• HaberciGazete

Doğum günü: Yaşar Miraç, Tezer Özlü, Fatih Tekke, Abdullah Cevdet



Bugün 9 Eylül. Şair Yaşar Miraç, yazar Tezer Özlü, sporcu Fatih Tekke ve tarihçi Abdullah Cevdet'in doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak, Yaşar Miraç'ın ve Fatih Tekke'nin doğum gününü kutluyor sevgiler gönderiyoruz; Tezer Özlü ile Abdullah Cevdet'i de saygıyla anıyoruz.


Yaşar Miraç kimdir?


Yaşar Miraç

Lacivert Ozan, Miraç Çolak
(d. 9 Eylül 1953 / ö. -)
Şair, yazar, çevirmen, yayıncı, öğretmen
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Miraç Çolaktır. Trabzon'da doğmuştur. Yaşar Miraç, Behice Hanım ile Trabzon'un ilk şoförlerinden olan Dursun Bey'in oğludur. Cudibey İlkokulu'nu (1965), Karma Ortaokulu'nu (1968) ve Trabzon Lisesi'ni (1971) bitirmiştir. 1972-1973 arasında Almanya'da bulunmuştur. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden (1981) mezun olmuştur.

1978'de Ankara'da aylık Yeni Türkü Sanat Gazetesini yayınlamıştır (3 sayı). 1979'da Yeni Türkü Yayınları'nı, 1981'de genç şairlerin ilk şiir kitaplarını basmak üzere Yeni Türkü Şiir Yayınları'nı kurmuş ve yönetmiştir. Üniversitede öğrenciyken tanıdığı Selim Atakan, Zerrin Atakan ve Derya Köroğlu şiirlerinden bazılarını bestelemiş, 1978'de grup kurup plak çıkarmak istediklerinde (ilk albüm 1979) şairin "şiire sadık kalmaları, özgünlüklerini bozmamaları, Anadolu’yu daha iyi tanımaları tembihiyle” Yaşar Miraç'tan Yeni Türkü adını almışlardır (Sağır 2016). 1983'te Almanya'ya gitmiş ve emekli olana dek Gelsenkirchen’de Türkçe öğretmenliği yapmıştır. 1983'te Perihan Güney (Beyhan) ile evlenmiş, bu evlilikten 1985'te oğlu Gökçe ve 1986'da kızı Ayça dünyaya gelmiştir. 1996'da Almanya'daki ilk Trabzonlular Kültür Derneği'ni arkadaşlarıyla beraber kurmuş ve üç yıl boyunca başkanlığını sürdürmüştür. 2000 yılında Türkiye'ye kesin dönüş yapmıştır. Emekli olduktan sonra İstanbul'da Üsküdar'a yerleşmiştir ve yazın hayatına devam etmektedir. "Kemençenin Türküsü" adlı senaryosuyla 1978’de Kültür Bakanlığı Yarı Belgesel Kısa Film Senaryo Ödülü, ilk şiir kitabı Trabzonlu Delikanlı ile 1980 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü ve "Dilsiz Sevdalılar" adlı şiiriyle 1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü Şiir Birinciliğini kazanmıştır. 1999’da Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yaşar Miraç'a Yılın Sanatçısı ödülü verilmiştir. İlk şiirleri 1960'ların sonunda Trabzon'un yerel gazeteleri Bayraktar, Hizmet ve Son Haber'de yayınlanmıştır. Türk Dili, Militan, Adam Sanat, Milliyet Sanat, Yazko Edebiyat, Yusufçuk, Sanat Emeği, Sözcükler gibi dergilerde yayımlanan şiirleriyle tanınmıştır. Yaşar Miraç bir söyleşisinde şiire merakının ilkokul çağlarında başladığını, gençliğinde Nazım Hikmet, Cahit Külebi, Yesenin, Eluard, Neruda, Lorca'dan, toplumcu şairlerden etkilendiğini, şiirlerinde militanca söyleme yer vermediğini, ritmden ve lirizmden hiç kopmadığını belirtir ve "Şiirlerimi farklı tarzlarda yazsam da lirizm ağır bastı. Şiirlerim, yaşanılan dönemden etkiler taşır. Şiir kitaplarımın her birinde konu bütünlüğü vardır. Yani her şiir kitabımda, bir tema ağır basar" der (Sağır 2016). Yaşar Miraç'ın ilk eseri olan Trabzonlu Delikanlı'da kırk şiir, onun deyimiyle kırk türkü bulunmaktadır. Diğer eserlerindeki birçok şiiri de aynı ifadeyle nitelendirmek mümkündür. Bu kitap için kendisi "Trabzonlu Delikanlı’daki şiirleri bir destan gibi yazdım. Sonra onları böldüm, her birini ayrı ayrı şiirler haline getirdim. Yerel unsurlardan beslendim, onlardan sözcükler kattım, tabii tadında bırakarak" der (Sağır 2016). Mehmet H. Doğan, bu şiirleri "Türkülerdeki duygulanım biçimine, algılama özgürlüğüne; kısacası Karadeniz insanının kendine özgü şiir diline yetkiyle sahip çıkış var, ona sımsıkı bir bağlılık var" (Doğan 1980: 21) tespitiyle değerlendirmiştir. Trabzon'u ve Karadeniz'i konu alan şairler arasında Yaşar Miraç'ı diğerlerinden ayıran temel özellik, o coğrafyayı İstanbul Türkçesiyle değil, yöre halkının diliyle ve içten bir lirirzmle anlatmış olmasıdır. Trabzonlu Delikanlı ile Gül Ekmek ve Taliplerin Ağıdı eserleri 12 Eylül 1980 sonrası yedi yıl yasaklanmıştır. Yıllarca öğretmenlik yaptığı madenci kenti Gelsenkirchen’deki madencilerin yaşamına dair gözlemlerinin izlerini taşıyan Kömürkirchen (2015) adlı kitabının gelirini Soma Faciası'nda yaşamını yitiren işçilerin ailelerine bağışlamıştır. 1001 Şiir'de (2002) ilk şiirlerinden dergilerde kalmış şiielerine dek pekçok şiirine biraraya getirerek yayınlamıştr. Yayınlanmamış Horoncu, İçi Kalaylı Kazan (Evde Kalmış Kız) adlı senaryoları, Muşmula, Kemençecik gibi çocuk oyunları ve masalları bulunmaktadır (http://www.akcaabatsanat.com). Amatör olarak müzikle ilgilenmiştir. Şiirleri Rusça, Yunanca, Almanca ve daha birçok dile çevrilmiştir. Başta Yeni Türkü grubu olmak üzere yüze yakın şiiri ("Gurbete Kaçacağım, Hamsiye" gibi), müziyenlerce bestelenmiştir.

NOT: Bu bölümdeki Yaşar Miraç fotoğrafları Alâettin Bahçekapılı objektifinden...


Tezer Özlü kimdir?


Tezer Özlü kimdir?

Türk edebiyatının unutulmayan isimlerinden Tezer Özlü kimdir? Özlü, 9 veya 10 Eylül 1943 yılında Kütahya’nın Simav ilçesinde dünyaya geldi. Anne ve babasının işi nedeniyle Simav, Ödemiş ve Gerede’de geçen çocukluk döneminden sonra 10 yaşındayken İstanbul’a taşındı. İstanbul’da Avusturya Kız Lisesi’ne kaydoldu ancak mezun olmadı.

Tezer Özlü hayatı

1961’de, henüz 18 yaşındayken yurt dışına çıktı, 1963 yılına kadar otostopla Avrupa’yı gezdi. Bu dönemde Güner Sümer’le tanıştı. Güner Sümer’le 1964 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te evlendi. Çift daha sonra Ankara’ya yerleşti. Tezer Özlü ise Almanca çevirmenlik yaparak yaşamına devam etti. Çift daha sonra yollarını ayırdı.

Tezer Özlü hastalıkları

Güner Sümer’den boşanan Tezer Özlü İstanbul’a yerleşti. 1967 ve 1972 yılları arasında İstanbul’da yaşayan Özlü, bu dönemde çeşitli hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Bir burs kazanarak Berlin’e giden Tezer Özlü, 1984 yılında İsviçreli Hans Peter Marti ile hayatını birleştirdi. Çift, İsviçre’nin Zürih şehrine taşındı.

Tezer Özlü ölümü

Tezer Özlü hayatı boyunca gerek fiziksel gerekse psikolojik pek çok rahatsızlık geçirdi. Hastalıklarla boğuşan yazar, eserlerinde otobiyografik öğelerle bu rahatsızlıklarının yansımalarını aktardı. Sanılanın aksine yaşamına son vermeyen Tezer Özlü’nün ölüm sebebi kanser. Tezer Özlü, göğüs kanseri nedeniyle 18 Şubat 1986’da yaşamını yitirdi. Mezarlığı, Aşiyan’dadır.

Tezer Özlü kitapları

Tezer Özlü’nün en önemli kitapları arasında ‘Çocukluğun Soğuk Geceleri’ ve ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ yer alıyor. Tezer Özlü, ‘Çocukluğun Soğuk Geceleri’ kitabında çocukluk döneminden beri yaşadıklarını kaleme aldı, psikiyatri kliniklerinde kaldığı dönemleri bu kitabında sanatsal bir dille anlattı.

Tezer Özlü eserleri

Tezer Özlü’nün eserleri Yapı Kredi Yayınları tarafından basılıyor. ‘Çocukluğun Soğuk Geceleri’ ve ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ haricinde ‘Zaman Dışı Yaşam’, ‘Kalanlar’, ‘Eski Bahçe Eski Sevgi’, ‘Yeryüzüne Dayanabilmek İçin’, ‘Her Şeyin Sonundayım’ gibi eserleri de Türk edebiyatseverler tarafından hala büyük bir ilgiyle okunuyor.

Tezer Özlü neden gündemde?

Tezer Özlü’nün doğum günü olan 9 veya 10 Eylül’ü pek çok edebiyatsever unutmadı. Özellikle sosyal medyada trend olan Tezer Özlü ve kitapları, günümüzde özellikle genç kesim tarafından büyük bir ilgiyle okunuyor. Tezer Özlü’nün son dönemde gündeme gelmesinin bir diğer nedeni de, TV programlarında yayınlanan bilgi yarışmaları.

Fatih Tekke kimdir?

Fatih Tekke onun tarafından bilinen, (9 Eylül 1977 doğumlu) verilen takma Sultan , bir olan Türk futbolu şu anda yöneticisidir koç ve eski oyuncusu İstanbulspor .


Kulüp kariyeri

Türkiye

Tekke, Trabzon ilinin küçük Köprübaşı kasabasında doğdu . Bölgenin en büyük takımı olan Trabzonspor'a katıldı . Tekke, A takımda yer almaya başladığında henüz gençliğindeydi. 1994-1997 yılları arasında oynadığı 45 maçta 6 gol kaydetti. 1997-1998 sezonunun başında o dışarı taşınarak Altay SK arasında İzmir'de o 24 maçta 8 gol attı. Galatasaray'a 4-5 yenildikleri maçta hat-trick yaptı. Ancak birkaç hafta sonra bacağını kırdı ve altı ay oyun dışı kaldı. Trabzonspor'a dönüşünde 38 maça çıkan Tekke, Gaziantepspor'a transfer olmadan önce 6 gol kaydetti.2000 yazında. Bu dönemde ilk kez Türk milli takımı formasını giydi .

2002 yılında Trabzonspor'a dönen Tekke, kaptanlık görevini üstlendi. Bu, Tekke'nin kariyerinin zirvesine ulaştığı zamandı. 2004-05 sezonunda 31 golle ligin en çok gol atan futbolcusu olmayı başardı, ikinci sıradaki oyuncunun 7 gol önünde ve Altın Ayak için ikinci oldu . Trabzonspor'daki büyüsü sırasında üst üste iki sezon Türkiye Kupası'nı kazanarak iki madalya kazandı .

Rusya

Temmuz 2006'da Zenit St. Petersburg'a imza attı . 6 Ağustos 2006'da Tekke, kulüpteki ilk maçında Shinnik Yaroslavl'a karşı yedek kulübesinden gelerek maçın tek golünü kaydetti ve takımının 1-0 kazandığı tek gol oldu. Tekke, UEFA Kupası grup aşamasında AE Larissa'yı 3-2 yendikleri maçta galibiyet golünü attı . 2008 UEFA Kupası Finalinde Rangers'a karşı galibiyette ikinci asist yaptı . 21 Ekim 2008'de Tekke , Şampiyonlar Ligi'nde BATE Borisov ile 1-1 berabere kaldı . 3 Şubat 2010'da Tekke, FC Rubin Kazan ile üç yıllık sözleşme imzaladı . Türkiye'ye dönmeye karar vermeden önce sadece beş maç oynadı.Beşiktaş .

Türkiye'ye geri dön

1 Eylül 2010'da Tekke, Beşiktaş JK ile iki yıllık sözleşme imzaladı . Ancak 2010-11 transfer döneminde Ankaragücü'ne gönderilmeden önce sadece iki maç oynayabildi . Ankaragücü formasıyla oynadığı 5 maçta 3 gol kaydetti. 2011 yaz transfer sezonunda, yeni yükselen takım Orduspor , Tekke'yi Ankaragücü'nden aldıklarını açıkladı. Tekke'ye 23 numara ve takımın kaptanlığı verildi. Daha sonra Orduspor'a geçti ve kısa süre sonra emekli oldu. Daha sonra yönetici oldu.

Uluslararası kariyer

Tekke, U15, U16, U17, U18, U21 ve Türk milli takımı için Türk milli takımındaydı . U15 için 6 maç oynadı ve gol atamadı. U16 için 18 maç oynadı ve 5 gol attı ve aynı zamanda İrlanda'da düzenlenen 16 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nı kazandı . U17 için 10 maç oynadı ve gol atamadı. U18 için 13 maç oynadı ve 5 gol attı. U21 için sadece 1 maç oynadı.

Tekke, 1998-2007 yılları arasında Türk Milli Takımı formasıyla 25 maça çıktı ve 9 gol kaydetti .


Abdullah Cevdet kimdir?



9 Eylül 1869’da Arapkir’de doğdu. 29 Kasım 1932’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Osmanlı siyaset adamı ve düşünür. Jön Türk hareketi ile II. Meşrutiyet döneminin düşünce yapısında önemli etkisi oldu. Mamuret’ül-Aziz Askeri Rüşdiyesi ve Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’ni bitirdi. Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’ye girdi. Dindar bir kişi olarak yetişmesine rağmen, okulda yaygın olan biyolojik materyalizmden etkilendi. “Fünun ve Felsefe” kitabı 1897’de Cenevre’de basıldı. Bir felsefe kitabı olan bu eserinde İslam uleması ile biyolojik materyalist düşünürlerin görüşlerini bağdaştırmaya çalıştı. Rusya’dan gelen popülist akımın etkisiyle siyasetle ilgilenmeye başladı. 1889’da İttihad-ı Osmani Cemiyeti’ni kurdu. Bu cemiyer daha sonra İttihat ve Terakki adını aldı. Bir kaç kez tutuklandı. Bir süre okuldan uzaklaştırıldı. 1894’te tıbbiyeyi bitirdi, Haydarpaşa Hastanesi’nde göreve başladı. Kısa bir süre Diyarbakır’a gönderildi. Diyarbakır İttihat ve Terakki şubesini kurdu. Ziya Gökalp ile tanışıp örgüte girmesini sağladı.


1895’te bozgunculuk suçlamasıyla tutuklandı, Trablusgarp’a sürüldü. 1897’de Paris’e kaçtı. Jön Türk hareketi içindeki bölünme sırasında Ahmed Rıza Bey grubuna katıldı. 1987’de Cenevre’ye giderek Jön Türkler’in merkezi yayın organı olan “Osmanlı” gazetesini çıkardı. Batı eserlerinden çeviriler yaptı. Giyom Tel’i çevirdi. 2’nci Abdülhamit’le yapılan anlaşma uyarınca para alarak yazmamama sözü verdi. Ertesi yıl Trablusgarp ve Fizan’daki siyasi tutukluların affı karşılığı tekrar yazmama sözü verdi ve Viyana Sefareti doktorluğuna atandı. 1903’te Avusturya’dan sınırdışı edildi. Cenevre’ye geçip “Osmanlı” gazetesini tekrar yayınlamaya başladı. “İçtihad” dergisini çıkardı, bu ismi taşıyan bir yayınevi kurdu. Halkı Batı kültürü doğrultusunda eğitmek amacıyla eserler yayınladı.

1904’te Osmanlı Sarayı’nın baskıları sonucu İsviçre’den de sınırdışı edildi. İçtihad’ı Mısır’a taşıdı, etkinliklerini Kahire’de sürdürdü. “Adem-i Merkeziyet” cemiyetinin üyesi oldu. Bilimsel makaleler yazdı. 1906 Erzurum ayaklanmasında halkı başkaldırmaya çağıran bildiriler hazırladı. 1910’da İstanbul’a döndü. 1911’de İçtihad’ı yayınlamaya başladı. Dergi, yayınlanan dinsel içerikli yazılar nedeniyle sık sık kapatıldı. İttihatçılara karşı tutumunu sürdürdüğü için 1914’te derginin yanını durduruldu. “İkdam” gazetesindeki yazılarıyla ekonomide özel girişimlerin geliştirilmesini ve anglo-sakson eğitiminin yararlarını savundu. Mütareke döneminde İngiltere yanlısı bir tutum izledi. İngiliz Muhibleri Cemiyeti’nin kuruluşunda aktif rol oynadı. Kürt Teali Cemiyeti’nde çalıştı.

Bahailiğin bir dünya dini olarak kabul edilmesini istemesi tepkilere yol açtı. Mütareke dönemindeki etkinlikleri nedeniyle Cumhuriyet döneminde devlet işlerinden ömür boyu uzak tutulması kararlaştırıldı. Yaşamının bundan sonraki bölümünde şiir kitapları yazdı, İçtihad dergisini yayınladı.

Batı’dan belli bilgi ve teknolojiler aktarılırken, geleneksel değerlerinde korunması gerektiğini savundu.

Ekonomik ve toplumsal kalkınma için seçkin kafaların seçilerek özel eğitimle yetiştirilmesini önerdi. İslam dinini düşünceyi kısırlaştırmak ve ulusal uyanışı engellemekle eleştirdi.

Osmanlı milliyetciliği anlayışı yerine, imparatorluk içindeki tüm ulusların eşitliğine dayalı bir birlik görüşünü savundu.

Cumhuriyet döneminde de Arap harfleri yerine Latin alfabesinin kullanılmasını savundu, kadınların toplumsal yaşama katkılarının artırılmasını destekledi. Psikoloji, sosyoloji, eğitim ve tarih alanında pek çok çeviri yaptı. Mevlana‘dan bazı parçalarla, Hayyam‘ın rubailerini Türkçeleştirdi.

Abdullah Cevdet hakkında en önemli monografi Şükrü Hanioğlu tarafından kaleme alınan Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi (Üçdal Neşriyat, İstanbul, 1981) başlıklı çalışmadır.

Abdullah Cevdet’in (bazı) Eserleri

Şiir:

  • Hiç (1890),

  • Türbe-i Masumiyet (1890),

  • Tulûat (1891),

  • Mensur kitabı

  • Ramazan Bahçeleri (1891)

Düşünce Eserleri:

  • Dimağ (1890),

  • Fizyolacya-i Tefekkür (1892),

  • Fünun ve Felsefe (1897),

Çevirileri:

  • Weber’den “Asırların Panoraması”,

  • Gustave Le Bon’dan “Asrımızın Hususu Felsefiyesi”

  • Hayyam’dan “Rubaiyat”

  • Mevlana’nın Divanından Seçmeler

  • Gustave Le Bon’dan “Dün ve Yarın” (1921),

  • Gustave Le Bon’dan “İlm-i Ruh-i İçtimai” (1924),

  • Gustave Le Bon’dan “Ameli Ruhiyat” (1931).


37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör