• HaberciGazete

Doğum günü: Mimar Sinan, Abdullah Baştürk, Korkut Özal, Petek Dinçöz, Hakan Günday, Acun Ilıcalı



Bugün 29 Mayıs. Mimar Sinan, Abdullah Baştürk, Korkut Özal, Petek Dinçöz, Hakan Günday, Acun Ilıcalı, Gülşen Bayraktar, Aydın Tansel, Müfit Ratip'in doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak aramızda olmayanları saygıyla anarken, yaşayanlara uzun, sağlıklı, huzurlu ömürler dileriz.


Doğum günü: Mimar Sinan kimdir?




(1490-1588)

Mimar Sinan, Osmanlı Padişahlarından olan 2. Selim, 1. Süleyman ve 3. Murad dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan, yaptığı eserleriyle Dünya tarihine adını yazdıran kişidir. 29 Mayıs 1489 tarihinde Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı‘na 22 yaşında alındı. Burada yapı işlerinde görev aldı. Ayrıca bu dönemde dönemi en önde gelen mimarlarının yanında çalışma fırsatını yakaladı. Çaldıran Savaşı ve Mısır Seferlerinden sonra Yeniçeri Ocağı’na alındı. Mimar Sinan, Kanuni döneminde, 1521‘de katıldığı Belgrad, 1522‘deki Rodos seferlerinden sonra subaylığa yükseldi. Hayatı boyunca toplamda 375 eser bırakmıştır. Bunlardan Edirne’de yaptığı Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir. 17 Temmuz 1588 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Türbesi, Süleymaniye Külliyesi’ndeki, Haliç duvarının önündedir. Koca Sinan Osmanlı padişahlarından I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapmıştır. Yaptığı eserleriyle dünya tarihine adını yazdırmıştır. 22 yaşında asker olmak için Acemi Oğlanlar Ocağı’na alınmış, daha sonra Yeniçeri Ocağı’na katılmıştır. 1526 yılında, yayabaşı olarak çıktığı Mohaç seferinden sonra, cephane sorumlusu görevi verilen Mimar Sinan, 1529‘da Viyana, 1529-1532 arasında Almanya, 1532-1535 arasında da Irak’a düzenlenen, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bağdat seferinde, Van Gölü‘nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması, Sinan’a haseki ünvanını kazandırdı. Bu rütbeyle, Korfu, Pulya ve Moldavya seferlerine katıldı. 1538’de Karaboğdan Seferinde ordunun Prut Nehri’ni geçmesi için köprü gerekmiş bataklık yerde günlerce çalışılmasına rağmen köprü kurulamamış, görev Damat Çelebi Lütfi Paşa’nın emriyle Mimar Sinan’a verilmiştir. Kısa sürede bu köprüyü yaparak ünlenmiştir. 1539’da, Mimar Acem Ali‘nin vefatı üzerine onun yerine Saray Başmimarı olmuştur. Daha sonra ordunun yapı ihtiyacını karşılamak için çeşitli görevler üstlenen Mimar Sinan, sefere gittiği yerlerde gözlemlediği farklı mimari tekniklerle kendisini geliştirdi. Osmanlı’nın en güçlü döneminde yaşayan Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat olmak üzere, üç padişaha mimarbaşı olarak hizmet etmiştir. 17 Temmuz 1588 yılında İstanbul’da ölmüştür. Arkasında yüzlerce değerli mimari eser bırakan Mimar Sinan’ın beyaz taşlı, sade bir yapı olan türbesi, Süleymaniye Külliyesi’ndeki, Haliç duvarının önündedir. Mimar Sinan’ın Eserleri 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser inşa etmiştir. Edirne’de yaptığı Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir.


Doğum günü: Abdullah Baştürk kimdir?



Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin büyük işçi önderlerinden, ilk Genel Başkanımız Abdullah Baştürk, 29 Mayıs 1929’da Yalova’ya bağlı Güneyköy’de doğdu. Ortaokulu maddi güçlükler nedeniyle yarıda bırakarak işçiliğe başladı. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra 1950’de askere gitti. Dönünce sıhhi tesisatçılığa başladı ve 1955 yılında İstanbul Belediyesi Fen İşleri’ne sıhhi tesisatçı olarak girdi. 1961 Yılında İstanbul Belediyesi Fen İşleri Sendikası’na üye oldu ve ilk genel kurulunda genel sekreterliğe seçildi. Bu sendikanın adı daha sonra İstanbul Belediye İşçileri Sendikası olarak değiştirildi. Baştürk’ün Genel Sekreteri olduğu sendika 1962’de milli tipe dönüştürüldü; adı Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) olarak değiştirildi. Genel-İş’in kurucuları arasında olan Baştürk, Kasım 1962’de yapılan genel kurulda Genel-İş’in Genel Başkanlığına, 1964’te Türk-İş Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.


1963 yılında Bursa belediye işçileri onun önderliğinde 274 ve 275 sayılı yasaların çıkmasından sonraki ilk yasal grevi yaptılar. 1966’da Yalınayakların Yürüyüşü olarak da anılan “Çorum Belediyesi Temizlik İşçileri Yürüyüşü” ve 1967’de Manisa Belediyesi işçilerinin grevi ve “Anayasa Yürüyüşü“ne önderlik etti. 1969’da Yozgat Milletvekilliği’ne seçildi. 1971 yılında Kızılcahamam’da toplanan Türk-İş Yönetim Kurulu’na Petrol-İş, Deniz Ulaş-İş, Yol-İş genel başkanları ile birlikte Dörtler Raporu’nu sundu, Türk-İş yönetimini eleştirdi. Bu rapor daha sonra yeni katılımlarla 12’ler ve 24’ler Raporu adını aldı ve Türk İşçi Hareketi için Sosyal Demokrat Düzen Raporu’na dönüştü. Baştürk, 1973 seçimlerinde CHP’den İstanbul Milletvekilliği’ne seçildi. Sendikamızın 1976 Haziranı’nda Türk-İş üyeliğinden ayrılma ve DİSK’e katılma kararı almasına öncülük etti. Aralık 1977’de yapılan DİSK 6. Genel Kurulu’nda DİSK Genel Başkanlığı’na ve PSI yönetim kurulu üyeliğine seçildi.


1979 ve 1980 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle iki kez tutuklandı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk saatlerinde gözaltına alındı, daha sonra tutuklandı ve 4 yılı aşkın bir süre cezaevinde kaldı. DİSK davasında “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs” ettiği iddiasıyla TCK’nın 146. maddesinden idam talebiyle yargılandı ve beraat etti. Bu arada 1987’de İstanbul Milletvekili seçildi. 1991 yılında Askeri Yargıtay‘ın beraat kararıyla mahkeme kararıyla yeniden faaliyete başlayan DİSK’in başına geçti.


Abdullah Baştürk, uluslararası düzeyde de ağırlığı olan bir sendika lideriydi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 4 yıllık tutukluluğun ardından cezaevinden çıktı ve DİSK’in yeniden faaliyete başlaması kampanyasını uluslararası düzeye de taşıdı. DİSK, 1985’de ETUC üyeliğine kabul edilince, ETUC Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. Bu görevi ölünceye kadar sürdü. 1987 yılı sonunda, daha önce bir kez Nelson Mandela’ya verilen İsveç Sendikal Hareketi Özgürlük Ödülü’nü aldı. DİSK Davası’nda yapmış olduğu savunma 1986’da “Türkiye’de Sendikacılık Yargılanıyor: Abdullah Baştürk’ün Savunması” adıyla yayımlandı ve 1987’de PSI tarafından İngilizce olarak (Defence of Abdullah Baştürk) basıldı.


7 Aralık 1991’de DİSK’in 8. Genel Kurulu’nu hazırlamak üzere DİSK Tüzük Genel Kurulu’nu topladı. Sendikaların mal varlıklarının yeniden geri alınması çalışmalarını yaparken beyin kanaması geçirdi ve 21 Aralık 1991 günü yaşama veda etti.


Doğum günü: Korkut Özal kimdir?


Korkut Özal, 29 Mayıs 1929'da Malatya'da dünyaya geldi. 1956-1957 yılları arasında İTÜ İnşaat Fakültesi'nden mezunu olup Amerika'da uzmanlık eğitimini tamamladı. 1957'de yurda döndükten sonra ODTÜ'de öğretim üyeliği görevine başladı. Profesör ünvanını 1965 yılında alarak bir sonraki görevi olarak Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde öğretim görevlisi oldu.

1973 ve 1977 yılları arasında Milli Selamet Partisi'nden iki kere Erzurum milletvekili seçildi. 1974 ve 1975'te Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı, 1977 yılında da İçişleri Bakanı olarak görev aldı. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından politikadan ayrıldı. 25 Eylül 1980 tarihinde ağır bir trafik kazası geçirerek sağladığı etkilerinden uzun süre kurtulamadı.

İyileşmesinin hemen ardından kendisini ticarete yöneltti ve ekonomik alanlarda büyük başarılar sağladı. Ağabeyi olan Turgut Özal'ın ölümünden sonra tekrar siyasete girerek Anavatan Partisi'ne girerek 1995 seçimlerinde İstanbul milletvekili oldu. Milletvekili olduktan sonra İçişleri Komisyonu Başkanlığı ve AGİT Türkiye Parlamento Grubu Başkanlığı görevlerini aldı. 1997'de kurulan Anasol-D Hükümeti'ne ilk süreçte güvenoyu verdi fakat daha sonrasında bu hükümetin ANAP'a ters icraatler içerisine girdiğini düşünerek hükümete karşı muhalif bir siyasetçi tutumu aldı.


Partisindeki muhalefetin yetersiz kalması üzerine de 13 Ağustos 1997'de partisinden istifa etti. Yeniden kurulan Demokrat Parti'ye geçiş yaparak 28 Eylül 1997 tarihinde Demokrat Parti kongresinden çıkan sonuçla Demokrat Parti genel başkanı oldu. 5 yıl sürdürdüğü genel başkanlık görevini ise 22 Mart 2001'de istifa ederek bıraktı.


Türkiye 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kardeşi olan Korkut Özal, 2 Kasım 2016 tarihinde İstanbul'daki evinde hayata gözlerini yumdu.


Doğum günü: Petek Dinçöz kimdir?




29.05.1980 İzmir doğumludur. Gerçek adı Didem Ezgü'dür.


Zehra Süay ve Müjdat Fahri Ezgü çiftinin kızlarıdır. Babasını çocukken kaybetmiştir. Necdet adında bir erkek kardeşi vardır.


İlk öğrenimini Gazi Ortaokulun'da tamamlamıştır.


Uzun yıllar birlikte olduğu televizyoncu Can Tanrıyar'la evlenip daha sonra anlaşamayıp boşanmıştır.


Genç iş adamı Serkan Kodaloğlu ile dünya evlenmiştir.


KARİYERİ

Okul hayatını bırakıp mankenlik hayatına atılmıştır.


1997 yılında katıldığı Kıbrıs Güzellik yarışmasında 2. oldu aynı zamanda Vizyon Production Atilla Kaplakarslan tarafından keşfedilip 2 yıl eğitim görüp 1999 yılında Kıbrıs Güzellik yarışmasında Basın Güzeli'de seçilmiştir, yakaladığı bu başarı ile dizi teklifleri gelmeye başladı.


1998 yılında mankenliğe başlayan Dinçöz Temmuz 1998'de başlayan Sırılsıklam adlı diziye Eylül 1999'da 2. sezonda başrolü oynayan Dinçöz'ün oynadığı ikinci dizisi ise 2000 yapımı Zehirli Çiçek'ti. Bu dizide Tuğba Özay ve Çağla Şikel'le başrolü paylaşmıştır. Ardından Mehmet Ali Erbil'in bir programında yardımcı sunucu olarak görev almıştır.


Sanat kariyerine mankenlik'le başlayan Dinçöz, sonrasında müzik piyasasına adım atmıştır. Müzik kariyerine ise assolist olarak başlamıştır. İlk çıktığı yıllarda yaptığı danslarıyla o zamana damgasını vurmuştur.


1999 sonlarında ise mankenliği bırakarak şarkıcılığa Günay'da sahne alarak başladı. Dinçöz, Orhan Gencebay'ın yapım şirketinden çıkan ve aynı zamanda ilk teklisi olan Bende Kaldı'yı Eylül 2001'de piyasaya çıkardı. Bende Kaldı çok başarılı oldu ve 2002'de Video Müzik Ödüllerinde En İyi Çıkış Yapan Sanatçı ödülünü aldı.


TV PROGRAMLARI ( SUNUCULUK )

Programları Arım Balım Peteğim (3 eylül 2007)

Arım Balım Peteğim (5 mart 2008)

Petek'le 10 Numara (24 ocak 2010)

Arım Balım Peteğim (27 temmuz 2010 )

Arım Balım Peteğim (24 ocak 2011)

Çarkıfelek (31 aralık 2011)


ALBÜMLERİ:

Petek DinçözAlbümler

Doktor Tavsiyesi

Milat

Aşkın Tam Sırası

Yalanı Boşver

Ne Yapayım Şimdi Ben?

Yolun Açık Olsun

Şaka Gibi

Frekans

Sen Değmezsin

Kördüğüm

Remixlerle Nonstop İstanbul Geceleri

Bende Kaldı


ÖDÜLLERİ

1997 Best Model (2. lik derecesi) 1998 yılının En Güzel Fiziğe Sahip Manken Ödülü

8. Kral TV Video Müzik Ödülleri (En İyi Çıkış Yapan Bayan Sanatçı) (Bende Kaldı)

9. Kral TV Video Müzik Ödülleri (En İyi Arabesk & Fantezi Bayan Sanatçı) (Kısmetsizim)

10. Kral TV Video Müzik Ödülleri (En İyi Arabesk & Fantezi Bayan Sanatçı) (Arkadaşımın Aşkısın)Video Müzik Ödülleri (Yılın Düeti) (Doğum Günü)

2006 yılının en iyi Maxi Single Albümü (Kördüğüm)

2008 yılının en iyi Sabah Programı ARIM BALIM PETEĞİM

2009 Rekort Dergisi Yılın En iyi kadın programı Oscar'ı

2009 Radyo Televizyon Medya Oscarları Yılın En İyi Sabah Programı

2009 Avrupa Gazeteciler Derneği En İyi Kadın Programı

2011 Yılın En iyi Sabah Programı

Siyaset Dergisi 2012 Yılın En iyi Sunucusu Çarkıfelektir.


Doğum günü : Hakan Günday kimdir?



29 Mayıs 1976'da İstanbul'da doğdu. Eski milletvekillerinden Faik Günday’ın torunudur. Faik Günday ve kardeşi Ziya Hurşit Bey, Atatürk’e düzenlenen İzmir Suikastı davasında yargılandılar. Faik Günday serbest bırakılırken kardeşi idam edildi. Hakan Günday, dedesinin kardeşi Ziya Hurşit Bey’i Ziyan adlı romanında anlattı.

Hakan Günday ilköğrenimini Brüksel’de tamamladı, Ankara’da Tevfik Fikret Lisesini bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümündeki öğrenimini yarım bırakıp Brüksel’de bulunan Universite Libre de Bruxelles’in Siyasal Bilimler Bölümüne geçti. Sonrasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdiyse de üniversite okumanın kendisine göre olmadığını anladığı için bu bölümü de yarım bıraktı. Böylece yedi yıllık üniversite macerası sona erdi. İçindeki yazarlık tutkusunu üniversitedeyken keşfetti. İlk romanı Kinyas ve Kayra 2000 yılında yayımlandı. Edebiyat çevrelerinin dikkatini çeken romanla çok geçmeden kendi okur kitlesini yarattı. Türkiye’de yeraltı edebiyatının önde gelen yazarları arasında sayıldı. Kitapları çeşitli dillere çevrildi. 26 Kasım 2014’te Paris’te düzenlenen törende 2014 yılı Türk-Fransız Edebiyat Ödülü’nü aldı. 5 Kasım 2015’te, Fransızcaya Encore adıyla çevrilen Daha romanıyla Fransa’nın saygın edebiyat ödüllerinden Prix Medicis En İyi Yabancı Roman Ödülü’nü aldı. Ayrıca Daha romanı Onur Saylak yönetmenliğinde beyaz perdeye uyarlandı. Oyun yazmakla da ilgilenen Günday, DOT Tiyatro Grubu’nda oyun yazarlığı yapmaktadır. Aynı adlı romanından uyarladığı ilk oyunu olan Malafa, 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında gösterime girdi.

2000 yılında yayınlanan Kinyas ve Kayra romanıyla edebiyat dünyasında adını duyurmuştur. Yazar olmaya 23 yaşında karar veren Günday, ilk romanına gelen olumlu tepkilerden sonra yazmayı sürdürür. Günday’ın romanlarında roman karakterlerinin çok zengin ve çeşitli olduğu göze çarpar. Yazar bunun çok insan tanımaktan değil, bir insanı çok iyi tanımaktan geçtiğini ifade eder. Günday’ın yazma tekniği de romanları kadar ilgi çekicidir. Yazar romanlarında “bir an önce yazıp kurtulma” tekniğini denediğini söyler. Koşarak, nefes nefese, arkasına bakmadan çalakalem yazdığını ifade eder. (http://www.ozgurroman.com/roportaj.aspx?yid=7 erişim tarihi: 13.08.2017). Yarattığı karakterlere büründüğü gibi romanı bitirmek istemesi, çalakalem tekniğinin sebebidir.

Hakan Günday denemeyi seven bir yazardır. Kahramanlarının ortak pek çok yönü olsa da yazar her defasında toplumun görülmesini istemediği başka yönünü ortaya koymayı dener. Dolayısıyla bunlar rahatsız edici gerçekler olarak romanlarında kendisine yer bulur. İlk ve en meşhur romanı Kinyas ve Kayra’da çocukluk arkadaşı olan kahramanların dibe vuruşu anlatılır. Adam öldürmekten tecavüze kadar her türlü rahatsız edici fiilleri işleyen kahramanlardan Kinyas, Kayra’dan çaldığı paralar ile normal bir hayat sürdürmek ister. Ama geçmişi kolay kolay peşini bırakmaz. Yazar Kinyas’ın ağzından ensest ilişkiyi sorgular. (http://www.ozgurroman.com/roportaj.aspx?yid=7 erişim tarihi: 13.07.2018) Son romanı Daha’da insan kaçakçısı küçük bir çocuğu konu alır. Gaza daha dokuz yaşında babasının insan kaçakçısı olması yüzünden bu işle büyür. Babasına yardım etmek zorundadır. Yazar burada küçük bir çocuğun nasıl acımasız, soğukkanlı bir katile dönüşebileceğini okuyucuya gösterir. Okuyucunun masumiyet duygularını sorgulamayı dener. Piç romanında ise roman kahramanlarının karakterindeki piçlik üzerinden bencilliğin sınırlarının olmayışını dener. Malafa romanında tezgâhtarlar arasında yeni bir dil yaratmayı dener.

Hakan Günday romanlarına cinsellik, şiddet, cinayet, uyuşturucu, sapkın ilişkiler gibi konular hâkimdir. Bu yüzden de romanları yeraltı edebiyatı başlığı altında değerlendirilir. Edebiyatımızda yer altı romanının sınırlarının tam olarak çizilememiş olsa da dünya edebiyatlarından hareketle yeraltı romanlarının belli başlı temel özellikleri vardır. Bu romanlarda fuhuş, uyuşturucu, cinsellik, cinayet, tecavüz gibi hayatın dışına itilmiş unsurlara yer verilir. Argo ve küfür romanın vazgeçilmezleri arasındadır. Yalnızlık roman kahramanlarının en temel duygusudur. Bu özellikler çerçevesinde Hakan Günday’ın romanlarını incelediğimizde yeraltı edebiyatıyla pek çok ortak özellik buluruz. Günday’ın roman kahramanlarının en önemli özellikleri hiçbir yere ait hissedememe, toplumdan uzaklaşma, yabancılaşma, yalnızlık, ahlak kurallarına karşı çıkma ve şiddete olan eğilimdir. Kinyas ve Kayra’da kahramanlar Afrika, Meksika, Amerika gibi pek çok yer gezer. Kendilerini hiçbir yere ait hissetmezler. Şiddetten zevk alırlar. Zargana romanında kahraman evlatlık olduğunu öğrendiğinde evden kaçar. Dört kişinin tecavüzüne uğrar. Kendisini bir hiç olarak hisseder. On iki yaşında adam öldürür. Piç romanında kahramanlar babaları belli olmadığı için değil; babalarına ihanet ettikleri için, bencilce yaşadıkları için bu sıfatı alırlar. Sokakta kalmaktan rahatsız olmazlar; karınlarını doyuracak kadar çalışmayı bile istemezler. Son romanı Daha’da Gaza küçük yaşta mültecilerle tanışır. Başta babası olmak üzere insan kaçakçılarıyla yaşar. İnsan kaçakçılığı işinde babasına yardım etmek zorunda kalır. Mültecilerin ona da insan kaçakçısı hatta katil gibi davranmaları yüzünden onlara kötü davranmaya başlar. Onların üzerinde şiddet içerikli çeşitli deneyler yapar. Bu deneyler kurguda mülteciler üzerinden işlense de gerçekte her biri sistem eleştirisi niteliğindedir. Az romanının kahramanları Derdâ ve Derda’dır. İsimleri neredeyse aynı olan bu kahramanlardan biri erkek biri kadındır. Bu romanda da şiddet ve cinsellik ön plandadır. Aynı yaşta ama farklı hayatlar yaşayan kahramanların yolları kırk yıl sonra kesişir. Derdâ küçük yaşta evlendirilir, kocasından şiddet görür ve cinsel içerikli kasetler çekip para kazanarak kocasından kaçar. Uyuşturucuya alışır. Tedavi olup hayatını değiştirir, edebiyat profesörü olur. Derda ise küçük yaştan itibaren hasta annesine bakar, ölüsünden korkup annesini parçalara ayırır ve çeşitli mezarlara gömer. Derdâ ile yolları da Oğuz Atay’ın mezarı başında kesişir. Bir daha da ayrılmazlar.

Yeraltı edebiyatının önemli göstergelerinden biri de felsefi içerikler ve sistem eleştirileridir. Azil romanında kahraman deha ve delilik arasındadır. Bu ikilem felsefi anlamda yazar tarafından çok sağlam kurgulanmıştır. Ziyan’da askerlik sistemine yönelik bir asker ağzından eleştirilere tanık oluruz. Yazarın askerliğini Muş’ta yapması romanın kurgusuna önemli katkılar yapmıştır. Roman kahramanı ülkenin en doğusunda, soğuk bir yerde askerlik yapmaktadır. Üniversiteyi ikinci sınıfta bırakıp er olarak askere gelmiştir. Fransızcası iyi düzeydedir. Bütün bu özellikler yazarda da vardır. Ama romana ismini veren en önemli kahraman Ziya Hurşit’tir. Atatürk’e yapılması planlanan İzmir suikastının azmettiricisidir. Bu yüzden idam edilmiştir ve Günday’ın dedesinin kardeşidir. Malafa, Günday’ın romanları içerisinde mevcut düzenin en kesin şekilde eleştirildiği yapıtıdır. Romanda olaylar bir kuyumcu dükkânında geçer. Turistlerin nasıl kazıklandığı incelikle anlatılır. Bunun içinde sadece tezgâhtarlar arasında kullanılan özel bir dil yaratmıştır yazar.

Sonuç olarak Günday’ın romanları yeraltı edebiyatından derin izler taşır. Roman kahramanları modern dünyada kendilerini yalnız, yabancılaşmış, toplumun kurallarından sıkılmış hissederler. Aidiyet duygularını bile isteye yitirmişlerdir. Dünyaya tutunma konusunda isteksiz ama yaşamaktan da vazgeçemedikleri için bu iki duygu arasında kalan kahramanların anarşist hayatlarını okuruz (Karataş, 2010:112).

Hakan Günday’ın romanlarında dikkati çeken bir unsur da yazarın kullandığı aforizmalardır. Batı edebiyatında aforizmalar daha çok felsefe ile ilişkilidir. Günday’ın aforizmalarında felsefî yön ön plandadır. Kimi zaman bu aforizmalar roman kurgusunun önüne geçer. Bu yüzden de toplumdaki aksaklıkları eleştiren yazar, zaman zaman okuyucusunu olayın akışından uzaklaştırır. Hakan Günday’ın romanlarını incelediğimizde erkek karakterlerin ön planda olduğunu görürüz. Başkahraman her zaman erkektir. Kadınlar ise romana girip kahramanın hayatına yön verse de ikinci planda kalırlar. Kimi zaman da âşık olunan kişi rolünü üstlenirler. Erkek kahramanların en önemli özelliği ise "normal olamayan" tipler olmasıdır. Zaten roman da onların normal olmayışı üzerine kurgulanır. Roman kahramanları toplumun genel kabullerine uymazlar. Çok zeki olsalar da başarılı bir eğitim hayatları olsa da geleneksel anlamda saygın bir meslekleri yoktur.

Doğum günü: Acun Ilıcalı kimdir?



29 Mayıs 1969 tarihinde Edirne'de doğdu. Babası Ergün müteahhitlik işiyle uğraşıyordu. Annesi İlknur ise kooperatifler il müdürüydü. Ilıcalı, ilk ve orta öğrenimini Edirne İstiklal İlkokulu'nda tamamladı. Kadıköy Anadolu Lisesi'nde öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü'nü kazandı, ancak okulu bitiremedi. Daha sonra Bodrum'a giderken geçirdiği bir trafik kazası sonucu annesini ve babasını kaybetti. Bu dönemde büyük bir travma yaşadı. 1994 yılında da Bağdat caddesinde ağır bir motosiklet kazası geçirdi. Kazada sol kolu kırılan Ilıcalı, arkasında oturan arkadaşını da kaybetti. Ailesinden kalan mirası da iki yıl içerisinde tüketti. Daha sonra Bağdat caddesine bir kot dükkanı açmıştır. Fakat kısa bir sürenin ardından zarar ederek batmıştır.

Show TV'ye girişi

Acun Ilıcalı, Esat isminde bir arkadaşıyla birlikte hava alanınına giderken Show Tv binasını görmüştür. Burada çocukluk arkadaşı olan Göktuğ Sevinçli'nin çalıştığını öğrenince televizyona gelerek İlker Yasin'i ziyaret etmiştir. Daha sonra aldığı teklif üzerine spor muhabiri olarak işe başlamıştır. Bu dönemde Fenerbahçe taraftarı olmasına rağmen Beşiktaş muhabirliği yapmak zorunda kalmıştır. 2002 yılında da "Acun Firarda" adlı gezi-eğlence içerikli televizyon programını sunmaya başlamıştır. 2004 senesinde de "Acun Medya" isimli şirketi kurmuştur. Daha sonra Fear Factor, Var mısın Yok musun, Survivor Türkiye, Söyle Söyleyebilirsen, Yok Böyle Dans ve O Ses Türkiye gibi programların sunuculuğunu üstlenmiştir.

Star TV'ye geçişi

Acun Ilıcalı, 2013 yılında Show Tv'den ayrılarak Star TV'ye geçmiştir. Bu dönemde Sekiz.com ve acunn.com isimli internet sitelerini kurmuştur. Bunun yanında Shop90 isimli televizyon kanalına %40 oranla ortak olmuştur. Daha sonra Doğuş Yayın Grubu ortaklığında "Tv8" kanalını (%70 sahibi) satın almıştır. 2014 yılında da Star TV'den ayrılmıştır.

Tv8 hayatı

Yayın hayatını Tv8'de sürdüren Acun Ilıcalı, Ninja Warrior Türkiye, Para Bende, Hülya Avşar Show, Arda'nın Mutfağı, Aileler Yarışıyor, Ver Fırına, Kel Alaka, Akademi, Ütopya, Rising Star Türkiye, İşte Benim Stilim ve 3 Adam gibi programları kanalında yayınladı. 2016 yılında da "İşte Benim Stilim Ünlüler" adlı yarışma programının yapımcılığını yapmaya başladı. 7 Ekim 2016 tarihinde de TV8,5 adlı spor kanalını kurdu. Öte yandan Ilıcalı, 2005 yılında ilk kez Türkiye'de vergi rekortmenleri arasına girmiştir. 2011 senesinde de ₺2.836.191 gelir vergisi tahakkuk ederek listede 62. sıraya yükselmiştir.


Doğum günü: Gülşen Bayraktar kimdir?



Gülşen Bayraktar ya da sahne adıyla Gülşen, 24 Mayıs 1976 doğumlu Türk şarkıcı ve şarkı yazarıdır.

Gülşen Bayraktar, 29 Mayıs 1976'da Fatih, İstanbul sınırlarında yer alan Çapa'da Ordulu bir ailenin üçüncü ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Arslan Bayraktar makine mühendisiyken annesi Nimet Bayraktar ev hanımıydı.

Çocukluğunu ve gençliğini Çapa'da geçirdi, bir yandan da kendilerine ait fındık bahçeleri için ailesiyle birlikte yılda birkaç kez Ordu'ya gidip geldi. Şehremini Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Türk Müziği Nazariyatı bölümüne başladı.

Üniversite eğitimiyle eş zamanlı olarak İstanbul'daki çeşitli gece kulübü ve barlarda sahne aldı ancak hem okulu hem işi bir arada yürütemeyerek birinci yılından sonra okulu bıraktı.

Lise yıllarında Uzak Doğu dövüş sporlarına merakının bir sonucu olarak karate eğitimi alarak siyah kuşak sahibi oldu. 17 yaşında bir arkadaşıyla birlikte sokakta maruz kaldığı sözlü taciz yüzünden günlük yaşantısında karateyi kullanmak zorunda kaldı ve bunun birkaç kez tekrarlandığını söyledi.

Üniversiteyi bıraktıktan sonra Türk halk müziği dersleri aldı, üç ay Çelik ve Bendeniz'e geri vokallik yaptı.

1995'te Ataköy'de bir barda sahnedeyken albüm yapımcısı Serap Turgay tarafından beğenilerek eşi Özkan Turgay ile tanıştırıldı ve albüm teklifi aldı. Teklifi kabul ederek Raks Müzik ile dört albümlük bir anlaşma imzaladı.

1996'da ilk albümü Be Adam ile çıkış yaparak adından söz ettirse de evliliğine odaklanması sonucunda birkaç yıl müzikal kariyerini geri plana attı. 2004'te dördüncü albümü Of... Of... ile daha büyük bir çıkış yaptı ve aynı adlı hit şarkıyla hem Altın Kelebek hem de Kral TV Video Müzik Ödülü kazandı.

MÜ-YAP sertifikalı Yurtta Aşk Cihanda Aşk (2006) albümünden sonra satış başarılarını sürdürerek Beni Durdursan mı? (2013) albümüyle Türkiye'de yılın en çok satanı oldu, bunu yılın en çok satan ikinci albümü olan Bangır Bangır (2015) takip etti.

"Yurtta Aşk Cihanda Aşk", "Bi' An Gel", "Yeni Biri", "Sözde Ayrılık", "Yatcaz Kalkcaz Ordayım", "Kardan Adam", "İltimas" ve "Bangır Bangır" şarkılarıyla Türkiye Resmî Listesi'nde haftalarca bir numarada kaldı.

Şarkıcılığının yanı sıra müzik eleştirmenlerinden olumlu geri dönüşler alan şarkı yazarı kimliğiyle de öne çıkan Gülşen, özellikle kariyerinin erken döneminden sonra kendi yazdığı şarkıları seslendirmeye başladı ve meslektaşları için liste başarıları yakalayan birçok hit şarkı hazırladı.

2015'te YouTube'da en çok izlenen Türk şarkıcı olurken sonraki yıl tek bir video klibi iki yüz milyonun üzerinde izlenen ilk Türk şarkıcı olma unvanına erişti. Bugüne kadar altı Altın Kelebek ve dokuz Kral Türkiye Müzik Ödülü dahil olmak üzere onlarca ödül kazandı.

Hayırseverlik

Sosyal sorumluluk projelerine duyduğu hassasiyetle de tanınan sanatçı, UNICEF'in Stars of İstanbul eğitim projesi için 2011 yılında 'En Parlak Yıldız' isimli bir şarkı yazdı ve seslendirdi.

Gülşen, 2012 yılında Roman müziğini Amerika'daki icra eden gruplarından The New York Gypsy All-Stars ile Amerika'da 5 ayrı şehirde 8 gün süren turneye çıktı. Boston, New York, Washington, Chicago ve New Jersey'i kapsayan turne boyunca sanatçı Amerikalı Türklerden ilgi gördü.


Doğum günü: Aydın Tansel kimdir?



29 Mayıs 1945 tarihinde Ankara'da eğitimci bir ailede doğmuştur. Annesinin adı Cahide ve babasının adı Selahattin Tansel’dir. Çocukluğu Ankara, Bahçelievler’de geçti. Çocukluk yıllarında daha ilkokul 1.sınıfta mandolin dersleri almaya başladı. Daha sonra da lisede klasik gitar ve şarkıcılık yaptı. Ankara Cumhuriyet Lisesi'nde okurken kurduğu trio’yla profesyonelliğe geçiş yaptı. Ankara Cumhuriyet Lisesinden mezun olduktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sumeroloji Bölümünden mezun oldu.


Uzun yıllar Doğu Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda aktif görev aldı. Özellikle Kars'ın Ani harabeleri kazılarında görev aldı. Ancak daha sonra, müziğe duyduğu ilgi nedeni ile kariyerine müzisyen olarak devam etti.

Daha sonra İstanbul'a taşındı ve Uzun süre Latin Amerika ağırlıklı yabancı şarkılar söyledikten sonra Sezen Cumhur Önal ile ilk plak çalışmalarına başladı. 1969 yılında çıkardığı ikinci kırkbeşlik plağı, "Genç Kızlar", Türkiye'de hit oldu. 70’li yılların başında kendi şarkılarını yazmaya ve söylemeye başladı. 1975 yılında Günler Aylar, 1976 yılında Çisil Çisil Yağmur, 1975 yılında Neydi Aradığım gibi şarkıları en çok dinlenenler arasında yer aldı.


Aydın Tansel, üç defa büyük Anadolu Turnesi yaptı. TRT'nin siyah-beyaz yıllarında, ilk canlı program yapan sanatçılardan biridir. Sözü ve müziği kendisine ait olan “Günler Aylar” adlı şarkısıyla ünlendi.


1976 yılında Bulgaristan’da yapılan Altın Orfe Ses Yarışması'nda üçüncü oldu. 1994 yılında Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması'nda, Jüri Özel Ödülü aldı. 1977 yılında "yılın şarkıcısı" seçildi. 1978 Eurovision Türkiye elemelerine "Hiç Şansım Yok" adlı şarkısıyla katıldı.

1977 yılında yönetmenliğini Ümit Efekan’ın yaptığı “Günahın Bedeli / Tokat” adlı filmde Müjde Ar ve Sevda Ferdağ ile birlikte başrolde oynadı.

İki sinema filmi ve çeşitli fotoromanlarda oynadı. Bir süre ticaret hayatını atıldı ve sonra tekrar müziğe döndü.


Kısa bir evlilik hayatı yaşayan Aydın Tansel, Shotokan Karate Ni-Dan (ikinci kuşak), Siyah Kuşak sahibi idi.

Aydın Tansel, 1 Nisan 2016 tarihinde 71 yaşında Bodrum'daki evinde kalp krizinden ölmüştür.

Aydın Tansel Albümleri :

Çisil Çisil Yağmur

Ve Dünyası (Dansım Geldi)

Küskünüm


Doğum günü: Müfit Ratip kimdir?

Bkz, Bugünkü Unutmazsanız Unutulmazlar haberimize...

18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör