• HaberciGazete

Doğan Koloğlu, Kâşif Kozinoğlu, Hıfzı Tevfik Gönensay



Bugün 13 Kasım. Hıfzı Tevfik Gönensay, Nedim Günsür , Doğan Koloğlu ve Kâşif Kozinoğlu'nun ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Hıfzı Tevfik Gönensay kimdir?



Edebiyat tarihçisi, eğitmen Hıfzı Tevfik Gönensay 1892 yılında Selanik'te doğdu. Selanik Feyziye Mektebinde başladığı ilk ve orta öğrenimini İstanbul Numune-i Terakki ve Tefeyyüz (Üsküp) mektepleri ile Mercan ve İstanbul Leyli İdadisinde; yüksek öğrenimini Mekteb-i Mülkiye'de tamamladı. 1913 yılında Mülkiye'den mezun olduktan sonra eğitim mesleğine girdi. Sırasıyla Kabataş, Vefa, Liseleriyle Galatasaray ve İstanbul Sultanilerinde edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. Ekim 1928'de yeni kurulan Özel Feyz-i Ati Mektebi (Boğaziçi Lisesi) müdürlüğüne getirildi. 1949'a kadar bu görevde ve ek olarak İstanbul Erkek Lisesi Edebiyat öğretmenliğinde görevlendirildi. Şiire 1912'de başlayan Gönensay'ın ilk şiirleri Şehbal'de yayınlandı. Balkan savaşıyla ilgili, Milli Edebiyat akımına bağlı şiirlerdi bunlar. Daha sonra Servet-i Fünun, Şehbal, Türk Yurdu, Hürriyet_i Fikriye, Nedim, Şair, Donanma dergilerinde şiir ve yazıları yayımlandı. Edebiyat tarihi alanında inceleme ve araştırmalarıyla tanınan Hıfzı Tevfik Gönensay görevde iken 13 Aralık 1949'da İstanbul'da öldü. Bibliyografya Türk Edebiyatı Numuneleri (Hammamizade İhsan ve Hasan Ali Yücel ile -1926), Hamid Son Yılları ve Son Şiirleri (1943), Başlangıcından Tanzimat'a kadar Türk Edebiyatı Tarihi (Nihat Sami Banarlı ile -1944), Oğuz Destanı ve İki Masal (1948)

Nedim Günsür kimdir?



Nedim Günsür (1924, Ayvalık – 13 Kasım 1994, İzmir) “Tüm nesnelere sevgiyle yaklaşan ressam” olarak nitelenen ve naif özellikler de taşıyan figuratif bir anlayışla gerçekleştirdiği toplumsal içerikli yapıtlarıyla tanınan Türk ressam.

Liseden ayrılarak Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’ne girdi (1942). Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nde öğrenimini tamamladı (1948). Öğrenciliği sırasında 10’lar Grubu’nun kurucuları arasında yer alan aynı yıl Fransa hükümetinin bursunu kazanarak altı yıl Paris’te André Lhote ve Fernand Léger atölyelerinde çalıştı. O zamana değin sürdürdüğü izlenimci resim anlayışını, Picasso, Léger ve Matisse’nin yanı sıra, yeni tanıdığı Afrika sanatının da etkisiyle değiştirdi, yarı soyut anlayışa yöneldi. 1952’de yurda dönünce Karadeniz Ereğlisi Ortaokulu resim öğretmenliğine atandi. Üç yıl sonra (1958) bu görevinden ayrılarak İstanbul’a yerleşti. 1961’de yeniden öğretmenliğe döndü ve on yıl süreyle Beykoz Ortaokulu’nda ücretli öğretmenlik yaptı, ilk kişisel sergisi Maya Galerisi’noe açıldı (1951). On beş dolayında kişisel sergi açan, çeşitli karma sergilere katılan Günsür, 1963’te 26. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde Birincilik Ödülü, 1973’te Cumhuriyet’in 50. Yılı Sergisi’nde Atatürk Ödülü kazandı. 1972’de Milliyet Sanat Dergisi’nin oluşturduğu seçici kurul tarafından resim dalında “Yılın Sanatlısı” seçildi.

Doğan Koloğlu kimdir?



Doğum Yeri : Trabzon/ Türkiye Doğum Tarihi : 1.1.1927 Ölüm tarihi: 13 Kasım 2013

Türk spor yazarı, eski futbolcu ve yönetici. 1927 yılında Sürmene'de hayata gözlerini açan Doğan Koloğlu, ilk, orta ve lise öğretimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. Galatasaray'a futbolcu, yönetici ve teknik adam olarak da hizmet eden Koloğlu ayrıca Galatasaray Divan Kurulu 2. Başkanlığı yaptı. Doğan Koloğlu gazeteci ve araştırmacı yazar kimliğiyle Türk basınının önemli isimlerinden biriydi. Hürriyet Gazetesi spor servisi müdürlüğü yapan, Akşam, Milliyet, Sabah ve Vatan gazetelerinde çalışan Koloğlu, Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin (TSYD) kurucu üyelerindendi. Doğan Koloğlu TSYD'nin 1981-1984 yılları arasında Genel Başkanlığı'nı da yaptı. Doğan Koloğlu'nun spor yazılarıyla Türk sporuna ve futboluna büyük emekleri oldu. Hücum futbolu terimini çok sık olarak kullanan ve futbolda hücumun önemini yüzlerce yazıyla anlatan Koloğlu ayrıca patlayan forvet terimini de akıllara kazıyan isim olmuştu. Türk spor basınının duayenlerinden Koloğlu uzun süredir tedavi gördüğü hastanede 13 Kasım 2013'te öldü. Orhan Koloğlu'nun ağabeyidir.Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.


Kaşif Kozinoğlu kimdir?




(1955, Trabzon – 13 Kasım 2011, İstanbul),Türk asker ve Millî İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı.

1976 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun olan Kozinoğlu, 1980 yılında Özel Harp Dairesi'nde göreve başladı. 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın Tim Komutanlığı'nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı'nda görev yaptı. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı'ndan kendi isteğiyle emekli olup, Millî İstihbarat Teşkilatı'na girdi. Ordu'da özel harp dairesinde binbaşı rütbesiyle görev yaparken, Orta Asya'dan sorumluydu.

Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan'da da görev yapan Kozinoğlu, Eylül 2010'da müsteşar Dr. Hakan Fidan'ın talimatıyla "Baş Müşavir" sıfatıyla Asya Bölgesi'ne atandı. Bu tarihten itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildi. En son 9 Mart'ta görevinden dönen Kozinoğlu'nun, Mayıs 2004'te Alaattin Çakıcı'nın yurt dışına kaçışı olayında Çakıcı'nın, yakın adamları ile telefon görüşmesi yaptığının ortaya çıkarılmasından ötürü ifadesine başvuruldu ve davası devam ederken 13 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde kalp krizi geçirerek vefat etti. Ümraniye Kocatepe Mezarlığı'nda toprağa verildi.

KAŞİF Trabzon’da doğdu. Dedesi kahramandı. İstiklal harbi şehidi... Onun adını verdiler. Kaşif. * Babası öğretmendi. Halası da öğretmendi, hatta, kendisinin ilkokul öğretmeniydi. Atatürk ilkeleriyle büyütüldü. “Herkes biraz İzmirlidir” derim ya... O da öyleydi. Babası Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi’ne atanınca, İzmir’e taşındılar, Hatay Nokta durağına... Atatürk Lisesi’ne kaydoldu. Dar gelirli baba, ailesinin geçimini sağlamak için ek iş yapar, marangoz olarak Fuar’da stant kurardı. Gene tayin... Kırklareli Atatürk Lisesi’nden mezun oldu. ODTÜ’yü kazandı. * Ama, subay olmak istiyordu. İzmir Atatürk Lisesi’nin boks takımındayken burnu kırılmış, vaziyeti idare etmiş, öylesine kaynamıştı. Bu halde olmaz dediler. Ailesinden gizli gizli yattı masaya, ameliyat oldu, düzeltti. Sınava girdi, Kara Harp Okulu’nu kazandı. Bordo bereli’ydi. Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonası’nda, teçhizatlı koşu, paraşütle atlama, sualtı dalışı, keskin nişancılık, hayatı idame, yarma, sızma filan, dünya şampiyonu oldu. Seçkin birlik, Muharebe Arama Kurtarma MAK’ın kurucuları arasında yer aldı. Sayısız subay, astsubay ve özel harekâtçı polis yetiştirdi. Binbaşı rütbesindeyken, Milli İstihbarat Teşkilatı’na geçti. * Madalyaları evine sığmıyordu, bazıları, örnek bir Atatürk kızı olan 75 yaşındaki annesinde duruyordu. Hep vardı ama, hiç yoktu... Babası vefat ettiğinde, yurtdışı görevindeydi, cenazeye katılamadı. Kız kardeşine çok düşkündü, eline doğan yeğeninin düğününe bile gelemedi. * Parayla pulla hiç işi olmadı. Mütevazı bi evi var. Ankara’da. Hepsi o... Didik didik ettiler manşetlerden linç edebilmek için, bula bula, ancak bir de yazlık bulabildiler. Ki, o yazlık, eşine babasından miras kalmıştı. Tek serveti, 21 yaşındaki oğluydu. Üniversite öğrencisi... 55 senelik ömrü operasyonda geçtiği için, toplasan, üç sene ya gördü büyüdüğünü, ya göremedi. * Karnında... Sırtında... Mermi izi vardı. İleride belki ama, şu anda size söyleyemeyeceğim yerde yedi. * MİT’in Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili’ydi. Özbekistan, Kazakistan, en son Afganistan’daydı. Afgan köylerine Atatürk posteri asarken, “Sen teröristsin, gel buraya” dediler. Koşarak geldi. * Türk halkı, ilk kez ve son kez, mahkemeye “koşarken” gördü onu... Zımba gibiydi. Çünkü, çocukluğundan beri haftanın yedi günü aralıksız spor yapardı. Her nedense, cezaevinde son görüştüklerinde kız kardeşine vasiyet etti, “Ölürsem, beni babamın kucağına koyun.” dedi. * Ve, öldü. Mermi öldürememiş... Spordan öldü deniyor. (15.11.2011 - Yılmaz Özdil)

46 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör