top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Fatma Aliye, Rahmi Koç, Kürşat Tüzmen, Murat Göğebakan



Bugün 9 Ekim. Fatma Aliye, Rahmi Koç, Kürşat Tüzmen, Murat Göğebakan'ın doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak aramızda olmayan değerlerimizi saygıyla, yaşayanları sevgiyle anıyoruz.


Doğum günü: Fatma Aliye Topuz kimdir?



(1862-1936) İlk Türk kadın romancı ve yazar. Müellif: H. EMEL AŞA İstanbul’da doğdu. Son devir Osmanlı devlet adamlarından hukukçu ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa ile Adviye Râbia Hanım’ın kızıdır. Çağdaşlarından farklı olarak birçok özel hocadan ders aldı, Fransızca öğrendi ve iyi bir eğitim gördü. Babasının resmî görevleri dolayısıyla Halep, Yanya, Şam ve Beyrut vilâyetlerinde bulundu. 1878’de II. Abdülhamid’in yâverlerinden Kolağası Fâik Bey’le evlendi. Fatma Aliye bir taraftan çocuklarını yetiştirirken diğer taraftan yazı hayatına girdi. İlk olarak “Bir Kadın” takma adıyla George Ohnet’in Volonté romanını Merâm adıyla Fransızca’dan Türkçe’ye çevirdi. Servet’te (31 Kânunusâni 1305 / 12 Şubat 1890) ve Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde (5 Receb 1307 / 25 Şubat 1890) bu tercüme hakkında bazı yazıların çıkması sebebiyle edebî muhitler yanında kısa sürede geniş kitlelerin de ilgisini çekti. Tercümeyi yapanın bir kadın olması dolayısıyla Merâm kısa zamanda meşhur oldu; Fatma Aliye Hanım da Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde aynı takma adla kadınlarla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bir ara “Mütercime-i Merâm, Aliye” ismini kullanan yazar daha sonra Tercümân-ı Hakîkat’te yayımlanan “Sürat: Eiler’in Prensese Yirmi Birinci Mektubu” başlıklı yazısında Fatma Aliye imzasını kullanarak yayın dünyasında gerçek kimliğini açığa vurdu (23 Safer 1308 / 8 Ekim 1890). Çocukluğundan itibaren birçok kişiden özel ders alan Fatma Aliye Hanım’ın hayatında önemli bir yer tutan iki hocası olmuştur. Bunlardan biri babası Ahmed Cevdet Paşa, diğeri ise Ahmed Midhat Efendi’dir. Eserlerini okuyarak Ahmed Midhat Efendi’yi tanıyan Fatma Aliye bir müddet sonra onunla mektuplaşmaya başladı. Bu mektuplaşma bir taraftan Fatma Aliye’nin yetişmesinde faydalı olduğu gibi diğer taraftan da Ahmed Midhat Efendi’nin Fatma Aliye Hanım yahud Bir Muharrire-i Osmâniyye’nin Neş’eti (İstanbul 1311) adlı eseriyle Osmanlı toplumunda bir kadın yazarın hayatını anlatan ilk monografiyi yazmasına sebep olmuştur. Tercüme çalışmaları yanında telif eserler de veren Fatma Aliye ilk olarak Ahmed Midhat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı kaleme aldı. Ardından yabancılara müslüman Osmanlı aile hayatına dair doğru bilgiler vermek maksadıyla, bizzat görüştüğü kişilerle yaptığı konuşmaların hâtıralarına dayanan Nisvân-ı İslâm adlı eserini yazdı. Aynı zamanda devrin çeşitli sosyal faaliyetleri içinde yer alan Fatma Aliye, 1897 Türk-Yunan Savaşı’nda şehid olanlarla gazilerin ailelerine yardım amacıyla Cem‘iyyet-i İmdâdiyye derneğini kurarak bir yardım kampanyası başlattığından II. Abdülhamid tarafından bir beratla takdir edildi. Ayrıca Hilâliahmer Cemiyeti’nin de ilk kadın mensubu olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşı şehidlerinin aileleriyle savaş mâlûllerine yardım toplanması çalışmalarında gösterdiği başarı dolayısıyla Hilâliahmer Cemiyeti tarafından bir madalya ile ödüllendirildi. Fatma Aliye Hanım sağlığının bozulması sebebiyle 1924 yılından itibaren yavaş yavaş yazı yazmayı bırakmakla beraber hayatının son günlerine kadar sanat ve edebiyat çalışmalarını takip etti. Notre Dame de Sion mezunu, küçük kızı Zübeyde İsmet hanımın ailesinden ayrılarak katolik rahibesi olmasıyla sonuçlanan maceranın ve bu konu etrafında devrin gazetelerine akseden haberlerin kendisini şiddetle sarstığı, yayımlanan mektuplarından anlaşılan Fatma Aliye Hanım, bu acıyla İstanbul’da vefat etti ve Feriköy Mezarlığı’na defnedildi. Türk edebiyatında yazdıklarından çok yaptıklarıyla kendine belli bir yer edinen Fatma Aliye Hanım’ın yazdıklarının büyük bir edebî değeri olduğunu söylemek mümkün değildir. Onun asıl önemi Türk edebiyatında tercüme yapan, roman yazan, sosyal faaliyetlere katılan ve hakkında müstakil bir monografi yazılan ilk kadın yazar olmasından gelir. Hâtıra, tarih ve felsefe alanında da eserleri bulunan Fatma Aliye yazı hayatında Tanzimat edebiyatının genel çizgilerine bağlı kalmıştır. Romanlarında genellikle sade bir dil kullanan müellifin tarih ve felsefe alanındaki eserleriyle makalelerinde bu sadelik görülmez. Üslûbunun bir özelliği de yazılarında zaman zaman Fransızca kelimelere yer vermesidir. Romanlarında daha çok Osmanlı aile hayatını bir kadının bakış açısıyla zarif ve duygulu bir biçimde yansıtmaya çalışır. Bunu yaparken ideal tipler yanında normal ve zayıf erkek, kadın, anne tiplerine de yer verir. İnanılmaz rastlantılar sonucu gelişen olaylara karşılık romanın kişilerini gerçekçi bir yaklaşımla anlattığı söylenebilir. İlk romanlarındaki duygusallığın yerini giderek gerçekçilik almıştır. Ahmed Midhat Efendi’nin etkisiyle olaylar karşısında gözlemci olarak kalmaktan ziyade zaman zaman kendisi de kişiler arasına girer, problemlere çözümler bulmaya ve roman kişilerine yol göstermeye çalışır. Yine Ahmed Midhat Efendi gibi bazan olayların akışını durdurur, açıklamalar yapar ve olay hakkında bilgi verir. Ayrıca Tanzimat dönemi için yenilik sayılan mektup tarzında roman yazma Fatma Aliye Hanım’ın bir diğer özelliğidir. Romanlarında olduğu gibi diğer makale ve yazılarında da kadın ve aile konularını ele alan yazar, İslâmiyet’in insana vermiş olduğu değerden hareketle Allah’a ve topluma karşı görevlerinde kadınla erkeğin eşit sorumluluk ve hak sahibi oldukları gerçeği üzerinde durur. Bu arada genç kızların ve kadınların eğitilmesinin faydalarını da vurgular. Fatma Aliye ne yalnız Batı kültüründen ne de yalnız Doğu kültüründen yana görünmüştür. Ancak İslâmiyet’i samimiyetle benimsemiş, o yıllarda üzerinde çok durulan İslâm dininin ilmî gelişmeye engel olduğu iddiasının aksini savunmuştur. Ona göre insanı medeniyete ulaştıran en emin yol Doğu’nun mânevî değerlerini koruyarak Batı’nın tekniğinden faydalanmaktır. Eserleri. Fatma Aliye Hanım’ın başlıca eserleri şunlardır: 1. Merâm (İstanbul 1307). George Ohnet’in Volonté adlı romanının tercümesidir. 2. Hayal ve Hakikat (İstanbul 1309). Önce Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde tefrika edilen bu romanı “Bir Kadın” takma adıyla ve Ahmed Midhat’la birlikte yazmıştır. 3. Muhâdarât (İstanbul 1309). Yazarın Fatma Aliye imzasını kullandığı ilk romanıdır. Eserde XIX. yüzyıl sonu Osmanlı toplumundaki varlıklı aile hayatı ayrıntılı bir biçimde ele alınıp işlenmiştir. Ana tema ise baskı ile yapılan evliliğin mutsuzlukla sonuçlandığı gerçeğidir. 4. Nisvân-ı İslâm (İstanbul 1309). 1891 yılında Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde tefrika edildikten sonra kitap haline getirilen bu eser, Fatma Aliye Hanım’ın Türk ailesi ve özellikle harem hayatı hakkında bilgi edinmek isteyen Batılı bazı kadınlarla yaptığı çok evlilik, câriyelik ve örtünme konuları üzerindeki görüşmelerinden doğmuştur. Bu hayatın Osmanlı kimliğinin bir parçası olduğuna dair görüşlerin yer aldığı Nisvân-ı İslâm, Gülnar adını alan Rus şarkiyatçısı Olga de Labedeff tarafından Les Femmes musulmanes (Paris, ts.), Nazime Roukié tarafından da Les Musulmanes contemporaines (Paris 1894) adıyla Fransızca’ya tercüme edilmiştir. Bu eseriyle Chicago Kitap Sergisi’nde dikkati çeken Fatma Aliye Hanım’a bir de ödül verilmiştir (BA, Yıldız Tasnifi, Ks. 18, Zrf. nr. 93, Kar. nr. 38, Evr. nr. 553/612). Bunun hemen ardından eser Taʿrîbü nisâʾi’l-müslimîn adıyla Arapça’ya da çevrilmiştir (Beyrut 1309). Nisvân-ı İslâm’ın ayrıca Amerika’da İngilizce’ye tercüme edildiğini yazarın kendisi söylemektedir (bk. Kızıltan – Gençtürk, s. 27). 5. Re’fet (İstanbul 1314). Konusunu gerçek hayattan alan bu eserde yakınlarının haksızlığına uğrayan yetim bir kızın öğretmen olmak için annesiyle birlikte verdiği mücadele anlatılır. 6. Ûdî (İstanbul 1315). Bir kadının çalışarak namusuyla hayatını kazanabileceği fikrini işleyen bir romandır. Eser Gustave Séon tarafından Oudi la joueuse de Luth adıyla Fransızca’ya tercüme edilmiştir (İstanbul 1900). 7. Levâyih-i Hayât (İstanbul 1315). On mektuptan meydana gelen bu roman, romanın kahramanı beş kadının evlilikleriyle ilgili olarak birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşmaktadır. 8. Taaddüd-i Zevcât’a Zeyl (İstanbul 1316). Mahmud Esad Efendi’nin Ma‘lûmât gazetesinde “Taaddüd-i Zevcât” adıyla yayımlanan çok evlilik lehindeki yazısına ek niteliğinde olan bu makale “Taaddüd-i Zevcât” ile birlikte yayımlanmıştır. 9. Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife (İstanbul 1317). Müellif bu eserinde felsefenin önemi üzerinde durarak bu ilimle uğraşanların haksız yere dinsizlikle suçlandığını belirtmekte, bazı Yunan ve İslâm düşünürlerinin hayat hikâyelerini anlatmaktadır. 10. Tedkîk-i Ecsâm (İstanbul 1317). Bu eserde değişik felsefe akımlarına göre madde kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Türkçe’de felsefe konularında ilk defa bir kadın tarafından kaleme alınmış eser olma özelliği taşıyan ve Hanımlara Mahsus Gazete’de tefrika edildikten sonra ayrıca basılan bu iki kitap yazarına ilmî muhitlerde önemli bir mevki kazandırmıştır. 11. Enîn (İstanbul 1328). Fatma Aliye’nin bu son romanı, hem konu hem de kalabalık kahraman kadrosuyla Muhâdarât’a benzemektedir. 12. Târîh-i Osmâniyye’nin Bir Devre-i Mühimmesi - Kosova Zaferi ve Ankara Hezîmeti (İstanbul 1331). Müellifin tarihî konuları ele aldığı tek eseridir. 13. Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı (İstanbul 1332). Yazar, babasının hayatı hakkında birinci elden kaynak niteliğinde olan bu eserinde, onun doğumundan başlayarak çocukluğunu, eğitim ve gençlik dönemlerini, katıldığı sanat-edebiyat toplantılarını ve 1272 (1855-56) yıllarına kadar geçen siyasî olayları anlatmaktadır. Kitapta Cevdet Paşa’nın hayatının son kırk yılındaki olaylar yer almadığından eserin bitirilememiş olduğu kabul edilmektedir (yazarın diğer eserleri ve yazılarının tam listesi için bk. Kızıltan, Fatma Aliye Hanım, s. 33-37). Fatma Aliye Hanım’ın Ahmed Midhat Efendi’ye yazdığı mektupların büyük bir kısmı Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde, kadınlarla ilgili yazıları ise Hanımlara Mahsus Gazete, Mehâsin, Ümmet ve İnkılâb adlı kadın dergilerinde yayımlanmıştır (Fatma Aliye’nin devrin kadın dergilerinde yayımlanan yazıları için bk. İstanbul Kütüphanelerindeki Eski Harfli Türkçe Kadın Dergileri Bibliyografyası, İndeks). Yaşadığı dönemin kadın yazar ve şairlerinden Nigâr Hanım, Makbule Leman, Fahrünnisâ Hanım ile aynı çevrelerde bulunan yazar, Muallim Nâci gibi o yılların önde gelen edebiyatçılarıyla da çeşitli konularda yazışmalarda bulunmuştur. Fatma Aliye Hanım’ın özel evrakı arasında rastlanan yayımlanmamış şiirlerinde çeşitli toplumsal konular yanında sevgi, vatan ve fedakârlık temalarını işlediği görülür (bk. Kızıltan – Gençtürk, s. 38-40, 42).


Doğum günü: Rahmi Koç kimdir?



Rahmi Koç, 9 Ekim 1930 tarihinde Koç Holding’in kurucusu ve sahibi Vehbi Koç ile Sadberk Koç‘un dört çocuklarından ikincisi olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. İstanbul’da bulunan Robert Koleji'nde öğrenim gördü. Daha sonra yüksek öğrenim görmek için Amerika’ya giden Koç, Johns Hopkins University B.A. Endüstriyel Sevk ve İdare Bölümü‘nde okudu.

1958 yılında İstanbul’da Harp Akademileri'nde yedek subay olarak yaptığı askerliğinin ardından Koç Şirketler Topluluğu’nda çalışmaya başladı. Bu dönemde Ankara’da Otokoç Şirketi’nde görev aldı. 1960 yılında Koç Ticaret A.Ş.’ye geçti. 1964'de Koç Holding A.Ş. Genel Koordinatörlüğü’ne başladı. 1970 yılında yedi kişilik İcra Komitesi’nin başkanı oldu. 1975'de İdare Meclisi Başkan Yardımcılığı'na gelmesinin ardından, 1980'de dört kişilik üst düzey idarecilerden kurulu, Koç Holding İdare Komitesi Başkanı oldu.

1984 yılında babası Vehbi Koç'dan İdare Meclisi Başkanlığı’nı devraldı. 30 Mart 1984’de Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. 7 Kasım 1994 tarihinde yapılan Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) toplantısında 1995-1996 yılları için ICC Başkanı olarak seçilen Rahmi Koç, 4 Nisan 2003 tarihinden itibaren Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı oğlu Mustafa Koç'a devretti. Kendisi de daha önce babasının yaptığı gibi Koç Holding Şeref Başkanlığı’nı üstlendi.

Alman Hükümeti tarafından Grosses Verdienst Kreuz ödülünü alan Koç, 18 Haziran 2001'de İtalya ile Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine olan katkılarından dolayı İtalyan Cumhuriyeti Yüksek Liyakat Nişanı’na layık görüldü.

Rahmi Koç’a Fahri Doktora Ünvanları veren çeşitli üniversiteler şunlardır:

21 Mayıs 1998 tarihinde Johns Hopkins Üniversitesi,

28 Eylül 1998 tarihinde Anadolu Üniversitesi,

14 Mayıs 1999 tarihinde Ege Üniversitesi,

14 Haziran 2000 tarihinde Bilkent Üniversitesi,

23 Nisan 2001'de Köstence Ovidius Üniversitesi

Rahmi Koç, 27 Ekim 1997 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaptığı katkılardan dolayı Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi.

Koç, 1957 yılında Çiğdem (Meserretçioğlu) Simavi ile evlendi. Bu evlilikten Mustafa, Ömer ve Ali adlarında üç çocuğu vardır. 1973 yılında boşandılar.

Rahmi Koç’un üye olduğu bazı kuruluşlar şunlardır:

Uluslararası Ticaret Odası Eski Başkanı (1.1.1995 - 31.12.1996 arası Başkanlık),

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Girişimi, İş Danışma Kurulu Başkan Vekili

Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi,

Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı,

Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı,

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi, İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı,

TURMEPA / Deniz Temiz Derneği Onursal Başkanı ve Kurucu Üyesi

Paris, Amerikan Hastanesi Vakfı'nın Onursal Yöneticisi

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Onursal Başkanı,

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Danışma Kurulu Üyesi,

Dış İlişkiler Konseyi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi,

Allianz Aktiengesellschaft Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi

Eisenhower Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi

İstanbul Açık Deniz Yat Kulübü

New York Yat Kulübü

Dünya turu

Nazenin IV yelkenlisiyle Fenerbahçe Marinası’ndan 19 Eylül 2004 tarihinde denize açılan Rahmi Koç, yaklaşık 2 yıl süren bir dünya turu gerçekleştirdi. 657 gün süren, 28.250 deniz mili yol yapılan ve 5 kıtaya ulaşarak tamamladığı yolculuğun seyri süresince Nazenin IV, Atina, Korint Kanalı, Cebelitarık Boğazı ve Kanarya Adaları üzerinden Atlantik Okyanusu’nu geçti. Daha sonra Panama Kanalı’ndan Pasifik Okyanusu’na açıldı. Galapagos Adaları, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın ardından Singapur, Phuket, Sri Lanka ve Hindistan etapları yapıldı. Basra Körfezi ve Süveyş Kanalı üzerinden Port Said’e ulaşan ekip, Samos ve Midilli’ye uğrayarak, Çanakkale Boğazı üzerinden yeniden İstanbul’a geldi ve Nazenin IV yelkenlisi Fenerbahçe Marinası’na yanaştı.

Deniz tutkusuyla tanınan Rahmi Koç, dünya turunun ardından konuyla ilgili şunları isöylemiştir:

''Hepimizin dünyaya bakışı değişti. Dünyayı başka türlü görmeye başladık. Canımızın ve sağlığımızın kıymetini daha çok anladık. Birlikte yaşamayı öğrendik. Muhtelif kültürler öğrendik. Kendi memleketimizi onlarla mukayese ettiğimizde ülkemizin fevkalade olduğunu gördük. Bu seyahati çocukluğumdan beri planlamıştım. Ancak bazı nedenlerden dolayı biraz geç kaldık. Böyle bir seyahatten sonra her bakımdan bakışınız değişiyor''


Doğum günü: Kürşat Tüzmen kimdir?



Kürşad Tüzmen,9 Ekim 1958, Ankara, 59. ve 60. Hükümetlerde Dış Ticaret ve Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı ve TBMM 22. Dönem Adalet ve Kalkınma Partisi Gaziantep ve TBMM 23. Dönem Adalet ve Kalkınma Partisi Mersin milletvekili görevlerinde bulunmuş bürokrat ve siyasetçi.


Kürşad Tüzmen 9 Ekim 1958 yılında Ankara'da doğmuştur. 1981 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünü bitirmiştir. 1987 yılında Liverpool’da, Liverpool Serbest Bölgesi Serbest Bölgelerin Yönetimi konusunda dört ay süre ile eğitim almıştır. 1991 yılında ABD’de University of Illinois Uluslararası İşletme yüksek lisansını tamamlamıştır. Birleşik Krallık'ta East Anglia Üniversitesi’nde Kalkınma İktisadi Sertifika Programına katılmıştır.


1984-1991 yılları arasında Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Serbest Bölgeler Daire Başkanlığı’nda Uzman olarak görev almıştır. 1991-1993 yılları arasında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanı olarak, 1993-1994 yılları arasında Genel Müdür Yardımcısı olarak, 1994-1997 yılları arasında Genel Müdür olarak, 1997-1999 yılları arasında Müsteşar Yardımcısı olarak, 1999-2002 yılları arasında da Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticaret Müsteşarı olarak görev almıştır.


1995-1999 yılları arasında WEPZA Yönetim Kurulu Üyeliği, 1997-1999 yılları arasında İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanlığı, 2000-2002 yılları arasında Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanlığı ve 1999 yılından beri yürütmüş olduğu WEPZA (World Economic Processing Zones Association) Başkanlığı yürütmüş olduğu diğer görevleri arasındadır. Şili, İrlanda ve Brezilya'da Serbest Bölgeler ve İktisadi Gelişme Konularında dersler veren Tüzmen, OECD, Birleşmiş Milletler ve British Council’in burslarıyla ‘Dış Ticaret ve Serbest Bölgeler’ konusunda İrlanda’da Danimarka’da, Mısır’da, Singapur’da ve Güney Kore’de çalışmalar yaptı. Ekonomi ve Dış Ticaret hakkında çeşitli dergilerde makaleler yazdı.


1999 yılında Dünya Gazetesi Yılın Bürokratı ödülü, 2000 yılı Akdeniz Gazeteciler Derneği Yılın Kamu Yöneticisi Ödülü, 2001 yılı Dünya Gazetesi Yılın Bürokratı ödülü, 2001 yılı Ekonomist Dergisi Yılın Bürokratı Ödülü, 2001 yılı Genç Mülkiyeliler Topluluğu Kariyerinin Zirvesindekiler Ödülü, 2001 Yılı GESİAD Yılın Devlet Adamı Ödülü, 2001 Yılı Türk-Amerikan İş Konseyi Yürütme Kurulu ve American-Turkısh Council Yönetim Kurulu tarafından verilen Commercial Citation almış olduğu ödüller arasındadır.


Siyasi kariyeri

Adalet ve Kalkınma Partisi'den siyasete atılan Tüzmen 58., 59. ve 60. Hükümetlerde Devlet Bakanlığı yapmıştır. 2009 yılında yapılan kabine değişikliği ile 60. Hükümet'teki görevi sona eren Tüzmen, daha sonra AK Parti MKYK'sına seçilmiş ve AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olmuştur. Fakat son dönemlerde cilt kanseri nükseden Tüzmen görevinden ayrılmıştır.


Özel yaşamı

Milli yüzücü ve profesyonel dalgıç olan Tüzmen, İngilizce ve Almanca bilmektedir, evli ve iki çocuk babasıdır.


Doğum günü: Murat Göğebakan kimdir?



9 Ekim 1968 tarihinde Adana'da dünyaya geldi. Murat Göğebakan, annesinin ve babasının Almanya'da çalışması dolayısıyla 7 yaşına kadar Adana ile Almanya arasında gidip gelerek yaşadı.

İlk, orta ve lise öğrenimini Adana'da okudu. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nda 1986 yılında tamamladı. Mezuniyetinden sonra bir süre Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak müzik dersleri verdi. Bu yıllarda dergah eğitimi aldı, gitar dersleri verdi.

1995 yılında İstanbul'a geldi. 1996 yılında 'Ben Sana Aşık Oldum' adlı ilk albümünü çıkardı. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde 'en iyi çıkış yapan erkek sanatçı' ödülüne layık görüldü.

2002 yılında çıkardığı 'Ay Yüzlüm' albümüyle Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği'nin (MÜ-YAP) en çok satan albüm ödüllerine layık görüldü.

2005 yılında 'Hasan'dan Olma Hatice'den Doğma Murat Göğebakan' adlı bir kitap çıkardı.

Müzik kariyeri boyunca Ahmet Koç, Ali Koç, Tuncer Tunceli, Grup Çağrışa, Nazmi Sunal, Gece Yolcuları, Emrah Demiralp, Ali Demirel, Ömer Faruk Güney, Yıldıray Gürgen gibi sanatçılarla çalışan Murat Göğebakan; Cem Karaca, Barış Manço, Bora Ayanoğlu, Zülfü Livaneli, Ünol Büyükgönenç, Cengiz Kurtoğlu, Sinan Özen ve Ferdi Tayfur gibi isimlerin eserlerini de albümlerinde yorumladı.

Kendi albümleri dışında 'Sindomax', 'Aynı Mahallenin Çocukları', 'Geçmişten Geleceğe Yunus Emre' ve 'Bahar' gibi projelerde yer aldı.


MURAT GÖĞEBAKAN'IN ÖLÜMÜ

2009 yılında grip şikayetiyle gittiği hastanede kan kanseri (lösemi) teşhisi kondu. İki yıllık tedavisinin ardından sağlığına kavuştu ve müzik çalışmalarını sürdürdü.

2013 yılında hastalığı nükseden Murat Göğebakan, 31 Temmuz 2014 tarihinde 45 yaşında hayatını kaybetti. Kardeşi Melih Göğebakan, abisinin 2011 yılında boşandığı eşi Sema Bekmez'in evliyken kendisini aldatması dolayısıyla psikolojik çöküntü yaşaması nedeniyle kan kanseri hastalığının tekrarladığını dile getirdi. Annesi Hatice Göğebakan ise, Murat Göğebakan'ın Sema Bekmez'e olan üzüntüsü nedeniyle tedaviyi reddettiğini ve ölmeyi tercih ettiğini söyledi.

ÖZEL YAŞAMI

1968 doğumlu olan Murat Göğebakan, vefat ettiği 2014 yılında 45 yaşındaydı.

1994-1996 yılları arasında Senem Hanım ile evli kaldı. Bu evliliğinden 'Bülent' adında bir oğlu oldu. 2000-2011 yılları arasında oyuncu menajeri Sema Bekmez (d.1969, ö.2020) ile evli kaldı.

Murat Göğebakan 1.77 metre boyunda, 75 kilo ve terazi burcuydu.

Sosyal paylaşım sitesi Instagram'da @muratgogebakanofficial kullanıcı adıyla yer alıyordu.


MURAT GÖĞEBAKAN ALBÜMLERİ

1997 - Ben Sana Aşık Oldum

1998 - Sen Rahatına Bak

1999 - Tek Suçum Seni Sevmekmiş

2000 - Merhaba

2000 - Sindomax

2002 - Ay Yüzlüm

2004 - Yaralı

2004 - Aynı Mahallenin Çocukları

2005 - Sana Olan Aşkım Şahit

2005 - Geçmişten Geleceğe Yunus Emre

2007 - Sevgiliye

2007 - Bahar

2010 - Aşıklar Yolu

2012 - Aşkın Gözyaşları


37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page