top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Bugün 6 Mayıs. 97 Yıl ve 52 Yıl öncesini düşünelim...






Alâettin Bahçekapılı yazdı

Bugün 6 Mayıs. Birçok kişinin belleğine bu tarih; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan hakkında verilen idam kararının uygulandığı gün olarak kazılmıştır. Bugün bu tarihin 52. yıldönümü. 6 Mayıs sabaha karşı yaşamlarına son verildi üç gençlik önderinin.

       68 kuşağının yol açanlarıydı bu üç devrimci genç. Başkandıranları...Dik duruşu öğretenleri. “Hak verilmez alınır”ı gerçek kılma yolunda mücadele edenleriydi 68 kuşağının.

        Yıllar önce, halkın toplaştığı Kuvayı Milliye’yi örgütleyerek ve düzenli ordu ile birleştirerek Emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı’yla elde edilen bağımsızlığın yeniden “inşası” için, yola çıkan, kıra çıkan üç genci 6 Mayıs’ta yok etti bu düzen. Çünkü onlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu topraklarından silah zoruyla çıkardığı emperyalizmin, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla geri dönüp ülkeyi “tam bağımsızlıktan” uzaklaştırmasına karşı durmuşlardı. Emperyalizmin ve kapitalizmin egemenliğine başkaldırmışlardı. Emperyalizmin askerini Dolmabahçe’de denize dökmüşlerdi. Çünkü onlar, İstanbul’u işgal eden, savaş gemilerinin toplarını İstanbul’a, toplarını çevirerek emperyalizmin hükmünü uygulayan düşmana Haydarpaşa Rıhtımı’ndan bakıp “geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesinin bilinçli gençleriydi. “Tam bağımsız Türkiye” sevdalılarıydı.

        Bu satırların yazarı, 1966-1969 arasında İÜ Hukuk Fakültesi’nde Cihanlarla, Denizlerle aynı salonları paylaştı; aynı havayı soludu.

52 yıl önce 6 Mayıs’ta yok edildiler. Her şeye rağmen, mücadeleleri anıları yaşıyor.


Bir başka 6 Mayıs...

Bugün 6 Mayıs. Pek az kişi için bir güzel günün 97. Yıldönümü. 97 yıl önce 6 Mayıs 1927’de İstanbul Radyosu düzenli ve programlı yayınlarına başladı. Bu tarih Türkiye Cumhuriyeti için önemliydi. Cumhuriyet kendini halka ve öteki uluslara anlatabilecekti. Yazılı kültürden çok uzak bulunan Anadolu halkının iletişim kaynağı olacaktı İstanbul Radyosu. Tam da Anadolu halkının içinde bulunduğu kültür ortamına uygun “sözlerle.”

    Bugün, 6 Mayıs.

    Bu satırların yazarı 18 yaşında bir gençken İstanbul’un Harbiye semtindeki İstanbul Radyosu’nda çalışmaya başladı. Bursuyla okuduğu İÜ İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nde Abdi İpekçilerden, Haldun Tanerlerden, Ecvet Güresinlerden, Muhsin Ertuğrullardan, Ahmet Kılıçbaylardan, Cavit Orhan Tütengillerden öğrendiklerini antenlerle tüm yurda yaymaya Haziran 1967’de başladı bu satırların yazarı. Taaa 1994’e kadar.

    Bugün, 6 Mayıs. İstanbul Radyosu’nun 97. Yaş günü.

    Bu güzel günü, İstanbul Radyosu’nda yaptığım 2 bini aşkın programdan birine gönderilen bir mektuptan çıkan şiirle (Sayın Giray Elmalı’nın şiiri) kutluyorum:

“BAĞIŞLA RADYO

Öyle alıştık ki biz hak yemeye,

Aldırış etmeden işe, emeğe,

Dilim varmasa da bunu demeye,

Seni çok harcadık, bağışla RADYO.

Tek sevgilimizdin beş, on yıl önce,

Neşeydin, kültürdün, yaşlıya gence,

TV denen alet yurda girince,

Seni çok harcadık, bağışla RADYO.

TV’yi şımartıp, çıkardık başa!

Ekrana ne gelse bağırdık ‘Yaşa’

Vuramadık ama kaldırıp taşa,

Seni çok harcadık, bağışla RADYO.

Ne kışın, ne yazın izin yaparsın,

Gece, gündüz demez, yayın yaparsın,

Reklama aldırmaz işe bakarsın,

Seni çok harcadık, bağışla RADYO.

Biz bile şaşırdık, saymadık hatır,

Hakkında yazmadık ayda üç satır,

Bizi ister affet, istersen batır,

Seni çok harcadık, bağışla RADYO.”

85 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commenti


bottom of page