top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Hacı Ömer Sabancı, İbrahim Arıkan, Aydın Denktaş, Orhan Avşar, Defne Joy Foster, Ahmet Turan Şan



Bugün 2 Şubat. Hacı Ömer Sabancı, İbrahim Arıkan, Aydın Denktaş, Orhan Avşar, Defne Joy Foster ve Ahmet Turan Şan'ın ölüm yıldönümü.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Hacı Ömer Sabancı kimdir?



1906 yılında Kayseri’nin Akçakaya Köyü’nde doğan Hacı Ömer Sabancı, 14 yaşına geldiğinde talihini denemek için köyünden ayrılıp 450 kilometrelik yolu yaya olarak katederek pamuk diyarı Adana'ya göçmüş ve burada pamuk işçisi olarak çalışmaya başlamıştır. Bir süre sonra ticaret hayatına atılan Hacı Ömer Sabancı, çalışkanlığı, azmi ve dürüstlüğü sayesinde kısa zamanda işini genişletmiş ve yörenin sayılı tüccarları arasında yer alarak yıllar ilerledikçe başarı zincirine birçok halka eklemiştir. Ülkenin en büyük özel teşebbüslerinden birisi olan Sabancı Topluluğu’nun ilk adımları niteliğindeki Marsa, Bossa ve Akbank gibi kuruluşlar Hacı Ömer Sabancı’nın eseridir. Hacı Ömer Sabancı iş hayatında sağladığı bu başarılara paralel olarak, hayır işlerine de önem vermiş, hizmetleri zaman içerisinde ülke çapına yayılmıştır. 1928 yılında Sadıka hanım ile evlenen Hacı Ömer Sabancı’nın İhsan, Sakıp, Hacı, Şevket, Erol ve Özdemir adında altı çocuğu olmuştur. Hacı Ömer Sabancı 2 Şubat 1966 tarihinde vefat etmiştir

Aydın Denktaş kimdir?


Aydın Denktaş, 17 Aralık 1933’te Lefkoşa’da doğdu. Eczacı Münir Bey’in 2 çocuğundan biriydi. O dönem “Amerikan Akademi” olarak bilinen okulda eğitim aldı.

RAUF DENKTAŞ’LA ÇOCUKLUĞUNDA TANIŞTI 63 yıl aynı yastığa başkoyduğu KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yolu, çok küçük yaşta kesişti. Aydın Denktaş, doğduğunda henüz 9 yaşında olan, aynı zamanda akrabası Rauf Denktaş’ın kucağına “işte nişanlın” diyerek verilmişti.

1944’te hukuk tahsili için İngiltere’ye giden Denktaş, 1947’de adaya döner dönmez, Aydın Denktaş’la nişanlandı. 1949’daysa, Rauf Denktaş 25, Aydın Denktaş ise 16 yaşındayken evlendiler.

Aydın Denktaş, daha sonra verdiği röportajlarda o günleri şu sözlerle aktardı: “Rauf, amcamın oğluydu. Ben doğduğumda İsmet Nenem “al nişanlını” deyip beni onun kucağına verdi. Yani beşik kertmesi gibi olduk. Çok erken çok küçük yaşta kendimi onun eşi olarak bildim. 12 yaşındayken, İngiltere’ye giderken bana bir nişan takısı takmıştı. ‘Ben gelinceye kadar kimseye söz verme, ben dönüp seninle evleneceğim’ dedi. Yani 12 yaşındayken ben, onun eşi olacağımı biliyordum.”



DENKTAŞ FEDERASYON BAŞKANI OLUNCA AĞLADI Ancak bilmediği bir şey vardı. “Coğrafya kaderdi” ve evlendiği adam ilerleyen yıllarda Kıbrıslı Türklerin lideri olacak, hayatını “Kıbrıs Davası”na adayacaktı.

O yıllarda Kıbrıs, İngiliz idaresindeydi ve Kıbrıslı Rumlarla Türkler arasındaki gerginlik artmaktaydı. Rauf Denktaş, 1949’da atandığı savcılıktan, 1958’de Kıbrıslı Türklerin mücadelesine daha fazla katkı koyabilmek için istifa edip Federasyon Başkanı olduğunda, buna en çok üzülen Aydın Denktaş olmuştu. “Bana haber geldi, ‘Rauf Denktaş Federasyon Başkanı oldu’ diye. Ben ağlamaya başladım. Annem, ‘niye ağlıyorsun kızım’ diye sordu. Dedim ki ‘ben kocamı kaybettim bugün’.”

Rauf Denktaş, “bana bir yıl ver, halkı bir toparlayayım, sonra bırakacağım” diye eşini teselli etmeye çalışsa da, bu vaat hiçbir zaman gerçekleşmeyecekti. 1958’de aynı zamanda TMT’nin kuruluşuna öncülük eden ve o dönem Kıbrıslı Türklerin lideri olan Dr. Fazıl Küçük’le de yakın şekilde çalışan Denktaş, 1960’da Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi.

1963’te Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlanmasıyla, tüm Kıbrıslı Türkler gibi Denktaş ailesi için de zor günler başlayacaktı.

TÜRKİYE YILLARI 1964'teki Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edilen Rauf Denktaş’ın Kıbrıs'a girmesi yasaklandı. Denktaş ailesinin Türkiye’deki ‘sürgün’ yılları 1968’e dek sürecekti. Bu dönem de Aydın Denktaş için zorluklarla doluydu.

“Para yok Pul yok elimizde. Rauf aldığı harcırahı bırakıyor bana, idare et diyor. Ama nasıl idare edeceğim? Daha ekonomik olsun diye pazardan alışveriş ediyorum. Ve o zaman 25 kuruş olan hamal parasını vermemek için kendim taşırdım. O 25 kuruş çocuklarımın ekmek parasıydı.”

Zorluklar sadece ekonomik değildi. Eşi ve çocuklarını bırakarak gizlice adaya çıkan Rauf Denktaş Rumlar tarafından yakalandığında, Aydın Denktaş soluğu dönemin Türkiye Başbakanı olan Süleyman Demirel’in yanında almıştı. “Rauf’un yakalandığını duydum. O geceyi ağlayarak uykusuz geçirdim. Ertesi gün doğru Başbakan Demirel’in yanına çıktım. ‘Bize haber vermeden gitmeyecekti’ dedi.”

SİYASETE SOĞUKLUK, TARİHE TANIKLIK 1968’den itibaren müzakere masasında Kıbrıslı Türkleri temsil eden Rauf Denktaş, 1973’te Kıbrıs Türk Yönetim Başkanlığı’na seçilerek Kıbrıslı Türklerin lideri sıfatını Dr. Küçük’ten resmen devraldı. Denktaş, bu sıfatı, 2005’te Cumhurbaşkanlığından ayrılana dek, tam 32 yıl sürdürecekti. Aydın Denktaş, siyasete hep mesafeli olmasına rağmen, eşini yalnız bırakmayacak, en büyük hayali olan KKTC’yi ilan ederken olduğu gibi, birçok kritik anda Rauf Denktaş’ın yanında olacak ve tarihe tanıklık edecekti.

ÜÇ KEZ EVLAT, BİR KEZ TORUN ACISI Denktaş ailesinin yaşadıkları zorluklar sadece Rauf Denktaş’ın siyasi kimliğinden kaynaklanmıyordu. Acıların en büyüğünü, hem de birden fazla kez yaşadılar. Aydın ve Rauf Denktaş, 6 çocuklarından üçünü kaybettiler. Tam üç kez evlat acısı yaşadılar. İlk kayıpları Raif ve Münir’in ardından doğan üçüncü çocukları olan Dilek’ti.



Yine Aydın Denktaş anlatıyor: “Ben çok kız evladı istiyordum. İki sene sonra bir kız evladım dünyaya geldi. Başka ne isteyebilirdim?”... Beyin rahatsızlığı olan Dilek’i tedavi için götürdükleri Londra’da 1957’de iki buçuk yaşındayken kaybettiler, ve oraya defnettiler.

İkinci kayıpları ise Dilek’ten bir yıl sonra, 1958’de, 7 yaşındaki oğulları Münir oldu. Aydın Denktaş’ın, kendi babasının adını verdiği Münir, Rauf Denktaş istişarelerde bulunmak üzere gittiği İstanbul’dayken, bademcik ameliyatında hayatını kaybetti. Rauf Denktaş cenazeye yetişemeyince, Aydın Denktaş oğlunu yalnız başına defnetti. “Münir’i kaybettim yıkıldım. Rauf, ameliyatı yaptırma dediği halde yaptırdığım için bana çok kızdı. Ben biliyor muydum böyle olacağını? Ben evladımın böyle olmasını ister miydim? Münir bademcikleri yüzünden sürekli hastalanıyordu. İki günde bir bademcikleri şişiyor, yemek yemiyor, gittikçe zayıflıyordu. Dr. Küçük o zaman, ‘Ben mesuliyeti alıyorum üstüme, babası yokken gidelim yaptıralım. Beş dakikalık iş. Olur biter’ dedi. Ama ameliyat odasından çocuğumun kanları çıktı. Düşünebilir misiniz? Mayıs’ta Dilek öldü. 1 yıl sonra Eylül’de Münir’i kaybettim.

Art arda iki evlat acısı yaşan Denktaş ailesi, oğulları Serdar ve ikiz kızları Ender ve Değer’in dünyaya gelmesiyle yeniden büyüdü. Ancak Münir’in ölümünden 28 yıl sonra, Denktaş’lar bir kez daha evlat acısıyla sarsıldılar. İlk çocukları Raif’i, 1985’te, 34 yaşındayken bir trafik kazasında kaybettiler. “Raif’in ölümü her şeyi değiştirdi. Bütün hayatımız altüst oldu. Tüm emelim babası gibi bir evlat yetiştirmekti, Allah bizden çok severmiş, yanına aldı. Ölümüyle yıkıldık”

Aydın Denktaş, zorluklara ve acılara birlikten göğüs gerdiği 63 yıllık hayat arkadaşını, 13 Ocak 2012’de kaybetti. Aydın Denktaş, Rauf Denktaş’ın ölümünün ardından hissettiklerini şu sözlerle özetleyecekti. “Şu an karşımda olsaydı keşke. Evimin lideriydi en başta… Bomboş bir hayatta bıraktı beni. Kendimi bildim bileli beraberdik biz. Doğduğum günden beri… Şimdi bir boşluktayım sanki… Elbette hayat devam ediyor ama benim için anlamını kaybetti. O benim sadece eşim değil, en iyi arkadaşımdı. Beni şımartırdı. Dünya çok tatsız geliyor şimdi.”

Üç kez evlat acısı yaşayan Aydın Denktaş, eşinin ölümünden bir yıl sonra, bu kez bir torun acısı yaşadı. Kaybettiği oğlu Raif’in küçük oğlu Can, 2013’te, 37 yaşındayken, babasının mezarı başında canına kıydı. Aydın Denktaş, 80 yaşında yine büyük bir acıyla sarsıldı.

Hayatının son döneminde sağlık sorunları yaşayan Aydın Denktaş, tedavi gördüğü Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde 2 Şubat 2019 tarihinde vefat etti.


İbrahim Arıkan kimdir?



(d. 22 Ocak 1941, Salur, Sorgun, Yozgat) - ö. 2 Şubat 2016), Türk iş insanı ve eğitimci.

İlkokul öğretmeni olmak üzere sınavla Mimar Sinan Öğretmen Okuluna girdi. Okuldaki başarılarından dolayı lise öğretmeni olarak yetiştirilmek üzere Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'na seçildi. Ankara Yüksek Öğretmen Okulunu ve Fen Fakültesi Fizik-Matematik Bölümünü 1968 yılında tamamlayarak fizik öğretmeni oldu. 1968-1971 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik Bölümünde asistanlık görevini yürüttü.

1972 yılında MEF (Modern Eğitim Fen) Dershanesi'ni kurdu. 1982'de, Türkiye'deki ilk profesyonel kargo taşımacılığı şirketi olan Yurtiçi Kargo'yu, 1996 yılında okul öncesi, ilköğretim, lise ve uluslararası okullar grubundan oluşan Mef Okulları'nı kurdu. 11 Şubat 1996 tarihinde tüm şirketlerini, Arıkanlı Holding şemsiyesi altında topladı. 2012 yılında kurduğu MEF Üniversitesi 2014 yılında ilk öğrencilerini aldı.

1981 yılında faaliyete geçen ÖZDEBİR (Özel Dershaneler Birliği) Kurucu Başkanı olarak 24 Ekim 2005 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. Danışma Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

Evli ve 3 çocuk babasıydı. 2 Şubat 2016 tarihinde ölmüştür.


Defne Joy Foster kimdir?



Defne Joy Nayman Foster 2 Eylül 1975, İncirlik, Adana'da dünyaya geldi. Ünlü sunucu, 2 Şubat 2011 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Sunuculuğun yanı sıra oyunculuk da yapan Foster aynı zamanda dönemin ünlü müzik kanalı KRAL TV'de VJ'lik yapmıştır.

Türk olan annesi Hatice Nayman ile NATO'da subay olan ABD'li Steve Foster'ın kızı olan Defne Joy Foster, 2 Eylül 1975'te Adana İncirlik Hava Üssü'nde doğdu. Çiftin boşanmasıyla Foster'ın babası memleketi Alabama'ya giderken Foster, annesiyle kaldı.Ortaokulu İzmir Alsancak Ortaokulu'nda okudu. 1992 yılında İzmir Fatih Lisesi'nden mezun oldu ve daha sonra eğitimine devam etmedi.


İlk olarak 1996'da Kral TV VJ'i olarak ekran başına geçen Foster, daha sonra çeşitli kanallarda müzik programı sunuculuğu yaptı. Ardından dizi oyunculuğuna başladı. Uzunca bir süre Sihirli Annem adlı dizide Eda karakterini canlandırdı. Oyunculuğun dışında bir süre tekrar program sundu. Tv8'de yayınlanan Bir İş İçin Lazım adlı programı Cemil Büyükdöğerli ile birlikte sundu. Bunun dışında bir TRT programı olan Çeyiz Şov'u sundu. Ayrıca Kanal 7'de Zula adlı programın sunuculuğunu yaptı. Son olarak Acun Ilıcalı'nın sunup, yapımını üstlendiği Yok Böyle Dans adlı programa yarışmacı olarak katıldı.


Oyunculuk

1997: Ruhsar Konuk Oyuncu 2000: Beyaz Yalanlar Yardımcı Oyuncu 2000: Dadı Yardımcı Oyuncu 2003: Sihirli Annem Eda 2006: Selena Pandora 2007: Hayal ve Gerçek Yardımcı Oyuncu

Sunuculuk

Çeyiz Show Çat Kapı Bir İş İçin Lazım NTV Yeşil Ekran Uzman Avı Zula

Yarışma

2002 : Altıncı His (Takım kaptanı) 2010-2011: Yok Böyle Dans (Yarışmacı)


Defne Joy Foster 2 Şubat 2011'de Kadıköy Caddebostan’da Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın evinde yaşamını yitirdi.


Orhan Avşar kimdir?



1916’da İstanbul’da doğan Orhan Avşar, ortaokuldan sonra ailesiyle Arjantin’e yerleşti. Gençlik yıllarını bu ülkede geçirirken solfej, armoni, bandoneon dersleri aldı ve iyi bir bandoneonist oldu.

1935-37 arasında Arjantin ve Avrupa’da orkestralarda çalıştıktan sonra ülkeye döndü, Ertuğrul Soysal (bandoneon, akordeon) ve Selçuk Kaskan’la (vokal) 1938'de Orhan Avşar Tango Orkestrası’nı kurdu. Atatürk'e tangolar çalmış ilk kadroda bu üçlüden başka Avşar’ın kardeşi Turhan Avşar da (bandoneon) vardı.

Çok eleman değiştiren Orhan Avşar Tango Orkestrası en parlak günlerini kemanlarda Stefan Papazyan ile Guy de Rasenfos, akordeonda Melih Ergen, viyolada Türkay Tekinsoy, bandoneonda Orhan Avşar, piyanoda Aleks Keleci ile kontrbasta Çarli Rahçi’nin olduğu dönemde yaşadı. Vokaller ise Roberto Lorano ile Ertan Anapa’ydı.

İstanbul Radyosu’nda yıllarca düzenli programlar yaptı ve tangonun sevilmesinde önemli rol oynadı.

Sabahattin Özbaş (akordeon), Nubar Seynur (keman), Vasken Peşte (keman), Boğos Zulik (piyano), Yusuf Güler (keman), Raşit Eroktav (kontrbas), Vural Doğu (keman), Turhan Avşar (bandoneon), Müfit Kiper (akordeon), Ziya Sökmen (akordeon), Norayr Demirci (piyano), Necati Giray (kontrbas), Nami Şenel (flüt, kontrbas), Önder Bali’nin de (klarnet) çaldığı orkestra Orhan Avşar’ın 2 Şubat 1974’de trafik kazasında yaşamını yitirmesine kadar devam etti.

Avşar’ın ölümünün ardından İstanbul Radyosu, uzun süre orkestranın eski bantlarını yayınladı ve Orhan Avşar ismi önce Zekai Apaydın, sonra Alex Keleci’nin yönetiminde kurulan orkestra ile sürdürüldü. Orhan Avşar’ın iki bestesi vardı: Pessimista ve Fenerim.


Ahmet Turan Şan kimdir?



Ahmet Turan Şan 25 Haziran 1956'da Sivas'ta doğmuştur. İlkokul, ortaokul ve lise eğitiminin bir kısmını memleketinde okumuştur. İstanbul Teknik Üniversitesinin Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümünden mezun olmuştur. 1976 yılında TRT İstanbul Radyosu'nda Amatör, 1981'de de Yetişmiş Sanatçı unvanını kazanan Şan, abisi Ömer Şan, Yücel Paşmakçı, Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Orhan Dağlı, Mehmet Özbek ve Arif Sağ gibi önemli isimlerden dersler almıştır. Dernek, vakıf, kurum ve kuruluşlarda bağlama (saz), şan (ses eğitimi), solfej, repertuar öğretmenliği ve koro şefliği yapmıştır. 1982 yılında başlayan TRT İstanbul Radyosu'ndaki Türk Halk Müziği Ses Sanatçısı görevi devam etmektedir. Ahmet Turan Şan'ın ses sanatçılığının dışında derleme araştırmaları ve notalama çalışmaları da bulunmaktadır. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı emekli öğretim görevlisidir. Şerife Şan'la evli olan sanatçının bu evlilikten Orkun ve Onur isimli iki oğlu vardır . Turna (1998) isimli hacimsiz bir şiir kitabı da vardır. 2 Şubat 2022'de aramızdan ayrıldı.



60 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page