• HaberciGazete

Doğum günü: Duygu Asena, Binnur Kaya, Cemal Tollu, Cemalettin Sarar, Yüksel Uzel





Bugün 19 Nisan. Duygu Asena, Cemal Tollu, Cemalettin Sarar, Binnur Kaya ve Yüksel Uzel'in' doğum günü.

BRT Yayın Grubu aramızdan ayrılanları saygı ile anarken, yaşayanlara uzun ve mutlu ömürler diler.

Doğum günü: Duygu Asena kimdir?

19 Nisan 1946 yılında İstanbul'da dünyaya gelen gazeteci ve yazar Duygu Asena 30 Temmuz 2006 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Asena Atatürk'ün yaveri ve dönemin CHP milletvekili olan Ali Şevket Öndersev'in torunu olarak İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini Kadıköy Özel Kız Koleji’nde tamamlamasının ardından İstanbul Üniversitesi Pedagoji bölümünde eğitim gören Asena iş hayatına pedagog olarak başladı ve Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği ve İÜ Çocuklarevi’nde çalıştı. Gazetedeki ilk yazısı 1972 yılında Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yayımlandı. Bu tarihten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde gazeteci ve yönetici olarak bulundu. TRT-2 televizyon kanalında 1992 ve 1997 yılları arasında "Ondan Sonra" isimli bir program hazırlayıp sundu. Gazeteciliğinin yanında yazarlığını da sürdüren Asena, ilk kitabı Kadının Adı Yok ile adını duyurdu. Kitap müstehcen bulunduğundan 1988’de yasaklandı. Uzun süren dava sonucunda tekrar yayımına izin verildi ve ardından aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı. Yazıları ve kitaplarında değindiği temalar nedeniyle Asena feminist yazar olarak tanındı. Duygu Asena, beyin tümörü nedeniyle tedavi görmekte olduğu VKV Amerikan Hastanesi'nde 30 Temmuz 2006 günü hayatını kaybetti. Naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. KİTAPLARI: - Paramparça, 2004 - Aşk Gidiyorum Demez, 2003 - Aslında Özgürsün, 2001 - Aynada Aşk Vardı, 1997 - Değişen Bir Şey Yok, 1994 - Kahramanlar Hep Erkek, 1992 - Aslında Aşk da Yok, 1989 - Kadının Adı Yok, 1987


Doğum günü: Cemal Tollu kimdir?


Cemal Tollu (1899 – 1968)



Türk ressam Cemal Tollu 1899’da İstanbul’da doğdu. Resim sanatına ilgisi küçük yaşlarda başlayan Cemal Tollu, Sanayi-i Nefise’ye (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydını yaptırdıysa da, işgal yılları nedeniyle buradaki öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. İşgal kuvvetlerine görünmeden Ankara’ya geçti. Orada Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu Zahit Namzetleri Talimgahı’na katıldı.

Süvari zabiti olarak eğitim gördü. Konya’daki süvari alayına gönderildi. 1926’da İstanbul’a döndü. Akademi’deki öğrenimini kaldığı yerden sürdürdü. İkinci yıl sonunda sınav vererek, önce Elazığ Öğretmen Okulu’nda, sonra Erzincan Askeri Lisesi’nde öğretmenlik yaptı.

Sanat bilgisini geliştirmek amacıyla Münih’te Hans Hofmann’ın, Paris’te Andre Lhote, Fernand Leger ve Grommaire’in yanında çalıştı. Bir ara da Despiau’nun atölyesinde heykel eğitimi gördü.

Paris’ten dönüşünde Elazığ’da ilk sergisini açtı. İstanbul Galatasaray sergilerine konuk sanatçı olarak katıldı. Daha sonra Anadolu Medeniyetleri Müzesi olan Ankara Arkeoloji Müzesi’nde yönetici olarak görev aldı. Müzedeki Hitit yapıtları, sanatının yöresel heykelsi biçimlerin katkısını yönlendirmekte etkili oldu.

1933’te D Grubu’nun kurucuları arasına katıldı. Bu topluluğun sergilerine resim verdi. 1936’da Akademi’deki reform hareketleri sırasında resim bölümü şefliğine getirilen Leopold Levy’nin çağrısıyla İstanbul’a geldi. Yeni öğretim kadrosunun güçlü üyelerinden biri olarak onun yardımcılığını üstlendi. Akademi’den emekli oluncaya (1964) kadar kendi adını taşıyan atölyenin hocası oldu. Mitoloji dersleri okuttu, resim bölümü şefliği yaptı.


1938’de düzenlenen yurt gezilerine katılarak Antalya’ya gitti. 1940’ta 2. Devlet Sergisi’nde ikincilik, 1941’deki 3. Devlet Sergisi’ndeyse birincilik ödülü kazandı. 1946’da Paris ve Londra’da düzenlenen Çağdaş Türk Sanatı Sergilerine katıldı. 1947’de İstanbul’ da ikinci kişisel sergisini açtı. 1950 yıllarında Venedik ve Sao Paolo Bienaline, Bağdat ve Tunus’taki Uluslararası Sergilere resim verdi. 1957’de Akademi’de verdiği mitoloji derslerinin notlarını bir kitap halinde (Yunan Mitolojisi) yayımladı. 1960’ta 21. Devlet Sergisi’nde Hasat adlı kompozisyonuyla ikinci kez birincilik ödülü elde etti.

1967’de Şeker Ahmet Paşa monografisini yayımladı. Aynı yıl Akademi salonlarında bütün dönemlerini kapsayan geniş bir sergi düzenledi. Uzun süre Yeni Sabah gazetesi başta olmak üzere, değişik yayın organlarında sanat üstüne görüşlerini içeren yazılar yazan ve bu yazılarında özellikle sanat eğitiminin sorunları ve ilkeleri üstünde duran Cemal Tollu’nun anısına, ölümünden sonra Ankara ve İstanbul’da sergiler düzenlendi.



Sanat Anlayışı

D Grubu’nun yenilikçi estetiği içinde, Cemal Tollu’nun sanatını iki temel öğeye bağlayabiliriz. Bunlardan biri, 1930 yıllarının sonuna doğru devletin kültür siyasetine koşut bir görünüm kazanmış olan yöresellik, ikincisiyse kompozisyon ressamlığıdır. Müstakiller Grubu’ndan Ali Avni Çelebi ve Zeki Kocamemi’nin öncülüğünü yaptıkları kunt ve sağlam biçimcilik, Cemal Tollu’nun yapıtlarında kübist bir aşamada değer kazanmıştır.

Ancak bu, Batı’da Cezanne‘ın belirttiği ilkeler doğrultusunda Picasso ve arkadaşları tarafından yüzyılın başlarında geliştirilmiş olan kübist estetiğin aktarılmasından kaynaklanmaz. Tollu’daki yapısal sağlamlığın kökeni, daha çok Anadolu Hitit sanatıyla ilgilidir. Onun resimlerini süsleyen yöresel figürler, taş üstüne oyulmuş Hitit tanrılarının duruşlarını akla getirir.

Ankara’da Opera binasının girişindeki antik konulu duvar freski kadar Okuyan Köylü Kadınlar’ı, Muğla pazarındaki köylülerin yaşamlarını konu alan bir dizi çalışması, Hatay’da Portakal Bahçesi ve özellikle 1940 yıllarında yaptığı başka resimleri, Ankara Arkeoloji Müzesi’ndeki görevi sırasında bilinçaltına işlemiş olan arkaik çizgileri düşündürür.

Cemal Tollu, Leger, Lhote ve Grommaire resminin biçimci tasalarıyla, bu çizgiler arasında doğal bir benzerlik yakalamış ve Paris’te görmüş olduğu sanat eğitiminin ilkeleriyle yöresel Anadolu kültürü arasında zorlamasız bir özdeşlik kurmuştur. Gözü de gönlü de doğadaki görüntülerde ve gerçek yaşamın değişken sahnelerindeydi. “Sanatta değişmeyi istikametlerde değil, tekâmül merhalelerinde, bilgi ve tecrübeyle artan bir yaşatma gücünde” aradığını öne süren çağdaşları, yakın arkadaşları haklıydılar.

Ahmet Hamdi Tanpınar Cemal Tollu’nun resmi için ilk akla gelen niteliğin “sıhhat” olduğunu öne sürüyordu. Gerçekten de Cemal Tollu’daki heykelsi formların temelinde biçimciliği yatay ve dikey çizgilerin uyumunda, hacimsel tasarımda gören bir anlayış, bütün yaşamı boyunca egemen olmuştur. Cemal Tollu, bu anlayışı sanatının geçirdiği evrimle bağlantılı olarak, herhangi bir kesilmeye meydan vermeden, inançla uygulamıştır.


Doğum günü: Cemalettin Sarar kimdir?



1944 yılında Eskişehir’de dünyaya geldi. Çocuk yaşlarda çalışma hayatına atıldı. Uzun yıllar esnaflık yaptıktan sonra 1983 yılında kardeşleriyle birlikte fabrikasyon imalata geçerek bugün dünyanın sayılı markaları arasında yer alan Sarar Giyim’i kurdu. 2005-2009 yılları arasında Eskişehir Ticaret Odası başkanlığı yapan, TOBB Yüksek Koordinasyon Kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Sarar, Sarar Giyim yönetim kurulu başkanlığına devam ediyor.

Aldığı görevler

  • ETO Başkanlığı

  • TOBB Yüksek Koordinasyon Kurulu Üyeliği

  • İstanbul Tekstil-Konfeksiyon İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği,

  • Uludağ İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği,

  • Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Üyeliği,

  • Birleşmiş Markalar Derneği Üyeliği,

  • Atletizm Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği

Aldığı ödüller

  • 2001 yılı Ekonomist Dergisi ‘Yılın İş Adamı’,

  • 2002 yılı İstanbul İşletme Fakültesi ‘Yılın İş Adamı’,

  • 2003 yılı Dünya Gazetesi ‘Yılın Girişimcileri’

  • 2004 yılı ‘Turquality Ödülü’

  • 2004 yılı ‘Tüketici 2004 Kalite Ödülü’

  • 2007 yılı [türk standartları enstitüsü] 'tekstil dalında altın marka ödülü'


Doğum günü: Binnur Kaya kimdir?



19 Nisan 1972'de Ankara'da doğdu. Spor muhabiri olan babası Mustafa Kaya, aynı yıl "Yılın En İyi Gazetecisi Ödülü"nü almıştı. Çocukluğunun büyük kısmı Ankara'da geçti. 1995 yılında Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. İstanbul aşığı olan Binnur Kaya, Bilkent'ten mezun olur olmaz İstanbul'a yerleşti.

Ankara Sahnesi ve Karatahta isimli çocuk tiyatroları ve Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda çalıştı. Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda tanıştığı bir arkadaşının önerisiyle Hülya Avşar Show'da "Asiye" karakteriyle televizyon dünyasına girdi. İlk televizyon dizisi "Kaynanalar" oldu. Daha sonra Engin Günaydın'nın yönettiği "Dış Kapının Mandalları"(1998) adlı dizide rol aldı. İstanbul'a ilk geldiği yıllar ev arkadaşı olan Engin Günaydın ile uzun yıllardır yakın arkadaşlar. Aynı zamandaEmre Kınay, Tolga Çevik ile de yakın arkadaş.

"Çarli" ve "Baba Evi" gibi televizyon dizilerinde rol aldı. 2000 yılının Ekim ayında "Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü?" oyunla BKM Oyuncularına katıldı. 1997'de "Bir Demet Tiyatro", 2003'de "Bekarlar" ve "Bana Bir Şeyhler Oluyor" oyunlarında yer aldı. Aynı yıl Ömer Vargı'nın yönettiği "İnşaat" adlı filmde rol aldı.2004 yılından beri "Yabancı Damat" adlı dizide Nazire karakterini canlandırıyor. Bunların yanı sıra 2005'de Çağan Irmak'ın yönettiği "Babam ve Oğlum", 2006'da "Küçük Kıyamet" ve "Hayatımın Kadınısın" adlı filmlerde rol aldı.

Bir komedi oyuncusu olan Binnur Kaya, duygusal yönüyle de tanınıyor. Bir röportajında bu konuya değiniyor. "Komedinin çıkışı bu duygusallıkmış gibi geliyor bana. Komedi ciddi bir iştir. İzleyenler için öyle görünmeyebilir ama... Uymak zorunda olduğumuz bir senaryo, bizden ortaya konması beklenen şeyler var. Dolayısıyla kamera karşısına geçip kafamıza göre komiklik yapmıyoruz. Çok fazla disiplin gerektiren bir iş yapıyoruz. Komik olacağım derken komik duruma düşmek de var. O yüzden bıçak sırtında bir iştir. Büyük ciddiyet gerektirir."


Doğum günü: Yüksel Uzel kimdir?



19 Nisan 1950 yılında doğan Yüksel Uzel'in asıl adı Yüksel Katmer'dir. Baba tarafından Rizeli'dir. Müzik kariyerine 1975 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarında korist olarak başladı. İlk kez 1978 yılında Büyük Maksim Gazinosu'nda sahne aldı.




İlk albümünü 1983 yılında Yavuz Plak hesabına "Bir Seni Bir Gülü Öptüm" adıyla yaptı. Türk Sanat Müziği türüne yöneldi ve, "Yıllar Yorgun Ben Yorgun" adlı ikinci albümünü çıkardı.

Sanatçı, 1988 yılında Bayşu Plakçılığa transfer olarak bu yeni şirket hesabına "Al Aşkını Ver Gönlümü" adlı albümünü yaptı. Bu albüm sanatçının LP formatındaki son çalışması oldu ve 1988-1989 sezonunda iyi bir ticari başarıya imza attı.

Sanatçı, popülaritesinin zirvesinde yer aldığı tam da bu dönemde ciddi bir rahatsızlık geçirerek İsviçre'de art arda beyin ameliyatları geçirdi ve doktor tavsiyesi üzerine on yıldır sürdürdüğü sahne çalışmalarına (TV çekimleri haricinde) mecburen son verdi. Bu dönemi 1990 yılı sonlarında aynı şirketten yayınlanan "Benden Artık Bu Kadar" adlı albüm izledi. Bayşu Plakçılık etiketli albümün 1991'de CD baskısı da yapıldı.

Büyük bir sevgi beslediği dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993 yılında vefatı üzerine sanatçı son albümü olan "Sensiz Bu Yaz"ı son plak şirketi olan Yaşar Plak etiketiyle çıkardı ve sağlık sorunları ile Türk Müziğinin içine düştüğü tıkanıklık nedeniyle 1995 yılında Türkiye'yi terk ederek Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg kentine yerleşti. Hala burada yaşayan sanatçının Arzu adında bir kızı vardır.

DİSKOGRAFİ

  • Bir Seni,Bir Gülü Öptüm (1983 - Yavuz&Burç Plakçılık)

  • Yıllar Yorgun Ben Yorgun (1987 - Sembol)

  • Al Aşkını Ver Gönlümü (1988 - Bayşu)

  • Benden Artık Bu Kadar (1990 - Bayşu)

  • Sensiz Bu Yaz (1993 - Yaşar Kekeva Plakçılık)


17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör