• HaberciGazete

Fikret Hakan, Bedrettin Cömert, Tevfik Sağlam, Kenan Onuk



Bugün 11 Temmuz. Tevfik Sağlam, Fikret Hakan, Bedrettin Cömert ve Kenan Onuk’un ölüm yıl dönümleri…

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla anıyoruz.

Tevfik Sağlam kimdir?



Asker, general, tıp doktoru, akademisyen, ordinaryüs profesör, rektör, siyaset ve devlet adamı, milletvekili, bakan, anı yazarı (D. 1882, İstanbul – Ö. 1963). İlköğrenimini Sultanahmet Üçler ve Nahübent mahalle okullarında (1831), ortaöğrenimini Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi (1895) ile Kuleli Tıbbiye İdadisi’nde (Lise, 1898) tamamladı. Aynı yıl girdiği Askerî Tıbbi­ye’yi (Tıp Akademisi) 1903’te yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. Gülhane Hastahanesi iç hasta­lıkları kliniğinde çalışarak (1903-06) iç hastalıkları uzmanı oldu. Askeri Tıbbiyede bir süre iç hastalıkları polikliniği müderris (öğretim üyesi) yardımcılığı yaptı. 1909’da askeri ve sivil tıp fakültelerinin birleş­tirilmesiyle kurulan Tıp Fakültesinde iç hastalıkları kliniği laboratuar şefliğine atandı. Balkan ve Birinci Dünya savaşla­rında ordu hastahaneleri hekimliğinde, kolordu sağlık danışmanlığında, 2. ve 3. Ordu Sağlık Başkanlığında, Doğu İlleri Bu­laşıcı Hastalıklarla Mücadele Başkanlığın­da bulundu. Birinci Dünya Savaşından sonra Gülhane Hastahanesi İç Hastalıkları Kliniği profe­sörlüğüne atandı (1919). Kurtuluş Savaşı günlerinde Anadolu’ya geçerek Millî Mücadele yıllarında iç hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklar müfettişi olarak çalıştı.

Tevfik Sağlam, Cumhuriyet kurulduktan sonra Gülhane Hastahanesi mü­dür ve başhekimliğine (1923) getirildi. Bir süre sonra da Ordu Sağlık Başkan­lığına atanarak generalliğe yükseltildi. İstanbul’da ilk Verem Savaş Derneğini kurdu (1927). Üniversite reformundan sonra Tıp Fakültesi dekanı ve 2. İç Hastalıtkları Kliniği ordinaryüs profesörü oldu (1933). Ertesi yıl bu kliniğin kaldırıl­ması üzerine üniversitedeki bütün görev­lerinden çekildi (1934). Bir süre sonra Haydarpaşa Numune Hastahanesi iç has­talıkları şefliğine (1936) atandı. 1942’de yeniden İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine döndü ve 3. İç Hastalıkları Kliniği ordinaryüs profesörü oldu. 1943-46 yılları ara­sında üniversite rektörlüğü yaptı.

Sağlam, 1952’de yaş sınırını doldurarak emekliye ayrıldı. Emekliye ayrıldıktan sonra kendisini tümüyle verem sa­vaş mücadelesine adadı. Başkanı bulunduğu Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği’nin yurt çapında gelişmesini ve etkinliğini sağladı. 1948-63 yılları arasında; azimli kişiliği, engin bilgisi, deneyimi, pratik zekâsı ve buluş­ları ile verem savaşının başarıya ulaşma­sında büyük rol oynadı.

BAŞLICA ESERLERİ:

İntani Hastalıklar (S. Numan ile, 1911), Yukarı Solunum Yolları Hastalıkları (1920), Tifo Aşısı (1921), Büyük Harpte İç Salgı Bezleri Has­talıkları (1945), Klinik Tanım (1946), Metabolizma Hastalıkları ve Avitaminozlar (1947), Nasıl Okudum? (1959).

KAYNAK: Türkiye Ansiklopedisi (4. Cilt, 1974), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (12. Cilt, 2019).

  • Bedrettin Cömert kimdir?



27 Eylül 1940 yılında Samsun’un Vezirköprü ilçesinde doğdu. Sivas Lisesi’ni parasız yatılı okudu ve liseyi 1960 yılında birincilikle bitirdi. İtalya’dan burs alarak “Roma Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı” bölümünde öğrenim görmüş ve 1967 yılında buradan mezun oldu. 1971 yılında Roma Üniversitesi Felsefe Enstitüsü’nde “Son Elli Yılda Türkiye’de Sanat Eleştirisi” adlı teziyle doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Cömert 1972 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne öğretim görevlisi olarak atandı. “Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin İletimi Sorunu” adlı tezi ile ikinci doktorasını tamamdı ve “Sanat tarihi doktoru” ünvanını aldı.

Yoğun bir yazı ve çeviri etkinliğinin içinde bulunan Cömert, 1960’lı ve 70’li yıllarda dönemin belli başlı dergilerinde ürünleriyle yer aldı. Forum başta olmak üzere, Yansıma, Gelecek, Varlık, Soyut, Yeni Ufuklar, Yeni Ortam dergilerinde şiirleri yayınlandı. 1970’ten itibaren şiir yayınlamaktan vazgeçerek, eleştiri çalışmalarına daha ağırlık verdi. Bu konudaki düşüncesini 4 Mart 1969 tarihli mektubunda şair Hasan Hüseyin’e şöyle açıklamıştır:

“…Fakat ben şiirlerime güvenmiyorum artık. Şiirdeki duyarlığımı eleştiriye uygulayınca daha verimli, daha yararlı oluyorum. Kendimi ozan saymıyorum senin anlayacağın.(…) Gençliğimin ilk yapmacık heyecanlarından sıyrıldım artık.”

Cömert, 1950’lerde şiirle girdiği edebiyat-sanat dünyasında, adını daha çok eleştiri çalışmalarıyla duyurdu. Önemli çeviriler yaptı. Gombrich’in ünlü kitabı Sanatın Öyküsü’nün çevirisiyle 1977 Çeviri Ödülü’nü kazandı. Kalmasın Ellerim Sizlerden Uzak adlı şiir kitabı ise 1979 yılında yayınlandı.

Cömert’in daha sonra yayınlanan kitapları arasında şunlar sayılabilir: Giotto’nun Sanatı, Croce’nin Estetiği ve Mitoloji ve İkonografi. Eleştiriye Beş Kala isimli çalışması ölümünden sonra Hasan Hüseyin’in düzenlemesi ile yayınlandı.

Bedrettin Cömert üzerine hazırlanmış 2 önemli çalışma, Hacettepe Üniversitesi tarafından yayınlandı.

  • Fikret Hakan kimdir?



Doğum tarihi: 23 Nisan 1934, Balıkesir

Ölüm tarihi ve yeri: 11 Temmuz 2017, Kartal

Tam adı: Bumin Gaffar Çitanak

Eş: Zeynep Hakan (e. 2015–2017), Hümeyra (e. 1971–1971)

Çocuklar: Elif Hakan

Tiyatro ve sinema sanatçısı, gerçek adı Bumin Gaffar Çıtanak’dır. 23 Nisan 1934 tarihinde Gaffar ve Fatma Belkıs çiftinin çocuğu olarak Balıkesir’de doğdu. Fikret Hakan’ın annesi başhemşire, babası edebiyat öğretmeniydi. Fikret Hakan’ın babası Gaffar Bey, Balıkesirden İstanbul’daki Galatasaray Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanınca, başhemşire annesiyle hep birlikte İstanbul’a taşındılar. Bumin (Fikret Hakan), lisede okurken gazeteciliğe heves etti. Bumin’in Abdi İpekçi, Halit Kıvanç gibi sonrae çalıştığı, Mithat Perin’in sahibi olduğu, İstanbul Ekspres Gazetesi’nde röportajları, öyküleri yayımlanıyordu. Gazeteden aldığı Öykü başına bir liralar, onu büsbütün okuldan uzaklaştırdı. Taksim Lisesi birinci sınıfından ayrıldığında 16 yaşındaydı ve aynı yıl 1950 yılında ‘Üç Güvercin’ adlı operetinde palyaço rolüyle ‘Ses Tiyatrosu’nda tiyatro sahnelerine ilk adımını attı. Bu arada adını değiştirip Fikret Hakan yaptı. Leblebici Horhor ve Afrodit’te oynadı. Ses tiyatrosu, çığır sahne, cep tiyatrosu, küçük sahne, oraloğlu saat 6 tiyatrosu, kurucusu olduğu sahne 8 ve Fikret Hakan tiyatrosu gibi tiyatrolarda 1980’lerin sonuna kadar sahneye çıkar. Kendi deyişiyle üç sıçrayış yaptı Fikret Hakan; Babıali’ye(Gazeteciliğe), Pera’ya (tiyatroya) sonra da sinemaya. 1953 yılında ‘Köprüaltı Çocukları’ adlı filmle sinemaya geçti. Ardı ardına, “Beyaz Mendil”, “Gelinin Muradı”, “Dokuz Dağın Efesi” ve “Üç Arkadaş” geldi. Cebi para görmeye başlamıştı. Hızlı gece yaşamına daldı. Sanat dünyasının, sosyetenin kadınları çevresinde pervaneydi. 1960’larda “Yılanların Öcü”, “Karanlıkta Uyananlar” gibi sosyal ağırlıklı filmleriyle ününü pekiştirdi. 1958 de askere gitti 1960 da askerden döndüğünde kendini farklı bir sinemanın içinde bulmuş. “İlk yıl 15 film derken yılda 20 filme çıktı. Değil yazmak uyumaya bile zaman bulamıyordum.” Diye özetliyordu o yılları. 204 film ve 28 dizide oynadı, 1970’li yıllarda senarist, yönetmen ve yapımcı olarak çalıştı. ‘Üç Arkadaş’1958 ve ‘Keşanlı Ali Destanı’yla 1964 da büyük bir üne kavuştu. 1970 de ‘Paralı Askerler’ filmi çekilirken Hollywood’dan aldığı teklifi yeterli ingilizcesi olmadığından değerlendiremedi Türkiye’ye döndü. Paralı askerler (You can’t win ’em all) filmi 1970 yılında, dev bir bütçeyle İstanbul, İzmir, Nevşehir yörelerinde çekilen, çekim öncesi zamanın sansür kurulu tarafından didik didik edilen film çekim sonrası da sansürün gazabına uğramış ve Türkiye’de gösterimi yasaklanmış. Başrollerde Tony Curtis, Charles Bronson, Fikret Hakan, Salih Güney var. Fikret Hakan 1975 lerde yeşilçamda başlayan seks furyasından kaçmak için 1977’de. Valikonağı’ndaki dairesini satıp Marmaris’e yerleşti. 1980’e kadar teknecilikle geçimini sağladı, o dönem bitince de sinemaya döndü. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. Türk sinemasının 6 jönü Fikret Hakan, Ediz Hun, Göksel Arsoy, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet ve İzzet Günay, Feyzan Ersinan Top’un yazdığı ‘Asla Unutmadım’ adlı kitapta unutamadıkları anıları anlattılar. Kitapta en ilgi çekici bölüm ise Fikret Hakan’ın itirafları: “Çolpan İlhan’la nişanlıydık. Askere giderken, Baylan Pastanesi’nin önünde Çolpan’ı, Sadri Alışık’a emanet ettim. Sivas’ta askerliğimi yaparken, Çolpan’dan mektup geldi. Mektupta ‘Biz Sadri’yle evleniyoruz’ yazılıydı. Çok şaşırdım. Büyük bir acı hissettim. Çolpan’la güzel şeyler yaşamıştık. Ardından da birçok filmde oynadık. Asla da bir gün ‘Neden?’ diye sormadım. Hiç bir şey olmamış gibi davrandık. Birbirlerini gerçekten sevmişler demek ki bu evlilik Sadri ölünceye kadar devam etti. Fikret Hakan, 1971’de evlenip 1 ay sonra boşandığı Hümeyra ile yaşadığı olaylı aşk ve evlilik hakkında pişmanlığını da dile getirdi. Fikret Hakan: Hümeyra ile öyle tutkulu bir aşk yaşamıştık ki bir daha da öyle tutkulu bir şey yaşamadım. O büyük aşkta kıskançlıktan katil bile olabilirdim. Bu nedenle Hümeyra’ya şiddet uyguladım. Attığım o yumruğu ben de unutamadım, o da unutmadı. 37 yıldır bunun pişmanlığını yaşıyorum. Hatalıydım. Hatasız kul olmuyor Hümeyra güzel bir kadın değildi. Ama güzelliğin çok ötesindeydi. Karizmatikti, beni çok derinden etkiledi. Şimdi havaya girecek. Yine asılıyor mu diye düşünecek. Bana hala kızgın olduğunu biliyorum. Öfke duyduğunu biliyorum… Hümeyra hala çok güzel Evlilikleri : Lale Sarı (1961-1963) Semiramis Pekkan (1963-1963). Hümeyra (1971-1971) Neşecan Paşmak (?-?) Elif adında bir kızları oldu Fatma Zeynep Mirgün (1989-1991) 1970 li yıllarda sinema sanatçılarının arasında moda olan plak yapma modasına Fikret Hakan da uydu ve birkaç 45’lik plak da o doldurdu Bu plaklar şunlardır: 1972 – Cemo / Dedikleri Gerçek İmiş 1974 – Dostun Gülü / Löberde 1975 – Aşk Uğultusu / Sancı Ödülleri : 1965 – Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Keşanlı Ali Destanı 1968 – Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Ölüm Tarlası 1965 – İzmir Enternasyonal Fuarı 1. Film Şenliği, Keşanlı Ali Destanı, En İyi Erkek Oyuncu 1971 – Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu, Hasret 1993 – 30. Antalya Film Şenliği, Yalancı (TV), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu 1997 – 34. Antalya Film Şenliği, Yalancı (TV), Yaşam Boyu Onur Ödülü 2009 – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden fahri doktorluk unvanı aldı 2012 – Engelsiz Yaşam Vakfı, Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü Rol Aldığı Tiyatro Oyunları: Zorba : Nikos Kazancakis 1967 – Durand Bulvarı (Armand Salcrou) – Ankara Sanat Tiyatrosu Hep Cocuk Kalacağız : Çığır Sahne

Kenan Onuk kimdir?

1954 yılında İzmir’de doğan Kenan Onuk, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Gazetecilik mesleğine 1974 yılında TRT’de muhabir olarak başlayan Onuk, 1992 yılında Show TV, 1993 yılında atv’de görev aldı. Onuk, 1996 yılından bu yana kuruluşunda yer aldığı NTV’de görev yapıyordu. Evli ve bir kız çocuk babası olan Kenan Onuk, NTV’de yaptığı ’90 Dakika’ programı da dahil olmak üzere, spor yayıncılığında kalite ve sağduyu kriterlerinin öncülerinden biri olarak kabul edildi. Kariyerinde sayısız ödül ve başarıya imza atan Onuk, yazılı basında da, kritikleriyle gazetelerin spor sayfaları aracılığıyla okurlarına ışık tuttu. Türk halkı, buz pateni ve atletizmi, Kenan Onuk’un kusursuz Türkçesiyle dinleyerek tanıdı. Onuk ayrıca, gazete yazıları ve NTV Radyo’daki caz programıyla da, müzik alanındaki bilgi birikimini okurları ve dinleyicileri ile paylaştı. Kenan Onuk, yıllardır mücadele ettiği hastalığa yenik düşerek 11 Temmuz 2005 günü hayata gözlerini yumdu.

29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör