• HaberciGazete

Güzin Dino, Bedri Koraman, Rekin Teksoy


Bugün 30 Mayıs. Güzin Dino, Bedri Koraman, Rekin Teksoy'un ölüm yıldönümü.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


Güzin Dino kimdir?



(d. 1910 / ö. 30 Mayıs 2013)
Dilbilimci, Çevirmen, Yazar

Osmanlı Bankası resmî işler müdürü Asım Bey ile Ferdiye Hanım çiftinin kızı olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Güzin Dino, gazeteci ve şair Kenanpaşazade Lastik Sait Bey (1848-1941)'in torunudur. 1942’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Roman Filolojisi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde Karşılaştırmalı Edebiyat'ın kurucuları Leo Spitzer ve Eric Auerbach’ın asistanlığını yaptı. 1943’te Adana’da sürgünde bulunan ressam Abidin Dino ile evlendi. 1946 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi Bölümü'nün açtığı sınavı kazandı ve doçent olarak görev yaptı. 1954’te, Paris’e yerleşmiş olan eşi Abidin Dino’nun yanına gitti. Paris’te Ulusal Bilim Araştırmaları Merkezi'nde (CNRS) çalıştı. "19. yy. Osmanlıcasının Cümle Kuruluşuna Fransızcanın Etkisi" konulu bir araştırma yaptı. 1968 yılında "Türk Romanının Doğuşu" adlı doktora çalışmasını bitirdi. 1975 yılına kadar Doğu Dilleri Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. Burada Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi, Türk dili laboratuvarı kurdu ve çağdaş Türk şairlerinin sesli antolojisini hazırladı. Fransa’da roman ve şiir tercümeleri yaptı. Yunus Emre, Nâzım Hikmet ve Yaşar Kemal gibi isimleri Fransızcaya çevirdi. 1975-1990 yılları arasında Radio France Internationale'de Türkçe yayınlar bölümünün yöneticiliğini yaptı. Türkiye PEN Kadın Yazarlar Derneği üyesi olan Güzin Dino, eşinin ölümünden yirmi yıl sonra Paris'te 30 Mayıs 2013 tarihinde vefat etti. Güzin Dino, Türk romanının doğuşu üzerine akademik incelemeler yapmıştır. Çevirileri, birçok büyük yayınevinde; denemeleri ise Fransız ve Amerikan dergilerinde yayımlanmıştır. Türk Romanının Doğuşu (1978) adlı eserinde “Türkiye’de roman türü hâlâ kesin bir eleştirel gözle incelenmemiştir; bunun nedeni, bu türün ilk dönemi ve özgül niteliklerinin anlaşılmamış olmasına bağlanır. Ayrıca Türk romanı hem geç doğmuştur, hem de aceleye gelmiştir. Roman türüne ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında yaklaşılmıştır. Dolayısıyla, Batı romanının çeşitli tarihsel süreçler içindeki yavaş oluşumu ile Türk romanının doğuş ortamı arasında hiçbir benzerlik yoktur. Ben de bu kitapta, çok genel düşüncelere dalmamak için, Namık Kemal’in İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey (1876) adlı tek gerçek romanını temel aldım. Bu roman üzerinde yaptığım incelemeler beni sistemli olarak o çağın önemli ya da önemsiz kaynaklarına, folklor ya da yazına bağlanan bütün romansal yapıtlara, hikâye ve masallara kadar götürdü." diyerek izlediği yolu dile getirmiştir. Güzin Dino, doğaya ve eşyaya egemen ideolojinin getirdiği perspektiflerden bakma sorunsalına ilk kez dikkat çekmiştir. Edebiyat dünyasında daha çok hatıra ve mektuplarıyla tanınan Güzin Dino, Gel Zaman Git Zaman (1991) adlı hatıratında çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, eşi Abidin Dino ile başlayan mutluluklarla, acılarla, hüzünlerle dolu yeni dönemini, gerek Türkiye'de, gerekse sürgünde Fransa'da, güç koşullar altında geçen yıllarını tatlı bir söyleşi havası içinde anlatmıştır. Sensiz Herşey Renksiz (2007) Abidin Dino ile Güzin Dino'nun mektuplarından oluşmaktadır. Ferit Edgü eser için "Abidin Dino, Güzin Dino’ya yazdığı bir mektupta, 'Can, sensiz her şey renksiz,' diyordu. Abidin’in bu aşk seslenişi, bu kitaba adını verdi. Sensiz Her Şey Renksiz, birbirini seven, birbirine âşık iki insanın, Abidin Dino ile Güzin Dino’nun 1952-1973 arasındaki mektuplarından oluşuyor. Her satırı aşkla yazılmış mektuplar. Ama bu mektuplarda Aragon ve Elsa Triolet’den Nâzım Hikmet ve Mehmet Ali Aybar’a, Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat’tan Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’a, Pertev Naili Boratav’dan İlhan Selçuk’a pek çok aydın ve yazar da anılıyor. Güzin ve Abidin, bir aydın sorumluluğuyla, hem ülkenin dertleriyle, sorunlarıyla ilgilenmiş, hem gittikleri yere o sorunları da birlikte götürmüş, düşünmüş, ellerinden geldiğince çalışmış, üretmiş, yaratmış iki insan. Günümüz gençlerinin bu küçük kitapçıkta bir araya gelen bu özel mektuplardan alacakları önemlice iki ders olduğuna inanıyorum. Birincisi, doğru ve dürüst yaşamak. İkincisi de, aşk dersi. Sait Faik o ünlü sözünü (Bir insanı sevmekle başlar her şey), bu tür insanlardan esinlenerek söylemiş olmalı." (Edgü 2007) değerlendirmesini yapmıştır.


Bedri Koraman kimdir?



Bedri Koraman Samsun'un Bafra İlçesi'nde doğdu (1928) İlköğrenimini Bafra'da yaptı. Bir süre İstanbul'da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne devam etti. Aynı yıl dergi ressamlığı ve karikatürcülüğe başladı. Hafta, Tef, Vatan, Taş, Dolmuş, 41 Buçuk dergi ve gazetelerinde karikatürleri yayınlandı.

1945’te İstanbul’a geldi. Bir süre Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam ettikten sonra dergi ve gazetelerde ressam ve karikatürcü olarak çalışmaya başladı. 1950’i yıllarda 41 Buçuk, Tef, Taş, Karikatür gibi gülmece dergilerini yayımladı.

1951'de Deve adlı bir dergi çıkardı. Uzun yıllar Milliyet gazetesinde siyasal karikatürler çizdi. Daha sonra Güneş gazetesinde çalışmaya başladı. Yurt içinde ve dışında çeşitli sergi ve yarışmalara katıldı. İtalya Marostica, Yugoslavya Üsküp'te ve Sarajevo'da özel ödüller kazandı. Spor yazarları Derneği'nin Spor karikatürleri Yarışması'nda birincilik ve ikincilik ödülleri aldı. Uzun yıllar karikatürcülük yaptığı Milliyet’te 1960’lı yıllarda Cici Can çizgi romanı yayınlandı. Üç arkadaşıyla kurduğu reklam ajansında bir süre çizgi Filmler yaptı. 1970’li yıllarda Milliyet’in baş sayfasında güncel konular üzerine ilgi uyandıran renkli karikatürler çizd

Resim yanı ağır basan çizim tekniğiyle yaptığı bu tür karikatür basında çok tutuldu. Bunun dışında önce Milliyet’te ve 1982’den başlayarak Güneş’te hafta sonu ekleri için çizgi-yazı karışımından oluşan ve eğlence yanı ağır basan tam sayfa çalışmaları da ilgi gördü.

Yarışmalarda çeşitli ödüller kazandı, yurtiçi ve dışında ortak sergilere ve albümlere katıldı. 1986’da merkezi Brezilya’da bulunan Internacional dos Jornalistas adlı basın kuruluşuna onur üyesi seçildi.

Karikatürcüler Derneği Genel Başkanlığı yaptı.

Karikatürcü Bedri KORAMAN, Hollanda'daki son sergisinden tam 10 yıl sonra Bodrum'da bir sergi açtı. Serginin en önemli özelliği, Bedri KORAMAN'ın bunu 'Son Sergi' olarak nitelemesi. Basının artık eskisi gibi olmadığını belirten KORAMAN, artık eskisi gibi basında böyle karikatürlerin görülemeyeceğini çünkü basının baskı altına alındığını, alınamayanların ise satın alındığını belirtti.

Osman Cudi YILMAZ'ın Bedri KORAMAN Röportajı

"BÖYLE ÇİZENLER OLMAYACAK" Bedri KORAMAN sözlerini şöyle sürdürdü; "Bundan sonra Türkiye'de hiç bir zaman böyle karikatürler yayınlanmayacak. Ne böyle çizen ve boyayan insanlar olacak ne de bunları basacak yayın organı. Dolayısıyla bu son!.. Ülkemiz, Cumhuriyet ve Atatürkçülük'e reaksiyon duyan bir iktidarın elinde. Ağır kaçacak belki ama 'pençesinde' bile diyebilirim."

"BASIN HIRPALANDI, BASKI ALTINA ALINDI"

Bir dönem iktidar olmuş siyasi kişiliklerden Turgut ÖZAL, Mesut YILMAZ, Tansu ÇİLLER, Necmettin ERBAKAN ve Bülent ECEVİT'in karikatürlerini çizip yayımlayabilen Bedri KORAMAN; basının hırpalandığını baskı altına alındığını, baskı altına alınamayanların satın alındığını ve hatta satın alınamayanların ilan baskısı ya da diğer baskılarla ürkütüldüğünü söyledi

"BASIN DÜNYASINDAN DIŞLANDIM!" Karikatürcülerimizin çok yetenekli olduğuna da değinen KORAMAN, "Bu tarz çalışanlar olsa bile, basında yer bulabileceklerini zannetmiyorum." dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü; "Bir- iki yayın organı halen direnmekte. Ama onlar dahi bu karikatürleri basmaya hevesli görünmediler bugüne kadar. Ben de kapı kapı dolaşacak adam değilim. Kimse de benim kapımı çalmadı. Zaten bu yaştan sonra da hevesli de değilim artık. Bir dönemin yıldızı, en çok bilinen, en çok sevilen hatta tiraj unsuru olarak peşinden koşulan ben, basın dünyasından dışlanmış bulunmaktayım" dedi.

30 Mayıs 2015'te aramızdan ayrıldı.


Rekin Teksoy kimdir?



(d. 1928, İstanbul, ö. 30 Mayıs 2012, İstanbul) yazar, çevirmen, sinema eleştirmeni.


Saint Michael Fransız Lisesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Roma Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Rekin Teksoy, Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinde başlayarak çeşitli yayın organında sinema konusunda yazılar yazdı; Ramazan Arkın'ın sahibi olduğu Arkın Yayınevi'nin hazırladığı Sinema Ansiklopedisini ve Cumhuriyet Ansiklopedisi'nin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını yaptı. Birçok önemli yazarın eserini Türkçeye çevirdi. Rosa Lüksemburg adlı oyunu, Küçük Sahne'de uzun süre sahnelenen sanatçının en önemli yapıtlarından biri; Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi adlı kitaptır. Bu yapıt, arka kapağında belirtildiği gibi "Bugüne kadar Türkiye'de yazılmış ve yayınlanmış en kapsamlı sinema kitabı" dır. Sinematek Derneği yönetiminde görev alıp, bir ara ikinci başkanlık görevinde bulunan Rekin Teksoy, tiyatro-sinema oyuncusu Sevil Candan'la evlenip ayrıldı. Larousse Gastronomique'in de Türkçe basımının danışmanlar kurulunda yer aldı. On yılı aşkın süredir TRT 2 televizyonunda sinema ve edebiyat programı yapan ve yirmi yıldır İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Sinema derslerini veren Rekin Teksoy, Decameron'un tam çevirisiyle İtalya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi sanı ve İlahi Komedya çevirisi ile İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü'nü almıştır.

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör