top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Hikmet Aksoy, H. Suat Yalçın, Satı Çırpan, Ferdi Tayfur, Âşık Veysel, Vedat Dolakay,Tayfun Talipoğlu



Bugün 21 Mart. Hikmet Aksoy, Hüseyin Suat Yalçın, Satı Çırpan, Ferdi Tayfur, Âşık Veysel, Vedat Dolakay ve Tayfun Talipoğlu'nun ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


Hikmet Aksoy kimdir?





Araştırmacı, karikatürist. 1937, Vakfıkebir / Trabzon doğumlu. İlk ve ortaokulu ilçesinde, liseyi Giresun’da okudu. Lise öğrenimi sırasında İstanbul gazetelerine muhabirlik yaptı.

İlk yazısı 1953’te Vefa dergisinde, 1959-62 arası karikatürleri Türkiye Spor, Son Havadis, Büyük Gazete, Şaka, Tef vb. dergi ve gazetelerde yayımladı. Askerliğini yaptığı Simav ilçesinde Köy Raporu adlı bir gazete çıkardı (1963-65). 1959’dan bu yana Trabzon gazetelerinden Hizmet, Hakimiyet, Son Haber, Türkçesi vb. gazetelerinde yayın yönetmeni ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Basın kuruluşlarından yirmi civarında ödül aldı. 1996’da Karadeniz Fıkraları Ajansını kurdu. Aksoy, yurt genelindeki bütün yerel basına hiçbir karşılık beklemeden çizdiği karikatürlerle tanınıyordu.



Bu bağlamda arkadaşı, dostu BRT Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Alâettin Bahçekapılı'nın yayımladığı Ataşehir Kültür dergisi ve Haberci Gazete'ye de çizgileriyle katkıda bulunmuştu. Aksoy, geçtiğimiz günlerde yayımlanan "Yitik Umutların Gece Bekçisi Alâettin Bahçekapılı" kitabına da geniş bir değerlendirme kaleme almıştı. 21 Mart 2020'de aramızdan ayrıldı.

ESERLERİ:

ARAŞTIRMA-İNCELEME: Her Yönüyle Vakfıkebir (1965), Vakfıkebir İlçesi ve Çevresi (1973), Faik Ahmet Barutçu (1995), Trabzon Basını (1998), Karikatürün Trabzon Boyutu (1999).

DERLEME: Made in Karadeniz - Fıkralar (1998), Kemençe Çalayim mi? (2000).

HAKKINDA: Dr. Mustafa Duman / Trabzon‘u Anlatan Birkaç Kitap (Cumhuriyet Kitap, 11.7.2002).


Hüseyin Suat Yalçın kimdir?



1867'de İstanbul'da doğdu. Hüseyin Cahit Yalçın'ın ağabeyi. Tıbbiye'yi bitirdikten sonra (1886), bir süre Midilli ve İstanbul'da hekimlik yaptı. Uzmanlık eğitimini Paris'te tamamladı (1893-1895). Paris dönüşü sağlık müfettişi olarak Şam'da çalıştı (1898-1908). Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katıldı. Anadolu'nun çeşitli illerinde doktorluğunun yanı sıra şair ve yazarlığını sürdürdü. Cumhuriyet'ten sonra devlet denizyollarında hekim olarak çalıştı.

Servet-i Fünun şairleri arasında lirik şiirleriyle tanındı. Bu gruba arkadaşı Cenap Şahabettin'in önerisiyle girdi.

Şiirde lirizmden 1908 sonrası uzaklaştı, yerine hiciv ve mizahı koydu. "Gâve-i Zâlim" takma adıyla sosyal ve siyasal hicivler yazdı.

Oyun yazarlığı ve oyun çevirileri yaptı. Bunların bazıları Darülbedâyi'de "şehir tiyatrosu'nda" oynandı.

Hüseyin Suat Yalçın'ın Eserleri

Şiir:

  • Löne-i Meal (Melal Yuvası, 1910),

  • Gave Destanı (1923).

Oyun:

  • Kirli Çamaşırlar (1911),

  • Çürük Temel (adapte, 1915),

  • Kayseri Gülleri (1920),

  • Ahirette Bir Gün (manzum oyun, 1926).


Satı Çırpan kimdir?



  • Satı Çırpan (Satı Kadın) (1890 - 21 Mart 1956 ) İlk Kadın Milletvekillerinden. Kadınların ilk kez oy kullandığı T.B.M.M. 5. Dönem seçimleri 8 Şubat 1935'te yapıldı ve 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi. Satı Kadın Ankara'dan Miletvekili olarak seçildi. Ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı. Satı Kadın 1890'da Kazan'da doğdu. Milli savaşta malûl olmuş bir askerin eşiydi. Beş çocuğu vardı. Çiftçilikle uğraşan Satı Kadın hususi eğitim gördü. Seçildiğinde Kazan Köyü muhtarıydı. Bir dönem milletvekilliği yaptı. Atatürk'le Hatırası Sait Arif Terzioğlu’nun “Yazılmayan Yönleriyle Atatürk” adlı eserinden alınmıştır. Ankara'da yakıcı bir yaz günü idi. Atatürk beraberinde arkadaşları ve yaverleri olduğu halde Kızılcahamam’a giderken kazan köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmişti. Köyün kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı köylerin içinden geçen, şosede duran bu yabancı konukları görünce hep koşuştular. Kimi su seyirtti, kimi ayran, bunlardan biri, güğümünden aktardığı soğuk ayranı Ata'ya uzattı: - Bir soğuk ayran içer misiniz, dedi. Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadının en bariz ifadelerini taşıyan, bir Türk Anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı, bekledi. Ata, ayranı kana kana içmiş ve biran durakladıktan sonra ona: - Senin kocan kim? diye sormuştu Köylü kadını,yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk Anası Ankara'nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından yaralanmış bir cengaver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu: - Ne zaman doğdun? - 1919'da Atatürk Samsun'a çıktığı zaman doğdum. Ata, bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının bu ifadesine göre 15 yaşında olması lazım gelirdi. Halbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında görünüyordu tekrar sordu: - Nasıl olur Evet, nasıl olurdu. Bu Satı Kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima ederek: - Evet Paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki! Tam 6 çocuklu bu Anadolu kadını 1890 dogumluydu. Kazan köyünün muhtarıydı. Türkiye’deki ilk kadın muhtardı. -Babam Kara Mehmet’lerden. Kazan’ın muhtarlık mühürü bana ondan miras kaldı. Sizi görmek fırsatını bize bahşettiğiniz için bahtiyarlık duyuyoruz Paşam. -Peki kadınların da erkekler gibi çalışıp çalışıp çeşitli mevkilere yükselmesi konusunda ne düşünüyorsun? -Şüphesiz doğrudur. Ve kadınlarımız Cumhuriyet’in mefkuresi altında bunu başarmak azmine sahiptir. Biz kadınlar hedefe yürüyecek ve Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız Paşam. Mustafa Kemal bu yanıttan son derece memnun olmuştu. Bu konuşma onu bir hayli düşündürdü. Ayrılırken yaverine kadının ismini ve adresini not ettirdi. Satı Kadın niçin milletvekili seçildiğini bilmiyordu. Ama Mustafa Kemal onu neden seçtiğini bilecekti. Çünkü kurduğu Cumhuriyet’in temelinde bu ülkenin kadınların da olduğunu biliyordu. Seçmek ve seçilmek onların da haklarıydı. 1923’te İzmir’de yaptığı konuşmasında diyorduki: “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” İlk Kadın Milletvekilleri 1- Mebrure Gönenç - Afyonkarahisar 2- Sabiha Gökçül Erbay - Balıkesir 3- Şekibe İnsel - Bursa 4- Huriye Öniz Baha - Diyarbakır 5- Dr. Fatma Memik - Edirne 6- Nakiye Elgün - Erzurum 7- Fakihe Öymen - İstanbul 8- Satı Çırpan (Satı Kadın) - Ankara 9- Ferruh Güpgüp - Kayseri 10- Behire Bediş Morova - Konya 11- Mihri Pektaş - Malatya 12- Meliha Ulaş - Samsun 13- Fatma Esma Nayman - Seyhan 14- Sabiha Görkey - Sivas 15- Seniha Hızal - Trabzon 16- Benal Nevzat Arıman - İzmir 17- Türkan Örs Baştuğ - Antalya 18- Hatice Özgener - (Ara seçimle)


Ferdi Tayfur kimdir?


  • Ferdi Tayfur, 1904 yılında Türk bir baba ile Alman bir annenin oğlu olarakÇanakkale'de doğdu. Babası Boğazlar Komutanı Miralay Hüseyin Tayfur; annesi ise aslen Alman olup Müslümanlığı kabul etmiş Aliye Hanım'dı. Miralay Hüseyin Tayfur, Osmanlı Ordusu'na top almak için gittiği Almanya'daki bir baloda tanışmıştı Aliye Hanım ile. Ferdi Tayfur'un kardeşleri Hayri ve Adalet (Cimcoz) dur. Ferdi Tayfur, 12 yaşında askeri Rüşdiye öğrencisi iken 1916 yılında annesinin memleketine Berlin- Almanya'ya gitti. Lise öğrenimini Almanya'da tamamladı. 1924 yılına kadar Berlin'de kaldı. Parasızlık nedeniyle mühendislik öğrenimi yarıda bırakıp Türkiye'ye döndü.Şark Demiryolları'nda memur olarak işe başladı. Maceracı bir ruhu vardı. Sürekli iş değiştirdi. Varna'da bir gemide tayfalık yaptı. Sofya'da dolandırıldı! İstanbul'da sinema artisti oldu. 1931 de Çanakkale Geçilmez filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. Bu filmin çekimi sırasında karşılaştığı Melek'e vuruldu. Aynı yıl evlendiler.Çok mutluydular. Birbirlerinden hiç kopmuyorlardı. Ferdi Tayfur, eşinden ayrılmamak için kayınpederi Muhlis Sabahattin'in yazdığı bir oyunla, oyuncu olarak turneye bile çıktı. İstanbul davetlerinin vazgeçilmiş iki siması oldular. Gösterişli bir hayatları vardı.Ferdi Tayfur evlenmeden önce Beyaz Rus bir dansöz kadın sayesinde kokainle tanışmıştı. Ve zamanla eşi Melek'i de bu yalancı dünyaya çekmişti. Karı koca kokainmandılar! Melek'in Şekerci Hacı Bekir'le yakınlığı Ferdi Tayfur'u çıldırttı. Her gün kavga ediyorlardı. Boşandılar.Daha sonra çoğu Muhsin Ertuğrul'a ait olan Bir Millet Uyanıyor Cici Berber, Milyon Avcıları, Leblebici Horhor Ağa filmlerde rol aldı. Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yönetmen olarak tamamladı.1930'lu yıllarda, yabancı filmleri, Mahmut Moral yönetimindeki Darülbedayi/İstanbul Şehir Tiyatrosu sanatçıları seslendiriyordu. Zamanla sanatçıların konuşmaları doğal gelmemeye başladı. Dublaj yönetimi, o dönemde İpekçiler'in İpek Filmi ile yakın ilişkide olan Nazım Hikmet'e görev verdi. Nazım Hikmet çeşitli meslekten kişileri dublaj sanatçısı yaptı. Bunlardan ikisi de Ferdi Tayfur ve eşi Melek'ti. İlginç ses tonu ve kendine özgü vurgularıyla Ferdi Tayfur kısa sürede "dublaj kralı" oldu. Nazım Hikmet'den sonra İpek Film'de dublaj yönetmenliğini Ferdi Tayfur üstlenir.Özellikle komedi filmlerindeki kendine özgü seslendirme çalışmalarıyla tanınmıştır. Kendine özgü sesi, vurgulamaları ve esprileriyle asıl bu alanda ünlendi Ferdi Tayfur. Laurel-Hardy, Arşak Palabıyıkyan (Groucho Marx), Balıkçı Osman seslendirmelerinde kendi esprilerini de katarak hem bu karakterlerin hem de sinema sanatının Türkiye'de ilgi görmesine katkıda bulunduFerdi Tayfur, 1931 de Tiyatro, sinema ve operet oyuncusu "Melek Kobra" ile bir evlilik yaptı Ses tellerinde meydana gelen sorunlardan dolayı dublajı ve sinema sanatçılığını bıraktı. Bir süre tiyatrolarda şovmenlik, meddahlık yaptı.Boşandığı eski karısının vücudunu Uyuşturucu yok etmişti ve 6 Aralık 1939'ta hayata gözlerini kapattı. "Lorel-Hardy"yi tek başına özgün sesiyle seslendiren Ferdi Tayfur, kokainden sonra zamanla eroine de bulaştı. Onun da ömrü uzun olmadı. Uyuşturucu tedavisi gördüğü Bakırköy'de, 21 Mart 1958'de yaşama veda etti.Yönetmenlik yaptığı filmler : 1957 Hata / Bırakın Ağlayım 1954 Öldüren Sır 1948 İstiklal Madalyası 1947 Kerim'ın Çilesi 1946 Senede Bir Gün 1943 Nasreddin Hoca Düğün'de Senaryo yazarı : 1957 Hata / Bırakın Ağlayım Oyuncu : 1948 İstiklal Madalyası 1947 Kerim'ın Çilesi 1946 Senede Bir Gün 1944 Deniz Kızı 1943 Nasreddin Hoca Düğün'de 1940 Şehvet Kurbanı 1937 Güneşe Doğru 1934 Milyon Avcıları 1933 Leblebici Horhor Ağa 1933 Cici Berber 1932 Bir Millet Uyanıyor

Âşık Veysel kimdir?


Veysel Şatıroğlu veya lakabı ile Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894; Şarkışla, Sivas – ö. 21 Mart 1973; Sivrialan, Sivas), Türk halk ozanıdır. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi.Annesi Gülizar, babası “Karaca” lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi.Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi.Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti.Kendi anlatımına göre:“Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım… Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.”Babasının, Âşık Veysel’e oyalanması için aldığı bağlamayla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. 1930 yılında Sivas Maarif Müdürü olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile Kutsi Bey tarafından düzenlenen bir şairler gecesinde tanıştı. Kutsi Bey tarafından verilen destek ile birçok ili dolaşmaya başladı.Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla’da her yıl adına şenlikler yapılır.Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı.1973 yılında akciğer kanseri sonucunda vefat etti. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.


Gürbüz Doğan Ekşioğlu çizimiyle Âşık Veysel

AŞIK VEYSEL’İN ESERLERİ Anlatamam derdimi (5:24) Arasam seni gül ilen (4:18) Atatürk’e ağıt (5:26) Beni hor görme (2:46) Beş günlük Dünya (3:58) Bir kökte uzamış (4:55) Birlik destanı (1:42) Çiçekler (3:05) Cümle âlem senindir (6:44) Derdimi dökersem derin dereye (4:51) Dost çevirmiş yüzünü benden (3:12) Dost yolunda (4:43) Dostlar beni hatırlasın (6:02) Dün gece yar eşiğinde (4:28) Dünya’ya gelmemde maksat (2:43) Esti bahar yeli (2:41) Gel ey âşık (5:35) Gonca gülün kokusuna (5:24) Gönül sana nasihatim (6:40) Gözyaşı armağan (3:32) Güzelliğin on para etmez (4:31) Kahpe felek (2:58) Kara toprak (9:25) Kızılırmak seni seni (4:58) Küçük dünyam (5:17) Murat (5:13) Ne ötersin dertli dertli (3:05) Necip (3:16) Sazım (6:02) Seherin vaktinde (5:01) Sekizinci ayın yirmi ikisi (4:43) Sen Bir Ceylan Olsan (3:34) Sen varsın (4:01) Şu geniş Dünya’ya (7:27) Uzun ince bir yoldayım (2:23) Yaz gelsin (3:02) Yıldız (Sivas ellerinde) (3:16)

Vedat Ali Dalokay kimdir?



10 Kasım 1927 tarihinde Elazığ'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Elazığ'da tamamlayan Dalokay, 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. 1950-1951 yılları arasında PTT ve Bayındırlık Bakanlığı'nda mimar olarak görev yaptı. 1951-1952de Paris'teki Sorbonne Şehircilik Enstitüsü'nde lisansüstü çalışması yaptı. 1954 yılında Ankara'da kendi mimarlık atölyesini kurdu. 1964-1968 yılları arasında Ankara Mimarlar Odası şube başkanlığı ve Mimarlar Odası genel sekreterliği yaptı. Belediye başkanlığı dönemi Vedat Dalokay, 1973 yılında Ankara'lı seçmenlerin %62'sinin oyunu alarak CHP'den Belediye Başkanı oldu, bu görevi 1977 yılına kadar sürdürdü. Ankara ulaşımını kavşaklar yoluyla düzenlemesi nedeniyle kendisine "göbekçi Dalokay" denildi. Sıhhıye'deki "Hitit Güneşi Anıtı ve Lozan Meydanı" Dalokay'ın başkanlık döneminde yapıldı. Altınpark, Abdi İpekçi, Kuğulu ve Seğmenler Parkları onun başkanlığı döneminde yapıldı; Uydukent, Batıkent projeleri hazırlandı. Dalokay, Belediye başkanlığını 1977 yılında %52 oyla seçilen Ali Dinçer'e bıraktı. Siyaset ve yönetimde tekrar etkin bir görev almadı. Mimari eserleri ve ödülleri ]Dalokay, bir çok proje yarışmasında ödüller almış bir mimardır. Katıldığı çeşitli uluslararası proje yarışmalarında birincilik almıştır. Bu yarışmalar: İslamabad Kral Faysal Camii (Pakistan, 1970), Cidde İslam Kalkınma Bankası Genel Merkezi (Suudi Arabistan, 1980), Başbakanlık Kompleksi (Pakistan, 1984), İstanbul Taksim Alanı (1987), Pakistan Ulusal Anıtı (1977) proje yarışmalarında birincilik kazandı. Ankara Kocatepe Camiisi için yaptığı projenin gerçekleştirilmesi ise mümkün olmadı. Bu yapının temelleri dahi atılmışken, geleneksel cami imgesine ters düştüğünü iddia edenlerin baskısıyla uygulanmadı; yapı değiştirilerek Osmanlı camisi özelliklerini taşıyan bugünkü camii inşa edildi. Edebi eserleri ve ödülleri Dalokay edebiyatla da ilgilenmiştir. "Kolo" adlı çocuk romanı ile 1980'de TDK Çocuk Yazını Ödülü'nü kazandı. Bu romanda Keban Barajı'nın suları altında kalan bir köyde yaşayan Şeko Bacı ile keçisi Kolo'nun hikayesini anlattı.Bu kitabı Hawar Tornêcengi tarafindan,Tij Yayınları'nca 2000 yılında "Bıza Kole" (Boynuzsuz Keçi) adıyla Zazaca'ya çevirilmiştir. Vefatı 21 Mart 1991'de Kırıkkale yakınlarında geçirdiği trafik kazasında eşi Ayça Dalokay ve oğlu Barış Dalokay ile birlikte hayatını kaybetti. Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.


Tayfun Talipoğlu kimdir?

1962 yılında Kars’ta doğan Tayfun Talipoğlu İlkokulu Malatya Şeker İlkokulu ve Eskişehir Yunus Emre İlkokulu’nda okudu. Ortaokulu Eskişehir’de, liseyi Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1983 yılında mezun oldu. Siyasi görüşleri nedeniyle kaymakam yapılmadı ve bu süreçte kargoculuk, Ankara düğün salonlarında ve pavyonlarında orkestra solistliği gibi birçok değişik iş yaptı. Milliyet Gazetesi’nde muhabir olarak başladığı gazetecilik yaşamına önce Star1’de, sonra ATV’de haber muhabiri olarak devam etti. 1995 yılından itibaren önce ATV’de, 1999’dan beri de NTV’de Bam Teli programını hazırlayıp sunarak mesleğine devam etti. Takvim, Yeni Yüzyıl, Cumhuriyet gazetelerinde köşe yazarlığı da yapan Talipoğlu evli ve bir çocuk babasıdır. Benim Yolum, Ne Çoktular Ne Kadar Çocuktular, Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi, Çoluk Çocuk Yazıları, Eşekle Gelen Aydınlık yayınlanmış kitaplarıdır. Seyyah ve Bam Teli Yol Müzikleri adlı şiir ve türkü kasetleri de vardır. Haziran 2008’den itibaret TRT-1 de Bam Teli programının yanı sıra Nasılsınız isimli bir tartışma programı vardır. Aynı zamanda Ekim 2007’den beri UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi’ydi. Tayfun Talipoğlu 2015 Genel Seçimleri’nde CHP’nin 5. sıradan Aydın Milletvekili adayıydı. 21 Mart 2017'de İzmir'de vefat etti. Ankara'da Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page