanınan Hulusi Behçet, bunun dışında 196 kalıcı eser bıraktı. Bunlardan en önemlileri olarak “Frengi Dersleri”(1936) ve “Klinik ve Pratikte Frengi Teşhisi ve Benzeri Deri Hastalıkları”(1940) adlı iki eserini sayabiliriz. Ortaya koyduğu tüm bu çalışmalarla çağa damgasını vuran Türk bilim adamı, 1948 yılında vefat etti.


Erol Mutlu kimdir?



Doğum Tarihi - 13 Ağustos 1949, Ankara Ölüm Tarihi - 8 Mart 2005, Ankara

Prof. Dr. Erol Mutlu 13 Ağustos 1949’da Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda tamamladı. 1969-1982 yılları arasında TRT Ankara Televizyonu’nda prodüktör olarak çalıştı.

Bu dönemde yapımını üstlendiği “Sporun Öyküsü” başlıklı belgesel dizi ile Radyo-Televizyon Muhabirleri Derneği Cengiz Polatkan Ödülünü, “Köy Kahvesi” adlı dizi programıyla 1980 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği Ödülünü kazandı.

1982 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi kadrosuna atandı ve 1986 yılında “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” anabilim dalında “Karşılaştırmalı Televizyon Sistemleri ve Televizyon Yapımcılarının Mesleki Yönelimleri” başlıklı çalışması ile Doktor unvanını aldı. 1991’de doçent, 1996’da profesör unvanını alan Mutlu, 1997 yılında İletişim Fakültesi Dekanlığına seçildi. Fullbright bursu ile ABD’de akademik çalışmalarını sürdürdü. National Chengchi Üniversitesinde (Tayvan) konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.

1998-1999 ile 2001-2002 akademik yıllarında Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi RTVF Bölümünde ders veren Prof. Mutlu, en son 2003-2004 akademik yılında ders vermekte olduğu bölümünden ağırlaşan Sağlık durumu nedeniyle ayrılmak durumunda kalmıştı.

İletişim kuramları, medya ve toplum, televizyon program türleri gibi çok geniş bir alanda dersler verip, yayınları bulunan Erol Mutlu, Türkiye’de yayınlanan ilk İletişim Sözlüğü’nün de yazarıydı.

Prof. Mutlu ile aynı üniversitede birlikte çalışmış ve onun dekan yardımcılığını yapmış olan Doç. Dr. Sevda Alankuş, “Onu çok özel ve Örnek bir akademisyen kılan şey, bütün yaşamını öğrencilerini iletişim üzerine düşündürtmek ve sorgulatmaya adamış olmasıydı. Bunun kanıtı da artık ayakta durmaya gücünün yetmemeye başladığı zamanlarda bile hiç bir dersini kaçırmaması, bilgisayar başında oturmaya gücünün yetmediği son anlarına dek, üretmeye, yazmaya, çeviri yapmaya, sorgulamaya ve bize de sorgulatmaya devam etmesiydi” dedi.

İletişim Kuramları alanında Türkiye’deki önde gelen akademisyenlerden olan ve 1998-1999 ile 2001-2002 akademik yıllarında Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi RTVF Bölümünde ders veren Prof. Dr. Erol Mutlu, 8 Mart 2005 günü Uzun bir dönemden bu yana savaştığı hastalığa yenik düştü.

Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler

Sporun Öyküsü - 1980 / 1982 26 Ağustos Büyük Taarruz - 1980

YAYINLANMIŞ KİTAPLARI

Televizyonu Anlamak - 1991 Ankara: Gündoğan Yayıncılık İletişim Sözlüğü - 1998 Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları Televizyon ve Toplum - 1999 Ankara: TRT Yayınları


İbrahim Sadun Aren kimdir?


Sosyalizmin Yeni Yolu, İstihdam Para ve İktisadi Politika, 100 Soruda Ekonomi El Kitabı, 100 Soruda Para ve Para Politikası, Puslu Camın Arkasından, Bir Dönemden Yazılar, Ekonomi Dersleri, Yeni Sağ Yeni Aldatmaca ile TİP Olayı eserlerinin yazarı olan İbrahim Sadun Aren, 8 Mart 2008 tarihinde Ankara'da hayatını kaybetmiştir. İbrahim Sadun Aren, 1922 yılında Erzurum'da doğdu. Eskişehir Lisesi ve Siyasal Bilgiler Okulu'nda öğrenim gördü. 1945'te doçent 1950'de de doçentliğe yükseldi. Daha sonra İngiltere'ye giderek burada incelemelerde bulundu. 1956 senesinde de Türkiye'ye döndü. 1960-1962 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı'nda danışman olarak çalıştıı. Bunun yanında Sosyalist Kültür Derneği'nin de kurucuları arasında yer aldı.

Türkiye İşçi Partisi dönemi

İbrahim Sadun Aren, 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi'ne katıldı. Bu dönemde parti yönetimini devralarak 1965 seçimlerinde mecliste 14 milletvekilliği ve bir senatörlük sandalyesi elde etti.

12 Mart 1971 askeri darbesi

İbrahim Sadun Aren, 12 Mart 1971 askeri darbesi sırasında gözaltına alınarak tutuklandı ve Mamak Askeri Cezaevi'ne gönderildi. Bu dönemde mide kanaması geçirerek Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne kaldırıldı. 1972 senesinde de hakkındaki dava karara bağlanarak 12 yıl 5 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 1974'de çıkartılan genel af yasası ile serbest bırakıldı. Daha sonra DİSK'te görev aldı. Bunun yanında Politika gazetesinde de yazılar yazdı.

12 Eylül 1980 askeri darbesi

İbrahim Sadun Aren, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında DİSK'te görev aldığı gerekçesiyle tutuklandı. 1984 yılında da cezaevinden tahliye edildi.

1990'lı yılları

İbrahim Sadun Aren, 1991 yılında Sosyalist Birlik Partisi'nin genel başkanlığına seçildi. Daha sonra Birleşik Sosyalist Parti'de bu vazifesini sürdürdü. Bunun yanında Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin genel başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun kurucu üyeliğini yaptı. Aren, 8 Mart 2008 tarihinde Ankara'da hayatını kaybetti. Eserleri Sosyalizmin Yeni Yolu, İstihdam Para ve İktisadi Politika, 100 Soruda Ekonomi El Kitabı, 100 Soruda Para ve Para Politikası, Puslu Camın Arkasından, Bir Dönemden Yazılar, Ekonomi Dersleri, Yeni Sağ Yeni Aldatmaca, TİP Olayı

Fikret Ürgüp kimdir?



Cumhuriyet devri hikayecilerinden Dr. Fikret Ürgüp 1914 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni (1934), İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni (1940) bitirdi, iç hastalıkları uzmanı olarak İstanbul'da serbest hekimlik yaptı. Amerika'da psikiyatri öğrenimi (1954-1959) gördü. Özellikle Yeni İnsan (1963-69) ve Yeditepe (1951-1971) dergilerinde yayımladığı yazı ve öykülerle tanındı. Dr. Ürgüp, çağımız insanının yalnızlıklarını, geçerlikteki değerlere karşı yabancılaşmasını simgeleyen, mecazlı, alegorili ve özgün hikayeler yazdı, bunlarla iki kitap çıkardı: Van (1966), Kısa Lodos Hikâyeleri (1968). Bu kitaplar, Levent Yılmaz'ın önsözüyle yeniden basıldı (Gece Yayınları 1991). Ülkemizde, konusunda ilk özgün örnek olan Şizofreni başlıklı bilimsel bir monografisi daha önce çıkmıştı (1964). Ölümü üzerine iki yazı Milliyet Sanat Dergisi (sayı 223, 18 Mart 1977) ve Varlık (sayı 825, Nisan 1977)'tadır. 8 Mart 1977'de İstanbul'da ölen Fikret Ürgüp Çengelköy mezarlığına gömüldü. Bibliyografya Şizofreni (1964), Van Hikayeleri (1966), Kısa Lodos Hikayeleri (1968), Dosdoğru Günlük (1995), Fikret Ürgüp Bütün Hikayeleri (Haldun Soygür -2007)

Yüksel Menderes kimdir?



1930 yılında İzmir‘de doğdu. Babası eski Başbakanlardan Adnan Menderes, annesi Berin Menderes, kardeşleri Mutlu Menderes ve Aydın Menderes”tir.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Cenevre Üniversitesi “Sciences Politiques” Fakültelerini bitirdi.

Belgrad Büyükelçiliği Başkatipliği yaptı.

Adalet Partisi’nden Aydın’dan milletvekili seçildi.

18 Aralık 1970 tarihinde kurucuları arasında yer aldığı Demokratik Parti‘nin genel başkan yardımcısı olmuştur.

İpek Kumbaracıbaşı (İpek Kiramer) ile evlenmiş, Lale (engelli) ve Işık (Fransa’da yaşıyor) adında iki kızı olmuştur. Çift daha sonra boşanmıştır.

Yüksel Menderes, 8 Mart 1972 tarihinde Ankara’daki evinde intihar etmiştir. Kareli bir kağıda yazdığı veda mektubunda “Hayatta kaderin bütün cilveleri beni buldu. Kötü hadiseler karşısında daha fazla tahammül gösteremeyeceğim. Artık yaşama gücümü kaybettim. Babamdan daha kötü gidiyorum.” diye yazmıştır.

Yüksel Menderes intihar etmeden önce yazdığı mektupta İpek Kramer’e, “Ne olur eşsiz sevgilim, aşkımızın eseri olan çocuklarımızı sen kabullen” der.

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör