• HaberciGazete

Fahri Korutürk, Hikmet Şimşek, Levent Kırca, Nedret Selçuker, Tayyar Yalaz, Mari Gerekmezyan



Bugün 12 Ekim. Tayyar Yalaz, Fahri Korutürk, Hikmet Şimşek, Levent Kırca ve Mari Gerekmezyan'ın ölüm yıldönümleri. Nedret Selçuker de 11 Ekim'de ayrıldı aramızdan.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Tayyar Yalaz kimdir?

Tayyar Yalaz (d. 1901, İstanbul - ö. 1943). Türk milli güreşçisi.



Tayyar Yalaz, Kuleli Askeri Lisesi'nde güreşe başladı. 1924 ve 1928 Olimpiyatları'nda milli forma giyerek ilk Olimpiyata katılan Türk sporcularındandır. 1928 yılında Amsterdam'da kazandığı dördüncülük 1936'ya kadar Türkiye'nin oyunlardaki en başarılı derecesi olarak kaldı.

1939-1943 yılları arasında Türkiye Güreş Federasyonu başkanlığı yaptı. Bu sırada Binbaşı rütbesine kadar yükseldi. Tayyar Yalaz, fedarasyon başkanlığı görevi sırasında 1943 yılında vefat etti. Tayyar Yalaz (d. 1901, İstanbul - ö. 1943). Türk milli güreşçisi.

Tayyar Yalaz, Kuleli Askeri Lisesi'nde güreşe başladı. 1924 ve 1928 Olimpiyatları'nda milli forma giyerek ilk Olimpiyata katılan Türk sporcularındandır. 1928 yılında Amsterdam'da kazandığı dördüncülük 1936'ya kadar Türkiye'nin oyunlardaki en başarılı derecesi olarak kaldı.

1939-1943 yılları arasında Türkiye Güreş Federasyonu başkanlığı yaptı. Bu sırada Binbaşı rütbesine kadar yükseldi. Tayyar Yalaz, fedarasyon başkanlığı görevi sırasında 1943 yılında vefat etti.

Fahri Korutürk kimdir?



1903 yılında İstanbul’da doğdu. 1916 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. 1923 yılında Deniz Harp Okulu’nu, 1933 yılında Deniz Harp Akademisi’ni bitirdi. Deniz Kuvvetleri’nin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra Roma, Berlin ve Stockholm’de Deniz Ataşesi olarak hizmet verdi. 1936’da Montrö Boğazlar Konferansı’na askerî uzman olarak katıldı. 1950 yılında amiralliğe yükseldi. Oramiralliğe kadar çeşitli rütbelerde komuta görevleri yapan Korutürk, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevinden 1960 yılında emekli olduktan sonra Moskova Büyükelçiliği’ne atandı. Ardından Madrit Büyükelçiliğine getirildi. 1965'te istifa ederek Türkiye'ye döndü. 1968 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi oldu. 1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı cumhurbaşkanı seçildi. 1980 yılında yedi yıllık hizmet süresi tamamlandığından cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı ve 12 Eylül 1980 askerî müdahalesine kadar Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği sürdü. 1944 yılında Emel Hanım’la evlenen ve üç çocuğu olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987'de vefat etti.


Hikmet Şimşek kimdir?



(d. 1924 Pervari, Siirt - ö. 12 Ekim 2001, İstanbul)

Hikmet Şimşek, Harp Okulu'ndan müziğe ilgisi nedeniyle 1946 yılında ayrıldı ve Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kompozisyon bölümüne girdi. Burada Eduard Zückmeyer ve Ferit Alnar ile çalıştıktan sonra Adnan Saygun'un öğrencisi oldu. 1953'te mezun olarak, aynı konservatuvara öğretmen olarak atandı.

Konservatuvar orkestra ve korosunu yöneterek şefliğe ilk adımını atan Hikmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı başarılı bir şekilde yönetince dikkatleri üzerine çekti ve yurt dışına kursa gönderildi. 1959 yılında yurda dönünce de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'na yardımcı şef olarak atandı. 25 yıla yakın bir süre boyunca burada şeflik görevinde bulundu. Bunun yanı sıra, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda öğretmenliğe de devam etti.

Türkiye'de büyük çoğunluk onu pazar günleri TRT 1 ekranında yönettiği Pazar Konseri adlı program ile tanıyordu. 15 yıl süren bu program ile Türk halkına dünya baş yapıtlarını tanıttı. Pazar Konseri dışında 5 yılı bulan "Çağdaş Türk Bestecileri" programıyla TRT-INT kanalıyla dış ülkelere de program hazırlayan Hikmet Şimşek, çocukların müzik eğitimine katkıda bulunmak için altı yıl sürdürdüğü ve her hafta çeşitli kanallarda dokuz kez yayınlanan "Birlikte Söyleyelim" programını hazırladı.

Hikmet Şimşek'in konserlerinin en önemli özelliklerinden biri de çalacağı parçaları seyircilere anlatmasıydı. Bu programda da olmak üzere yaşamı boyunca çocuklardan büyüklere kadar her yaş grubuna müziği anlattı ve icra etti.

Başarıları dolayısıyla ile pek çok ülke tarafından Liyakat Nişanları aldı. Bunun yanında 1981 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanına lâyık görüldü. Budapeşte Filarmoni Orkestrası ile yaptığı "Dört Türk Orkestra Eseri" ve Macar Radyo Orkestrası ile doldurduğu "Orkestra Eşliğinde Türk Halk Türküleri" plakları, 1984 Avrupa Müzik Yılı nedeniyle Fransız Plak Akademisi'nin ödüllerini aldı.

Hikmet Şimşek klasik müzik alanında birçok ilki başaran müzikçilerden biriydi. Türkiye'deki ilk müzik festivallerini yönetti. Evrensel müziğin yurt alanına yayılmasında öncülük ederek Ankara Radyosu Oda Orkestrası ile Çoksesli Korosu'nun ve televizyon müzik bölümünün kurulmasına hizmet etti. Bu kuruluşlarda iki yıl süreyle yöneticilik yaptı.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ve Bursa Senfoni Orkestrası'nın da kuruculuğunu üstlendi.Hikmet Şimşek, çağdaş, evrensel Türk müziğinin gönüllü misyoneri olarak yurtiçinde sunduğu bini aşkın konser, radyo ve televizyon programlarının yanı sıra, yurtdışında yönettiği 200 kadar konserin büyük çoğunluğunda bu eserlerin tanınmalarını sağladı.

Türkiye'deki birçok ilk etkinliğin yanı sıra, yurtdışında plak kaydı yapan ilk Türk orkestra şefiydi. Atatürk yılı nedeniyle Avrupa'da Atatürk adına yaptığı konserlerde 19 Türk eserini yönetti ve bant kayıtlarını yaptırarak radyodan yayınlattı.

Hikmet Şimşek, ressam Nihal Şimşek ile evliydi. 2001 yılında ölen Hikmet Şimşek sağlığında tüm bedenini GATA 'ya bağışlamıştır.

Levent Kırca kimdir?



Levent Kırca, 28 Eylül 1948 tarihinde Samsun Ladik'de doğmuştur. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nden mezun olmuştur. İlk kez sahneye çıkışı 1965 yılında Cüneyt Gökçer'in öğrencisi olarak Ankara Devlet Tiyatrosu'nda gerçekleşti. 1966 yılında öğrenciyken Buzlar çözülmeden oyunuyla sahneye çıktı. Hemen ardından Orhan Erçin Tiyatrosu'nda tuluat ve ortaoyunu oynadı. Daha sonra Maltepe Komedi Tiyatrosu, Ankara Birlik Sahnesi ve Halk Oyuncuları'nda görev aldı.

Vasıf Öngören sayesinde epik tiyatroyla tanıştı. Onun tiyatrosunda "Adam Adamdır", "Asiye Nasıl Kurtulur?", Aziz Nesin'in "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" oyunlarında oynadı.

Daha sonra televizyona geçiş yapan Kırca, birçok dizinin yapımcılığını üstlendi, aynı zamanda bu dizilerde rol aldı. Bunlar; "Sağlık Olsun", "Ne Olur Ne Olmaz", "Nasreddin Hoca Oyun Treni", "Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?", "Bu Oyun Nasıl Oynanmalı?" idi.


1978 yılında sinemaya "Altınşehir" adlı filmle el attı. 1979'da "N'olacak Şimdi?" adlı filmde oynadı. Aynı yıllarda Arkadaş kabare tiyatrosu'nu, 1980′de Levent Kırca tiyatrosu'nu kurdu. Bunun ardından "Mavi Muammer" (1985), "Ölürsün Gülmekten" (2000), "son" (2001), "Şeytan Bunun Neresinde" (2002) ve "Kendini Bırak Gitsin" (2004) geldi. Yine 2004'te "Ağa Kızı adlı dizide oynadı. Bu filmlerde rol almasının yanısıra "Son" filminin senaryosunu yazdı, aynı zamanda "Son" ve "Şeytan Bunun Neresinde" filmlerinin yönetmenliğini üstlendi. 2006 yapımı "Reyting Kasabası" filmini de yönetti.

Bir yandan sinemayla uğraşan Kırca, diğer yandan "Hodri Meydan Topluluğu" adlı tiyatro grubunu kurdu. Bu toplulukla "Sefiller", "Üç Baba Hasan", "Kadıncıklar", "Güzel ve Çirkin" gibi oyunlar sergiledi. Eski eşi Oya Başar da bu oyunların kadrosunda bulunuyordu.

Levent Kırca'yı Türk halkının zihnine kazıyan en önemli yapım, 1988'de başlayıp 21 yıl boyunca ekrana gelen "Olacak O Kadar" dizisi oldu. Dizideki "Küçük Hüsamettin", "Cevat Kelle", "Bestami" gibi


Fotoğraf: Alâettin Bahçekapılı

tiplemeler yıllarca akıllardan silinmedi aynı zamanda dizi, birçok genç yeteneği tiyatroya kazandırdı. 2002 yılının sonunda ise "Levent Kırca Tv" adlı bir kanal kurdu ancak kanal, 3 ay sonra yayından kaldırıldı. Birkaç gün boyunca RTÜK'ü protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Levent Kırca Mart 2009 Belediye Seçimleri için DSP'den Üsküdar Belediye Başkanlığı için aday olmuştur, fakat 4'üncü sırayı alarak kazanamamıştır.

Levent Kırca, 1998 yılında Kültür Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Devlet Sanatçısı ünvanı Nisan 2015 ayında geri alındı. Saint Petersburg Bal Mumu Heykelleri Müzesi'nde heykeli olan nadir Türk sanatçılardandır.

1 Mart 2011 tarihinden itibaren yayın hayatına günlük gazete olarak devam eden Aydınlık Gazetesi'nin yazarıdır. Aynı zamanda İşçi Partisi'nin Merkez Yürütme Kurulu üyesidir.

Levent Kırca'ya 2015 temmuz ayında karaciğer kanseri teşhisi kondu ve tedavisine başlandı.

Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde karaciğer kanseri nedeniyle tedavi gören tiyatrocu Levent Kırca 12 Ekim 2015 tarihinde 67 yaşında hayatını kaybetti.

Tiyatro oyunlarının Bazıları :

2012 - Azınlık 2011 - Fırıldak 2009 - Üç Baba Hasan 2008 - Toros Canavarı 2005 - Ateşin Düştüğü Yer 2000 - Sefiller 1999 - Güzel Ve Çirkin 1983 - Kadıncıklar 1982 - Generallerin Aşkı Dosya İki perde Azizlik Gereği düşünüldü Nemo bankası 1970 - Oyun Nasıl Oynanmalı

Filmleri :

2011 - Karımın Dediği Dedik Çaldığı Kontrbas 2010 - Son İstasyon 2009 - Olacak O Kadar (Dizi) 2006 - Rating Kasabası (Oyuncu ve yönetmen) 2004 - Ağa Kızı (Dizi) 2004 - Kendini Bırak Gitsin 2002 - Şeytan Bunun Neresinde, (Oyuncu ve yönetmen) 2001 - Son, (Oyuncu, senarist ve yönetmen) 2000 - Üç Baba Hasan (Oyuncu ve yönetmen) 2000 - Ölürsün Gülmekten 1986 - Yeniden Olacak O Kadar(Dizi) 1985 - Mavi Muammer 1979 - N'Olacak Şimdi 1978 - Taşı Toprağı Altın Şehir 1974 - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (Dizi)

Nedret Selçuker kimdir?



1938 yılında Bursa'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi, psikoloji ve pedagoji dallarında yüksek öğrenim yaptı. İlkin gazetecilik mesleğine girdi. Karikatür ustası Cemal Nadir’den dersler aldı, çeşitli dergi ve gazetelerde karikatürleri yayımlandı. 1958’de radyoda sunuculuğa başladı, daha sonra tiyatroya geçti. 1964’te Dişi Örümcek ve 1966’da da Kırmızı Fenerler’de oynadı. Plağa şiir okuma alanında öncülük yaptı, on şiiri kapsayan üç plak doldurdu. Bulgaristan ve Romanya’da radyo programlarına çıktı ve Sofya Radyosu’nun en güzel seslere verilen “Altın fon” ödülünü kazandı.


Nedret Selçuker-Güler Selçuker, Fotoğraf: Alâettin Bahçekapılı

İstanbul’da yerleşen Selçuker, sunucu ve oyuncu olarak çalışmalarını sürdürdü. Uzun yıllar TRT'ye yaptığı izlencelerle tanındı. Devlet Sanatçısı ödülünü aldı. Selçuker 2008'de hayatını kaybetti.


Mari Gerekmezyan kimdir?



"Adı, MARİ Gerekmezyan'dı.. Türkiye'nin ilk kadın heykeltraşlarından biriydi.. Ermeni asıllıydı.. Güzel Sanatlar Akademisi'nde misafir öğrenciydi.. Çok başarılıydı.. Okulda bir asistana aşık oldu.. Asistan ünlü bir ressam ve şair di.. Üstelik de evliydi.. Delice sevdiler birbirlerini.. Dillere düştüler.. Sevdiği adamın büstünü yaptı.. Ünlü ressam da onun portre lerini çizdi.. Günlerce aylarca büyük bir aşk yaşadılar.. Birbirlerine seranat yaptılar. Mari'nin kaşı kara, gözü kara, bahtı da karaydı.. Ailesi ve Ermeni toplumu onu terketti.. İtinayla yalnızlaştırıldı.. Dönemin basını, Ermeni olduğu için Ankara’daki Resim Heykel sergilerinde üst üste aldığı ödüllerde adını bile geçirmedi. Buna ragmen sevgilisini hiç terketmedi.. Ta ki hastalanana kadar.. 1947 yılında tüberküloza yakalandı.. İstanbul Alman Hastanesi’ne yatırıldı.. Durumu ağırdı.. Antibiotik gerekiyordu.. Ama dünya savaşı yeni bitmişti.. Ülkede ilaç yoktu.. Ünlü ressam sevgilisini kurtarmak için tablolarını sattı.. İlaç için her yolu denedi.. Şiirler karaladı.. Ama olmadı.. Mari Gerekmezyan 1947 yılının 12 Ekiminde 37 yaşında hayata gözlerini yumdu.. *. *. * Aradan 2 yıl geçmişti.. 1949 yılının bir ilkbahar günüydü.. İstanbul Büyük Kulüp'te bir toplantı vardı.. O gece Büyük Kulüp'tekiler özel konuk olan Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.. Bedri Rahmi ayağa kalktı.. Şiiri okumaya başladı.. Ama gözyaşlarını tutamadı.. Bir yandan mısraları söylüyor, bir yandan sular seller ağlıyordu. Gözyaşlarına mendil yetmiyordu.. *. *. * "Karadutum, çatal karam, çingenem.. Nar tanem, nur tanem, bir tanem.. Ağaç isem dalımsın salkım saçak.. Petek isem balımsın ağulum.. Günahımsın, vebalimsin. Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan.. Yoluna bir can koyduğum.. Gökte ararken yerde bulduğum.. Karadutum, çatal karam, çingenem.. Daha nem olacaktın bir tanem.. Gülen ayvam, ağlayan narımsın.. Kadınım, kısrağım, karımsın. Sigara paketlerine resmini çizdiğim, Körpe fidanlara adını yazdığım, Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam. Sıla kokar, arzu tüter, Ilgıt ılgıt buram buram. Ben beyzade, kişizade, Her türlü dertten top yekun azade.. Hani şu ekmeği elden suyu gölden. Durup dururken yorulan Kibrit çöpü gibi kırılan Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum Netmiş, neylemiş, nolmuşum Cömert ırmaklar gibi gürül gürül Bahtın karışmış bahtıma çok şükür. Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam.. Sensiz bana canım dünya haram olsun." *. *. * Bedri Rahmi'nin hemen yanında eşi Eren Eyüboğlu oturuyordu.. Ama hiç tepki vermiyordu.. O da herkes gibi bu şiiri ona yazmadığını biliyordu.. Bedri Rahmi'nin "Karadutum, çatal karam, çingenem" diye seslendiği kadın, 2 yıl önce ölen Mari Gerekmezyan'dı.. Mari öldükten sonra Bedri Rahmi'ye dünya haram olmuştu.. Öyle ki.. Yıkılmışlığını dizelere dökmüştü.. "Türküler bitti, Halaylar durdu, Horonlar durdu.. Hüzün geldi başköşeye kuruldu, Yoruldu yüreğim, yoruldu." Bedri Rahmi Eyüpoğlu 1975 yılında öldü.. Ölene kadar "Canım Cebişim" dediği Mari'yi hiç unutmadı.. Cebiş, Anadolu'da yeni doğan keçi yavrularına denirdi." sevgiyle.... Etem Oruç yazdı

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör