• HaberciGazete

Doğum günü: Tevfik Sağlam, Mazhar Şevket İpşiroğlu, Güngör Dilmen, Ayfer Feray, Zeynep Tunuslu...


Bugün 27 Mayıs. Tevfik Sağlam, Mazhar Şevket İpşiroğlu, Güngör Dilmen, Ayfer Feray, Zeynep Tunuslu, Harun Erdenay, Özgür Çevik'in doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak aramızda olmayanları saygı ile anarken, yaşayanlara uzun, sağlıklı ömürler dileriz.


Ali Tevfik Salim Sağlam



(1882-1963)


Ali Tevfik Salim Sağlam, 27 Mayıs 1882 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Babası Sadaret Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Salim Bey, annesi Nevber Hanım’dır. Henüz beş yaşını bitirmeden 1888 yılında Sultanahmet Üçler Mektebine başlamıştır. 23 Mayıs 1891’de Soğukçeşme Askeri Rüştiyesine yazılan Tevfik Salim, 2 Nisan 1895’te Askerî Tıbbiye İdadisine, 1898 senesinde ise Sirkeci Demirkapı’daki Askerî Tıbbiyeye girmiştir. Tıbbiye Mektebi’ni, “vatanseverliğin, hürriyet aşkının, Şark miskinliğinden kurtulmanın, ilerleme ve bir an önce yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşmış memleketlere yetişme çabasının yuvası olarak” niteleyen Tevfik Salim, buradan 2 Eylül 1903’te Tabip Yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur. Aynı yıl Gülhane Askerî Tatbikat Mektebi ve Seririyatında (GATA) staja başlamış, Dr. Süleyman Numan Paşa’nın yanında Dâhiliye Kliniği ve Laboratuvarında çalışmış, burada stajyerlik ve asistanlık görevlerini başarıyla tamamlamıştır. 1906’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahâne Dâhili Hastalıklar Muallim Muavinliği sınavını kazanarak, Gülhane’den ayrılmıştır. Kısa bir süre sonra Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne (Askerî Tıp Okulu) ve Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Okulu) birleştirilerek “Tıp Fakültesi” adını almış ve 1909’da Dârülfünûn-ı Osmânîye bağlanmıştır. Bu gelişmenin ardından Tevfik Salim, laboratuvar şefi olarak atanmış ve Hocası Süleyman Numan Paşa ile birlikte, 3. Dâhiliye Kliniğinin kuruluşunda görevlendirilmiştir.

1912’de Balkan Savaşı başlayınca Selanik Redif Fırkası Sıhhiye Bölüğü Başhekimliğine tayin olmuştur. Savaş bitince Yassıviran Menzil Hastanesine tayin edilen Dr. Tevfik Salim, görevi başında tifüs hastalığına yakalandığı için Gülhane’ye gönderilmiştir. Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra ilk olarak İstanbul 2. Ordu Sıhhiye Reisi, 15 Şubat 1915’te ise Erzurum 3. Ordu Sıhhiye Reisi olarak görevlendirilmiştir. Sarıkamış Faciası’nın ardından, Erzurum ve çevresinde salgın hastalıklar başlamıştır. Dr. Tevfik Salim, “Büyük Harpte 3. Orduda Sıhhî Hizmet” adlı eserinde Erzurum ve Erzincan vilayetlerindeki vahim tabloya, şu cümlelerle yer vermiştir: “…“Erzurum ise, hasta, yaralı, zuafa (zayıf olanlar), firari, hülâsâ her çeşit erat akını karşısında kalmıştı. Sokaklarda, hanlarda, ahırlarda ölenler pek çoktu. Lekeli humma ve hummayı racia salgını en yüksek devresini bulmuştu. Sahra Sıhhiye Müfettişi Umumisi Süleyman Numan, lekeli tifodan yatıyordu. Ordu Komutanı Hafız Hakkı 3 Şubat 1915’te lekeli tifoya tutularak 13 Şubat’ta ölmüştü. Hekimlerin de cümlesi hastalanmış ve büyük bir kısmı ölmüştü. Erzurum hasta ve yaralıları istiâp edemediğinden Erzurum civarında Ilıca, Kân, İstavuk köylerine de zuafa ve hastalar doldurulmuştu. Buralarda müthiş bir sefalet hüküm sürüyordu. Ölen ve kalanın hesabı belli değildi. Salgınlar ahaliye de sirayet etmişti. Erzurum’da ahaliden günde 20-30 kişi ölüyordu… Bu aralık salgınlar Erzincan’da da artmış hastanelerde izdiham ziyadeleşmişti…”

Bahsedilen bu felaket tablosunu ortadan kaldırmak ve halk arasında lekeli humma olarak adlandırılan tifüs hastalığıyla mücadele edebilmek amacıyla Erzurum’da çalışmalara başlanmıştır. Tifüs (lekeli humma), hummâ-yı râcia (dönek humma) gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede bit ve pirelerin imhası önem taşıdığından, cephelerde farklı dezenfeksiyon metotları uygulanmıştır. Sabit etüv ve tephirhânelerin (dezenfeksiyon evi) cephelere nakli mümkün olmadığı için bit ve pireli elbiseler tandır ve ekmek fırını gibi yerlerde dezenfekte edilmeye çalışılmış, daha sonraları seyyar buğu sandığı ve etüv makineleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu faaliyetlerin dışında aşı uygulamalarıyla ilgili bir takım girişimlerde de bulunulmuştur. Kurmay Albay Sarıgüzelli Yusuf Ziya Bey’in başkanlığında, Dr. Tevfik Salim, Cerrahi Müşaviri Haydar (Draman), Tıbbi Müşavir Tevfik İsmail (Karagümrük), Dr. Fahri (Urdağ), Bakteriyolog Dr. Server Kamil ve Fikri Bey’in katıldığı toplantıda, ateşli hastaların kanlarından elde edilen serumların koruyucu olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Dr. Tevfik Salim, 15 Mart 1915’te bizzat kendisinin hazırladığı aşıyı, gönüllü beş hekim ile karargâh subaylarından dört kişiye tatbik etmiştir. Diğer yerlerde yapılan denemelerden sonra alınan olumlu sonuçlar üzerine, aşı uygulaması genelleştirilmiştir. Elde edilen neticeler Dr. Tevfik Salim tarafından Almanca yayınlanmış hatta Alman ordusu da askerlerine bu aşıyı yapmıştır. Birçok askerin hayatını kurtarmasına rağmen yakın arkadaşı tarafından aşının insan sağlığına zarar verdiği iddiasıyla ihbar edilen Dr. Tevfik Salim, Divân-ı Harp’te yargılanmış ve beraat etmiştir.


Dr. Tevfik Salim, 9 Haziran 1918’de Şark Orduları Grubu Sıhhiye Müfettişliğine tayin edilmiş ancak Grup terhis edilince Süleyman Numan Paşa’nın 4 Kasım 1918 tarihli emriyle, Rumeli ve İstanbul Mıntıkaları Sıhhiye Müfettişi olarak görevlendirilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlatılan Millî Mücadele’ye katılmak üzere Ankara’ya gelen Dr. Tevfik Salim Bey, 3 Aralık 1921’de görevine başlamıştır. Kendisine teklif edilen Müdâfaa-i Milliye Vekâleti Sıhhiye Dairesi Reisliği vazifesini kabul etmiş ancak ertesi yıl bu görevinden istifa ederek Ankara Sarı Kışla Mevki Hastanesinde Dâhili Hastalıklar Uzmanı olarak çalışmaya başlamıştır. Savaş sonuna kadar örnek bir hekim olarak faaliyetlerini sürdüren Dr. Tevfik Salim, Millî Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasından sonra İstanbul’a dönmüştür. 1923 senesi Ocak ayında İzmir Hastanesi Dâhiliye Şefliğine, aynı yılın Mayıs sonunda Gülhane Askeri Tatbikat Mektebi Dâhiliye Kliniği Profesörlüğüne, Temmuz ayında Askeri Tıp Encümeni Âlisi Reisliğine, Ekim ayında Gülhane Hastanesi Başhekimliği ve Müdürlüğüne atanmıştır.

Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasının ardından 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Anlaşması ile ulusal sınırlar çizilmiştir. Kurucu kadro, “ülkeyi mamur hale getirmek, toplumu çağın gerekleri doğrultusunda ilerletmek”, vatandaşların ülke kalkınmasında etkin rol oynamasını sağlamak gibi önemli hedefler belirlemiştir. Ancak uzun süren savaş yılları, bulaşıcı hastalıklar, sağlık personelinin ve kurumlarının yetersizliği gibi olumsuz durumlar, mevcut nüfusa büyük zarar vermiş, Cumhuriyet yönetimi sefalet içinde yaşayan bir toplum devralmıştır. Dr. Tevfik Sağlam, tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak üzere harekete geçen sağlık ordusunun içinde yer alarak, yeni görevler üstlenmiştir. 1924 senesinde toplanan Hilâl-i Ahmer Kongresi’nde ivedilikle bir hemşirelik okulunun kurulmasının gerekliliğini savunan Dr. Tevfik Salim, bu okulun programlarını hazırlayan grubun içerisinde de faaliyet göstermiştir. Yine aynı yıl, Sıhhiye Vekili Dr. Refik (Saydam) Bey’in başkanlığında toplanan Sıtma Savaş Komisyonu üyesi olarak çalışmalara katılmıştır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın teşrifi ve Başvekil İsmet Paşa’nın nutku ile 1 Eylül 1925’te Ankara’da toplanan Birinci Millî Türk Tıp Kongresi’ne katılan Tevfik Salim, bu kongrede “Sıtmada Yeni. Antimuan Mürekkebatı” ve “Sıtmanın Tedavisi” başlıklı bildirileri sunmuştur. Kongreden sonra sıtma ile mücadelede programının oluşturulmasında ve temel prensiplerin belirlenmesinde etkin bir şekilde rol almıştır.


1926 senesinde Mustafa Kemal Paşa’nın onayıyla Türk Kodeksi Komisyonu’na üye olarak seçilen Tevfik Salim, 4 Mayıs 1926 ise Tıp Fakültesi Dâhili Hastalıklar Profesörü olarak görevlendirilmiştir. 1927’de ikinci kez Müdâfaa-i Milliye Vekâleti Sıhhiye Dairesi Reisliğine tayin edilmiş, 31 Ağustos 1927 senesinde Mirliva (General) rütbesine yükselmiş, aynı sene Dr. Tevfik İsmail (Gökçe) ile birlikte “İstanbul Verem Mücadele Cemiyeti”ni kurarak, veremle savaş çalışmalarına destek vermiştir. Verem hastalığı konusunda halkı bilinçlendirmek amacıyla Cemiyet tarafından “Yaşamak Yolu” adlı bir dergi yayınlanmaya ve üyelerine ücretsiz dağıtılmaya başlanmıştır. 1928 senesinde kendi isteği ile emekliye ayrılan Dr. Tevfik Salim, 1929’da yeni kurulan İstanbul Etıbba Odası (İstanbul Tabip Odası) Başkanlığına, 1930 senesinde ise İstanbul Vilayeti Umumi Meclisine üye olarak seçilmiştir. 1931 yılında Vakıf Gureba Hastanesinde Dâhiliye Uzmanlığına ve aynı yıl ikinci kez Tıp Fakültesi 2. Dâhiliye Kliniği Profesörlüğüne atanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, bilimde çağın gereklerini yerine getirmenin önemini her daim vurgulamış, 1 Kasım 1933’te TBMM’nin Dördüncü Yasama Yılı’nı açarken yaptığı konuşmada yükseköğretime ayrıca değinerek, bu alanda yapılacak köklü değişiklik hususundaki kararlılığını şöyle anlatmıştır: “…Üniversite tesisine verdiğimiz ehemmiyeti beyan etmek isterim. Yarım tedbirlerin kısır olduğuna şüphe yoktur. Bütün işlerimizde olduğu gibi maarifte ve kurulan üniversitede de radikal tedbirlerle yürümek katî kararımızdır…” Nitekim 31 Mayıs 1933’de TBMM’de yapılan müzakereler sonucu kabul edilen “İstanbul Darülfünununun İlgasına ve Maarif Vekâletince Yeni Bir Üniversite Kurulmasına Dair Kanun”un kabulüyle, İstanbul Üniversitesinin kurulması ve yükseköğretimde reform yapılması için harekete geçilmiştir. Tevfik Sağlam Paşa da aynı yıl 2. Dâhiliye Kliniği Ordinaryüs Profesörü ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı olarak görevlendirilmiştir ancak bu görevi uzun sürmemiştir. Dönemin Maarif Vekili Yusuf Hikmet (Bayur) Bey ile anlaşmazlık yaşayan ve Almanya’dan davet edilen Prof. Erich Frank’ın Dâhiliye Kliniği Direktörlüğüne tayin edilmesine itiraz edince, 2. Dâhiliye Kliniği kapatılmıştır. Kadro dışı kalan Tevfik Salim Paşa, üniversitedeki tüm görevlerinden istifa etmiş ve verilen karar hakkında Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: “Mevzubahis kararı evvelki gün resmen bana tebliğ ettiler. Karara karşı bir itiraz veya teşebbüsüm yoktur. İmtihanlara girmiyorum. Hastanelerdeki alakam da kesilmiştir. Bu meyanda Gureba Hastanesindeki vazifem de nihayet bulmuştur. Evde serbest tababet yapacağım.”

21 Haziran 1934 tarihinde çıkarılan Soyadı Kanunu gereğince “Sağlam” soyadını alan Dr. Tevfik Salim, aynı sene, İstanbul Verem Savaş Derneğinin başkanlık görevini üstlenmiştir. 1937 yılında ise Kızılay Hastabakıcı Hemşireler Yurdu İdare Heyeti Başkanlığına seçilmiştir.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya’da öğrenim gören Türk öğrencilerin eğitim ve yaşam koşulları hakkında yeterli bilgi alınamayınca, Maarif Vekâleti tarafından, öğrencilerin durumunu yerinde tetkik etmek üzere yetkili birinin Almanya’ya gönderilmesi teklif edilmiştir. İcra Vekilleri Heyeti konuyu görüşerek, Haydarpaşa Numune Hastanesi Dâhiliye Mütehassısı Prof. Dr. Tevfik Sağlam’ı Almanya’ya yollamaya karar vermiştir. Aynı yılın sonunda Tevfik Sağlam Paşa, Yüksek Sıhhat Şurası Üyesi olarak da görevlendirilmiştir.

1942 yılında Tıp Fakültesinde yeniden kurulan 3. Dâhiliye Kliniğine Ordinaryüs Profesör olarak tayin edilen Dr. Tevfik Sağlam, 1943’te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne atanmış ve bu görevi 1946 senesine kadar sürdürmüştür. Ekim 1947’den itibaren, Süreyya Paşa Apartmanı 3 numaralı dairesindeki evinde hasta kabul etmeye başlamıştır.

1951’de Akciğer Hastalıkları Kürsüsünü kurup direktörlüğünü üstlenen Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, 27 Mayıs 1952 tarihinde yaş haddinden emekli olmuş ve aynı tarihte 3. İç Hastalıkları Kliniği Amfisinde veda dersini vermiştir.

1953’te UNICEF ve Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği ile birlikte ülke genelinde veremle savaş çalışmalarını başlatmış, 1955’te UNESCO’ya bağlı olarak Türkiye’nin ilk Halk Sağlığı Eğitimi Milli Komitesini oluşturmuş ve başkanlığına getirilmiştir. 1959 senesinde Uluslararası Verem Savaş Birliğine (Union Internationale Contre la Tuberculose) başkan seçilmiş ve XV. Uluslararası Verem Konferansı’nın İstanbul’da toplanmasını sağlamıştır.

Eşi Naile Sağlam’ın parasal desteğiyle Naile Sağlam Tüberküloz Enstitüsünü kuran ve hekimlik yaptığı süre boyunca kendini ülke nüfusunu tehdit eden bulaşıcı hastalıklarla mücadeleye adayan Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, 12 Temmuz 1963 senesinde İstanbul’daki evinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Bütün mal varlığını kurucusu olduğu Verem Savaş Derneğine bırakmıştır. 1972 yılında, Türk tıbbına yaptığı katkıları nedeniyle TÜBİTAK Hizmet Ödülü’ne layık görülmüştür. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, öğrencisi Dr. Nusret Fişek’in ifadesiyle, “sadece iyi bir hekim, iyi bir hoca değil, hekimliğin çağdaş felsefesini, toplumsal yaklaşımını benimseyen, uygulayan bir önder” olmuştur. Askerî, akademik ve idarî görevlerinin yanı sıra Türkçe, Almanca ve Fransızca birçok tıbbî makale, kitap, tercüme eser ve derleme kaleme almıştır. Prof. Ali Tevfik Salim Sağlam tarafından hazırlanan eserlerden bazıları şunlardır: Usul-i Teşhis-i Seriri (1909), Koleranın Teşhis-i Bakteriyolojisi (1910), Ürobilinin Menşei Hakkında (1915), Emraz-ı Dâhiliye (1920), Gülhane (1920), Tifo Aşısı (1921), Malarya (1922), Sıtma Tedavisi (1923), Lekeli Tifo (1924), Dâhili Tıp Teneffüs Azası Hastalıkları (1926), Büyük Harpte Üçüncü Orduda Sıhhi Hizmet (1941), Hayatım (1947), İç Hastalıkları Kliniğinde 50 Yıl (1952), Modern Bir Verem Savaşı Kurmak Lazımdır (1955).

SADET ALTAY


Doğum günü: Mazhar Şevket İpşiroğlu kimdir?


Ord. Prof. Dr. Mazhar Şevket İpşiroğlu Doğum Tarihi : 1908, İstanbul Ölüm Tarihi : Mart 1985, İstanbul Mazhar Şevket İpşiroğlu 1908’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta gösterdiği resim yeteneği nedeniyle, liseyi bitirinceye kadar Namık İsmail’in atölyesine devam etti. Almanya’ya giderek bir yıl Düsseldorf Akademisi Resim Bölümü’nde öğrenim gördükten sonra, 1929’da oradan ayrılarak Bonn, Hamburg ve Berlin üniversitelerinde felsefe ve sanat tarihi okudu. 1933’te Tübingen Üniversitesi’nde Hegels Aesthetik in Ihrem historischen Zusammenhang "Tarihsel Bağlamı İçinde Hegel’in Estetiği" adlı teziyle felsefe doktoru oldu. 1934’te Türkiye’ye dönerek İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyeliğine atanan İpşiroğlu, bir önceki yıl gerçekleştirilmiş olan üniversite reformunun yaşama geçirilmesinde yoğun Emek verdi. 1939’da Martin Heidegger ve Max Scheler’de İnsan konulu teziyle doçent, 1943’te profesör unvanını aldı. 1930’ların sonuna doğru çalışmalarında daha çok sanat tarihine yer veren İpşiroğlu, fakültede Sanat Tarihi Bölümü’nün kurulması üzerine buraya geçti ve 1949’da bölüm başkanı oldu. 1956’da sanat tarihçisi Sabahattin Eyuboğlu’yla birlikte İstanbul Üniversitesi Film Merkezi’ni kurdu ve Anadolu uygarlıklarını geniş çevrelere tanıtmak ve benimsetmek amacıyla birçok film çekilmesini sağladı. Bu nedenle Türk Belgesel Sinemasına öncülük eden ustalardandır. Araştırmalarının yanı sıra yönetim görevleri de üstlenen İpşiroğlu, 1948-49 ve 1958-59’da iki kez dekanlık yaptı. 1960’ta ordinaryüs profesörlüğe yükseldi. 1961’de İslam sanatı dersleri vermek üzere Tübingen Üniversitesi’ne gitti, 1965’te İstanbul Üniversitesindeki görevine döndü ve 1977’de emekliye ayrıldı. 1985’te İstanbul’da öldü. Mazhar Şevket'in kızı tarihçi ve Filozof Zehra İpşiroğlu ve eşi de birlikte sanat tarihi araştırmaları yaptıkları tarihçi Hatice Nazan İpşiroğlu'dur. Türkiye’de sanat tarihinin bir bilim dalı olarak yerleşmesinde çok önemli katkıları olan, Batı Hıristiyan sanatı ve İslam sanatı üzerine çok sayıda bilimsel yazısı yayımlanan İpşiroğlu’nun birçok kitabı yayınlanmıştır.

Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler

Kapalı Çarşı - 1974 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Nazan İpşiroğlu Siyah Kalem (İkinci Versiyon) - 1973 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Ünsal Yücel III. Ahmet Surnamesi (Surname) - 1973 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Ünsal Yücel Aktamar - 1963 / Adnan Benk, Mazhar Şevket İpşiroğlu Anadolu Yollarında - 1959 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Karanlıkta Renkler - 1959 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Surname - 1959 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Anadolu'da Roma Mozaikleri - 1958 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Siyah Kalem (İlk Versiyon) - 1957 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Hitit Güneşi - 1956 / Mazhar Şevket İpşiroğlu, Sabahattin Eyüboğlu Berlin Film Festivali, İkincilik "Gümüş Ayı" Ödülü, 1956

YAYINLANMIŞ KİTAPLARI

Rönesans Sanatı, 1942 Mazhar Şevket İpşir 215 Sayfa İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 170 Oluşum Süreci İçinde Sanatın Tarihi, 1977 History of Art in the Formation Process M. Ş. İbşiroğlu, Nazan İpşiroğlu Sanatta Devrim, 1979 Revolution in Art M. Ş. İbşiroğlu, Nazan İpşiroğlu Düşünmeye Çağrı Invitation to Thinking M. Ş. İbşiroğlu, Nazan İpşiroğlu Kök Atatürkçülük Original Kemalism M. Ş. İbşiroğlu, Nazan İpşiroğlu Avrupa Sanatında Gerçek Duygusu, 1954 M. Ş. İbşiroğlu, Sabahattin Eyuboğlu Topkapı Sarayı’ndaki Başyapıtlar, 1980 Meisterwerke aus dem Topkapı Avrupa Sanatı ve Problemleri, 1946 Das Bild im Islam, 1971 İslam’da Resim Yasağı ve Sonuçları, 1973 Wind der Steppe, 1984 Bozkır Rüzgârı: Siyah Kalem, 1985 Bozkır Rüzgarı : Siyah Kalem Kategori: Sanat Yazar: Mazhar Şevket İpşiroğlu Sayfa: 108 Ölçü: 16.5 x 24 cm ISBN 978-08-0841-X YKY’de 1. Baskı: 2004 İslâmda Resim Yasağı ve Sonuçları Kategori: Sanat Yazar: Mazhar Şevket İpşiroğlu Sayfa: 186 Ölçü: 16.5 x 24 cm ISBN 975-08-0955-6 YKY’de 1. Baskı: 2005 Ahtamar Kilisesi / Işıkla Canlanan Duvarlar, 2003 Die Kirche von Achtamar - Bauplastik im Leben des Lichtes Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Mazhar Şevket İpşiroğlu Sanat Dizisi Van Gölü'ndeki Küçük bir adada, çok uzaktan bile görülebilen bir konumda yükselen Ahtamar Kilisesi, dış cephesini şeritler halinde saran kabartmalarıyla, Doğu-Hıristiyan mimari sanatının eşsiz bir örneğidir. Çoğu yassı olan bu kabartmalar, puslu havalarda ya da gölgede duvarın içinde belirsizleşirken, gün ışığında canlanır; böylece kilise güneşle birlikte adeta "hayat bulur". Bugüne dek Ahtamar üzerine yapılan araştırmalarda, kilisenin mimarisi ve süslemeleri birbirinden ayrı ele alınmıştı... Kaynak Yapı Kredi Yayınları



Doğum günü: Güngör Dilmen kimdir?




(d. 27 Mayıs 1930, Tekirdağ - ö. 8 Temmuz 2012, İzmir)

1959'da Sinema-Tiyatro Dergisi'nin açtığı yarışmada, yazdığı tek perdelik oyun Midas'ın kulakları ile birincilik ödülünü kazanan Dilmen, 1960 yılında İstanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klâsik Filoloji bölümünden mezun olmuştur.

  • Sanatçı, İsrail ve Yunanistan'da tiyatro çalışmaları yaparak, ardından 1961'den 1964'e kadar Amerikan Yale ve Washington üniversitelerinde tiyatro öğrenimi gördü.

  • İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yönetmen yardımcılığı ve dramaturgluk yaptı.

  • TRT İstanbul Radyosu'nda tiyatro alanında şef olarak çalıştı.

  • İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı.

  • Dilmen'in ayrıca bir sinema filmi (İttihat ve Terakki) ve bir dizi (Bağdat Hatun) senaryosu çalışması bulunmaktadır.

Güngör Dilmen Eserleri
  • Ayak Parmakları (1960)

  • Avcı Karkap (1960)

  • Canlı Maymun Lokantası (1964)

  • Midas'ın Kulakları (1965)

  • Kurban (1967)

  • Bağdat Hatun (1982)

  • Deli Dumrul (1982, Akad'ın Yayı ile birlikte)

  • Ak Tanrılar (1983)

  • Hasan Sabbah (1983)

Tiyatro Oyunları

  • Galile'nin Günahları

  • Osmanlı Dram Kumpanyası

  • Hakimiyeti Milliye Aş Evi

  • Kurban

  • Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını

  • Ben Anadolu

  • Bağdat Hatun

  • Deli Dumrul

  • Midas'ın Kulakları

  • Midas'ın Kör Düğümü

  • Akad'ın Yayı

  • Troya İçinde Vurdular Beni

Ödülleri

  • Sinema - Tiyatro Dergisi, 1959, Birincilik ödülü, Midas'ın Kulakları

  • Halkevleri Genel Merkezi, 1963, Şinasi Efendi Tiyatro Ödülü, Canlı Maymun Lokantası

  • İlhan İskender Armağanı, 1967, Kurban

  • Yunus Nadi Armağanı, 1970, Anzavur

  • Türk Dil Kurumu Ödülü, 1975, Ak Tanrılar

  • Muhsin Ertuğrul Oyun Ödülü, 1979, Deli Dumrul

  • Enka Sanat Ödülleri, 1984, Devlet Ve İnsan

  • Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası Tiyatro Oyunu Yarışması, 1984, Birincilik, Ben Anadolu: Söylenceden Gerçeğe

  • Ulvi Uraz Tiyatro Ödülü, 1986, Ben Anadolu: Söylenceden Gerçeğe

  • İş Bankası Tiyatro Büyük Ödülü, 1988, Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını

  • İsmet Küntay Ödülü, 1990, Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını

  • Kültür Bakanlığı Ödülü, 1990, Troya İçinde Vurdular Beni



Doğum günü: Ayfer Feray kimdir?



27 Mayıs 1928 tarihinde İzmir, Bornova’da dünyaya geldi. Günfer Feray adında oyuncu olan bir kız kardeşi vardı. 1951 yılında sinema oyunculuğu başlayıp birçok sinema filminde oynayan Ayfer Feray, kendi adını taşıyan bir tiyatro da kurmuştur. Bornova'da bulunan Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosuna adı verilmiştir. Şahane Züğürtler, Yedi Kocalı Hürmüz gibi oyunlarda oynadı. 1953'de Dormen Tiyatrosu’na girdi. Bir süre Dormen Tiyatrosu kadrosunda yer aldı, Haldun Dormen tiyatrosunda ilk rol aldığı oyun Papaz Kaçtı oyunu oldu. Daha sonra buradan Nisa Serezli ve Tolga Aşkıner ile birlikte ayrıldı. Ayfer Feray - Nisa Serezli Topluluğu ve Çevre Tiyatrosunun kurucularından biri oldu. Bu topluluk da daha sonra dağıldı ve oyuncu, Ayfer Feray Tiyatrosunu kurdu. Tiyatronun oyuncularıarasında Osman Alyanak, Ferhan Şensoy, Şevket Altuğ, Kemal Sunal, Hadi Çaman gibi önemli isimler yer aldı. 1972-1973 sezonundan sonra tiyatrodan uzun süre ayrı kaldı. 1980-1981 sezonunda “Çöpçatanın Fendi” oyunuyla yeniden tiyatroya döndü.

1952 yılında senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yazdığı, yönetmen Metin Erksan'ın ilk çektiği film olan “Karanlık Dünya -Aşık Veysel'in Hayatı” adını verdiği film çekimine başlanır. Tam bitmek üzereyken, filmin oyuncu kadrosundan Ayfer Feray, Ajlan Sayılgan ve Kemal Bekir'in'de aralarında bulunduğu bir grup Komünist tevkifatından gözaltına alınarak tutuklandı.

Feray, gazeteci Samim Tara ile bir dönem evli kaldı. Bu evlilikten, ünlü bir reklam yönetmeni oğlu Ali Tara (d.1949-ö.2004) ve Süeda Tara (d.?-ö.2015) adlı bir kızı dünyaya geldi.

Ayfer Feray, kendisine özgü güçlü oyunculuğuyla seyircilerin zihninde yer etti. Türk sinemasının güçlü ve önemli kadın karakterlerini canlandırdı.

1968 yılında senaryosunu Safa Önal’ın yazdığı, yönetmenliğini Ömer Lütfi Akad’ın yaptığı “Vesikalı Yarim” filminde Ayfer Feray, Müjgan karakterin canlandırırken; Türkan Şoray ve İzzet Günay ile birlikte rol aldı.

1978 yılında senaryosunu Safa Önal’ın yazdığı, yönetmenliğini Orhan Aksoy’un yaptığı “Tatlı Nigar” filminde Türkan Şoray, Bulut Aras, Erol Taş, Ayfer Feray, Aliye Rona, Baki Tamer ile beraber oynadı

Ayfer Feray, 13 Temmuz 1994 tarihinde Bodrum’da 66 yaşında hayatını kaybetti.

Ödülleri : 1953 - TFDD I. Türk Film Festivali, En iyi kadın oyuncu (Lale Oraloğlu ve Nedret Güvenç ile birlikte.)

Filmleri ve Dizileri : Oyuncu : 1984 - Geçim Otobüsü 1978 - Tatlı Nigar (Ayfer) (Sinema Filmi) 1977 - Ölmeyen Şarkı (Bülent'in Komşusu) (Sinema Filmi) 1977 - Sakar Şakir (Sevda ) (Sinema Filmi) 1977 - Liseli Kızlar (Buket'in Annesi) (Sinema Filmi) 1977 - Kızını Dövmeyen Dizini Döver (Sevil'in Annesi) (Sinema Filmi) 1977 - Kördüğüm (Sinema Filmi) 1977 - Bizim Kız (Köşkün Sahibi) (Sinema Filmi) 1976 - Devlerin Aşkı (Sinema Filmi) 1976 - Aşk Dediğin Laf Değildir (Belma'nın Annesi) (Sinema Filmi) 1975 - Şaşkın Damat (Serpil'in Annesi ) (Sinema Filmi) 1975 - Çapkın Hırsız (Sinema Filmi) 1975 - Yatak Hikayemiz (Sinema Filmi) 1975 - Hayret 17 (Sinema Filmi) 1975 - Cemil (Ayfer) (Sinema Filmi) 1975 - Amigo Hüsnü (Hala-Ferhunde Uyanıkoğlu) (Sinema Filmi) 1975 - Ah Bu Kadınlar (Sinema Filmi) 1974 - Bir Yabancı (Zehra) (Sinema Filmi) 1973 - Acı Hayat (Sinema Filmi) 1972 - Korkunç Tecavüz (Otel Sahibesi) (Sinema Filmi) 1969 - Erkek Fatma (Sinema Filmi) 1968 - Vesikalı Yarim (Müjgan) (Sinema Filmi) 1968 - Kahveci Güzeli (Belma) (Sinema Filmi) 1968 - Abbase Sultan (Zübeyde) (Sinema Filmi) 1967 - Üvey Ana (Sinema Filmi) 1967 - Ömrümce Ağladım (Murat'ın Annesi ) (Sinema Filmi) 1967 - Ölümsüz Kadın (Necla) (Sinema Filmi) 1967 - Zehirli Çiçek (Gül) (Sinema Filmi) 1967 - Yılmayan Adam (Benli Belma) (Sinema Filmi) 1967 - Sen Benimsin (Sinema Filmi) 1967 - Krallar Ölmez (Serap) (Sinema Filmi) 1967 - Bana Kurşun İşlemez (Sinema Filmi) 1967 - Aslan Yürekli Kabadayı (Mehtap Ateş) (Sinema Filmi) 1966 - İntikam Ateşi (Sinema Filmi) 1966 - İhtiras Kurbanları (Sinema Filmi) 1966 - Çirkin Kral (Ayfer) (Sinema Filmi) 1966 - Çingene (Cemile'nin Annesi) (Sinema Filmi) 1966 - Soluk Gecelerin Aşk Hikayeleri (Sinema Filmi) 1966 - Para Kadın Ve Silah (Sinema Filmi) 1966 - Milyonerin Kızı / İntikam Hırs... (Sinema Filmi) 1966 - Fatih'in Fedaisi (Hancı) (Sinema Filmi) 1966 - Damgalı Adam (Belkıs) (Sinema Filmi) 1965 - Öfke Dağları Sardı (Durdu) (Sinema Filmi) 1965 - Yahya Peygamber (Sinema Filmi) 1965 - Vahşi Gelin (Ümran Arsev) (Sinema Filmi) 1965 - Son Kuşlar (Anne) (Sinema Filmi) 1965 - Sevmek Seni (Sinema Filmi) 1965 - Murtaza (Zümrüt) (Sinema Filmi) 1965 - Konyakçı (Esma) (Sinema Filmi) 1965 - Kahreden Darbe (Sinema Filmi) 1965 - Haremde Dört Kadın (Şevkidil) (Sinema Filmi) 1965 - Güzel Bir Gün İçin (Madam) (Sinema Filmi) 1965 - Dünkü Çocuk (Sinema Filmi) 1965 - Bozuk Düzen (Sinema Filmi) 1965 - Bitmeyen Yol (Fatma) (Sinema Filmi) 1965 - Bir Garip Adam (Sokak Kadını) (Sinema Filmi) 1965 - Altay'dan Gelen Yiğit / Karaoğ... (Hancının Karısı) (Sinema Filmi) 1964 - Gel Barışalım (Sinema Filmi) 1964 - Bücür (Sinema Filmi) 1963 - Ölümsüz Kadın (Sinema Filmi) 1963 - Çapraz Delikanlı (Fahriye) (Sinema Filmi) 1963 - Genç Kızların Sevgilisi (Sinema Filmi) 1963 - Ayşecik Fakir Prenses (Sinema Filmi) 1962 - Beş Kardeştiler (Halime Hanım) (Sinema Filmi) 1962 - Battı Balık (Sinema Filmi) 1961 - Tatlı Bela (Mualla) (Sinema Filmi) 1961 - Naylon Leyla (Sinema Filmi) 1960 - Denize İnen Sokak (Sinema Filmi) 1960 - Ayşecik Şeytan Çekici (Esma) (Sinema Filmi) 1959 - Kırık Plak (Nermin Kaner) (Sinema Filmi) 1956 - Sönen Yıldız (Sinema Filmi) 1955 - Her Yerde Tehlike (Sinema Filmi) 1953 - Vahşi İntikam (Sinema Filmi) 1953 - Drakula İstanbul'da (Şadan) (Sinema Filmi) 1953 - Bu Kadın Benimdir (Zavallı Ne... (Neriman) (Sinema Filmi) 1952 - Çakırcalı Mehmet Efe'nin Defin... (Kontes) (Sinema Filmi) 1952 - Son Gece (Sinema Filmi) 1952 - Karanlık Dünya - Aşık Veysel'in hayatı (Dilim) (Sinema Filmi) 1952 - Efelerin Efesi (Zeynep/İreni) (Sinema Filmi) 1952 - Bergama Sevdalıları (Sinema Filmi) 1951 - O Adam Kim (Sinema Filmi)

Müzik ekibi : 1952 - Bergama Sevdalıları (Şarkılar) (Sinema Filmi)


Doğum günü: Zeynep Tunuslu kimdir?



27 Mayıs 1962 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Tunus kökenli ailesi (dedesi Niyazi Zekeriya) aslen Tunus’tan gelip Arnavutluk’a yerleşti. Daha sonra evlenip Bursa’ya göç etti. Zeynep Tunuslu’nun babası Hava Kurmay Albay Mustafa Kemal Tunusluoğlu’dur. Annesi ingilizce öğretmeni Ayla Tunusluoğlu’dur. Abisi Ahmet Zekeriya Tunusluoğlu’dur (d.1960).

Zeynep henüz dört yaşında iken 1966 yılında babasının Moskova’da hava ataşeliği görevine getirilmesi ile aile de Moskova’ya gider. 1968 yılında ise babası Diyarbakır’a tayin olunca oraya giderler. 1970 yılında Ankara’ya tayinen gelirler.


Zeynep Tunuslu, Ankara’da Maltepe İlkokulu’nda başladığı ilkokulu, babasının İzmir Nato Karargahı’na tayin olmasıyla İzmir Hakimiyeti Milliye İlkokulu’nda bitirdi. 1980 yılında TED Ankara Koleji imtihanını kazandı. Babası İstanbul’a tayin edilince, okulu yatılı olarak okudu. Hacettepe Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nü kazanarak başladı fakat okulu bir yıl sonra bıraktı. Henüz 11 yaşında iken kendi elbisesini kendisi dikermiş.

Üniversite hayatına son verdikten sonra Milano’ya gitti. Milano’dan Türkiye’ye döndüğünde Tina adlı bir yahudi hanımıni. Altı ay sonra, bir moda fuarında Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu ile tanıştı. Taviloğlu ile tanışması kendisine moda dünyasının yolunu açtı. İki yıllık vitrin dekoratörlüğü yaptı.

Bundan sonra Mualla Özbek’in yanında çalışmaya başladı. Bu arada İstanbul Maslak’ta küçük bir yer kiralayarak kendi işini kurdu. 1986 da önce İstanbul Osmanbey’de, ardından Ankara ve İzmir’de mağazalar açtı. Ve 1996’ya kadar mağaza sayısı 30’lara kadar yükselir. 1996 yılında gazeteciliğe başladı. Doğan Grubu’nda Haber Extra adlı dergide yazdı. 1995’te oğlu Kanat için birinci yıl armağanı olarak bir kitap yazdı.

Evlilikleri: 1.evliliği: 1993 yılında Uzay Heparı ile evlendi. Uzay Heparı, evlendikten altı ay sonra geçirdiği bir motosiklet kazasında hayatını kaybetti. Bu evlilikten 1995 yılında doğan Uzay Kanat isminde bir oğlu var. 2.evliliği: İkinci evliliğini 2001 yılında fotoğrafçı Ahmet Ağaoğlu ile yaptı, 2001 yılında boşandı 3.evliliği: üçüncü evliliğini ise ağustos 2005 yılında İşadamı (mobilyacı) Hüsnü Birman ile yaptı. Nikahlarının açık denizde, bir tekne kaptanı tarafından kıyıldığını söyleyen modacı, nikahın geçerli olmadığını ifade etmiştir.


Show Tv’nin Sunduğu 2011 Survivor Ünlüler-Gönüllüler programında ünlüler adasında yarışmış ve elenmiştir.


Doğum günü: Harun Erdenay kimdir?



27 Mayıs 1968 tarihinde, Ankara’da doğdu. Babası Kemal Erdenay, Şekerspor’da oynayan profesyonel bir basketbolcuydu. Çocukluğundan beri spor hayatının, özellikle basketbolun içinde olan sporcu, ilk ve orta dereceli eğitimini İstanbul‘da tamamladıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi‘ne kayıt oldu; fakat yoğum spor hayatı nedeniyle okula devam etmesi mümkün olmadı.


Profesyonal basketbol hayatına 1979 yılında, İTÜ‘nün alt yapısında başlayan Erdenay, 1984-1985 sezonunda İTÜ A takımına kabul edilerek birinci lige yükseldi. İTÜ’de oynadığı sırada sayı kralı oldu.

1990‘da, Paşabahçe‘ye geçen sporcu, bu klübün kapanmasıyla beraber tekrar İTÜ kadrosuna döndü. 1993-1994 sezonunda önce Fenarbahçe, ardında da Ülker‘e transfer oldu ve bu takım ile ilk şampiyonluğunu yaşadı.

2003 yılında, İTÜ‘de geri dönen tecrübeli basketçi, iki yıl burada oynadıktan sonra, 2005-2006 sezonunda Mersin Büyükşehir Belediyespor‘a transfer oldu. Bu klüpte spor hayatını noktaladığını açıklasa da, 2006 yılında İTÜ’ye geri dönerek basketbola tekrar başladı.

İTÜ’de aktif basketbol hayatını sürdüren Erdenay, 2006 yılından beri Milli Basketbol Takımı Menejerliği görevini de sürdürmektedir. 2003 yılında evlendiği eşi Gergena Baranzova, kendisi gibi bir basketbolcudur ve Fenerbahçe takımında oynamaktadır. Çiftin tek çocuklarının adı Alican‘dır.


Kariyeri

1985-90 İTÜ

1990-91 Paşabahçe


1992-93 İTÜ

1993-94 Fenerbahçe

1994-03 Ülkerspor


2003-05 İTÜ

2005-06 Mersin BŞBS

2006-08 İTÜ

Başarıları

1984 Türkiye gençler en iyi forvet

1986 Üniversiteler arası en iyi forvet

1988-1989 Türkiye Sayı Krallığı

1989-1990 Türkiye Lig’i En iyi oyuncusu

1994-1995Türkiye ligi Allstar maçı en iyi oyuncusu

1995 Türkiye ligi en iyi oyuncusu

1996 PlayOff’ların en değerli oyuncusu

1998 Playoff’ların en değerli oyuncusu

2001 PlayOff’ların en değerli oyuncusu

2004-2005 TBL Sayı Krallığı


Doğum günü: Özgür Çevik kimdir?



27 Mayıs 1981'de Ankara’da dünyaya geldi. Aslen Ankaralı’dır. Babası asker olan Çevik 5 yaşına kadar İstanbul’da yaşamış, İlkokulu Amasya’da, ortaokulu Lüleburgaz’da, liseyi ise Bingöl ve İzmit’te okumuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezundur.

Özgür Çevik’in hayatının dönüm noktasından biri olan olay, Akademi Türkiye adlı yarışmaya katılması oldu. 2004 yılında katıldığı yarışmanın ardından, Kanal D'de yayınlanan Yabancı Damat adlı dizide, Nehir Erdoğan ile beraber başrollerini paylaştı. Yabancı Damat, hem Türk hem de Yunan televizyonlarının en çok izlenen yapımlarından birisi oldu. Özgür Çevik dizide Niko karakteri ile geniş bir hayran kitlesine sahip olmuştur. Çevik daha sonra Avrupa Yakası, Kavak Yelleri, Gece Sesleri, Balkan Düğünü gibi birçok yapımda rol almıştır.

Lise yıllarında gitar çalan ve müziğe ilgisi hiç azalmayan Özgür Çevik, 2008 yılında Rock tarzında Düş-ün-ce adlı bir de albüm çıkartmıştır.

Özgür Çevik, başrollerinde Hande Doğandemir, Seçkin Özdemir, Funda Eryiğit ve Alican Yücesoy’un yer aldığı, iki kadın polisin zorlu ve etkileyici hikayesinin anlatıldığı Can Kırıkları adlı dizide Savcı Kerem rolünü canlandırıyor. Özgür Çevik, 1.82 metre boyunda, 75 kilo ve İkizler burcudur.

Yabancı Damat dizisinde Özgür Çevik Niko rolünde Nehir Erdoğan Nazlı rolündeydi.

Özgür Çevik’in rol aldığı tiyatro oyunları:

2007-2008 – Romantika – Müzikal

Özgür Çevik’in rol aldığı diziler ve filmler:


2018 – Can Kırıkları (Kerem) (TV Dizisi) 2015 – Kırgın Çiçekler (Toprak) (TV Dizisi) 2015 – Kaygı (Mehmet) (Sinema Filmi) 2014 – İtirazım Var (Doktor) (Sinema Filmi) 2014 – Saklı Kalan (Onur) (TV Dizisi) 2014 – 2015 – Kiraz Mevsimi (Derin) (TV Dizisi) 2012 – Şubat (TV Dizisi) 2012 – Evlerden Biri (İskender) (TV Dizisi) 2011 – Mazi Kalbimde Yaradır (Fert) (TV Dizisi) 2012 – Leyla ile Mecnun (Tolga) (TV Dizisi) 2010 – Sensiz Yaşayamam (Serdar) (TV Dizisi) 2009 – Balkan Düğünü (Ömer) (TV Dizisi) 2008 – Val (Levent) (Sinema Filmi) 2008 – Avrupa Yakası (Manav Özgür)(Konuk Oyuncu) (TV Dizisi) 2008 – Gece Sesleri (Seyhan Akalın) (TV Dizisi) 2007 – Kavak Yelleri (Özgür) (TV Dizisi) 2006 – Küçük Kıyamet (Konuk Oyuncu/Kahvede Gülen Adam) (Snema Flm) 2004 – Yabancı Damat (Nİko Angelopolos) (TV Dizisi)

Albümleri:

2008 – Düş-ün-ce


4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör