top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Duran Aydın yazdı: Şiirimiz Abdülkadir Bulut'suz 38. yılında




Şiirin eşiğinde heyecanla, ilk adımlarımı denediğim 70’li yılların sonlarında yayımlanan birçok dergide rastlar olmuştum Abdülkadir Bulut adına. Oysa o, ben doğmadan bir yıl önceden, 1959’dan başlayarak Varlık, Türk Dili, Yeditepe, Soyut gibi önemli dergilerden kanatlanıp geliyordu.


Abdülkadir Bulut’u da, tıpkı ustalarımız Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, A. Kadir, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin gibi “bizden” kılan “neden”, öncelikle toplumcu gerçekçi şiirin izini sürüyor oluşuydu.


Değil mi ki Abdülkadir Bulut, Cemal Abi’sinin “Kasabalı Lorca”sıydı… Milliyet Sanat dergisince “En Başarılı Genç Şair”lerden sayıldığı yıl ise, 1974.


Yapıtları, sağlığında; Sen Tek Başına Değilsin (şiir), Kahveci Güzeli (çocuk şiiri), Üveyikler Göçerken (çocuk romanı), Acılar Yurdumdur (şiir), Yakımlar (şiir), Gözyaşları da Çiçek Açar (şiir), Sakar Tay (çocuk romanı), Yurdumun Şiir Defteri (şiir) adını alarak birbiri ardı sıra yayımlanır.


1985’in 8 Ağustos’unda hapiste yatan bir akrabasının duruşmasından dönerken, Silifke-Anamur yolunda saçma sapan bir “kaza” sonucunda bu dünyadan çok zamansız ayrılıverir! Genç yaşta öncelikle edebiyatımıza, nice anıya, dostluklara, şiirlere çok zamansız “veda”dır ölümünün adı! “Ülkemin Şiir Atlası” ise o artık yokken hem öncekilerden yapılan bir seçki, hem yayımlanmamış şiirlerinden oluşan son kitabıdır.


O sıcak yıllardaki “sıkı şair”den bilinme nedenlerinden en önemlisi, aynı zamanda “mücadele insanı” olmakla eş değerde görülmesidir. Bulut, 1966 yılının 10 Kasım programında, öğretmen olarak görev yaptığı bir okuldaki konuşmasında “halkı isyana kışkırttı” denilip görevden uzaklaştırılır. Mahkemece aklanır, ama göreve döndürülmez! Danıştay’a açtığı davanın sonuçlanması iki yılına mal olur. Ayrıca, 1968 öğrenci hareketlerine Anamur’dan destek vermek karşılıksız mı kalmalıdır: 1971 darbesinin ardından gözaltına alınanlar arasında o da olacaktır!


Öğretmenlik 10 yılını “yer”, yolu İstanbul’a düşer sonrasında. İşi ise hemen bütün işsiz, ama dile titizlenen, yetenekli nice şaire can simidi olagelmiş yayınevlerinde düzeltmenliktir. YAZKO’nun kuruluşunda yer almak, mücadelesini o dönem en etkin sürdürebileceği yazar örgütlenmesinin onurlu bir sayfasıdır.

1969 yılında Kayseri’de bir öğretmen toplantısında tanışıp en yakın dostlarından olan eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen’e göre, Abdülkadir Bulut şiirinin en önemli özelliği, toplumcu gerçekçi bir dünya görüşüne sahip olmasından kaynaklanır. Ama, yazışmalarında Bulut, İkinci Yeni şiirine ilgisini, özellikle İlhan Berk ve Cemal Süreya’ya olan sevgisini belirterek dile getirir. Bu “sevgi”, “toplumcu çizgiye gelmesinde, gerçek kimliğini bulmasında” engel değil, şiirinin beslendiği ana damarların zenginliğinin göstergesidir…

Bilen-Bulut yazışması, Bilen’in Devrek’te yaşadığı yıllarda yakın bir dostluğu perçinler, kesintisiz sürer. Bulut’un ölümü sonrasında, Mehmet Yaşar Bilen, bu mektuplardan dördünü o aralar Sıvas’ta yayımlanan İmece dergisinde yayımlar; ne yazık ki mektupların asılları kendisine verilmez! Yalnızca 11.10.1983 tarihlisi, 2014’te “Eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen’e Mektuplar” kitabında yer alır.


Abdülkadir Bulut’un kendisinden sonra gelecek şairlere ve onların çabalarına el verdiği bilinir. Ben de görüşlerini almak amacıyla yazdığım şiirlerden örneklerle; 1983 Mayıs’ı ve onu izleyen aylarda Adana’da arkadaşlarımla “Akdeniz Yazın Seçkisi” adlı dergiyi yayımlıyor ve Abdülkadir Bulut’a da gönderiyordum. O süreçte yazdığı kitap eleştirisinden dolayı Yalova Cezaevi’nde tutuklu bulunan Osman Şahin ve sonrasında Abdülkadir Bulut’un bizleri, dergimizi destekleyen tutumunu nasıl unuturuz…


Abdülkadir Bulut’un ardından yapılan kapsamlı, oylumlu çalışmanın kitap biçimindeki adı ise “Abdülkadir Bulut’a Sevgi Sözleri”dir. Çalışmadaki imzalar, Fatma Saadet Atay Bilir ve Ali F. Bilir’dir. Kitapta, Bulut’un yapıtlarına girmemiş şiir, yazı, söyleşi ve mektuplarına öncelik verilmiştir.


Yoğun çaba, yoğun emek ürünü “Abdülkadir Bulut’a Sevgi Sözleri” kitabının önsözündeki imza Ataol Behramoğlu’dur. Behramoğlu yazısında, Bulut’un şiirinin okur karşısına kimi bilmeceler çıkardığından söz eder. Fakat bunların “anlaşılmaz olmak için değil, halk şiiriyle, manilerle, yakımlarla, masallarla beslenmiş bir halk çocuğunun kendiliğinden oluşmuş bilgeliğinden kaynaklandığının” altını çizer; “Abdülkadir Bulut’un şiir mirasını, günümüz genç ozanı satır satır, dize dize, sözcük sözcük okuyup üzerinde düşünmeli, bu şiirin tadına varmaya çalışmalıdır. Şiirseverler, yitirdikleri şiir tatlarını bu şiirlerle yeniden kazanacaklarını, sözün kaybolan ağırlığını Abdülkadir Bulut’un dizelerinde yeniden bulacaklarını bilmelidirler.”


F. Saadet Bilir ve Ali F. Bilir’in, “Abdülkadir Bulut’a Sevgi Sözleri” kitabında, Bulut için yazılmış şiirler arasında Hüseyin Alemdar’ın dizeleri de yer alır; “ben ilk kez şiirde ağlayacağım/öperek yaralı alnını suların/çatlak bir dudakla/ben ilk kez bir şiirde ağlayacağım/çiçeği burnunda bir hayata dokunmayın”

39 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page