top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Doğum günü: Ümran Baradan, Gönül Akkor, Bedia Akartürk, Atilla Taş, Kendi, Hamamizade İhsan..


Bugün 4 Şubat. Ümran Baradan, Gönül Akkor, Bedia Akartürk, Atilla Taş, Kendi, Hamamizade İhsan Bey'in doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak aramızda olmayan değerlerimizi saygı ile anarken, yaşayanlara huzurlu, mutlu, başarılı ömür dileriz.


Doğum günü : Ümran Baradan kimdir?


4 Şubat 1945 yılında İzmir’de doğdu. Ankara Dil Tarih, Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi, ardından Viyana Bildedenn Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okudu. Tıp ressamlığı eğitimi için 1966 ile 1968 yılları arasında ABD’ye götürüldü. 1970 yılında Dallas SMU Üniversitesi eğitimcileri, 1989’da da Uluslararası Sanatçılar Derneği New York Başkanlığı’nca şeref üyeliklerine seçildi. Uluslararası Kadınlar Finlandiya Başkanlığı’nca 1994 yılında “20. Asrın Başarılı 100 Kadını” arasına Türkiye’den seçilen Ümran Baradan, Uluslararası Kadınlar Dayanışma Birliği’nin genel başkanlığını da yaptı. Ayasofya ve Topkapı Sarayı’nın yanısıra dünyanın ünlü müzelerinde eserleri bulunuyor. 3 Mart 2011'de Bornova'da vefat etti.



Doğum günü: Gönül Akkor kimdir?



(d. 4 Şubat 1942, İstanbul) Türk Sanat Müziği ses sanatçısı.

Ankara Radyosu'nda stajyer olarak müzik yaşamına başladı ve kısa süre zarfında memleketin en popüler isimlerinden biri haline geldi. Arka arkaya yaptığı plaklar ile büyük bir başarı elde etti. Bu başarısını, sahne çalışmalarına da aktardı ve ülkenin en çok aranan assolistlerinden biri konumuna geldi.

Asıl olarak Türk Sanat Müziği şarkıcısı olarak tanınmasına ve daha çok bu alanda ünlenmiş olmasına rağmen, Türk pop'unda da söz sahibi oldu ve bu alanda yaptığı plaklar ile de büyük bir başarı elde etti. Türk pop'unun en önemli söz yazarları olan Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu ile birlikte çalıştı.

Gönül Akkor'un bu türde plakları arasında, Sahibinin Sesi tarafından yayımlanmış "Sana Ben Kulum/Böyle Gelmiş Böyle" adlı 45'liği büyük satış rakamlarına ulaşmış ve sanatçının, 1960 sonları ile 1970 başları arasında epeyce pop 45'lik yapmasına sebep olmuştur.

1970'lerin hemen başında, Bora Ayanoğlu'nun "Güller ve Dudaklar" adlı şarkısını plak yapmış ve Saner tarafından yayımlanan bu plak da büyük bir hit haline gelmiştir.

1974 yılında Türkiye'de ilk defa; Esin Engin'in aranjmanlarıyla ve yine Esin Engin'in yönettiği Batı sazları ve senfoni orkestrası eşliğinde "Sizin Seçtikleriniz" adlı eser ile ilke imza atmıştır. Bu eser yine Türkiye'de ilk defa Platin Plak kazanan eser olur. Daha sonra arabeske geçen Gönül Akkor yine ses getirecek çalışmalara imza atar.

Türk pop'unun bir başka önemli ismi Kâmuran Akkor'un ablası olan Gönül Akkor, 1994 yılında Sezen Aksu'nun önerdiği bir projeyi kabul etmiş ve "Dönüş" adlı albüm ve aynı isimli şarkı ile yeniden gündeme gelmiştir.

2002 yılında bir beyin kanaması geçirmiş, ameliyat sonrasında halen hatırlama ve konuşma güçlüğü çekmektedir.



Doğum günü: Bedia Akartürk kimdir?




Bedia Akartürk, ailenin tek çocuğudur. Ailenin tek çocuğu olması dolayısıyla babasının soyadını hiç değiştirmeden Akartürk olarak devam ettirmiş ve adını hiç değiştirmemiştir.

Bedia Akartürk Sanat hayatına yine doğup büyüdüğü İzmir'in Ödemiş ilçesinde başlamıştır, daha sonra yaşını büyüterek İzmir Radyosu'nda çalışmaya başlayan sanatçı 9 yıl İzmir Radyosu'nda edindiği birçok tecrübenin ardından Ankara Radyosu'nda geçmiştir.

Sanatçı sanat hayatını Ankara Radyosu'nda devam ettirmiş ve yine Ankara Radyosu'ndan emekli olmuştur, özellikle o dönemde herkese nasip olmayan Paris Olympia'da muhteşem bir konser veren sanatçı Türkiye'yi en güzel şekilde temsil etmiştir.

Sanat hayatında 6 sinema filmi ve sayısız birçok albüme imza atan sanatçı Edirne'den Kars'a kadar tüm Türkiye'nin sevgilisi olmuştur ve 7 ilde Fahri Hemşehrilik unvanına layık görülmüştür.

Bedia Akartürk, sanat yaşamı boyunca albüm çalışmalarına ve yurt içi, yurt dışı konserlerine aktif olarak aralıksız devam etmiş ve hâlâ etmektedir.


Türkiye'nin yaşayan efsanesi Bedia Akartürk Müzesi açıldı ve müzede Bedia Akartürk'ün bu zamana kadar almış olduğu tüm ödülleri, giymiş olduğu sahne kıyafetleri, resimleri ve kendi eliyle özel olarak hazırlamış olduğu yöresel kıyafetleri bebekler üzerinde görebilirsiniz.

Bedia Akartürk Müzesi'ni ziyaret edebilir ve birçok bilgiye ulaşabilirsiniz. Bedia Akartürk müzesi İzmir Ödemiş'tedir.

Aldığı ödüller

  • 250'nin üzerinde plaket

  • 7 ilde fahri hemşerilik ödülü almıştır

  • Altın bağlama

  • 6 altın plak

  • Altın Plak ("Zühtü" albümüne verilmiştir)

  • Altın Taç (10 yıl boyunca İzmir Fuarı'nda aralıksız çalışmasından dolayı verilmiştir)

  • Altın Kaşık (En son tahta kaşık albümüne verilmiştir)

Albümleri

  • 45'lik

  • Anadolu Türküleri

  • Anam Ağlar

  • Aşka Yemin

  • Bayramdan Bayrama

  • Bedia Akartürk

  • Denize Dalayım Mı

  • Derdimi Dermana Gezdim

  • Folklör Kraliçesi (1975)

  • Gitme Bülbül

  • Gülende

  • Kervan (Ey Sevdiğim)

  • Konyalım yürü

  • Konya Bülbülü 1

  • Konya Bülbülü 2

  • Kullar Olam

  • Neyleyim Neyleyim

  • Özür Diliyorum Senden (2004)

  • Ödemiş Türküleri

  • Sıla Hasreti

  • Yumurtanın Kulpu Yok

  • Zühtü (1978)

Doğum günü: Atilla Taş kimdir?

(d. 4 Şubat 1975; Ceyhan, Adana), Türk şarkıcı ve köşe yazarıdır. 1998'de "Ham Çökelek" şarkısıyla Türkiye'de ün kazandı.


Atilla Taş, 4 Şubat 1975'te Ceyhan, Adana'da dünyaya geldi. Hayatının ilk yıllarında annesinin Almanya'ya gitmesi üzerine anneannesi tarafından büyütüldü. İlkokul ve ortaokulu Ceyhan'da, liseyi İstanbul'da Davutpaşa'da tamamladı. Lise eğitiminin üçüncü sınıfında ailesi İstanbul'dan Mersin'e taşınma kararı aldı; 1991'de burada İlkay Sarıköse ile evlendi. 1992'de ilk çocuğu Sezen doğdu. Manisa ve Hakkâri'de zorunlu askerlik yaptıktan sonra şarkıcılık yapmak amacıyla İstanbul'a döndü. Burada ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bu süreçte evliliği sonlandı.

İstanbul'da Erol Köse ile tanıştıktan sonra 1998'de Köse'nin yapım şirketinden ilk albümü Kırmızılım'ı piyasa sürdü ve bu albümdeki "Ham Çökelek" şarkısıyla gündeme gelerek ünlendi. 5. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde bu albümle "En İyi Çıkış Yapan Erkek Sanatçı" seçildi. Sonraki yıl Star TV dizisi Zilyoner'de Zülküf rolünü canlandırdı. 2000'de ABD'ye giderek New York Film Akademisi'nde sinema ve televizyon eğitimi aldı. Aynı sırada müzikal kariyerine de devam ederek Emmilenyum (2000), Pembeli (2001) ve Kınalı Kuzum (2004) albümleriyle ülkedeki popülerliğini devam ettirdi. Bu albümlerden sonra ünü giderek azaldı ve 2007'deki Bir Atilla Taş Albümü ile 2009'daki Çikolata çalışmaları müzik listelerine giremedi.

Atilla Taş, 1999 yılında David Copperfield'ın illüzyonlarından birini nasıl gerçekleştirdiğini bildiğini söyleyerek, Türkiye'nin ön sayfa manşetlerinde yer aldı.

2010'ların başında Kanal 7'de Taş Devri programını sundu ve Show TV'deki Ben Burdan Atlarım yarışmasında yer aldı. Ekim 2012'de PSY'ın dünya çapında listelere giren "Gangnam Style" şarkısının "Yamyam Style" adındaki parodisini yayımladı. Türkiye'de iktidarda olan AKP'ye yönelik Gezi Parkı protestolarından itibaren yaptığı eleştirileriyle ve mizahi paylaşımlarıyla Twitter'da bir fenomen hâline geldi.[2] Burada 62. Hükûmet Başbakanı Ahmet Davutoğlu'na yönelik yaptığı eleştiriler yüzünden Davutoğlu kendisine hakaret davası açtı ancak dava takipsizlik kararıyla sonuçlandı.

Şubat 2014'te Taş'ın Samsung ile yaptığı mizahi bir video projesi iki günde bir milyondan fazla görüntüleme aldı.[8] Ekim 2021 itibarıyla yıllar süren ekran hasretine son verip Flash TV ile anlaşmıştır. Sosyal Medya,Haber-Yorum programı sunacaktır.

Yargılanması

Nisan 2015'te Meydan gazetesinde köşe yazarlığına başladı ancak gazete, hükûmet tarafından 2016 Türkiye askerî darbe girişiminden sorumlu tutulan Gülen Hareketi'ne yakın olduğu gerekçesiyle darbe girişiminden beş gün sonra kapatıldı.31 Ağustos'ta Taş, Türkiye tarafından terör örgütü olarak adlandırılan Gülen cemaatinin "medya yapılanması"nda yer aldığı iddiasıyla Gemlik, Bursa'da göz altına alındı ve 3 Eylül'de "örgüt hiyerarşisine dahil olmaksızın örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek" suçlamasıyla İstanbul'da tutuklandı. 10 Ekim 2016'da tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde Meltem Güler ile evlendi.Mahkeme süreci devam ederken, Atilla Taş 25 Ekim 2017'de cezaevinden tahliye edildi.Mahkemenin verdiği 3 yıl, 1 ay 15 gün hapis cezasının onanması sonrasında 9 Kasım 2018'de tekrar cezaevine girdi. Bu süreçte 3 ay boyunca Kocaeli Kandıra Cezaevi'nde bulunan Atilla Taş, Şubat 2019'da denetimli serbestlik yasası kapsamında tahliye edildi. Taş'ın 1 yıl 2 ay daha hapis yatması öngörülürken, avukatlarının yaptığı denetimli serbestlik başvurusu olumlu sonuçlandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 19 Ocak 2021 tarihinde verdiği kararla, Taş'ın "özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği" sonucuna vardı.

Diskografi

Stüdyo albümleri

Remiks albümleri

Single'lar

  • "Yam Yam Style" (2012)

  • "Hırsız" (2015)

  • "Elek" (2020)

Filmografi

Televizyon

Kendi programları

  • Müzik Kutusu (2010)

  • Taş Devri (2011-12)

  • Ben Burdan Atlarım (2012-13)

Kitapları

  • Bir Delinin Kapak Defteri (2015)

  • Sakıncalı Çökelek (2018)

Doğum günü : Kendi kimdir?



Nuray Ülker veya sahne adıyla Kendi (d. 4 Şubat 1987,İstanbul), Türk şarkıcı ve iş insanı.



4 Şubat 1987 tarihinde İstanbul’da doğdu.[1] 4 yaşında klasik bale eğitimi almaya başladı. 1 yıl piyano eğitimi aldıktan sonra lisedeyken 4 sene bateri çaldı. Pera Güzel Sanatlar Lisesi'nde piyano dersleri aldı. Voleybol ile ilgilendi. Şan dersleri aldı. Kendi, 2009 yılında “Aksi Single” albümüyle müzik dünyasına adım attı. Daha önce modellik ve Number 1 TV’de VJ’lik yaptı, reklam filmlerinde ve dizilerde oynadı. Hey Girl dergisinin kapak kızı yarışmasında da ilk 10’a kaldı. 2010 yılında "Havalar Güzel" şarkısını çıkardı.

14 yaşındayken Aşkına Eşkıya dizisinde, daha sonra 15-16 yaşlarında Gurbet Kadını ve Cennet Mahallesi dizisinde rol aldı. "Evcilik Oyunu" yarışmasında görev aldı. 2012 yılında Star TV'de yayınlanan Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yarışmacı olarak görev aldı. 2011 yılında "Postmodern" adlı albümünü çıkartmıştır. İlk klibini "Lalale" ve 2. klibini "Kelden Adam"a çekmiştir.

Bir yıl aradan sonra yeni single çalışması "Aşka İnanmaz"ı yayımladı. Şarkının sözlerini Murat Çekem, müziğini Yordancho Vasilikoski, aranjesini ise Erhan Bayrak üstlendi. Video klibi Murad Küçük yönetmenliğinde çekildi. Şarkı İspanya'da Hit's Chart listesine girdi; Bulgaristan, Kazakistan, Özbekistan ve Azerbaycan'da da çalındı.

Ağustos 2014 yılında "Oh Oh" single'ını çıkardı. Şarkının sözleri Alper Narman ve Onur Özdemir, müziği Martin Biolcev’e aittir. Tamer Aydoğdu yönetmenliğinde bir de klip çekilmiştir. Ardından single'ın ikinci şarkısı "Beyaz Sevda"ya yine aynı yönetmen Tamer Aydoğdu klip çekmiştir. Sözleri Seda Akay, bestesi Garo Mafyan'a aittir. Klip için, Tuz Gölü'nün eşsiz atmosferinde sinematografik teknikler uygulanarak farklı bir klip çekildi.

2014 yılında Kendi Cosmetics adını verdiği kişisel bakım ürünleri markasını kurdu.

2016 yılında "Kim Kime Dum Duma" albümünü çıkardı ve ilk video klibini "Karar" parçasına çekti.

Albümleri

  • Aksi Single (2009)

  • Voltaj (2010)

  • Postmodern (2011)

  • Aşka İnanmaz (2013)

  • Oh Oh (2014)

  • Kovuldum (2015)

  • Kim Kime Dum Duma (2016)

  • Sevişelim mi, Dövüşelim mi? (2018)

Video klipleri

  • Salla

  • Salla (Bounce Mix) - (XXXL ile birlikte)

  • Havalar Güzel

  • Lalale

  • Kelden Adam

  • Aşka İnanmaz

  • Oh Oh

  • Beyaz Sevda

  • Kovuldum

  • Karar

Doğum günü:

Hamamizade İhsan Bey kimdir?




4 Şubat 1885’te Trabzon’da doğdu. Babası Hamâmîzâde Hâfız Ahmed Efendi, annesi Rize eşrafından Çelebizâde Sâlih Ağa’nın kızı Nâfia Hanım’dır. Küçük yaşta babasını kaybeden Mehmed İhsan, ilk eğitimini komşuları olan Hâfız Hoca Seher Hanım’dan aldı ve ondan Kur’an öğrendi. Islahhâne Merkez İbtidâîsi’ni bitirdikten sonra rüşdiyeden ve 1903 yılında Trabzon İdâdîsi’nden mezun oldu. Ancak ailenin sorumluluğunu üstlenerek emlâk ve arazilerin idaresine bakmak zorunda kaldığı için öğrenimine devam edemedi. Bununla birlikte okuyup yazmaya karşı hevesi çok erken yaşlarda başlamış olduğundan daha on yaşında iken Trabzon’da Papaz Kalust Şinâsi Efendi’den, daha sonra da askerî rüşdiye Fransızca öğretmeni Sabîh Bey’den Fransızca dersleri aldı. Trabzon’da sürgünde bulunan âlim ve şair Erzurumlu Ali Şevket Hoca’dan Mes̱nevî okudu; İstanbul’da yayımlanan birçok gazete ve derginin genç nesillere ulaşmasını sağlayan kitapçı Hamdi Efendi’den büyük destek gördü.


Mehmed İhsan bu yıllarda Hartamaszâde Bâkî, Düyûn-ı Umûmiyye başkâtibi Hüsnü, Ustazâde Nazmi ve Halil Nihat (Boztepe) ile birlikte Trabzon’da bir edebî mahfil durumundaki Hamdi Efendi’nin “âyîne-i efkâr” adı verilen kitapçı dükkânına devam ediyor, tanınmış edebiyatçıların kitaplarını okuyordu. Daha on dört yaşında iken Osmanlıca’nın inceliklerini öğrenmişti. Artık süslü nesirle yazabildiğinden bazı kişiler önemli yazılarını ona yazdırıyorlardı. O dönemde Trabzon’un tanınmış isimleri olan İbrâhim Cûdî Efendi, Hatipzâde Emin Efendi ve Arnavutzâde Ahmed Efendi’nin sohbetlerinden faydalandı. Yirmi yaşına gelmeden yazı yazmaya başladı. İlk şiirleri Trabzon ve İstanbul’da yayımlandı. Zaman içinde kendini yetiştirerek edebiyat, tarih, biyografi ve bibliyografya alanlarına yöneldi. Mahallî dil ve folklor üzerinde çalıştı. Kendisine teklif edilen Trabzon İdâdîsi edebiyat öğretmenliğini fahri olarak kabul etti. 1909-1913 yılları arasında Trabzon İdâdîsi, Trabzon Dârülmuallimîni ve Trabzon Sultânîsi’nde kitâbet, tarih ve edebiyat, 1913’te ayrıca Trabzon Askerî Rüşdiyesi’nde, Trabzon Dârülmuallimîni’nde İslâm ve Osmanlı tarihi dersleri okuttu. I. Dünya Savaşı’ndan önce İstanbul’daki ailesinin yanına gitti. Savaşın başlaması, deniz yolunun kapanması ve Trabzon’un düşman işgaline uğraması üzerine Trabzon’a dönemedi. 1917 Eylülünde İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi’nde ve aynı okulun “kısm-ı evvel” denilen bölümünde Türkçe, ticarî yazışma ve neşriyat dersleri öğretmenliği yaptı. 1924 yılında İktisat Vekâleti’nin teklifi üzerine Trabzon’da Yüksek Ticaret Mektebi’ni, kuruluş masraflarını daha sonra devletten almak üzere kendi imkânlarıyla yeniden kurdu. Müdürlüğünü yaptığı bu okulda Türkçe, edebiyat, ticarî yazışma ve neşriyat derslerini de yürüttü. Buranın 15 Haziran 1927’de orta dereceli bir okul olarak Maarif Vekâleti’ne devredilmesinden sonra bütün mesaisini harcadığı bu ağır görevi sebebiyle sağlığı bozulunca 28 Ekim 1928’de istifa edip İstanbul’a döndü.


Kasım 1928’de İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi’nde görev alan Hamâmîzâde, 10 Şubat 1929’da Galatasaray Lisesi orta sınıflarında Türkçe derslerine de girmeye başladı. Fakat bu iki görev onu yorduğu için Galatasaray Lisesi’nden ayrılarak Yüksek Ticaret Mektebi’nin lise kısmında edebiyat ve muhaberat öğretmenliği yaptı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 11 Mayıs 1948’de vefat etti. Mezarı Edirnekapı Şehitliği’ndedir. Yenikapı Mevlevîhânesi’nin son şeyhi Abdülbâki Dede Efendi’nin oğlu Rusûhî Baykara Hamâmîzâde’nin ölümüne, “Nâgehânî göçünce dünyâdan / Câm-ı aşkı kırıldı devrânın / Geldi dört rind söyledi târîh / Nüktesi gitti bezm-i rindânın” mısraları ile tarih düşürmüştür.


Hamâmîzâde Târîh-i Osmânî Encümeni, Trabzon Türk Ocağı, Donanma Cemiyeti, Trabzon Meclis-i Maârifi ve Halk Bilgisi Derneği gibi çeşitli cemiyetlerde faaliyet göstermiştir (bu faaliyetleri için bk. İsen – Canım, s. 5-8).


Dürüst ve çalışkan bir kimse olan, şairliği yanında edebiyat, tarih, biyografi, bibliyografya ve folklor çalışmalarıyla haklı bir şöhrete sahip bulunan Hamâmîzâde, devrin edebiyatçıları arasında sevilen bir sima ve edebî mahfillerin vazgeçilmez isimlerinden bir “şâir-i mâderzâd” olarak kabul edilmiştir. Yahya Kemal, M. Fuad Köprülü, Ercümend Ekrem Talu, İbrahim Alâeddin Gövsa, Hikmet Münir gibi edebiyatçı arkadaşları tarafından divan edebiyatını iyi bilen, bütün sanatlarına ve inceliklerine vâkıf olan, ezberinde binlerce beyit bulunan bir kimse, aslen Trabzonlu olmakla birlikte gerçekte nâdir yetişir bir İstanbullu olarak nitelendirilmiştir. Hamâmîzâde ayrıca devrin sayılı nüktedanları arasında yer almış, zeki, zarif ve mizaha yatkın şahsiyetiyle de tanınmıştır.





Yazılarında Trabzon’dan M. İ., M. İhsan, Şimşek, Serçe, Sunûhî takma adlarıyla Hamâmîzâde İhsan imzasını kullanmış, soyadı kanunundan sonra Hamamioğlu soyadını almışsa da Hamâmîzâde olarak anılmıştır.


Eserleri. 1. Yolculukta (Trabzon 1331). Müellif bu eserinde on beş yaşında iken ailesiyle birlikte çıktığı bir yolculuğu anlatır.


2. Hamsinâme (İstanbul 1928). Başlığının altında yer alan “on iki kıta resmi hâvi manzum, mensur, ciddi ve mizahî” ifadesiyle tanıtılan kitap Hamâmîzâde’nin en meşhur eseridir. Edebiyat çevreleri dışında da büyük ilgi görmüş, hakkında birçok yazı yazılmıştır. Eserde Karadeniz halkının simgesi kabul edilen hamsi çeşitli yönleriyle ele alınarak incelenmiş, “Hamsinin Edebiyattaki Yeri” bölümünde birçok manzum-mensur ve mizahî örneğe yer verilmiştir. Kitap, yazarın oğlu Orhan Hamami tarafından yeni harflerle de yayımlanmıştır (İstanbul 1972).


3. Dîvân-ı İhsân (İstanbul 1347/1928). İçinde dokuz bölüm halinde altı na‘t, bir kaside, iki muhammes, on bir tahmîs, bir tesdîs, on şarkı, 145 gazel, dokuzu bazı olaylara dair, yedisi tarih düşürmek için, on dokuzu darbımeseller üzerine söylenmiş elli altı kıta ve bir tarih manzumesi, yirmi dokuz rubâî, çoğu mizahî olmak üzere on manzume, iki tarih, on kıta, bir destan ve “Şâdînâme” adlı mizahî bir kısım bulunan eser, Latin alfabesinin kabulünden önce eski harflerle basılmış son eser olma özelliğini de taşımaktadır. Mürettep bir divan görünümünde olan eserde yer yer klasik anlayışın dışında kaleme alınmış manzumeler de vardır. Hamâmîzâde şiirlerinde Nedîm gibi dertten uzak bir dünya görüşü, şen, neşeli, coşkun bir söyleyiş biçimi sergilemiş, yer yer günlük meselelere de temas etmiştir. Şair ayrıca divan edebiyatından gelen pek çok mazmunu şiirlerinde ustaca kullanmış, halk dilindeki atasözü ve deyimlere bolca yer vermiştir. Divanın sonunda bulunan on dokuz kıta atasözlerinin nazma çekilmesinden meydana gelmiştir. Hamâmîzâde, hece ile yazdığı “Bir Destan” başlıklı mizahî manzume dışında bütün şiirlerinde aruz veznini başarılı bir biçimde kullanmıştır. Eser bir giriş ve lugatçe ile birlikte, Hamâmîzâde İhsan Hayatı Eserleri ve Divânı adıyla Mustafa İsen ve Rıdvan Canım tarafından yeniden yayımlanmıştır (Ankara 1989).


4. Bilmeceler (İstanbul 1930). Eserin başında Mehmed Halid’in (Bayrı) altı sayfalık bir önsözü yer alır. Kitaptaki 772 bilmecenin 561’i bizzat Hamâmîzâde tarafından Trabzon’da derlenmiş, diğerleri çeşitli yörelerden ve kaynaklardan alınmıştır. Eser folklor konusunda ilk metotlu derleme örneğidir.


5. Baba Sâlim (İstanbul 1930). Eserde halk şairi Baba Sâlim’in hayatı ve sanatına dair bir bölümden sonra şiirlerinden on koşma, bir destan, beş mizahî koşma, bir sâkînâme ve bir mizahî destana yer verilmiştir.


6. Trabzon’da İlk Kitapçı Kitâbî Hamdi Efendi ve Yayınları (İstanbul 1947). Trabzon’daki sahaflar, dükkânlarının yerleri gibi konuların ardından kitapçı Hamdi Efendi’nin hayatı ve kitapçılığı üzerinde durulmaktadır. Türünde ilk başarılı örnek kabul edilen eserde Hamdi Efendi’nin yayımladığı kitapların açıklamalı künyelerinin yer alması ayrıca önem taşımaktadır.


7. Lâf Olsun Diye (İstanbul 1949). Hamâmîzâde’nin nüktelerinden ibaret olup yazarın oğlu tarafından yayımlanmıştır. Eserin başında Ali Nihat Tarlan’ın “Hamâmîzâde İhsan’da Nükte ve Zerafet”, İbrahim Alâeddin Gövsa’nın “Nükte ve Hamâmîzâde”, Ercümend Ekrem Talu’nun “Bir İki Söz de Benden” başlıklı yazıları ve Rusûhî Baykara’nın sekiz mısralık bir tarih manzumesi yer almaktadır.


8. Ömer Hayyâm Rubâîleri (İstanbul 1966). Önsözünü Ali Nihat Tarlan’ın kaleme aldığı eserin başında Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın, müellifin ve oğlu Orhan Hamami’nin bazı açıklamaları bulunmaktadır. Eserdeki 336 rubâînin Farsça metinleri hattat Kemal Batanay tarafından yazılmıştır.


Hamâmîzâde bunlardan başka liselerin ikinci sınıfları için Türk Edebiyatı Numûneleri (İstanbul 1926, Hıfzı Tevfik [Gönensay] ve Hasan Âli [Yücel] ile birlikte), rüşdiyeler için yazı örnekleri ihtiva eden Kâtip (İstanbul 1927) ve ticaret mektepleri için Tüccar Kâtibi (İstanbul 1339), Ticarî Muhaberat (I-II, İstanbul 1942, Ahmet Hamdi Varal ile birlikte), Ticarî Neşriyat (İstanbul 1950, Ahmet Hamdi Varal ile birlikte) gibi ders kitapları yazmıştır.


Ayrıca tamamlanmış otuzun üzerinde eseri bulunan Hamâmîzâde’nin on dört kadar eseri de yarım kalmıştır (henüz yayımlanmamış olan bu eserler hakkında geniş bilgi için bk. Kayaoğlu, s. 102-105; İsen – Canım, s. 15-16; AA, V, 1471). Müellifin Trabzon ve İstanbul’da yayımlanan pek çok gazete ve dergide çıkan yazıları ise henüz toplanmamıştır.



26 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page