top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Şile'ye gelişinin yıldönümü müzik ve şiirlerle de kutlandı-2



Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Şile'yi ziyaretinin 91. yıldönümünde, dün akşam, müzik ve şiirin harmanlandığı, etkili konuşmaların yapıldığı bir etkinlik düzenlendi.

Dün akşam Çiğdem Başaran'ın yönettiği, Şile'nin nezih mekânlarından Fa-Çi-Ba'da yapılan kutlama törenini Şair, Radyo programcısı, sunucu, müzisyen Atılay Erge kolaylaştırdı. Etkinliğe aralarında Çiğdem Gürsoy, Ayten Topçu, Aydın Yenihayat, Ayşe Yenihayat, Haşmet Sırrı Akşener, Kartal Acar, Zeki Hüzmeli, Mehmet Acar, Ekrem Satıcı, Burhan Reşid, Serpil Gül, Ekrem Kaymaz, Saadet Kaymaz ve Sabri Kayacan'ın bulunduğu konukların yanı sıra konuşmacı olarak Şair, Avukat Celal Ülgen, Gazeteci Yazar Alâettin Bahçekapılı ve eşi Tülay Bahçekapılı da katıldı.



Etkinliğin kolaylaştırıcısı Atılay Erge'nin hoş geldiniz konuşması ve konukları tanıtmasının ardından ilk söz Avukat Celal Ülgen'e verildi. Ülgen, konuşmasına "adı Mustafa Kemal olan, bu ülkenin kurucusu Şile'ye ayak bastığı gününün anısına sürekli yapılan bu etkinliğin sonsuza kadar sürmesi dileğiyle" başladı ve şöyle sürdürdü: "Mustafa Kemal Atatürk 1932 yılının Ekim ayında Şile'ye kara yoluyla geliyor. O zaman yolu bilirsiniz Taşdelen üzerinden, ormandan kıvrıntılar yaparak geçen bir yol. Mustafa Kemal burada gününü geçirdikten sonra Söğütlü yatı ile geriye dönüyor. Bu olay hiç haber verilmeden, kamuoyuna duyurulmadan gerçekleştirilmiş bir olay. Toplumumuz kendi kendine efsane üretmeyi ve ürettiği efsaneye taparcasına bağlanmayı seven bir toplum. O nedenle Atatürk'ün Şile'yi ziyareti ile ilgili de efsaneler üretilmiş. Baktığınız zaman gerçek mi, değil ama halk arasında söyleniyor, yaygın olarak kullanılıyor."

Ülgen konuşmasının devamında Atatürk'ün Şile'ye gelişi ile ilgili olarak yaratılmış efsanelerdeki, kitaplara geçmiş kayıtlardaki bazı çelişkilere değinerek bunların düzeltilmesi gerektiğini vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Yazılanların tümü roğru olmayabilir, doğru da kabul etmeyin demiyorum; çünkü Mustafa Kemal mademki Şile'yi sevmiş ve burada nefes almış, o zaman uydurulmuş da olsa, efsane de olsa sevgiyi temel alan her şeyi hak ediyor."

Udi Mehmet Budak, Kanuni Dr. Metin Budak, Udi Ekrem Kaymaz, Keman Haşmet Sırrı Akşener'den oluşun saz heyeti ve Kartal Acar, Şamil Satıcı, Asuman Örer, Tansel Örer, Mehmet Tokad, Nurten Örer'den oluşan koronun "hoş gelişler ola" ve "Atabarı" türküleri ile başlayan müzik etkinliği daha sonra Türk sanat müziği yapıtları ile ve Atatürk'ün sevdiği türkülerle sürdü.

Sunucu Atılay Erge'nin kolaylaştırıcılığında Atatürk'ün Şile'ye gelişinin 91 yılı kutlama etkinliğinde, Avukat Celal Ülgen yaşanmışlıklarına dayanarak Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Ulusu ve mazlum ulusların bağımsızlığını kazanması noktasında ne denli önemli olduğunu vurguladı. Atatürk'ün çeşitli konuşmalarından örnekler verdi. Bu arada Atatürk için, Kurtuluş Savaşı için en güzel şiirleri yazan Nâzım Hikmet'in şiirlerinden örnekler sundu.



Etkinliğin ikinci konuşmacısı Gazeteci Yazar Alâettin Bahçe apılı TRT'de program yapımcısı olarak çalıştığı yıllarda Atatürk'ün 6 kızından biri olan Rukiye Erkin ile Nişantaşı'ndaki evinde bir söyleşi gerçekleştirdiğini, bu söyleşinin yapıldığı evin ve Rukiye Erkin'in içinde bulunduğu yalnızlığın kendisini çok duygulandırdığını ve hâlâ anımsadığında içinin acıdığını dile getirdi. Bahçekapılı şöyle dedi: "Çünkü Atatürk'ün kızı Rukiye Erkin, Nişantaşı'nda ara sokakta 3 odalı bir evde yalnızlığını yaşıyordu ama, ekonomik olarak ayakta durabilmek için 3 odalı evinin bir odasını kuaför dükkanı olarak kullanılmak üzere kiraya vermek zorunda kalmıştı. Ben Atatürk'ün dışında bütün cumhurbaşkanlarımızı gördüm, tanıdım, ailelerinin/çocuklarının hangi olanaklar içinde yaşadıklarını bilirim. Özellikle son cumhurbaşkanlarının çocuklarının hangi yaşam koşullarına sahip olduklarını... İşte Sayın Erkin'in içinde bulunduğu durum bu nedenle içimi acıtır."


Bahçekapılı, Rukiye Erkin'in Yalova'da Kaymakam olan eşi ile birlikte yaşadıkları evden limana doğru baktığında Atatürk'ün yattan indiğini gördüğünde sarf ettiği "baktım Atatürk geldi" sözlerinin bugün bütün ulusumuzun gönlünden kopan bir haykırış olması durumunda, Türkiye'nin ne denli çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmakta ivme kazanacağını vurgulayan konuşmasında Atatürk ile Nâzım Hikmet'in karşılaşmalarından da söz etti.



Bahçekapılı şöyle dedi: "Nâzım Hikmet ile Valâ Nurettin genç yaşlarında ünlü olan bu iki şair İnebolu yoluyla Ankara'ya ulaşırlar. Osmanlı Paşası soyundan gelen Nâzım Hikmet ile Valâ Nurettin, bir toplantıda Atatürk'e takdim edilir. Atatürk bu iki genç şaire "mevzulu, gayeli şiirler yazmalarını" tavsiye eder. O sırada Atatürk'e bir pusula uzatılır. Pusulayı okuyan Atatürk hızlı biçimde iki şairin yanından ayrılır. Mutlaka önemli bir konu vardır çözmesi gereken.

Valâ Nurettin ile Nâzım Hikmet'in yazdığı ve gençliği Kurtuluş Savaşı'na katılmaya çağıran bir şiir Matbuat Genel Müdürlüğü tarafından 4 sayfa olarak 10.000 adet basılır ve dağıtılmaya hazır duruma getirilir. Meclis'te konu tartışılır. Tartışılan konu şudur: Bu şiirden etkilenen İstanbul gençliği Ankara'ya doluşursa bunların iaşesini ve ibadesini yani yiyeceğini ve kalacağı yeri biz nasıl sağlarız. Buradan da anlaşılıyor ki Nâzım'ın ve Valâ Nurettin'in kaleme aldığı şiir çok etkileyicidir.



Nâzım sonra Bolu'da öğretmenliğe atanır, orada yargıç olan Spartakıst düşüncesinde bulunan biriyle tanışır. Bu yargıç Nâzım'ın dünya görüşünü etkiler. Nâzım Karadeniz/Trabzon yoluyla Batum'a geçer. Artık Sovyetler Birliği'ndedir. Sonraki gelişmeleri anlatmaya gerek yok ama 1930'lu yıllarda Nâzım Atatürk'le ikinci kez karşılaşıyor: Nâzım Yalova'da kaplıçalarda tedavi görmektedir. Kaplıcadan çıktığı bir gün bahçede otururken karşıdaki masada Atatürk'ün bir grup insanla birlikte sohbet ettiğini fark eder. O masadan kalkan biri Nâzım'ı masalarını davet eder; ama Nâzım o denli yorgun, bitkin, perişan halledilir ki, belki kıyafeti de uygun değildir, Atatürk'ün masasına gitmekten çekinir, öneriyi geri çevirir. Ama Moskova'da kendisiyle yapılan söyleşilerde 'yaşamamın en büyük pişmanlığıdır o gün Atatürk'ün yanına gitmediğim' demekten geri durmaz."


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Şile'yi ziyaretinin 91. yıldönümü etkinliğinin sonunda hep birlikte 10. Yıl Marşı söylendi.


Haber ve Görseller: BRT Yayın Grubu Genel Yönetmeni Alâettin Bahçekapılı





89 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page