• HaberciGazete

Doğan Cüceloğlu, Bülent Tarcan, Salih Tozan, Mahir Canova, Necil Kazım Akses, Fikret Şeneş



Bugün 16 Şubat. Ünlü bilim insanı Doğan Cüceloğlu, ünlü karakter oyuncusu Salih Tozan'ın ölüm yıldönümü. 16 Şubat aynı zamanda Bülent Tarcan, Mahir Canova, Necil Kazım Akses ve Fikret Şeneş'in de ölüm yıldönümü.


BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi sevgiyle selamlıyoruz.

Doğan Cüceloğlu kimdir?



(9 Şubat 1938, Mersin – 16 Şubat 2021, İstanbul), Türk psikolog ve akademisyendir. Kişisel gelişim kitapları ve televizyon programı ile tanınmıştır. 1980-1996 yılları arasında ABD'nin Fullerton şehrindeki Kaliforniya Eyalet Üniversitesinde görev yaptı; kırktan fazla bilimsel makale yayımladı. 1990'lardan itibaren Türk insanının duygu, düşünce ve davranışlarını bilimsel psikoloji kavramları ile inceleyen Türkçe kitaplar yayımladı. 1992'de yayımlanan İçimizdeki Çocuk adlı kitabı, onun en popüler kitaplarındandır. 1996'da Türkiye’ye dönerek üniversite öğrencilerine, öğretmenlere, ana-babalara ve iş adamlarına yönelik seminerler, konferanslar ve atölye çalışmaları yapmıştır. Mersin'in Silifke ilçesinde 11 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak 9 Şubat 1938 tarihinde dünyaya geldi.Ortaokulu Silifke'de; liseyi Ankara ve Kırklareli'de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldu. Mezuniyetinden sonra aynı üniversitede akademik kariyerine başladı ve Mümtaz Turhan'ın asistanlığını yaptı. 1964 yılında Amerikan Psikoloji Derneği bursu ile ABD'ye giderek Illinois Üniversitesinde Charles E. Osgood danışmanlığında dil psikolojisi (psikolinguistik) alanında doktora yaptı (1967).Doktora eğitimi sırasında evlendi ve bu evlilikten üç çocuk sahibi oldu. Türkiye'ye döndükten sonra akademik kariyerine İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinde devam etti. 1975 yılında doçent unvanını aldıktan sonra Fulbright Araştırma Bursu için başvurdu ve aldığı burs ile Kaliforniya Üniversitesi (Berkeley)'de ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulundu. Ailesini ABD'de bırakarak Türkiye'ye dönen Cüceloğlu, Hacettepe ve Boğaziçi üniversitelerinde yarı zamanlı olarak ders verdi. İlk kişisel gelişim kitabı "İnsan İnsana"yı yayımladı (1979). Ailesine yakın olmak için 1980'de ABD'ye döndü 1996 yılında emekli olana kadar Fullerton şehrindeki Kaliforniya Eyalet Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. ABD'de yaşarken Türkçe kişisel gelişim kitapları yayımlamaya devam eden Cüceloğlu, ikinci kitabı olan "İnsan ve Davranışı"nda (1991) modern psikolojinin temel kavramlarını Türkiye'den yerel öykülerle ele aldı. Emekli olduktan sonra Türkiye'ye döndü ve üniversite öğrencilerine, öğretmenlere, ana-babalara ve iş adamlarına yönelik seminerler, konferanslar ve atölye çalışmaları düzenlemeye ağırlık verdi.1999 yılında bir temizlik firmasının sosyal sorumluluk projesi kapsamında düzenlenen "Temiz Aile, Temiz Gelecek" başlıklı sohbet programları çerçevesinde televizyonda sohbet programları yapmaya başladı. Yazdığı kitaplar ve televizyon programları yoluyla Türkiye’de alanında, eğitim camiasında ve veliler arasında tanındı.[6] Televizyon programlarının ve seminerlerinin içeriğini kitap hâline getirdi. Yıldız Hacıevliyagil ile ikinci evliliğini yaptı. Hayat öyküsünü anlatan İnsanı Ararken Damdan Düşen Psikolog adlı kitabını 2013 yılında yayımladı. Deniz Bayramoğlu'nun Doğan Cüceloğlu ile yaptığı söyleşi kitabı "Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var mısın? - Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler" adlı söyleşi kitabı Ocak 2021'de yayımlandı. 16 Şubat 2021'de İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki evinde aort damarı yırtılması nedeniyle 83 yaşında hayatını kaybetti.18 Şubat 2021'de Levent Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Aşiyan Mezarlığı'nda defnedildi. 2021'de İstanbul'un Küçükçekmece ilçesindeki Küçükçekmece Fen Lisesinin adı Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi olarak değiştirilerek hatırası yaşatılmıştır. Kitapları

  • İnsan İnsana (1991)

  • İnsan ve Davranışı (1992)

  • İçimizdeki Çocuk (1992)

  • 'Miş' Gibi Yetişkinler: Yetişkin Çocuklar (1994)

  • İçimizdeki Biz (1996)

  • İyi Düşün Doğru Karar Ver (1998)

  • Savaşçı (1999)

  • ‘Keşke’siz Bir Yaşam İçin İletişim: İletişim Donanımları (2002)

  • Başarıya Götüren Aile - Sınav Döneminde Ana Babalık (2006)

  • Bir Kadın Bir Ses (2006)

  • Korku Kültürü: Niçin 'Mış Gibi' Yaşıyoruz? (2008)

  • Onlar Benim Kahramanım (2009)

  • İnsan İnsana Sohbetler (2011)

  • İnsanı Ararken Damdan Düşen Psikolog (2013)

  • Gerçek Özgürlük (2014)

  • Derviş'in Aklı: Profesör Ahmet Dervişoğlu ile Sohbetler (2016)

  • Öğretmenim Bir Bakar Mısın?- Öğretmen'in Gücü Üzerine (2018)

  • Var Mısın? (2021)

  • Geliştiren Anne-Baba (2021)

Prof. Dr. Bülent Tarcan



Hem müzik hem hekimlik alanındaki başarılı çalışmalarıyla adını tarihe yazdıran Prof. Dr. Bülent Tarcan’ın yaşamı, müzik ve tıbbın iç içe geçtiği bir mucizedir. Prof. Dr. Bülent Tarcan, askeri hekim bir babanın oğlu olarak 1914’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1937’de bitirdi. Genel cerrahi doçentliğinin ardından İngiltere’ye gitti ve nöroşirurji sertifikası aldı. 1952’de İstanbul Tıp Fakültesi’nde Nöroşirurji Servisi’ni kurarak tıp tarihine geçti. Prof. Dr. Tarcan, müzik alanında da döneminin öncülerinden oldu. Çağdaş Türk müziğinin Türk Beşleri’nden sonraki ilk kuşak bestecilerinden olan Prof. Dr. Tarcan, 3 senfonik süit, 1 piyano, 1 keman konçertosu, 3 perdelik bir bale ve çeşitli oda orkestrası, koro ve şan eserleri yazdı ve besteledi. 1991 yılında vefat etti.



Necil Kazım Akses kimdir?



Besteci (D. 6 Mayıs 1908, İstanbul – Ö. 16 Şubat 1999, Ankara). İlkokulda keman, ortaokulda viyolonsel öğrendi. Lise yıllarında bir taraftan da Darülelhan’a devam ederek Cemal Reşit Rey’den armoni dersleri aldı. İlk beste denemelerini on dört yaşında viyolonselle teksesli olarak yaptı. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra (1926) müzik çalışmalarını ilerletmek üzere Viyana’ya gitti. Viyana Devlet Müzik ve Temsil Akademisi'nde Joseph Marx'tan armoni, kontrapunto, füg ve kompozisyon, Kleinecke'den viyolonsel dersleri aldı. Viyana Akademisi'nin yüksek lisans derslerini sürdürürken, Prag Devlet Konservatuarı’na da kaydoldu. Josef Suk ile yüksek kompozisyon ve Alois Hába ile mikrotonal müzik çalıştı. 1934’te yurda döndüğünde, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin ve Adnan Saygun’la birlikte "Türk Beşleri" olarak anılan topluluğun içinde yer alarak çok­sesli Türk müziğini geliştirme ve ku­rumlaştırma çalışmalarına girişti. 1935’te Alman besteci Paul Hindemith ile birlikte Ankara Devlet konservatuarı’nın kuruluş çalış­malarına katıldı ve bu okulda besteleme öğretmeni oldu. 1939’da Halkevleri’nin 7. Kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleşen müzik festivalinde verilen bir konserde Akses’in Çiftetelli adlı eseri seslendirildi. 1938-39’da askerliği sırasında ilk taslaklarını yazdığı Ankara Kalesi, Senfonik Tarih (1942) adlı eseri Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Berlin’de Berlin Şehir Orkestrası tarafından seslendirildi ve Avrupa’da plak yapıldı. Bu eser, yurtdışında plağa alınmış ilk Türk yapıtı olma özelliğini kazandı. Akses, 1948'de Konservatuar müdürlüğü, 1949'da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yaptı. Kültür ataşesi olarak Bern'de (1954) ve Bonn'da (1955-57) bulundu. 1958-60 yıllarında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü oldu. 1971'de yeniden aynı görevi üstlendi. Hükümetin değişmesi ve yeni kültür müsteşarı ile anlaşamaması üzerine 1972'de kendi isteği ile emekli oldu. 1985 yılında profesörlük unvanı alan besteci yaşamının son dönemlerine dek Ankara Devlet Konservatuarı'nda kompozisyon dersi verdi. Daha çok büyük senfonik formların yaratıcısı olarak tanınan Necil Kâzım Akses, bestelerinde temel ritim ve ezgiler sürer­ken başka enstrüman gruplarının farklı tempolarla müziğe katıldığı rastlantısal mü­zik tekniğine de başvurdu. Klasik Türk müziği makamlarını, halk müziğinin ritmik ve melodik elemanlarını yoğun bir orkestra­lama ve sağlam bir biçim duygusu ile kullandı. Büyük senfonilerini, Melih Cevdet Anday, Orhan Veli, Cahit Külebi gibi Türk şairlerinin eserleri üzerine bestelediği liedleri, büyük korolu yapıtları 1960’lardan sonra ortaya koydu. Akses, ilk defa Devlet Sanatçılığı unvanının verildiği 1972 yılında, bu unvanın verildiği on bir kişiden biri oldu. Atatürk’ün ölümünün 100. Yıldönümü için 1981’de yazdığı Barış için Savaş başlıklı senfonik şiir, Atatürk Sanat Armağanı’nı aldı. BAŞLICA ESERLERİ: Prelüd ve fügler (1929), Beş piyano parçası (1930), Alleg­ro Feroce (1930), Poem (1930), Piyano Sonatı (1930), Flût-Piyano Sonatı (1933), Üç Poem (1933), Mete (bir perdelik ope­ra, 1934), Çiftetelli (orkestra için senfonik dans, 1934), Şiir ve Müzik (1935), Minya­türler (1936), Sophokles'in Antigone oyunu için müzik(1936), Sophokles'in Kral Oidipus oyunu için müzik (1936), Julius Caesar için müzik (1936), Konservatuvar Marşı (koro ve orkestra için U. Cemal Erkin ile birlikte, 1940), Ankara Kalesi (senfonik şi­ir, 1942), Yaylı çalgılar için üçlü (1945), Poem (çello ve orkestra için, 1946), Yaylı çalgılar için dörtlü (1946), Eşliksiz çoksesli koro kompozisyonlan (1947), Timur (ope­ra, tamamlanamadı, 1956), Eskilerden İki Dans (1960), On piyano parçası (1946), On türkü (eşliksiz karma koro için, 1964), Portreler (1965), Senfoni (No. I, 1966), Konçerto (1969), Itri'nin Nevâ-Kâr'ı üze­rine Scherzo (büyük orkestra için, 1970), Yaylı çalgılar için dörtlü "Ağıt Kuartet" (1971). Cumhuriyet'in 50. yıl marşı (1973), Sesleniş (1973), Senfonik destan (1973), Sololar geçidi (Timur operasından, 1974), Şiirlere müzik (1975), Bir divandan gazel (1976), Viyola konçertosu (1977), Capriccio (1977), Yaylı çalgılar orkestra­sı için senfoni (1978), Yaylı çalgılar için dörtlü (1979), 3. Senfoni (1979-80), İdil (solo viyolonsel ve orkestra için, 1980), Barış için savaş (senfonik şiir, 1981), İs­tanbul'a gönül veren ozanlar (çoksesli ko- ro için, 1983), 4. Senfoni (1983).


Salih Tozan kimdir?



(1914-1963) Sanatçı, Tiyatro ve sinema sanatçısı.

Tiyatroya 1933’te Raşit Rıza Topluluğu’nda başladı. Avni Dilligil, yeni Ses, Muammer karaca, İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahneye çıktı. Şeytan Arabası, Ceza kanunu, Cibali karakolu, Anna Frank’ın Hatıra Defteri gibi oyunlarda rol aldı. Sinemada iyi adam rolleri ile tanındı. Rol aldığı bazı filmler: Üç Arkadaş, Kırık Çanaklar, Ayşecik şeytan Çekici, Otobüs Yolcuları. Balıkesir'de adını taşıyan Kütür ve Sanat Merkezi vardır.






Mahir Canova kimdir?



30 Aralık 1914 tarihinde Kavala, Yunanistan‘da doğmuştur. Annesi Hasbiye Hanım, babası Ahmet Fehmi Canova’dır. İlkokul ve ortaokulu İzmit’de okuduktan sonra Gazi Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulunda okuyarak 1935 yılında, öğretmen olarak mezun oldu.


Mahir Canova, 1935 yılında, Eskişehir İnkılap İlkokulunda öğretmen olarak göreve başladı. Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinin açıldığı yıllarda Hindoloji ve Alman filolojisi bölümlerine devam etti. 1936-37 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü yatılı sınavını kazanarak, 1941 yılında Salih Canar, Muazzez Lutas (Kurtoğlu), Ertuğrul İlgin, Nermin Sarova ve Nüzhet Şenbay‘la birlikte ilk mezunlardan biri olarak meslek hayatına atıldı.

1939 yılında daha öğrenci iken Prof. Carl Ebert‘in yönettiği “Gülünç Kibarlar” oyununda sahneye çıktı.

Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra Prof. Carl Ebert‘in yanında rejisör yardımcılığı ve konservatuvar mimik ve sahne öğretmenliği de yapmaya başladı. Konservatuvar 2. sınıfta öğrenciyken Prof. Carl Ebert’in yardımıyla Almanya ve Fransa’ya görgü, bilgi artırmak için gönderildi.

Mahir Canova, Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünde bölüm başkanlığı, devlet tiyatroları’nda rejisörlük ve başrejisörlük görevlerinde bulundu. 1950 yılında aynı zamanda Ankara Radyosunun sanat sorumlusu da oldu. 1947 yılında Küçük Tiyatro’nun açılışında Ahmet Kutsi Tecer‘in “Köşebaşı” adlı oyununu, Büyük Tiyatro’nun açılışında ise yine Ahmet Kutsi Tecer‘in “Köroğlu” adlı oyununu yönetti. 1972 yılında Bursa Devlet Tiyatrosunda görevli iken 100. rejisini tamamladı.


1963 yılında Necati Cumalı’nın Nalınlar adlı oyununu Kenterler sahnesinde yönetti.

Mahir Canova, Ankara Devlet Konservatuarı’nın Tiyatro Bölümü Başkanlığını da 1970’lere kadar elinde tuttu ve Devlet Tiyatroları sanatçılarının büyük bir çoğunluğunun öğretmenliğini yaptı. “Hoca”, “rejisörler rejisörü”, “usta rejisör” olarak adlandırılan Canova’nın öğrencileri arasında Yıldız Kenter‘den Bozkurt Kuruç‘a, Yıldırım Önal‘dan Raik Al-maçık‘a, Kerim Afşar‘dan Ergin Orbey‘e, Yücel Erten‘den Tamer Levent‘e kadar dünün ve bugünün usta aktör ve yönetmenlerini sayabiliriz.

Mahir Canova, 1949 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde, 1959 yılında İzmir Şehir Tiyatrosu’nda, 1956 yılında İzmir Ara Tiyatrosu’nda, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda, Kent Oyuncuları’nda, Arena Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlar yönetti.


Halkevleri Merkez Yönetim Kurulu’nda görev alarak tiyatro kursları açtı, Isparta belediyesi şehir tiyatrosu’nun kuruluş çalışmalarına katıldı, seçmeleri yaparak kursları planladı ve başlattı.

1978 yılında Güngör Dilmen‘in Midas’ın Kördüğümü adlı oyununu sahnede yönettikten sonra emekliye ayrıldı.

1981 yılında kurulan Danışma Meclisi’ne seçildi ve TBMM‘de tek sanatçı üye olarak görev yaptı.


Yaşamı boyunca birçok ödül alan Canova, 26 Aralık 1985 tarihinde, Muazzez Kurtoğlu ve Nermin Sarova ile birlikte tiyatro ve sanat yaşamlarındaki ellinci yılı doldurarak, onurlarına düzenlenen gecede ödül aldı.

1991 yılında ise kültür bakanlığı tarafından, devlet konservatuarı ilk mezunları 50. şeref yılı ödülü ile onurlandırıldı.

Mahir Canova, Gündüz Sencer ile evlendi. Ceylan Saltuk (d.1951) adında bir kızı ve tiyatro oyuncusu Civan Canova (d.1955) adında oğlu oldu. Eşi Gündüz Sencer daha sonra boşanıp 1963 yılında Kartal Tibet ile evlendi.

Mahir Canova, 16 Şubat 1993 tarihinde İstanbul’da 79 yaşında ölmüştür.

Devlet Tiyatroları, anısını yaşatmak için Ankara’ da bir sahneye Mahir Canova sahnesi adını verdi.

Yönettiği bazı tiyatro oyunları : 1946-47 – Yağmurcu 1946-47 – Yanlışlıklar Komedyası 1947-48 – Köşebaşı 1947-48 – Kadınlar Arasında 1947-48 – Şamdancı 1948-49 – Bizim Şehir 1948-49 – Paydos 1949-50 – Küçük Şehir 1949-50 – Yalancı 1949-50 – Scapen’ in Dolapları 1949-50 – Dünya Gözüyle 1949-50 – Tüccar 1950-51 – Şakacı 1950-51 – Melekler ve Şeytanlar 1952-53 – Tersyüz 1952-53 – Sahne Dışındaki Oyun 1954-55 – Bir Ümit İçin 1954-55 – Tanrıdağı Ziyafeti 1955-56 – Harput’da Bir Amerikalı 1955-56 – Son Durak 1956-57 – Kraliçe 1956-57 – Kleopatra’nın Mezarı 1957-58 – İki Efendinin Uşağı 1964-65 – Yedinci Köpek 1966-67 – İstanbul Efendisi 1966-67 – Ecinliler 1966-67 – Bizim Şehir 1967-68 – Candida 1967-68 – Amédee 1968-69 – Mechul Asker ve Karısı 1969-70 – Yedekçi 1969-70 – Finten 1971-72 – Romeo ve Juliet 1972-73 – Batak 1978-79 – Midas’ın Kördüğümü 1983-84 – Şen Kadınlar 1984-85 – Lysistrata 1985-86 – Windsor’un Şen Kadınları 1985-86 – Düşüş 1985-86 – Ayyar Hamza 1987-88 – Nalınlar 1989-90 – Vatan Diye Diye

Fikret Şeneş kimdir?



Fikret Şeneş, 1921 yılında doğdu. Piyano çalıp İngilizce şarkılar söylemeye 12 yaşında başlayan Fikret Şeneş ilk Türk kadın şarkı sözü yazarı olarak tanınmıştır. Türkçe sözlerini yazdığı 290’a yakın şarkıyı Türk pop müziğine kazandırmıştır ve şarkıları büyük ilgi görmüştür. 30’lu yaşların başında olan Fikret Şeneş (1950’lerin ortalarında) ilk şarkı sözlerini Erol Büyükburç’a yazmış, şan dersi almış ve piyano çalmıştır. 1960’ların sonunda ilk Türkçe söz yazdığı şarkı “İki Yabancı” olmuştur. Günümüze dek Türk pop müziğinde popüler sanatçılara yüzlerce şarkı yazmıştır. Fikret Şeneş’in annesi Calibe Hanım eşiyle birlikte tek kızlarına “Şeneş” soyadını dönemin Soyadı Kanunu’yla birlikte kendileri seçmiştir. İstanbul Amerikan Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra konservatuvarın şan bölümüne yazılan Fikret Şeneş evlendiği için konservatuvarı bitiremeden ayrılmıştır. Bedii Bey ile 18 yıl süren evlilik yapmıştır. Alzheimer tedavisi gören Şeneş 16 Şubat 2015 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Teşvikiye Camii’ndeki cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. 94 yaşındaki Şeneş’in cenazesine iş ve sanat dünyasından birçok ünlü isim katıldı. Cenazede Şeneş’in oğlu Celal Çapa, gelini Şebnem Çapa, torunları Ceylan ve İzzet Çapa ile Lal Denizli de cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Cenazesi İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Şarkıları * Uykusuz her gece * Kimler geldi kimler geçti * Anlamazdın * Kaybolan yıllar * İki yabancı Ünlü söz yazarı Fikret Şeneş’in televizyonda seslendirdiği şarkılarından önce söz yazarı olarak adını anons etmediği için mahkemelik olduğu Ajda Pekkan da cenaze törenine katıldı. Aileye taziye dileklerini iletmeyen Pekkan, Şeneş’in tabutunun başında kısa süre bekledikten sonra cenaze namazından önce camiden ayrıldı. Burada gazetecilerin soruları ile karşılaşan Pekkan, “Çok üzgünüm. Geldiğiniz için çok teşekkürler. Hepimizin başı sağolsun. Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Şeneş’in ailesi ise Pekkan’a tepki gösterdi. Ünlü söz yazarının gelini Şebnem Çapa ve torunu Lal Denizli, “Ajda hangi yüzle buraya geldi” diyerek Süperstar’a tepki gösterdi. Oldukça üzgün olan Şeneş’in yakınları, “Ajda Hanım günah çıkarmaya gelmiş. Yaptıklarını affettirmek istiyor ama her şey için geç kaldı” dedi. Son üç yıldır alzheimer tedavisi gören Şeneş, Ajda Pekkan için ‘Bir Hata’ adlı şarkıyı yazmıştı. Söz yazarının Pekkan da 70’den fazla şarkı sözü vardı.


16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör