• HaberciGazete

Halil Adalı, Muhlis Sabahattin Ezgi, Nevzat Pesen, Fahrettin Kırzıoğlu



Bugün 10 Şubat. Milli güreşçi Halil Adalı, Bestekâr Muhlis Sabahattin Ezgi, yönetmen Nevzat Pesen ve Prof. Dr.Fahrettin Kırzıoğlu'nun ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak, aramızdan ayrılan değerleri saygıyla sevgiyle anıyoruz.

Adalı Halil kimdir?

(d. 1870 - ö. 10 Şubat 1927, Edirne), uzun süre Kırkpınar başpehlivanlığı da yapmış Türk pehlivan. Adalı Halil, Edirne'nin Adaiçi bölgesindeki Kilise köyünde doğdu. Doğum yılı da tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklarda 1870; bazılarında ise 1871 olarak geçmektedir. Babası Kara Mehmet, meşhur bir pehlivandı. Adalı da babası gibi pehlivan olacaktı. Adalı'nın, kimi kaynaklarda 1,87 m. boyunda, 120 kg. ağırlığında; kimi kaynaklarda ise 1,98 m. boyunda ve 130-135 kilo ağırlığında olduğu söylenmektedir. Edirne’de 1927 yılında vefat eden Adalı Halil’in kabri, Kasımpaşa Camisi önünde bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda zatürre nedeniyle öldüğü söylenmektedir. Güreş kariyeri Adalı Halil, babasının teşvikiyle daha küçük yaşta güreşe başladı ve ilk güreş derslerini babasından aldı. Sonra Kırkpınar’da 27 sene başpehlivan olan meşhur Aliço'ya çırak oldu. Ondan güreşin bütün inceliklerini öğrendi. 1.98 boyunda, 145-150 kilo ağırlığında, devrinin iri pehlivanlarından idi. Koca Yusuf ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan gibi yağlı güreşin ustalarıyla karşılaştı.

Avrupa maçları Kurtdereli ile beraber Avrupa’ya gidip, Almanya’nın çeşitli kentlerinde, Paris, Viyana ve diğer şehirlerde güreşti, orada karşılaştığı birçok rakibini çok kısa zamanlarda yendi. Avrupa’dan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne geçti. Boston, Chicago ve New York'ta güreşti. Karşısına çıkarılan bütün rakiplerini yendi ve tüm müsabakalardan galibiyetle ayrıldı. Bunun üzerine “Türk Aslanı” lakabını aldı, bu şekilde anılmaya başlandı. Hatta Amerikalı meşhur güreşçi Tom Jenkins ile yaptığı maçta rakibini sıkarken kaburga kemiğini kırması üzerine halk galeyana gelmiş, ellerinden güç kurtulmuştur. 1 Ocak 1901’de Hamburg’daki güreş turnuvasına katıldı, 6 pehlivanla güreş yaptı. Adalı'ya karşı dayanılabilen en uzun süre 7 dakika idi. Sonrasında Türkiye'ye dönmüş, aynı zamanda çiftçilik ile uğraşmaya başlamıştır. Yurda döndükten sonra kazandığı Kırkpınar başpehlivanlığı unvanını ise 18 yıl boyunca korumuştur. Geleneği Günümüzde, geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ne katılan pehlivanların, güreş başlamadan önce, Adalı Halil’in kabrini ziyaret etmeleri gelenek haline gelmiştir. Adalı'nın oğlu Mustafa da bir süre pehlivanlık yapmış, ardından Atatürk'ün faytoncusu olmuş ve Mustafa Kemal'in ölümünden sonra hayatını Silivri'de sürdürerek "Sinop" soyadını almıştır.


Muhlis Sabahattin Ezgi kimdir?



Operet Ustası Bestekâr

Sultan Abdülaziz döneminde sarayda başmabeyincilik (Özel Kalem Müdürlüğü) görevinde bulunan Çerkez bir aileden gelme Hurşit Bey’in oğludur. Annesi Sinesaf Hanım'dır. Hurşit Bey, Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonra, önce Mardin’e, daha sonra da Adana’ya sürgüne gönderildi. Muhlis Sabahattin bu sürgün sırasında 1889 yılında Adana’da doğdu.


Hurşit Bey, çağının büyük alaturka sanatçıları düzeyinde Keman, Ud ve Lavta çalardı. Muhlis Sabahattin de müzik zevkini ve eğilimini babasından aldı. Evdeki sazlı sözlü sohbetlerde kulağına dolan alaturka müziğin yanına, okul yıllarında piyano hocasının katkısıyla alafranga müzik kültürünü de ekledi.

Hurşit Bey, Çerkeş geleneklerinin gereği olarak direk oğlu ile ilgilenmedi, onu uzaktan izledi, çok resmi düzeyde ilişki kurardı. Bu ilişkiye karşın oğlunun müzik eğilimini ve yeteneğini çok erken sezdi. Bu konuda eşine:

“Sinesaf, sana esefle bir şey söyleyeceğim, öyle seziyorum ki Muhlis, mızıkacıdan başka bir şey olmayacak. Bu sebeple onu tabiatın seyrine bırakmaya karar verdim. Eğer ömrüm vefa ederse, Muhlis’i oniki yaşında Moskova’ya göndereceğim. Orada konservatuarı bitirsin ve bir daha da Osmanlı topraklarına dönmesin.” diye

Muhlis için kafasındaki düşüncelerini söyledi. Fakat bu düşünceleri için ömrü yetmedi.1897 yılında Drama'da görev yaparken hayata gözlerini yumdu.

Çocukluğu Drama ve Selanik'te geçen Muhlis Sabahattin, 1904 yılında İstanbul'a geldi ve eğitimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı.

Muhlis Sabahattin Ezgi, Selanik’te iken 11 yaşında ilk bestesini yaptı.. “Etme eza, etme cefa aşıkını” diye başlayan Hicazkâr makamındaki şarkı ilk bestesi oldu.

Galatasaray Lisesi'nde okurken müzik hocasından piyano ve Batı Müziği dersleri aldı. Fransızca eğitimini iyi aldığı için Avrupa’da olup biten her şey, yayınlanan yeni fikirler onu etkiliyordu. Bu yeteneklerini ve birikimini de kullanarak, İttihat ve Terakki Partisi muhalifi olarak basın yaşamına atıldı, İkinci Meşrutiyet'in ateşli yıllarında Muhlis Sabahattin gazeteciliğe başladı. Gazeteciliğin yanı sıra, Osmanlı Demokrat Fırkası'nın genel sekreterliği görevi de yaptı.

Gazetecilik yıllarında hükümete karşı yazıları yüzünden kovuşturmaya uğrayınca Avrupa'ya kaçtı. Müzik bilgisi ve piyanodaki ustalığı, yolunu Avrupa'ya kaçan diğer müzisyenlerle birleştirdi. Kurdukları grupla çıktıkları Avrupa turnesinin ardından Amerika'ya göç ettiler.

Muhlis Sabahattin, bu gurbet yıllarının ardından mütareke döneminde vatanına döndü. Sürgün dönemi bitmemiştir, İstanbul’a uzak bir köyde yaşaması şart ile sürgünü kalktı.

"Muhlis'in Çocukları" adıyla kurduğu operet topluluğu, 1930'lu yıllarda büyük başarı kazandı. Bir süre sonra "Süreyya Opereti" adını alan bu topluluk, Kadıköy'deki meşhur Süreyya Paşa Tiyatrosu'nda temsillerini sürdürdü.

Ayşe, Asaletmaap, Gülfatma, Monbey gibi birbiri ardına sıralanan operetler sırayla sahneye koyuldu O zamanki kadroda Suzan Lutfullah, Lutfullah Sururi, Celal Sururi, Muammer Karaca, Toto Karaca, Avni Dilligil, Ömer Aydın bulunuyordu. "Ayşe" opereti, Suzan Lûtfullah adının duyularak sevilmesine, Muhlis Sabahattin'in "Operet Kralı" olarak kabul edilmesine ve "Muhlis'in Çocukları"nın halk arasında tanınmasına neden oldu.

Muhlis Sabahattin, Muhsin Ertuğrul yönetmenliğini yaptığı ilk Türk müzikal filmlerinin müziklerini bestelerini yapmaya başladı."Karım Beni Aldatırsa", "Milyon Avcıları", "Söz Bir Allah Bir" gibi filmlerin müziğini yaptı

Yusuf Ziya Ortaç'ın kaleminden çıkan "Aşk Mektebi"nin müziklerine Muhlis Sabahattin imzaladı.

1939 yılında kızı Melek'in ölümüyle adeta yıkılır. Melek, çok genç yaşta veremden ölünce besteci büyük bir sarsıntı geçirdi. 1915 yılında doğan Melek, 1939 yılında 25 yaşında veremden öldü. 16 yaşında babasının, Muhlis'in Çocukları adlı operet topluluğunda sahneye çıktı. Dublaj yönetmeni ve oyuncu Ferdi Tayfur ile evlendi.

1920-22 yıllarında Beşiktaş'daki Çerkes Kız Mektebi'nde ücretsiz olarak müzik dersleri vermiştir. Mütareke döneminde katıldığı "Radikal Avam Partisi"nin organı olan "Hukuk-u Beşer" (İnsan Hakları, 1919) gazetesinde ve başka gazetelerde de yazıları yayımlanmaktaydı. 10 Şubat 1946 tarihinde tedavi gördüğü Heybeliada Sanatoryumu’nda öldü. Mecidiyeköy Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İyi ud ve piyano çalardı. Operet bestelerinin bazıları sanatçılar tarafından plağa alındı. Kendisinin doldurduğu plaklarda vardı. Operet bestelerinin bir kısmı kaybolmuştur. Her zaman yakınlarına:

“Sanatkâr lütuf beklemez, beklememelidir” demiştir.

Yılmaz Öztuna, Müzik Ansiklopedik Sözlük C:1 S: 273, Dr. Nazmi Özalp , Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi,Cilt:2, S: 111, Suat Yener, Adanada Musikiye Gönül Verenler S: 83, http://www.turksanatmuzigi.org )

TRT kayıtlarına göre 27 sözlü eser bestesi olduğu bilinir. Bunlardan en çok kullanılan Nihavent, Semai şarkısıdır:

Hatırla ey peri o mes'ud geceyi

Çamların altında verdiğin buseyi

Beni mecnun ettin sen de olasın

Aşkımı inkar edersen Allah'tan bulasın

Bana sen öğrettin aşkı sevdayı

Ne çabuk unuttun beni sen hercai

Beni mecnun ettin sen de olasın

Aşkımı inkar edersen Allah'tan bulasın

Sözlü eserlerinde bile operet izini bulmak mümkündür. Döneminin eleştirmenleri ise, Muhlis Sabahatin'in eserlerinin Türk müziğinde gerçekleşmesi arzu edilen modernleşmenin benimsenen örnekleri olduğu düşüncesinde birleşiyorlardı.

Klasik Türk müziği formlarında da besteler yapan Muhlis Sabahattin'in en tanınmış besteleri arasında:

“Bahar geldi gül açıldı”-Hicazkar,

“Kuyudan çektim suyu” Hicazkar,

“Neden gücendin sen bana” Hicazkar,

“Dün gece saz meclisine neden geç geldin” Nihavent,

“Üç yıl beni sevdanın ipek saçları sardı” Nihavent,

Pencerenin perdesini aç bana göster yüzünü”-Hicaz eserleri ile “Ayşe” operetinden en çok kullanılan eserleri arasında olan Hicaz şarkısı:

Çok yaşa sen Ayşe, çok yaşa sen Ayşe

Köyün yıldızısın, biricik kızısın

Dayının kuzususun

Bahtın açılsın, talih saçılsın

Gönlün şen olsun, kendini üzme sakın

Vur patlasın, çal oynasın, bu hayat böyle geçer (hey)

Birçok fantezisi ve operet şarkısı, kendi yönetimindeki orkestra eşliğinde Münir Nurettin Selçuk, Fikriye Hanım, Seyyan Hanım gibi sanatçılarca plağa kaydedilen Muhlis Sabahattin'in, kendi çaldığı piyano eşliğinde solo plak kayıtlan da vardır.

Hazırlayan: Suat Yener

Nevzat Pesen kimdir?



Doğum Tarihi - Yeri: 1924 - İzmir Vefat Tarihi - Yeri: 10 Şubat 1973 - İstanbul Nevzat Pesen, 1924 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Karataş Lisesi'nde okudu. Elektronik ve sesli cihazların bakımı ve onarımı üzerine çalıştı. 1930'lu yıllarda İzmir Teyyare Sineması'nın makinistliğini yaptı. 1957'de İstanbul'a giderek Pesen Film'i kurdu. Vefa Spor Kulübü'nün belli bir dönem başkanlığını sürdürdü. İlk olarak Nuri Akıncı'nın yönettiği Çoban Aşkı(1957) filmi ile yapımcılığa başladı. Yapımcılığını yaptığı filmlerin dublaj, montaj ve film müziklerini kendisi yaptı. Kızımın Başına Gelenler (1958) filmiyle yönetmenliğe adım attı. Ardından Samanyolu (1959), Aşk Rüzgârı(1960), Çapkınlar (1961), Kötü Tohum (1963), Posta Güvercini (1965), Mağrur Kadın (1970) filmlerini yazdı ve yönetti. 1973 yılında yaşadığı ekonomik kriz sonucu intihar etti.

Fahrettin Kirzioğlu kimdir?



Fahrettin Kırzıoğlu ( 10.3.1917)- (10.2.2005)

akademisyen, yazar

10 Mart 1917 tarihinde Kars'ta doğdu. 1946 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. 1967’de doktor, 1975’te doçent, 1982’de profesör unvanını aldı. Türk Tarih Kurumu üyesi idi. Fransızca, İngilizce ve Farsça biliyordu. Özellikle Kars, Doğu Anadolu ve Kafkasya tarihi ile ilgili araştırmalar yaptı. 10 Şubat 2005 tarihinde Ankara’da vefat etti.

ESERLERİ: Kars Yaylası / İstanbul 1946 Kars'ın Kurtuluşu Hatırası / Kars 1950 Kars Tarihi /İstanbul 1953 Dede Korkut Oğuznâmeleri, I. Kitap/ İstanbul 1952 1855 Kars Zaferi /İstanbul Ziya Gökalp Müzesi /İstanbul 1956 Edebiyatımızda Kars,II.kitap / İstanbul 1958 Millî Mücâdelede Kars / Ankara 1960 Kürtler'in Kökü-I. Bölüm / Ankara 1963 Her Bakımdan Türk Olan Kürtler / Ankara 1964 Kürtler'in Türklüğü / Ankara 1968 Karapapaklar / Erzurum 1972 Kars İli ve Çevresinde Ermeni Mezâlimi (1918-1920) / Ankara 1970 Osmanlılar'ın Kafkas Ellerini Fethi(1451-1590) / Ankara 1976, 2 bsk. Ankara: TTK, 1993 Kâzım Karabekir / Ankara 1982. Anı Şehri Tarihi (1018-1236) / Ankara 1982 Türk İnkılâp Tarihi Ders Notları / Erzurum 1977 Kıpçaklar: Yukarı-Kür ve Çoruk Boyları'nda / Ankara 1993 Bütünüyle Erzurum Kongresi (3 cilt bir arada) / Ankara 1993 Dağıstan-Aras-Dicle-Altay ve Türkistan Türk Boylarından Kürtler / Ankara 1984

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör