• Korkut Akın

Fyodor Dostoyevski’den “Uysal Kız”

Güncelleme tarihi: 4 Nis

İnsan düşüncesinin hızı…


Yalnız insan en çok kendisiyle konuşur. Bu konuşması, bir bakıma hastalık olarak görülme eğilimi ağır bassa da değildir, çünkü çözüm yolları aramak, yeni fırsatlar bulmak, dahası çözümler üretmektir diğer bir açıdan bakınca.


Dostoyevski, hepimizin bildiği gibi siyasi düşünceleri dolayısıyla dibe vurup çıkan biridir. İdam cezasının infazından, deyim yerindeyse kıl payı kurtulmuştur. Buna da bağlı olarak insanın duygularını, iç düşüncelerini, karşısındakinin neyi niye ve nasıl düşüneceğini belirleyen öykü/romanlar yazmıştır.


Kendi kendinize konuştuğunuzda, düşüncenizi istediğiniz gibi yönlendirir istediğinizce karar verirsiniz. Dostoyevski; okumuş, belli bir sınıfa mensup geçmişinden (bilmesek bile) kaçan yaşlı ve paralı rehinciyle dik başlı, gururlu, utanabilen, genç ama yoksul bir kadının ilişkilerini anlatıyor “Uysal Kız”da. Hep olduğu gibi biz bu ilişkiyi erkeğin düşüncesinden, ağzından, dünyasından açılan pencereden okuyoruz. Haklı olarak yanlı/taraflı olacağız; Dostoyevski bunu istiyor çünkü.



En yüce gönüllü…


Rehinci, insanların en yüce gönüllüsüdür, ancak düşünceleri sözcüklere döküldüğünde korkunç derecede aptalca gelebilir. Okudukça düşüncelerin tümüne katılmasanız bile -kendi yaşamınızdan yola çıkarak- kendi düşüncelerinizi nasıl yönlendiriyorsanız “Uysal Kız”daki düş ve duyguları öyle yönlendirebileceğinize inanıyorsunuz. Dostoyevski bu, izin verir mi, sizin kendi düşüncenizle yürümenize? Tabii ki hayır!


Mehmet Yılmaz, Kitabı Rusçadan yalın cümlelerle titiz çevirmiş. Cümleye takılıp da olaydan, olayın örgüsünden kopmuyor, dolayısıyla da Dostoyevski’nin düşünceleri doğrultusunda okuyorsunuz uzun ve fantastik öyküyü… Çıkarsamalarınız sizin; ne aldınız, ne anladınız, ne umuyordunuz kimse bilemez… Ancak inanıyorum ki, gerek kadın erkek ilişkilerinde gerekse işin içine aşk girip de dile getiremediğiniz düşüncelerinizde bunca zaman karanlıkta kalmış, kendi içinizde bile tartışmaya çekindiğiniz konularda kapıların açıldığını göreceksiniz. Bu, öncelikle yazarın sonrasında da çevirmenin başarısı.


Dostoyevski, biz okura arada sırada konuya değişik bir açıdan bakabilme fırsatı da veriyor. Genç kızın yüzünün kızardığını ve bunun utanmaktan mı kaynaklandığını, rehincinin endişelerinin gülünçlüğüne karşın nedenlerini anlayamayacağınızı söylüyor. Oysa bir okur olarak (belki de farklı bir toplumda yaşıyor olmanın farklı bakış açısıdır bu) siz o anlatılanlardan el alıp çoktan kendi dünyanızı kurdunuz bile… Yazarın ikilinin arasında gelişen duyguları betimlerken her ikisinin de söylediklerinin düşünceleriyle bir birliktelik yaşadığı görülse de pek çakışmadığını çoktan biliyordunuz. Her ikisi de aynı şeyi bekliyor, ama aynı yolu yürümüyorlar ki!

“Uysal Kız”da anlatılan bütün bunlar bir ana, hesaplanamayan bir ana sığan şeylerdir, hem zaten değil mi ki hayat ne geçmiş ne gelecektir, sadece bugündür. Birbirinin ardına gelen soruların ilkini yazar sormuş, yanıtı sizin vermeniz için: “İyi de niçin ölüp gitti?”

Uysal Kız

Fyodor Dostoyevski

Fantastik bir öykü

Can Yayınları

Şubat 2020, 77 s.

22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör