top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Doğum günü: Ebüzziya Tevfik, Şahap Kocatopçu,Turan Oflazoğlu, Tahsin Yücel,Engin Varol,Suat Çağlayan


Bugün 17 Şubat. Gazeteciş yayıncı Ebüzziya Tevfik Bey, iş insanı Şahap Kocatopçu, oyun yazarı Turan Oflazoğlu, denemeci Tahsin Yücel, ünlü ressam Engin Varol, eski Kültür Bakanı Prof. Dr. Suat Çağlayan, sanatçılar Cemre Kemer ve Burak Deniz'in doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak aramızda olmayan değerlerimizi sevgi-saygı ile anarken, yaşayanlara mutlu, huzurlu yaşlar dileriz.

Doğum günü: Ebüzziya Mehmet Tevfik Bey kimdir?




(d. 17 Şubat 1849, İstanbul - ö. 27 Ocak 1913), Türk gazeteci, yazar, yayıncı, hattat.


Türkiye’de "matbaacılığı sanat hâline getiren kişi" olarak kabul edilir. O zamana kadar süregelen ve halk dilinde "Acem baskısı" denilen kirli ve kötü baskıdan Türk basımcılığını kurtaran ünlü matbaacı; yaşadığı dönemin önemli sanat ve düşün adamlarına ait yüzlerce yapıtı sanat değeri yüksek tasarımlarla basmıştır.[1] Yeni Osmanlılar adlı aydın hareketinin aktif bir üyesiydi, sürekli muhalif bir aydın olarak daha çok siyasi kimliği ile tanındı. Kufi türünde dikkate değer eserler vermiş bir hattat, arabesk tarzında yetkin süslemeler yapan bir süslemeci, Konya’da bulunduğu dönemde sanat eseri niteliğinde halılar dokumuş bir halıcı idi.



1849 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Maliye Sergi Kalemi memurlarından Konya Koçhisarlı Hasan Kamil Efendi'dir. Asıl adı Mehmet Tevfik’tir. “Ziyâ’nın babası” anlamına gelen Ebüzziyâ unvanını sürgünde bulunduğu târihte kendi adını kullanamadığı için almıştır.Cevriye Kalfa Sıbyan Mektebi'ni bitirdi. Babasını küçük yaşta yitirince öğrenimini bırakarak Maliye Sergi Kalemi'nde çalışmaya başladı. Kendisini özel dersler alarak yetiştirdi. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Memuriyet hayatında kurduğu dostluklar, kendisini yetiştirmesinde yardımcı oldu. Bu yıllarda kendisinden 9 yaş büyük Namık Kemal ile tanışması, ömür boyu sürecek bir fikir dostluğunu başlattı. Namık Kemal ve İbrahim Şinasi’nin etkisiyle Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne üye oldu. Şinasi’nin kurucusu olduğu Tasvir-i Efkar gazetesi, 1865’te Şinasi’nin Fransa’ya gitmesinden sonra Namık Kemal tarafından çıkarılmaya başlamıştı. Tevfik Bey, arkadaşı Namık Kemal’in teşviki ile Tasvir-i Efkar Gazetesi’nde yazılar yayımladı. Terakki, Diyojen (dergi), Hayal, Çıngıraklı Tatar, Hakayikü'l-Vekâyi gibi gazete ve dergilerde de yazılar yayınlandı. Memuriyet hayatına Maarif Dairesi’nde ve Adliye Dairesi’nde devam etti.


Matbaa sahibi olması


Genç Osmanlıların destekçisi Mustafa Fazıl Paşa, Tasvir-i Efkâr gazetesinin basıldığı matbaayı, Şinasi’nin 1871 yılında ölümü üzerine mirasçılarından satın almış; aralarında Tevfik Bey’in de olduğu dört meşrutiyetçi gence vermişti. Diğer üçünün hisselerini Tevfik Bey’e devretmesi üzerine matbaaya tamamen sahip oldu.


Oyun yazarlığı


Meşrutiyet düşüncesini geniş kitlelere yaymak için yayıncılığın gücü yanında tiyatro sanatının gücünü de kullanmak isteyen Ebüzziya Tevfik, 1872 yılında bir tiyatro eseri yazmaya girişti. Ecel-i Kaza adlı piyesi yazarın hem ilk kitabı, hem de ilk ve tek telif oyunu oldu. Eser, Güllü Agop yönetimindeki "Tiyatro-i Osmani Kumpanyası"nda sergilendi[5], ilgiyle karşılandı.


Gazetecilik yaşamı


Namık Kemal, 1872’de arkadaşları Kayazade Reşat Bey ve Menâpirzâde Nuri Bey ile İbret gazetesini çıkararak devlet yönetimine muhalefet etmeye başlamıştı. İbret, Tevfik Bey’in matbaasında basılıyordu. Kendisi de İbret’in yazarları arasına giren Tevfik Bey, o yıl memuriyetten ayrılarak tamamen gazeteciliğe yöneldi. Hükümeti eleştirdiği için kısa süre sonra İbret Gazetesi kapatılıp, başyazarı Namık Kemal Gelibolu mutasarrıflığı görevi ile İstanbul’dan uzaklaştırılınca Tevfik Bey, onunla birlikte Gelibolu’ya gitti. Bir süre sonra İstanbul’a geri dönerek Hadika isimli bir günlük gazete kurdu. İlk sayısı 9 Kasım 1872’de çıkan gazeteye Gelibolu’daki Namık Kemal de yazı gönderiyordu. Tevfik Bey, 1873'te ilk Türk almanağı olan Salname-i Hadika isimli özel bir yıllık çıkardı. Hadika gazetesi 56. sayıda kapatıldı. Ebuzziya, Cüzdan isimli dergi çıkadı ancak o da ilk sayısında toplatılıp kapatıldı. Bunun üzerine 15 Mart 1873'te Sirac adlı yeni bir günlük gazete yayınlamaya başladı.


Rodos sürgünü


1873'te Vatan Yahut Silistre oyununun Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sergilenmesinden sonra çıkan olayların ardından İbret ve Sirac gazeteleri kapatıldı; beş gazeteci yargılanmadan sürgün edildiler. Ebuzziya Tevfik de sürgüne gönderilenler arasındaydı. Namık Kemal Mağusa'ya, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler Akka'ya sürgün edilirken Ebuzziya Tevfik, Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Rodos'a sürüldü. Ahmet Mithat ile birlikte Rodos’ta kale hapsinde tutulan Ebüzziya, sürgün yaşamı sırasında mahpusların eğitimi ile meşgul oldu, onların ürettikleri el işlerinin gelişmesine, gelirlerinin artmasına katkıda bulundu.[4] Zindanda Muharrir adlı aylık dergiyi çıkardı. Victor Hugo'nun Angelo adlı eserinden uyarladığı Habibe veya Semahat-i Aşk adlı kitabını yazdı ve yayımladı. «Nümune-i Edebiyat-ı Osmaniye» adlı kitabını meydana getirdi. İstanbul’daki yardımcısı Şemsettin Sami'ye gönderdiği yazılarla 1875'te İstanbul'da Muharrir adlı bir dergi yayımlamaya başlayan Tevfik Bey, artık yazılarında dört yaşındaki "Ziya" adlı oğlunun isminden ötürü "Ziya'nın babası" anlamındaki "Ebüzziya" imzasını kullanıyordu. Bütün ömrü boyunca da bu ismi kullanmaya devam etti. Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesinden sonra affedildi ve 10 Haziran 1876'da İstanbul'a dönebildi.


Sürgün dönüşü ve Bosna yılları


Sürgün dönüşünde Sultan Abdülhamit tarafından saraydaki Mütercimin Cemiyeti’ne üye yapılan Ebüzziya, Mithat Paşa’nın evindeki anayasa hazırlık çalışmalarına da katıldı. Meclis-i Mebusan’ın feshedilmesi üzerine 1877’de Bosna mektupçuluğuna atanarak İstanbul’dan ayrıldı. Bosna’da iken Bosna Vilayet Gazetesi’nin yönetimini üstlendi. Ayrıca Bosna Vilayet-i Salnamesi’nin 1878 tarihli 13. sayısını tipografya baskı ile yeni bir şekilde çıkardı[4]. Bosna’nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgali üzerine İstanbul’a döndü ve matbaacılık alanında çalışmaya ağırlık verdi.


Almanak yayımcılığı


Ebüzziya, Bosna’dan döndükten sonra 1879'da Salname-i Ebuzziya adlı bir almanak çıkarmıştı ancak Abdülhamit tarafından kuşkulu bulunduğu için tüm nüshaları yok ettirildi. 1880’de Salname-i Kamerî adlı yıllığı çıkardı; aynı yıl Rebî-i Marifet adlı yıllığı da bastırdı ve her yıl düzenli olarak çıkarmaya devam etti (Kimi yıllarda Nevsal-i Marifet veya Takvim-i Ebüzziya adlarıyla çıkarılmıştır). Rebî-i-i Marifet’in 1886. sayısında ilk kez Avrupa'da yapılmış çinko klişelerle resimler basıldı. Ebüzziya, 1889’da hanımlar için Takvimünnisa adlı bir almanak daha çıkardı. Türk matbaacılık tarihi için çok önemli olan bu almanaklar, Ebüzziya’nın Avrupa seyahatlerinden topladığı malzemeler, yerli ve yabancı ünlülerin hayatları hakkında bilgi içeren kaynaklardır.


Mecmua-i Ebüzziya


Ebüzziya Tevfik, 1880’de Mecmua-i Ebüzziya adı altında 15 günde bir çıkan bir dergi yayımlamaya başladı. Mecmuaların basılmadan evvel Maarif Nezareti’ne gösterilip incelenmesi kararı üzerine 53. sayıda kapattı dergiyi 1896 Mart’ında yeniden yayınlamaya başladı. Mecmua-i Ebüzziya, 22 Mayıs 1880'den 1912'ye kadar 159 sayı çıkmıştır. Dergide Namık Kemal’in mektupları da yayımlanmıştır.


Matbaa-i Ebüzziya


1881’de Galata’da Arap Camii bitişiğinde "Matbaa-i Ebüzziya" adlı matbayı kurdu. Mecmua-i Ebüzziya , 15 Recep 1299(2 Haziran 1882) tarihli sayısından itibaren Matbaa-i Ebüzziya’da basıldı.[4] Matbaada ayrıca 1881-1886 yılları arasında "Kitaphane-i Meşahir" ve "Kitaphane-i Ebüzziya" dizi başlıkları altında toplam 114 kitap yayımladı. Kitabphane-i Meşahir, ünlü kişilerin hayatlarına dair bir kitap serisidir. 60 kitaplık bir seri düşünüyordu ancak Gutenberg, Galile, Napoleon, Diyojen, Franklen, Hasan Sabbah, Buffon, Ezop, Bermekîler'den Yahya, Harun Reşid ve İbni Sina'ya ait kitapları çıkarabildi. 1886’dan itibaren Kitabhane-i Ebüzziya adlı seriyi yayımladı. Kitaphane-i Ebuzziya, bugünkü anlamda dizi yapıtların başlangıcıdır.[1] Herkesin kitap okuma zevki kazanmasını, küçük bir kütüphane sahibi olmasını arzulayan yayımcı, küçük hacimde bir kitap serisi hazırlamıştır. Yapıtların tasarımında ve üretiminde tutarlılık ve kararlılık izlemiştir.; Kitaplarda kullanılan yazı karakteri, metinde ve kapakta kullanılan kağıdın kalitesi, tasarım özellikleri ve renkler ilk kitaptan son kitaba kadar aynıdır. Şinasi ve Namık Kemal'in eserlerini tanıtmak ve yaymak için çaba sarfeden Ebüzziya, Namık Kemal'in eserlerinden topladığı dikkate değer ifadeleri "Cümel-i Müntahabe-i Kemal" adı altında üç defa bastırdı ve Namık Kemal'in ölümünden sonra hayatını anlatan ayrı bir eser çıkarmıştır.[4] Şinasi’nin daha önce yayımlanmış olan Durub-i Emsal-i Osmaniyye'sini çeşitli ilavelerle 1885’de yayımladı.


Lügat-ı Ebüzziya


1887'de fasiküller halinde yayımlamaya başladığı Lügat-ı Ebüzziya isimli Türkçeden Türkçeye sözlük, sürgüne gönderilmesi üzerine, 2. ciltte Öd maddesinde kalır.


Matbacılık alanında ödülleri


19. yüzyıl basım dünyasının merkezi Leipzig'de kurulan «Leipzig Matbuat Cemiyeti» 1890'da Ebuzziya'ya bir takdirname ve şeref madalyası göndererek ödüllendirdi. Matbaacılık alanına yaptığı katkılar için1898'de de Fransa hükümetinin "Liyakat Madalyası"yla onurlandırıldı.


Memuriyetleri ve Konya sürgünü


1892’de İstanbul Sanat Okulu müdürü oldu. 1894’te Şûrayı Devlet Bidayet Mahkemesi üyesi olarak görevlendirildi. Yaptığı işler devlet memurluğunun bağdaşmadığı gerekçesiyle Abdülhamid yönetimi tarafından 1900'de Konya'ya sürüldü. Galatasaray Lisesi’nde öğrenci olan oğlu Talha da onunla birlikte sürgüne gönderilmişti. Konya’da 8 yıl kaldı. Burada yaptırdığı köşkün bahçesinde çiçek yetiştirmekle, süslemecilikle, halıcılıkla uğraştı.[6] Sanat eseri niteliğinde duvar seccadeleri yaptı.


II. Meşrutiyet dönemi


Ebüzziya Tevfik, İkinci Meşrutiyetin İlanı ile İstanbul’a dönebildi ve yeniden açılan Meclis-i Mebûsan'a Antalya milletvekili olarak girdi (1908). Bu dönemde de matbaacılığı bırakmayarak Tasvir-i Efkar gazetesinin (1909) ve Mecmua-i Ebüzziya'yı yeniden çıkardı. Tasvir-i Efkâr gazetesi 25 Aralık 1912 de Kâmil Paşa kabinesi tarafından kapatılınca gazeteyi önce "İntihab-ı Efkâr" adıyla, o da kapatılınca "Tefsir-i Efkâr" adıyla çıkardı. Tefsir-i Efkâr ilk sayısında tatil edildi ve matbaası da kapatıldı. 25 Ocak 1913’te Tasvir-i Efkar’ı çıkarmasına izin verilince gazeteyi son kez 27 Ocak 1913’te çıkardı. Aynı gün hayatını kaybetti. Gazetenin yayımını oğulları Talha ve Velid Ebüzziya devam ettirdi. Mezarı, Bakırköy Mezarlığı’ndadır.


Başlıca eserleri


Kitapları


  • Ecel-i Kaza (tiyatro)

  • Numune-i Edebiyyat-ı Osmaniyye (antoloji)

  • Yeni Osmanlılar Tarihi (Tarihi,biyografik)

  • Lugat-ı Ebuzziya (sözlük/tek cilt)

Hat Eserleri


  • İstanbul Kızıltoprak'taki Zühtüpaşa Camii'nin kûfi hatla yazılan kuşak yazısı Ebüzziya'nın eserleri arasındadır.

  • İstanbul’da Yıldız Sarayı yolu üzerindeki Yıldız Hamidiye Camii ‘nin kubbesinde Kûfi hatla, mavi renk üzerine altınla yazılan “Mülk Sûresi” Ebüzziya Tevfik’in eseridir.


Doğum günü: Şahap Kocatopçu kimdir?



17 Şubat 1916 tarihinde İstanbul'da doğdu. Teşvikiye Erkek Okulu'nda başladığı ilköğrenimini Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmında tamamladıktan sonra, 1936 yılında Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Teknik üniversitesi'nde başladığı yüksek öğrenimine, kazandığı devlet bursu ile 1937-1940 yılları arasında Belçika'da Faculte Polytechnique de Mons da devam etti. Belçika'nın Almanya tarafından işgali üzerine geri dönmek zorunda kalan Şahap Kocatopçu, daha sonra gittiği ABD'lerinde Massachusetts İnstitute of Technology de mühendislik eğitimini tamamladı. Metalurji alanında Master of Science ve seramik üzerine yaptığı çalışmalarla Sc.D. ünvanlarına hak kazandı. 1945 yılında yurda geri döndü.


Türkiye Şişe Cam Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü, İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanvekilliği, TÜSİAD Başkanlığı, Kurucu Meclis Bakanlar Kurulu Üyeliği (6 Ocak 1961 - istifa: 13 Temmuz 1961), Sanayi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları yaptı. Evli ve iki çocuk babasıydı.


24. Hükümet - 1. Milli Birlik Komitesi Hükümeti (27 Mayıs 1960 - 5 Ocak 1961) ve 25. Hükümet'te - 2. Milli Birlik Komitesi Hükümeti (5 Ocak 1961 - 20 Kasım 1961) Sanayi Bakanlığı. 44. Hükümet'te - 12 Eylül Dönemi, Bülent Ulusu Hükümeti (12 Eylül 1980 - 13 Aralık 1983) ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yaptı.


TEV kurucu üyesi, yönetim kurulu ve mütevelli heyeti üyeliği yaptı. Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu üyesiydi.


25 Nisan 2012 tarihinde İstanbul'da vefat etti.


Doğum günü: Turan Oflazoğlu kimdir?



(17 Şubat 1932, Adana - ) Oyun yazarı.


  • Vefa Lisesini ve İstanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı, Felsefe bölümlerini bitirmiş, Washington'da tiyatro öğrenimi görmüştür.

  • Birçoğu basılmış, TV'de yayınlanan tarihsel konulu oyunlar yazdı.

  • Tiyatro eserleri dışında şiir, deneme, çeviri, senaryo türlerinde eserler vermiş; Nietzche, Rilke, Shakespeare, Kafka, Lorca ve Bergman'dan çeviriler yapmış, tiyatro üstüne yazılar yayınlamıştır.

Oyunlarında daha çok, tarihi olayları ve tarihi şahsiyetleri işlemiştir. İsmail Dede Efendi'nin yaşamını anlattığı "Yine Bir Gülnihal" ve henüz tahta çıkmaya hazır olamayan bir şehzadenin içinde bulunduğu durumu anlattığı "Deli İbrahim" adlı oyunları bunun başarılı örnekleridir.

Ayrıca Kafka, Nietsche, Rilke, Shakespeare gibi yazarlardan çeviriler yapmıştır.

Turan Oflazoğlu Eserleri

Tiyatro (Oyunları):

  • Keziban-Allah'ın Dediği Olur (1967),

  • Deli İbrahim (1967),

  • IV. Murat (1970),

  • Sokrates Savunuyor (1971),

  • Elif Ana (1980),

  • Fatih (Bizans Düştü adıyla, 1981),

  • Genç Osman (1981),

  • Kösem Sultan (1982),

  • III. SelimKılıç ve Ney (1983),

  • Güzellik ile Aşk (Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk'ından, 1986),

  • Atatürk (1886),

  • Cem Sultan(1986),

  • Sinan (1988),

  • Gardiyan (1989),

  • Dörtbaşı Mamur Şahin Çakır Pençe (1991),

  • Kanunî Süleyman (1997),

  • Yine Bir Gülnihal (1997),

  • Korkut Ata (1998),

  • Yavuz Selim (1999).

Senaryoları:

  • Topkapı (1992),

  • Mütarekeden Büyük Taarruza (1994).

Diğer eserleri:

  • Seçme Şiirler (Rilke'den, 1976),

  • Shakespeare (1977),

  • Molière (1978),

  • Duino Ağıtları (Rilke'den, 1979),

  • Seçme Şiirler (Hölderlin'den, 1997).

Oyunları (Özet)

1. Keziban: Kan davası konusunu işlediği, eseridir. Oyunda kan davası vasıtasıyla öc alma tutkusu işlenmiştir.

2. Allah'ın Dediği Olur: Bir köy ağasının köylüyü sömürmesi, mallarını, topraklarını alması ve köy gençlerinden birisinin dini değerleri istismar ederek ağaya oynadığı oyun anlatılmıştır.

3. Deli İbrahim: Sultan İbrahim'in yaptığı iç savaşın anlatıldığı tiyatro eseridir. Genç Osman, IV. Murat, Deli İbrahim, Kösem Sultan iktidar dörtlemesinden biri olan bu oyunda iktidarda bulunanların zaafları, cehaleti ve bu durumdan yararlananların entrikaları anlatılmıştır.

4. Sokrates Savunuyor: Bilinçsiz halk ile aydın çekişmesinin işlendiği eserin konusu Sokrates'ın fikirleri ve içgüdülerine, geleneğe ve kişisel çıkarlara düşkün insanlar arasındaki çatışma anlatılır.

5. IV. Murat: İktidar tutkusunun, yükselme hırsıyla çevrilen entrikaların ele alındığı tiyatro eseridir. Çocukluğunda kendisini hırpalayanları büyüdükten sonra baskı altına alan, mutlak bir şekilde kişisel iktidarını kurmaya çalışan, sınırsız gücüne ve iktidarına yenik düşen Osmanlı padişahı IV. Murat anlatılmıştır.

6. Güzellik ile Aşk: İnsanın iradesinin yüceltildiği tiyatro eseridir. Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk mesnevisinden yararlanılarak yazılmış bu eserde sevgiliye, diğer bir deyişle hedefe ulaşmanın bir bedel gerektirdiği düşüncesi vardır. Bu düşünce oyunun kişileri aracılığıyla anlatılır.

7. Cem Sultan: İktidar mücadelesi anlatılır.

8. Dört Başı Mamur Şahin Çakırpençe: İnsanoğlunun iki zıt karakterinin, güçlü ile güçsüzün işlendiği tiyatro eseridir.

9. Kösem Sultan: İktidar tutkusunun getirdiği ihtiraslara kapılmış bir insanın ruhsal yapısının işlendiği tiyatro eseridir.

10. Yine Bir Gülnihal

İsmail Dede Efendi, yaptığı güzel bestelerle Il. Mahmut'un beğenisini kazanmış ve himayesine girmeyi başarmıştır. Saray'da bulunduğu sıralarda, gönlünü haremdenGülnihal adlı bir cariyeye kaptırır. Gülnihal de ona aşıktır. Karısının adı da Gülnihal olan İsmail Dede Efendi, iki aşk arasında acı çekmektedir. Ayrıca Mevlevi dergahına bağlıdır ve Saray ile dergah arasında da seçim zorluğu yaşamaktadır.

İki Gülnihal'in sevgisi arasında çıkmaza düşen İsmail Dede Efendi, Mevlana'dan yardım ister. Mevlana da ona, aşkın en büyük mutluluk olduğunu ve aşkını Allah'a yöneltmesi gerektiğini söyler.

Düşsel bir ışık içinde beliren Mevlana, Allah'a ulaşmanın en güvenli yolunun musiki olduğunu belirtir. İsmail Dede Efendi'ye yaşadığı acıları ezgiye dönüştürmesini öğütler. Bu çelişkili duygularını, yaptığı güzel bestelerle dile getirir.

Padişahın Batı müziğine yöneldiğini düşünen İsmail Dede Efendi, sanatına son noktayı koymaya kararlıdır. Öğrencisi Dellalzade'den kendi bestelerini bir kitapta toplamasını ister.

Doğum günü; Tahsin Yücel kimdir?


1933 yılında Elbistan’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde uzun yıllar öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 2000 yılında emekli oldu. Değişik alanlardaki çalışmalarıyla yazınımıza katkıda bulundu. Yazın araştırmalarına L’Imaginaire de Bernanos’la (1969) başladı. Bunu Figures et messages dans la Comédie humaine (1973), Eleştiri kuramları (2007) izledi. Daha sonra Anlatı yerlemleri (1979), Dil devrimi ve sonuçları (1982), Yapısalcılık (1982) adlı araştırmalarını yayımladı. Yazın ve yaşam (1976), Yazının sınırları (1982), Tartışmalar (1993), Yazın, gene yazın (1995), Alıntılar (1997), Söylemlerin içinden (1999Sedat Simavi Edebiyat Ödülü), Salaklık üstüne deneme (2000), Yüz ve söz (2003) ve Göstergeler’de (2006) adlı kitaplarında deneme ve eleştirilerini topladı. Yücel roman ve öyküleriyle de günümüz Türk yazınında seçkin bir yer edindi.

Romanları: Mutfak Çıkmazı (1960), Vatandaş (1975), Peygamberin son beş günü (1992, Orhan Kemal roman ödülü), Bıyık söylencesi (1995), Yalan (2002, Yunus Nadi roman ödülü ve Ömer Asım Aksoy roman ödülü), Kumru ile Kumru (2005) ve Gökdelen (2006, Balkanika ödülü). Öykü kitapları Haney yaşamalı (1955, Sait Faik hikâye armağanı), Düşlerin ölümü (1958, Türk Dil kurumu öykü ödülü), Ben ve öteki (1983), Aykırı öyküler (1989),Komşular (1999, Dünya Kitap Yılın kitabı ödülü), Golyan devrimi (2008). Tahsin Yücel Fransız yazınından çağdaş ve klasik yetmiş dolayında yapıt çevirmiş, kendisine 1984’te Azra Erhat Çeviri Yazını Üstün Hizmet ödülü, 2008’de Mersin Kenti Edebiyat Ödülü verilmiştir. www.tahsinyucel.com

Doğum günü: Engin Varol kimdir?



1949 yılında deniz astsubayı bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya gelir. Öğrenim hayatından sonra serbest muhasebecilik ile uğraşır, bir ara ticaret hayatına atılır. Otobüs yedek parçaları satan bir mağaza açar.Fakat içindeki sanat aşkı karşı konulamaz bir hal alınca, iş hayatında yaptığı maddi birikimlerini tablo ve sanat eserleri alımına harcamaya başla. Bir yandan da dönemlerine önemli ressamların hayatlarını, eserlerini araştırmaya başlar. Kısa zamanda hatırı sayılır bir resim koleksiyonuna sahip olur. Kasımpaşa’da Varol Sanat Galerisi adıyla bir atölye açar. Dünyanın her bir yanından Türkiye'ye gelen yetenekli ressamlara maddi olanaklar sağlar, resim yapmalarına, sergi açmalarına ve isimlerini duyurmalarına yardımcı olur, bu arada da tekniklerini ve eserlerini gözlemler. Araştırdığı ressamlar arasında özellikle Vincent van Gogh ve Leonardo da Vinci'den çok etkilenir. Ancak, ressamları araştırma ve onlara destek faaliyetleri sanat isteğini karşılamaz hale gelir ve 2000 yılında ilk eserlerini meydana getirmeye başlar. Özellikle mistisizm ve sürrealizm etkisindeki tablolar resmeder. Sanatçı, İstanbul ve Bodrum'daki atölyelerinde çalışmalarına devam ediyor.


Doğum günü: Prof. Dr. Suat Çağlayan



Burhan Suat Çağlayan 1948 senesinde Trabzon'da dünyaya geldi.

Lise mezuniyetinin ardından Ankara Üniversitesi'nde eğitimini sürdüren Çağlayan, Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

İhtisasını GATA Çocuk Hastalıkları'nda tamamladı.

SSK Tepecik Hastanesi Klinik Şefliği ve Başhekimliği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeliği, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevlerinin yanı sıra, 21. Dönem İzmir Milletvekilliği ile Kültür Bakanlığı yaptı.

-Kitapları:

.Göç Yarası SERANDER YAYINLARI. ...

  • Zeytin Kız ile Zeytin Nine Çiçekler Ülkesi'nde. YAKIN KİTABEVİ...

  • Sokak Kedisi Çerez. TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI. ...

  • Büyük Kanatlı Küçük Mavi Kelebek. ...

  • Fındık Yaprağı & Bir Karadeniz Kadının Öyküsü ...

  • İyi Pençe. ...

  • Yaşadıkça. ...

  • Zeytin Kız ile Zeytin Nine Söylenceler Dünyasında.

  • Umut

  • Sinopeli Diogenes

2017 senesinde Meral Akşener'in yeni partisi İyi Parti'inin kurucu üyeleri arasında yer aldı.


Doğum günü: Cemre Kemer kimdir?



17 Şubat 1985 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babasının ismi İslam Kemer’dir. Aynı zamanda menajerliğini de yapan annesinin ismi Şebnem Özberk’dir. Cemre'nin annesi ile babası boşandıktan sonra annesi bekarlık soyadını almıştır. Dilan ve Sehle adlarında iki kız kardeşi vardır. Lütfü Banat İlkokulu ve Sedat Simavi İlkokulu’nda okudu. İlkokuldan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nde bale eğitimi de alarak aynı zamanda ortaokul ve liseyi burada tamamladı. Atatürk Kültür Merkezinde Çocuk Ve Gençlik Balesi gurubuyla sahneye konulan çeşitli çocuk bale oyunlarında değişik rollerde görev aldı.

Şan ve piyano dersleri almış on Cemre Kemer, çeşitli müzik kliplerinde oyuncu olarak yer aldı ve reklamlarda oynadı. İsmail YK’nın klibinde rol aldı. Trafikte 1 dakika gibi reklamlarda oynadı.

2005 yılında çocukluklarından beri tanıştıkları Eren Bakıcı, Gülçin Ergül, Yasemin Yürük ile birlikte “Hepsi” adlı müzik gurubu kurmuştur. Bu gurubun menajerliğini de Cemre’nin annesi yapmaktadır.

2006 yılında Pepsi sponsorluğunda Sezen Aksu ile Türkiye turnesine çıktı. Ardından Kenan Doğulu ile birlikte 40 derece partileri'ne katıldı.

2006 yılında “Kısık Ateşte 15 Dakika” sinema filminde Hepsi gurubu olarak filmde rol aldılar. Bu filmde Metin Akpınar, Haluk Bilginer, Ata Demirer, Özkan Uğur, Janset, Erhan Yazıcıoğlu, Eyşan Özhim, Cezmi Baskın, Ali Sunal, Aysun Kayacı, Hepsi, Lale Oraloğlu, Pamela Spence, Bülent Seyran gibi isinler oynamıştır.

13 Mayıs 2007 tarihinde “Hepsi1” dizisinde başrollerde Cemre Kemer, Eren Bakıcı, Gülçin Ergül, Yasemin Yürük oynarken diğer rollerde Belma Canciğer de rol aldı.

2009 yılında yönetmenliğini Mete Özgencil’in yaptığı “Kayıp Çocuklar Cenneti” adlı filmde Hepsi gurubu olarak Cemre Kemer, Yasemin Yürük, Gülçin Ergül, Eren Bakıcı’nın haricinde Mehmet Aslan, Saygın Soysal, Gökhan Keser de rol aldı. Ancak çekim aşamasında olan bazı sorunlar yüzünden film bitirilememiştir.

2013 yılında çekimleri Kuşadası'nda gerçekleştirilen Alman yapımı “Pinokyo” adlı filmin Türkçe dublaj kadrosunda Alp Kırşan ve Cemre Kemer yer aldı. ‘Pinokyo' filminde Cemre Kemer ‘Koko' karakterine sesiyle hayat verdi.

Cemre Kemer, 2015 yılında Emir Medina adında bir erkek arkadaşı vardır.

Temmuz 2015 tarihinde başlayacak olan “Durma Dans Et” adlı dans yarışmasında Tuğba Karaca sunuculuk yapacak. Programın jüri üyeleri ise Kemal Doğulu, Edis Görgülü, Cemre Kemer ve Neslihan Önder olacak.

Filmleri ve Dizileri : 2013 - Pinokyo (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi) 2009 - Kayıp Çocuklar Cenneti (Cemre) (Sinema Filmi) 2008 - Benim Annem Bir Melek (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi) 2007 - 2008 - Hepsi1 (Cemre) (TV Dizisi) 2006 - Kısık Ateşte 15 Dakika (Cemre) (Sinema Filmi) 2004 - Avrupa Yakası (TV Dizisi)


Doğum günü: Burak Deniz kimdir?



17 Şubat 1991’de İstanbul’da doğdu. İzmit’te büyüdü. İzmit 50. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulunun ardından Gazi Lisesini bitirdi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde Sanat Tarihi okudu.

Lise yıllarındayken gittiği bir oyunculuk atölyesinde İstanbul’daki bir cast direktörü Gökçe Doruk Erten tarafından keşfedilmesiyle oyuncuğa adım atmış oldu. İlk oyunculuk deneyimini Kolej Günlüğü (2011) dizisiyle kazandı. Ardından sırasıyla Sultan (2012), Kaçak (2013), Medcezir (2014), Tatlı Küçük Yalancılar (2015), Gecenin Kraliçesi (2016), Aşk Laftan Anlamaz (2016-2017), Bizim Hikaye (2017-2019) ve Maraşlı (2021), dizilerinde; aynı zamanda internet üzerinden yayınlanan Blu TV – Yarım Kalan Aşklar (2020), DİSNEY PLUS – Cahil Periler (2022) NETFLİX – ŞAHMARAN (2023) dizilerinde de başrol olarak yer almıştır. Burak Deniz, dizi projelerinin yanı sıra Mu Tunç‘un yönettiği ARADA adlı sinema filminde, Ozan isimli punk bir gencini, Netflix platformunda yayınlanan Ozan Açıktan’ın yönetmenliğini yaptığı KAL filminde ise Semih karakterini canlandırarak başrolde yer almıştır.

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page