• HaberciGazete

Emin Türk Eliçin, Pertev Naili Boratav, Aytaç Yalman, Kel Hasan, Tatyos Efendi



Bugün 16 Mart. Emin Türk Eliçin, Pertev Naili Boratav, Aytaç Yalman, Kel Hasan Efendi ve Tatyos Efendi'nin ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Emin Türk Eliçin kimdir?



1906 Nevşehir doğumlu Emin Türk Eliçin, Cumhuriyet'in eğitim ordusunda üç yıl hizmet vermiş, TDK'da çalışmış bir fikir adamı. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında büyük bir heyecanla Atatürk'ü ve devrimleri izlemiş, dönemin fikir adamlarıyla bir ülkenin kaderinin nasıl değiştirilebileceğine tanıklık etmiş biri. Yıllar sonra büyük bir hayal kırıklığıyla geçmişi değerlendirerek Türkiye'nin sorunlarına çözümler üretmeye çalışmış, sosyalist bir bakışla Türk Devrimi'nin eksikleri üzerinde kafa yormuş, hatta bu uğurda yargılanmış ve 1966 yılında ebedi istirahatına bir sanık olarak uğurlanmış.

Pertev Naili Boratav kimdir?



2 Eylül 1907'de Bulgaristan'da (Darıdere) doğdu. Pertev Naili Boratav, Türk halk edebiyatı ve folkloru üzerine değerli araştırmalar yapmış, Köroğlu destanını incelemiş, çok sayıda halk öyküsü ve masal derlemiş bir bilim adamıdır. Bulgaristan'ın Darıdere (Zlatograd) kasabasında doğan Boratav, "Bana masal dünyasının sihirli perdelerini aralayan kişi" dediği annesinin anlattığı masallarla büyüdü. Çocukluğu, kaymakam olan babasının görevli olarak bulunduğu Arapsun (bugünkü Gülşehir), Develi ve Mudurnu'da geçti.

1924'te İstanbul'da Kumkapı Fransız Koleji'nde başladığı ortaöğrenimini 1927'de İstanbul Erkek Lisesi'nde tamamladı. Boratav, lisenin son sınıfındayken Mudurnu halk türkülerini derleyerek yaşamı boyunca sürdüreceği folklor çalışmalarına başlamış oldu.

1927-1930 arasında öğrenim gördüğü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni "Köroğlu Destanı" adlı teziyle bitirdi. Boratav'ın bu çalışmasıyla, geniş bir alanda yüzyıllardır anlatılagelen Köroğlu destanı üzerine ülkemizde ilk kez bilimsel çalışma yapılmış oluyordu.

Boratav, aynı üniversiteye bağlı Türkiyat Enstitüsü'nde 1932'ye kadar hocası Fuad Köprülü'nün asistanlığını yaptı. Konya Lisesi'nde dört yıllık edebiyat öğretmenliği görevinin ardından kazandığı bir bursla Almanya'ya gitti. Berlin'de folklor konusunda incelemeler yaptı. Boratav, bir yıl kalabildiği Almanya'dan dönünce Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde yeni kurulan Halk Edebiyatı bölümüne doçent olarak atandı. Bunu izleyen yıllarda Anadolu'nun birçok yerini dolaşarak folklor ve halk edebiyatı ürünlerini derledi.

1945'te Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde Sabahattin Eyuboğlu ile birlikte geleceğin öğretmenlerine folklor derlemelerinin yol ve yöntemlerini öğretti. Yetiştirdiği öğretmenlerin çoğu folklor araştırmalarında verimli çalışmalar yaparak bu alanda başarı kazanmış ve uzmanlaşmışlardır.

1941'de Behice Boran ve Niyazi Berkes'le birlikte kurduğu Yurt ve Dünya dergisinde incelemelerini yayımlayan Boratav siyasal nedenlerle soruturmaya uğradı. 1950'de soruşturma aklanmayla sonuçlandıysa da, dönemin iktidarı baskısını sürdürdü. Bölümü kapatılan Boratav bir süre işsiz kaldı. Daha sonra 1952'de bir Fransız meslektaşının çağrısı üzerine Fransa'ya gitti. Boratav, Türk folkloru ve halk edebiyatı konusundaki çalışmalarını Fransa'da sürdürdü. Türk folklorunu batıda tanıtmak amacıyla yapıtlarını Fransızca, Macarca ve Almanca olarak yayımladı. Ayrıca ünlü Türkoloji bilgini Louis Bazin'le birlikte bir Kırgız destanı olan Er-Töştük'ü (1965) ve Türkmen şairi Mahtumkulu Firaki' nin şiirlerini Fransızca'ya çevirdi.

Türk halk edebiyatı konusunda dünya çapında bir uzman olarak birçok uluslararası kongre ve konferansa katıldı. 1972'de Fransa'da Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi'nin ödülünü aldı. İlk baskısı 1939'da yapılan Folklor ve Edebiyat adlı yapıtının geliştirilmiş yeni baskısı ile 1983'te Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü kazandı.

Pertev Naili Boratav sözlü kaynaklardan Türk folkloru ve halk edebiyatıyla ilgili derlemeler yapmıştır. Bu ürünlerin ortaya çıkış koşullarını, bu koşulların ürünlere yansıyış biçimlerini incelemiştir. Öykü ve masalların zamanla uğradıkları değişimlerde, toplumdaki değişimlerin etkisine dikkat çekmiştir. Boratav derlemelerini ve çıkardığı sonuçları başka ulusların benzer edebiyat ürünleriyle de karşılaştırarak halk edebiyatının evrensel özelliklerini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Boratav'ın W. Eberhard ile birlikte yazdığı Typen Türkischen Volksmârchen (1953; "Türk Halk Masallarında Tipler") adlı çalışması Türk masallarıyla ilgili araştırmalarda yeni bir çığır açmış, genç Türk folklorcularına örnek olmuştur.

Türk halk edebiyatı araştırmaları öncüsü Pertev Naili Boratav 2000 masal, 40 halk hikayesi, çocuk oyunları, türküler, tiyatrolar, şarkılar, fıkralar, şiirlerden meydana gelen zengin bir arşiv kurdu. CNRS, Sedat Simavi, TC Kültür Bakanlığı ödülleri almıştır. 16 Mart 1998'te Paris'te öldü.

Pertev Naili Boratav'ın Eserleri

  • Köroğlu Destanı, 1931, 2003.

  • Folklor ve Edebiyat I, 1939, 1991.

  • Folklor ve Edebiyat II, 1954, 1991.

  • Bey Böyrek Hikayesine Ait Metinler, 1939.

  • Halk Edebiyatı Dersleri, 1943, 2000.

  • İzahlı Halk Şiiri antolojisi, 1946, 2000.

  • Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciliği,1946, 2002.

  • Typen Türkischer Volsmarchen, 1953.

  • Zaman Zaman İçinde, 1958, 1992.

  • Le Tekerleme, 1963, 2000.

  • Az Gittik , Uz Gittik, 1969, 1992.

  • 100 Soruda Türk Folkloru, 1973, 2003.

  • Nasreddin Hoca, 1996.

Aytaç Yalman kimdir?



29 Temmuz 1940, Üsküdar İstanbul doğumlu. 29 Temmuz 1940 yılında Üsküdar, İstanbul’da doğdu. 1960 Yılında Kara Harp Okulundan, 1961 yılında Piyade Okulundan, 1971 yılında Kara Harp Akademisinden, 1976 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun oldu. 1961-1976 yılları arasında Kara Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinde Takım ve Bölük komutanlıkları ile Karargah Subaylığı ve Kurmay Başkanlıkları görevlerinde bulundu. 1976 – 1980 yılları arasında Silahlı Kuvvetler Akademisinde Öğretim Üyesi, 1980-1982 yılları arasında Ege Ordusu ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı olarak görev yapmayı müteakip, 1982-1983 yılları arasında 50. Piyade Alay Komutanlığı görevini icra etti. 1983 – 1985 yılları arasında Kara Harp Akademisi, 1985-1986 yılları arasında da Kara Harp Okulu Öğretim Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1986 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi ederek Kara Harp Okulu Komutan Yardımcılığına, 1987 yılında da 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına atandı. 1990 yılında Tümgeneral rütbesine yükseldi. 1990-1993 yılları arasında Kara Kuvvetleri Personel Daire Başkanlığı, 1993-1994 yılları arasında Piyade Okul Komutanlığı yaptı. 1994 yılında Korgeneral rütbesine yükselerek Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı görevine atandı. 1995 – 1998 yılları arasında Adana’da bulunan 6. Kolordu Komutanlığı görevini yürüttü. 1998 yılında Orgeneralliğe terfi ederek 2. Ordu Komutanlığına atandı. 1998 yılında Suriye ile yaşanan krizi müteakip 20 Ekim 1998 tarihinden itibaren Adana Mutabakatı gereği, Türkiye Cumhuriyeti adına Türkiye-Suriye güvenlik ilişkilerini yürüttü. 24 Ağustos 2000 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı görevine atandı. 24 Ağustos 2002 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirildi. TSK Üstün Hizmet Madalyası, Üstün Cesaret Madalyası, Altın Şeref Madalyası sahibidir. 29 Ağustos 2004 tarihinde emekli oldu. Yalman, Kadıköy Sanat Derneği'nin kurucuları arasındaydı.



16 Mart 2020’de aramızdan ayrıldı.



Kel Hasan Efendi kimdir?



Kel Hasan Efendi; tuluat oyuncusudur (İstanbul 1874 -1929).

Dönemin ünlü komiği Abdi Efendi’nin oynadığı tüm oyunları izleyerek bütün rolleri ezberledi. Sahneye ilk kez 1885′te, Küçük İsmail’in Kumpanyasının Kuşdili Çayırı’nda verdiği temsiller sırasında çıktı. Abdi Efendi’nin arkasında kalmak istemediğinden kısa bir süre sonra topluluktan ayrıldı. Arkadaşı Agâh Efendi ile birlikte Şehzadebaşı’nda kendi adına bir topluluk kurdu.

Abdi Efendi’nin, II. Abdülhamit döneminde saray oyunculuğuna alınmasıyla tuluat tiyatrosunun en gözde adı oldu. Yarattığı “aptal uşak” tiplemesi, halk arasında çok tutuldu. Saçsız oluşu nedeniyle “kel” sıfatıyla ünlendi. Sahneye çıkmadan önce boş bir gaz tenekesini sahneye fırlatır, onun gürültüsüyle sahneye geleceği imajını verir, elinde bir tavan süpürgesiyle alkış, kahkaha tufanı arasında sahneye çıkardı. Sırtına renkli basmadan bir elbise, başına limon kabuğu biçiminde bir fes giyerdi, ikinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Batılı tiyatro akımlarının güncellik kazanması karşısında tuluat geleneğini, Burhanettin Tepsi, Naşit gibi gençlerle sürdürmeye çalıştı. Ancak, eski ilgiyi çekemedi.

Tuluat tiyatrosunun Cumhuriyet dönemindeki son temsilcisi İsmail Dümbüllü’yü yetiştirdi. İsmail dümbüllü'nün ustası ve bilinen "kavuk" geleneğinin başlangıcı olan kişi. ismail dümbüllü'yü keşfetmesi ve ailesinden özellikle izin alması , onu Türk tiyatrosuna kazandırmıştır.

Tatyos Efendi kimdir?



Asıl adı Tateos Enkserciyan olan Tatyos Efendi, 1858 yılında İstanbul'da doğdu. Ermeni asıllı Osmanlı bestecilerin en büyüklerinden biri olan babası, Kilise Mugannisiydi. Tatyos Efendi müziğe dayısından kanun öğrenerek başladı. Daha sonra Sebuhtan Keman Civan ve Askit ağalardan da sözlü ve sözsüz yapıtlar öğrendi. Yaşamını çeşitli gazinolarda keman yada kanun çalarak kazandı.

Çok verimli bir melodi yaratıcısı olan Tatyos Efendi daha çok şarkı bestelemiştir. Günümüze ulaşabilen Peşrev yada saz semailerinin çoğu Türk çalgı müziğinin en değerli parçaları arasında yer alır. Başlıca şarkıları arasında " Gel ela gözlüm efendim, yanıma" ( Suzinak ), " Çeşmi Celladın ne kanlar döktü kağıthanede" ( Rast ), " Bir gönlüme, bir hali perişanıma baktım ( Rast ) " Mey-i Lalinle dil mestane olsun" ( Rast ) " Çektim elimi gayr bu dünya hefesinden" ( Hüseyni ) " " Bu akşam gün batarken gel" ( Uşşak ), " Ehl-i aşkın neşvegahı kuşe-i meyhanedir." ( Kürdili Hicazkar ), " Gözüm hasretle giryandır. ( Hüssam ), "Gamzedeyim deva bulmam" ( Uşşak ) sayılabilir.

Çalgı yapıtlarının en önemlileri ise Karcığar peşrev, Rast peşrev, Suzinak peşrev Kürdili Hicazkar, Saz semaisi, Hüseyni saz semaisi ve Süzinak saz semaisidir. Yaşamı boyunca piyasada çalıştığı halde, "ağır eserleri icra etmeyi sevdiği, köçekce oyun havası gibi eserler çalınması yönünde ısrar edilirse sazını toplayıp meclisi terk ettiği" söylenir. Tatyos Efendi 16 Mart 1913 öldü ve Kadıköy Uzunçayır Ermeni Mezarlığına gömüldü.

21 görüntüleme0 yorum