• HaberciGazete

Doğum günü: Çiğdem Sezer, Ahmet Mekin, Necdet Mahfi Ayral, Yesari Asım Arsoy


Bugün 6 Ağustos. Çiğdem Sezer, Ahmet Mekin, Necdet Mahfi Ayral, Yesari Asım Arsoy'un doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak Çiğdem Sezer ve Ahmet Mekin'e mutlu, sağlıklı nice yıllar dilerken, aramızda olmayan değerlerimizi saygıyla anıyoruz.


Doğum günü: Çiğdem Sezer kimdir?



Trabzon’da doğan Çiğdem Sezer, Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu. Hemşirelik ve öğretmenlik yaptı. Kıyı, Karşı, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. İlk şiir kitabı Kanadı Atlas Kuşlar ‘ın (1991) ardından, Çılgın Su ‘yla (1993) Dünya Kitap Dergisi Şiir Ödülü’nü, Bir Şehrin Hatıra Fotoğraflarından (1998) ile Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü, Dünya Tutulması (2005) ile 2006 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü ve Küçük Şeyler Mevsimi (2016) ile 2017 Dağlarca Şiir Ödülü’nü aldı. Kapalı Gişe Hüzünler (1996), Denizden Geçme Hali (2009) ve Eyvah Annem Şiir Yazıyor (2017) adlı kitapları da bulunan Sezer, edebiyatın farklı türlerinde eserler verdi. Kent monografisi ve biyografi kitaplarının yanı sıra Aşklar ve Baharatlar (2008) ile Mavi Çayırın Kadınları (2013) adlı romanları var. Alfabeden Kaçan Harfler (2014) adlı çocuk şiirleri kitabıyla Türkan Saylan Sanat Ödülü’ne, Juju Beni Unutma (2015) adlı çocuk romanıyla Kocaeli ODTÜ Okulları Çocuk Edebiyatı Ödülü’ne değer görülen Sezer, 2018’de “Bayan Şeftali ve Alya” adlı resimli öykü dizisini yazdı. Hayal Vadisi(2011), Gizemli Yabancı (2014), Şahane Ekip (2015), Kayıp Gerdanlık (2017) adlı gençlik romanlarını Saklı Bahar (2017, ON8) ve Köprü Kitaplar koleksiyonunda yer alan Hayat Pastanesi (2017) izledi. Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu’nun (IBBY) 2020 Onur Listesi’ne giren Kamyon Kafe (2019) adlı romanının ardından son şiir kitabı Kahkaha Keki‘ni (2020) de çocuklar için yazan Çiğdem Sezer’in son gençlik romanı, yoksul ve parçalanmış ailelerden gelen bir grup gencin hikâyesini anlattığı Son Şans Durağı (2021). Yazar, Ankara’da yaşıyor; bir kızı ve bir oğlu var.


Doğum günü: Ahmet Mekin kimdir?



6 Ağustos 1932 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen Kars'lı olan Ahmet Mekin’in asıl adı Ahmet Kurtdereli’dir. İş hayatına manifaturacılıkla başlamıştır. Bir ara güreş sporuna da başlamıştı, tam usta olduğu sırada kaburga kemiklerini kırıp, bırakmıştır. Sonra kayak yapmaya başladı, beli incinince, onu da bıraktı. Bakırköyspor’da oynarken büyük bir futbol takımına transfer olacaktı. Deneneceği gün ayağından sakatlandı. Ve böylece spor yaşantısı sona erdi. Bir süre Bakırköy Halkevi’nde amatör tiyatro oyunculuğu yaptı. “İttihat ve Terakki” oyununda oynadı. Sonunda, yine başka bir Bakırköylü olan Kenan Pars’ın aracılığıyla, 1957 yılında “Mahşere Kadar” adlı filmiyle sinemaya geçti.

Ahmet Mekin, Selvi Boylum, Al Yazmalım filmiyle Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasında rol aldı. “Mahşere Kadar”, “Kavanozdaki Adam”, “Bir Yudum Su”, “Bugünün Saraylısı”, “Vurun Kahpeye”, “Selvi Boylum Al Yazmalım”, “Ezo Gelin”, “Çiçek Abbas” gibi önemli filmlerin unutulmaz aktörüdür.

1978 yılından sonra ‘Denizin Kanı’, ‘Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep’ gibi pek çok televizyon filminde rol aldı.

Sinemaya adım attığı 1956 yılından bu yana yaklaşık 200 filmde oynayan Ahmet Mekin, 1975 yılına kadar “jön” oynayıp, karakter oyunculuğuna kendi isteğiyle geçmiştir.

2012 yılında Kayıp Şehir dizisinde İsmail Dede karakterini oynayan Ahmet Mekin, 2014 yılında vizyona giren Yunus Emre : Aşkın Sesi filminde Hacı Bektaş-ı Veli rolünü canlandırdı.

Kendisi gibi oyuncu olan Şükran Sabuncu’yla evli olan Mekin, 1998 yılından bu yana Balıkesir’in Erdek ilçesine bağlı Ocaklar beldesinde yaşıyor. Zeynep ve Kezban adında iki kızı vardır.

Ödülleri : 1961’de İzmir Fuar Festivali’nde ‘En Başarılı Erkek Oyuncu’ ödülünü aldı. 2011 yılında oynadığı “Görünmeyen” adlı film ile 30.İstanbul Film Festivalinde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı.

Filmleri ve Dizileri : Senaryo: 1959 - Evlatlık (Sinema Filmi)

Yapımcı : 1976 - Evlatlık / Çıngar (Sinema Filmi)

Oyuncu : 2016 - Arkadaşlar İyidir (TV Dizisi) 2015 - Seddülbahir 32 Saat (TV Dizisi) 2015 - Bizim Hikaye (Musa) (Sinema Filmi) 2014 - Yunus Emre: Aşkın Sesi (Sinema Filmi) 2014 - Not Defteri (TV Dizisi) 2014 - Kod Adı Reaksiyon (İrfan) (TV Dizisi) 2013 -Tatar Ramazan (TV Dizisi) 2013 – Salıncak (Kısa Film) 2012 - Kayıp Şehir (dizi) 2011 - Görünmeyen 2011 - 72. Koğuş 2011 - Kağıt 2005 - Savcının karısı (dizi) 2004 - Hoşgeldin hayat 1997 – Mektup 1987 - Kavanozdaki Adam 1987 - Kuruluş / Osmancık 1985 - Kuyucaklı Yusuf 1985 - Ateş Dağlı 1984 - Kadınca 1984 - Kanun Kanundur 1983 - Gecenin Sonu 1983 - Küçük ağa (dizi) 1982 - Çiçek Abbas 1982 - Ölümsüz 1982 - Sendemi Leyla 1982 - Seni kalbime gömdüm 1981 - Günah defteri 1981 - Yılanı öldürseler 1979 - Denizin kanı(dizi) 1978 - Selvi boylum, al yazmalım 1978 - Avare 1978 - Bir adam yaratmak (dizi) 1978 - Kaplanlar ağlamaz 1978 - Yaşam kavgası 1977 - Bir yürek satıldı (dizi) 1977 - Cemil dönüyor 1976 - Korkunç süphe 1975 - A'dan z'ye kadar 1975 - Cemil 1975 - Eski zaman elbiseleri 1974 - Garip kuş 1974 - Kin 1973 - Bebek yüzlü 1973 - Çaresizler 1973 - Düğün 1972 - Aslanların ölümü 1972 - Baskın 1972 - Bir garip yolcu 1972 - Biz belayı severiz 1972 - Hesabı Kim Ödeyecek 1972 - Kaderin esiriyiz 1972 - Karaoğlan geliyor 1972 - Yaralı kurt 1971 - Fedailer mangası 1971 - Gelin kız 1971 - İdamlık 1971 - Kanlı define 1971 - Kara gün 1971 - Krallar kralı hüdaverdi 1971 - Silahlar affetmez 1971 - Üç kabadayı 1971 - Üçünüze bir mezar 1970 - Çeko 1970 - Adım beladır 1970 - Beyaz güller 1970 - Beyaz tabakta siyah üzüm 1970 - Damarımda kanımsın 1970 - Dönme bana sevgilim 1970 - Düşen bir yaprak gibi 1970 - Her günaha bir kurşun 1970 - Kader bağlayınca 1970 - Kralların kaderi 1970 - Yılan kadın 1969 - Bataklı damın kızı Aysel 1969 - Beşikteki miras 1969 - Bir Türk'e gönül verdim 1969 - Cezaları ölümdü 1969 - Gülnaz Sultan 1969 - Gurbette ölenler 1969 - Hedefte vuruşanlar 1968 - Ana hakkı ödenmez 1968 - Dertli pınar 1968 - Kadın asla unutmaz 1968 - Urfa-Istanbul 1966 - Cennet fedaileri 1966 - Çingene 1966 - Fakirin Memet 1966 - Kır atlı efe 1966 - Nefesini kesecegim 1966 - Topal Osman 1965 - Aklın durur 1965 - Akrep kuyruğu 1965 - Büyük şehrin kanunu 1965 - Canım benim 1965 - Kırbaç yarası 1964 - Vurun kahpeye 1964 - Ana beni eversene 1964 - Çöl kanunu 1964 - Devlet kuşu 1964 - Güzeller kumsalı 1964 - Halime'den mektup var 1964 - Kan ve gurur 1964 - Kardeş kanı 1964 - Kelebekler çift uçar 1964 - Ölüm Allah'ın emri 1964 - Vur gözünün üstüne 1963 - Acı aşk 1962 - Yedi günlük aşk 1962 - Aramıza kan girdi 1962 - Beş kardeştiler 1962 - Gurbet yolcuları 1961 - Aşktan da üstün 1961 - Altın kalpler 1961 - Bitmeyen mücadele 1961 - Sokaktan gelen kadın 1961 - Vatan fedaileri 1960 - Cilali İbo perili köşkte 1959 - Aşkın acıları 1959 - İzmir ateşler içinde 1958 - Ana hasreti 1958 - Bir yudum su 1958 - Bu vatan bizimdir 1958 - Dikenli yol 1958 - Funda 1958 - Karanlık günler 1958 - Kir çiçegi Zeynep 1958 - Sevmek günah mı? 1957 - Kara günlerim 1957 - Yosmanın kızı 1957 - Mahşere kadar


Doğum günü: Necdet Mahfi Ayral kimdir?



1908 de Paşabahçe-İstanbul da doğdu. Sütnineler, dadılar ve lalalarla büyür. Sanatçı bir aileden gelmektedir. Annesi Mesadet Hanım, Babası Mehmet Mahfi paşadır. Necdet Mahfî Ayral, Yerebatan'daki Mekteb-i Vatan'da ilk mektebe başlar. Musevî bir madmazelden Almanca dersi aldırırlar, Çocukluk arkadaşlarının çoğu da Rumdur. Rumcayı da onlardan öğrenmeye başlar. Beykoz'da Mithat Efendi Rüşdiyesine, oradan Galata'daki Avusturya Lisesine bir müddet devam ettikten sonra, Birinci Dünya Savaşı başlayınca okul kapanır. 1919'da Galatasaray Sultanisi'ne (Galatasaray Lisesi) yatılı olarak verirler. Ancak 1923'de babası öldükten sonra okulun bitmesine iki yıl kala okul ücretini ödeyemediklerinden burayı bitiremeden ayrılmak zorunda kalır. Bu yıl aynı zamanda onun tahsil hayatının noktalandığı tarihtir. Paşabahçe'de oturmaya devam ederler. O yıl oturdukları ev de satılır ve Beşiktaş'a taşınırlar. Anne tarafından ceddi Sultan III. Ahmed'e dayanır. Ahmet İzzet Paşa, annesinin büyükbabasıdır. Sultan Abdülmecid, o zaman Boğaz'daki bir araziyi Ahmet İzzet Paşa'ya hediye etmiş. Halk arasında bu çevreye Paşa Bahçesi denilir olmuş. Paşabahçesi büyük bir araziydi. Büyükbabasının cevizliğiydi. Oranın adı Paşabahçe değil, Paşa bahçesi'dir. Orada on iki odalı bir evde doğdu. Bu evi albay (miralay) olan babası yaptırmış. Önce, 30 lira aylıkla Deutche-Orient Bank'a muhasebe servisinde memur sonra 100 lira aylıkla Mario Serra adlı bir İtalyan'ın Yıldız Sarayına açtığı kumarhaneye belediyenin mesul muhasibi olarak işe giriyor. Ama kumarhane 11,5 ay sonra kapanınca yine işsiz kalıyor. Elinde tek kalan öğrendiği mükemmel İtalyanca oluyor. Bir yıla yakın işsiz dolaştıktan sonra Elektrik- Tünel- Tramvay şirketine giriyor.Askere gitme zamanı gelince askere gider, yerine karısı Eleni şirkete giriyor.

Orduda kendini sevdiren Necdet Mahfi üç ay içinde onbaşi, ardından da Fırka Karargahı Komutanının fahri çavuşu oluyor. Okur yazarlığı, yabancı dil bilgisi, ciddiyeti ve çalışkanlığıyla Rüştü Paşa'nın gözbebeğidir artık. Tüm kültürel etkinliklerin düzenlenmesini Necdet Mahfi'ye bırakıyor paşası. Başlıyor erat için bazı gösteriler düzenlemeye; çeşitli eğlenceler, tiyatrolar... Giderek en çok yapmak istediği işin bu oldugunu anlıyor, tiyatro... Askerliğinin bitiminde komutanından yardım istiyor, Bunun üzerine Rüştü Paşa da oturup o dönemin Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ'a bir mektup yazıyor.

Başkan, mektubu okuduktan sonra Necdet'i Darülbedayi'ye gönderiyor. Tarih 24 Eylül 1932...Ve Necdet Mahfi'nin, 66 yıldır dur durak bilmeden, büyük bir özveri ve sevgiyle süren tiyatro macerası başlıyor.

Sahneye ilk adımını figüran olarak 24 Eylül 1932'de Darülbedayi'de "7 Köyün Zeynebi" oyunuyla atan Ayral, Şehir Tiyatroları'nda 'Lüküs Hayat'ta İrfan, 'Kral Lear'da soytarı, 'Deli Dolu'da David, 'Fizikçiler' de Newton, 'Bir Komiser Geldi'de Komiser, Küçük Sehir'de Karabet Gümüşyan, Ahududu'da Haydar Paşa 'Cyrano de Bergerac'da Don Marzio ve 'Tartuffe'de Cleant, Pusu'da Ağa Yılanoğlu gibi oyunlarda unutulmaz kompozisyonlar yarattı. 10 Ekim 1934 "Ses Tiyatrosu"nda "Yarasa" operetinin baş rolünde "Doktor Falke" rolünü oynar.

Tiyatroda 275 oyunda, bunun yanı sıra sinemada da sanatını icra eden Ayral 170'ye yakın filmde irili ufaklı rol aldı. 1950-75 yılları arasında İtalyanlar'ın ünlü komedyeni Toto'yu konuşarak, dublaj sanatında da ustalığını gösteren Ayral, kızı Jeyan'ı da kendisi gibi tiyatro ve dublaj sanatçısı olarak yetiştirdi.

Necdet Mahfi tiyatronun her yönüyle ilgili bir aktördür. Sahne müdür yardımcılığı ve arkasından uzun yıllar Sahne yönetmenliği de yapar. "Zaman zaman bilet sattığım, dekor işlerinde çalıştığım da olmuştur" diyor zaten.

Necdet Mahfi Ayral, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda son olarak Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Huzur' oyununda rol almıştı.

Necdet Mahfî Ayral, 5 haziran 2004 tarihinde 96 yaşında iken İstanbul'da vefat etmiştir.

Evlilikleri : 1927 de bir Rum kızı olan Eleni ile evlenir. Ve 52 yıl evli kalırlar eşi ölene kadar. Tiyatro, sinema,radyo ve televizyon dizileri oyuncusu, seslendirme sanatçısı Jeyan Mahfî Ayral (Tözüm) kızlarıdır.

Doğum günü: Yesari Asım Arsoy kimdir?



Ad Soyad: Yesari Asım Arsoy Nereli: Drama, Osmanlı Devleti Burcu: Meslekler: besteci, söz yazarı Ölüm Tarihi: 18 Ocak 1992


Yesari Mustafa Asım Arsoy, 6 Ağustos 1896 tarihinde (eski tarihle 1314)Osmanlı Devleti ait olan batı Trakya topraklarında Drama şehrine Konya’dan göç edip gelen bir ailenin çocuğu olarak orada doğdu. Babası Bergofçalı Ömer Lütfi, annesi ise Zübeyde Hanım’dır. Yesari Mustafa Asım Arsoy, sekiz çocuğun altıncısıdır. Naci ve Raci kardeşler daha evvel çocuk yaşlarında ölmüşlerdir. Diğerleri büyüklük sırasına göre Mehmet Tevfik, Emine Hamdiye,Mahmut Remzi, Mustafa Asım, Fatma Bahriye ve Muharrem İhsandır.


Büyük dedesi Şeyh Ömer Efendi solak olduğundan “Yesari” lâkabı ile anılıyordu, Asım ve ablası da sol ellerini kullandıkları için Yesari (solak) asoy adında olan abisinin oğlu, Sinema sanatçısı Göksel Arsoy yeğenidir. Yesari Asım Arsoy, 1905’te Nazifi Mektebinden, daha sonra 1908 de Beykonağı Rüştiyesi’nden (orta okul) ve 1910 yılında Yeni İdadiye (Lise) başlayarak oradan mezun oldu. Balkan Harbi sırasında, 12 Ekim 1912 de ailesiyle birlikte düşman işgaline uğrayan topraklarından göç ederek Adapazarı’na yerleşmiştir. Sekiz yıl kaldıkları Adapazarı’nda ailece otel işletmişlerdir. Yesari Asım Arsoy’un ilk ciddi müzik çalışmaları da burada başladı. Önceleri bağlama ve ud çalmayı öğrendi. Adapazarı’nda bulunduğu, bu günlerde Geyve dolaylarında Çete savaşı yapan Çerkez Ethem’in yanında çok kısa bir süre bulundu. Daha sonra Antalya’ya gelen Yesari Asım Arsoy, “Loid Triestino” adlı bir İtalyan gemi acentesinde 1917 yılında kâtiplik yaptığı dönemde Milli Emniyet Teşkilatı adına gizli olarak, bilgiler topladı. Bu arada ailesi 1920 y�emtine göçtü, fakat Yesari Asım bir süre daha Adapazarı’nda kaldı ve 1921’de İstanbul’a ailesinin yanına geldi. 1923 yılında İzmit’e giderek Maliye dairesinde çalıştı. Sonra “Tabacos Tütün Gümrüğü”ne girdi. Burada bir buçuk yıl çalıştı, ardından Galata gümrüğündeki komisyoncularının birinin yanına kâtip oldu. Bunlardan başka muhasebecilik, avukat kâtipliği gibi işler yaptı. Hiç birinde sürekli olarak çalışmadı. Tekrar döndüğü İstanbul’da, bir müzik topluluğunda musıki çalışmalarını sürdürdü. 1929 yılında ilk üç eserini yaklaşık aynı zaman dilimi içinde besteledi. Kürdî’li Hicazkâr şarkı “Kedersiz hiç çoşar ağlar taşar mı kalb-i nâşâdım”, Sabâ şarkı “Zavallı kalbimi dinle sana figan eylesin bak” ve Nevâ şarkı “Geçer her gün bir şirin kız buradan.” Daha sonra ilham eseri olan ve bir dönemde Türkiye’yi sarsacak eserlerini peş peşe bestelemeye başladı. 1930 yılında Colombia plâk şirketi ile yapmış olduğu anlaşma sonucunda şarkıları plâğa okunmaya başladı. Önceleri anne tarafından gelen Büyük Türkoğulları lâkabı nedeniyle plâklarda adı “Mustafa Asım Türkoğlu” olarak geçti. Daha sonra soyadı kanunu çıkınca “ARSOY” soyadını aldı, lakabı olan Yesari de nüfusa geçti. 1938 yılında Romanya, Bükreş’e gitti, özellikle çıgan müziği ve batı müziği hakkında bilgilerini geliştirmek için 3 ay kadar kaldı. 1949 yılında “Fatih Millet Kütüphanesi”nde tanıştığı Zehra Altuğ ile evlendi. Özellikle san’at hayatındaki kısırlaşma ve bazı nedenlerden dolayı 1954 yılında boşandı. Daha önce evlenme izni vermediği ağabeyinin vefatından önce vasiyetinde izin vermesiyle gençlik döneminden beri tanımış olduğu yahudi olan Suzan Arsoy ile ancak 1977 yılında evlendi. Göksel Arsoy’un babası olan ağabeyinin, dini farklılıktan dolaymen aşkından vazgeçmeyen Yesari Asım Arsoy, yıllar boyunca Suzan hanım’ı adada ziyarete gelmiş ve bestelerinin büyük çoğunluğunu da Suzan hanım için yapmıştır. “Ada sahillerinde bekliyorum” şarkısının bestesini de onun için yapmıştır. 1954-1955 yılları arasında İstanbul Radyosunda stajyer sanatçıları yetiştirmek üzere görev aldı. 1975 yılında İzmir’de görev aldı ve oradaki stajyerlere musıki dersleri verdi. 1991 de “Devlet Sanatçısı” ünvanını aldı. Musıki tarihimiz içinde yaşamış ve sayıları oldukça az olan “üslub” sahibi bestekârlarımızdan biri de Yesari Asım Arsoydur. Bugün bilinen eserlerinin sayısı iki yüz elli civarında olduğu sanılıyor. Yesari Asım Arsoy, çok düzgün bir sesi olmasına rağmen, kendisini hiçbir zaman ses sanatçısı olarak kabul etmemiş, sanatındaki onurlu çizgiyi muhafaza adına prensiplerinden taviz vermeyerek, yüksek ücretlerle sahnelerde okuma tekliflerini hep geri çevirmiştir. Yesari Asım Arsoy, 18 ocak 1992 tarihinde 96 yaşında vefat etti. Evlilikleri : 1.evliliği: 1949 yılında Zehra Altuğ ile evlendi. 1954 yılında boşandı. 2.evliliği: 1977 yılında Suzan (Arsoy)hanım ile evlendi. Eserlerinden örnekler: Hüzzam makamı: Yar yolunu kolladım Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır Dün gece bir şuhun bezmine gittim Zamanla belki geçer Ümitlerim hep kırıldı Yine kalbim coşar ağlar bu gece Sen olmasaydın eğer Kalbimi yıllarca sevdaya bağladım Bu yaz sevdâyı tattım Uşşak makamı: Bir çapkın elinde oyuncak oldum Bir ince fidansın Bu yaz geçen günlerimiz hatırımdan çıkmasın Menekşe gözler hülyalı Türkü: Yar saçların lüle lüle Adalardan bir yar gelir bizlere Akasyalar açarken Ada sahillerinde bekliyorum Hicaz makamı: Sazlar çalınır Çamlıca’nın bahçelerinde Bursa’lının gözlerine hayran oldum ben Suz’Nak makamı: Ayrı düştüm sevgilimden br> Nihavend makamı: Sahilde o hoş buseleri Daldan dala konarım Rast makamı: Perişah saçların Sultaniyegah makamı: Biz Heybeli’de her gece Şedaraban makamı: Bu yaz Hünkâr sularında yâr dizine yaslandım Canım diyerek kokladığım tatlı kadınsın

29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör