• HaberciGazete

İzzet Kezer, Şevkiye May, Mehmet Necati Lugal, Ali Teoman



Bugün 23 Mart. İzzet Kezer, Şevkiye May, Mehmet Necati Lugal ve Ali Teoman'ın ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


İzzet Kezer kimdir?



6 Mart 1954 tarihinde dünyaya geldi.

Ankara Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun olduktan sonra 1 Kasım 1988 tarihinde Sabah gazetesinde muhabir olarak meslek hayatına başladı.

Burada çeşitli görevler yaptıktan sonra, aynı medya topluluğuna bağlı Günaydın gazetesine geçti.

1992 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde Nevruz gösterilerini izlemekle görevlendirildi. Sokağa çıkma yasağının olduğu bir zamanda bölgeye gitti.

23 Mart 1992 günü muhabir arkadaşı Faruk Balıkçı ile birlikte beyaz bayrak taşıdığı halde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu 38 yaşında başından vurularak öldürüldü. İzzet Kezer'i öldüren kurşunun kimin silahından çıktığı saptanamadı.


İZZET KEZER NASIL ÖLDÜ?

Faruk Balıkçı o anları şöyle anlattı: "Biz o gün bir çocuk çığlığı duyunca, gazetecilik refleksiyle sesin geldiği yere gitmek istedik ve yaklaşık on gazeteci Kadıoğlu Otel'den çıktık.

Ara sokaklardan birinde üzerimize ateş açıldı, biz de civardaki en yakın eve sığındık ve kendi aramızda tartışmaya başladık. Bazı gazeteciler beyaz bayrak yaparak çıkabileceğimizi savundu. Ben karanlık çökünce otele dönmekten yanaydım. Sonunda üç beyaz bayrak yaptık. Birini ben, birini İzzet, diğerini ise Alman bir muhabir aldı.



Sokağa çıktığımızda ilk ateş açılan yerden üzerimize tekrar çok seri şekilde ateş açıldı. Hepimiz kendimizi bir evin demir kapısının altına attık. O sırada döndüğümüzde İzzet'in başından vurulduğunu ve kanlar içinde yere düştüğünü gördük. Ama üzerimize ateş açılmaya devam ettiği için yanına yaklaşamadık. Bulunduğumuz evin önünde "Kapıyı açın, hepimiz öleceğiz" diyerek kapıyı yumrukladık.

Kapının altından bakarken, avludan genç bir kadının bize yaklaştığını gördük hatta onu gazeteci olduğumuza inandırmak için fotoğraf makinelerimizi kapının altından uzattık. Bunun üzerine kapı açıldı ve kendimizi içeri attık. Ama İzzet sokağın ortasında kaldı.


O sırada birkaç arkadaş kapıyı açıp İzzet'i içeri almak istedik. Fakat tekrar ateş açıldı. Maalesef İzzet'e ulaşamadık, sokağın ortasında yarım saat öylece kaldı.

Eve dönüp oteli aramak istediğimizde, evde telefon olmadığı için üç kişi duvarların üzerinden atlayarak başka bir eve geçtik. Sonunda bir evden oteli aradık ve gazeteci arkadaşlarımızla konuştuk. İzzet'in vurulduğunu ve sokakta yattığını haber verdik. Çünkü yaralıysa kan kaybından ölebilirdi.

Geri döndüğümüzde diğer gazeteciler de çıkmıştı. Evdekiler bir panzerin geldiğini, İzzet'i ve gazetecileri götürdüğünü anlattı."


Mehmet Necati Lugal kimdir?

Arap-Fars dilleri ve edebiyatları âlimi.

2 Nisan 1881’de İstanbul’da doğdu. Trabzonlu Çizmecioğulları ailesinden Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi’nin oğludur. Resmî tahsili yanında Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlediği gibi dönemin tanınmış hocalarından ders aldı. Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi’den Arapça ve Farsça öğrendi. Metafizik, İslâm düşüncesi ve edebiyatı hakkında geniş bilgi sahibi oldu ve ondan bu konularda icâzetnâme aldı (1905). Ayrıca Dağıstanlı Hâlis Efendi ile Mostar müftüsü Ali Fehmi Câbiç’in talebesi oldu. Medreseden mezun olduktan sonra 1903’te Dârülmuallimîn’de ders verdi ve Beyazıt Camii’ndeki dersiâmlar arasında yer aldı. Balkan Savaşı sırasında babası ile birlikte hacca gitti. 1914-1915’te Mercan İdâdîsi’nde, İstanbul Sultânîsi’nde, Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’nde, Kuleli Askerî İdâdîsi’nde, Dârüşşafaka’da ve İstanbul’daki yüksek medreselerde dinî ilimlerle Arapça ve Farsça hocalığı yaptı. 1917’de Harbiye Nezâreti tarafından açılan imtihanı kazanarak Almanya’daki Türk öğrencilere Türkçe ve dinî ilimler hocası ve müfettiş olarak tayin edildi ve Postdam’a gitti. Bu görevi sırasında Alman şarkiyatçılarının dikkatini çekti. I. Dünya Savaşı’nın ardından Hamburg Üniversitesi Doğubilim Enstitüsü’ne davet edildi (1 Mart 1919). Kısa bir süre ilmî yardımcılıktan sonra aynı enstitüde Türk ve Fars dili ve edebiyatları okutmanlığına getirildi (Ağustos 1921). II. Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar (Eylül 1939) bu görevde kaldı. Beyazıt Umumi (Halk) Kütüphanesi müdürü İsmail Saib Sencer’in emekliye ayrılması üzerine onun görevini devralmak için İstanbul’a geldi. Kendisine kütüphane müdürlüğü yanında İstanbul kütüphaneleri birinci grup şefliği de verildi. Eserlerin korunması hususunda İstanbul Üniversite Kütüphanesi Müdürü Fehmi Ethem Karatay, aynı kütüphanede görevli uzman W. Gottschalk ve Hellmut Ritter’den oluşan bir komisyon kurdu. Dönemin Maarif vekili Hasan Âli Yücel’in emriyle 1943’te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klasik Şark Dilleri Kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. Ayrıca 1949’da Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nin kurulmasında emeği geçtiği gibi öğretim kadrosunda da fahrî olarak Arapça ve Farsça hocalığı yaptı. 1952’de yaş haddinden emekliye ayrıldı, ancak ders vermeyi sürdürdü. 1956-1959 yılları arasında Bonn ve Frankfurt üniversitelerinde misafir profesör olarak bulundu ve Alman Araştırma Kurumu’nun (Deutsche Forschungsgesellschaft) Almanya’da bulunan Doğu ülkeleriyle ilgili yazmaların kataloglanması projesinin Frankfurt Üniversitesi’ne düşen Arapça yazmaların kataloglarının çıkarılması çalışmasına katıldı. 1959’da Türkiye’ye döndü. Türk Tarih Kurumu’nda Doğu dilleri ve edebiyatları eserleri uzmanı oldu. Ancak bu görevi çok sürmedi. Yaş haddini kaldıran yeni üniversiteler kanununun çıkması üzerine Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Klasik Türkçe Metinler Kürsüsü hocalığına getirildi. Bu görevde iken 23 Mart 1964’te vefat etti. Necati Lugal iyi bir medrese öğrenimi görmüş, sürekli okuyan, alçak gönüllülüğü ve sade yaşayışı ile dikkati çeken bir ilim adamı idi. Mesaisini, Türk tarih ve kültürüne ait değerli eserlerin neşrini yapmaya ve bunları Türkçe’ye çevirmeye hasretmiştir. Aydın Sayılı ile birlikte Fârâbî’nin “halâ” üzerine makalesini (Ankara 1951) ve “Fârâbî’nin Tabiat İlminin Kökleri Hakkında Yüksek Makaleler Kitabı”nın Arapça metinleriyle birlikte tercümelerini yayımlamıştır (Belleten, XV/57 [1951], s. 81-122). Adnan Sadık Erzi ile beraber Viyana Millî Kütüphanesi’nde bulunan (nr. H. O 161), Fâtih Devrine Âit Münşeât Mecmuası’nı (İstanbul 1956), Tâcîzâde Sâdî Çelebi’nin Münşeât’ını (İstanbul 1956), Fâtih Sultan Mehmed’in muhtelif seferlerine ait fetihnâmeleri (İstanbul Enstitüsü Dergisi, İstanbul 1956, II, 169-184; III, 177-192) ve İbn Bîbî’nin Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı (Ayasofya, nr. 2985) el-Evâmirü’l-ʿAlâʾiyye fi’l-umûri’l-ʿAlâʾiyye adlı eserinin I. cildini (Ankara 1957) neşretmiştir. Paris Bibliothèque Nationale (Suppl. Persan 1536) ve Gotha’da (Herzogl., Bibl. pt. 203) kayıtlı muhtasar “Selçuknâmeler”i Yazıcızâde Ali tercümesiyle karşılaştırarak neşre hazırlamıştır. Eserin I. cildi Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi tarafından basılmış (Ankara 1957), II ve III. ciltler ise yayımlanmamıştır. Ayrıca Faruk Sümer ile birlikte Ebû Bekr-i Tihrânî’nin Kitâb-ı Diyârbekriyye adlı eserini iki cüz halinde neşretmiştir (Ankara 1962, 1993). Necati Lugal’in Türkçe’ye çevirdiği eserler arasında Firdevsî’nin Şâhnâme’si başta gelmektedir. Şark İslâm klasikleri arasında ilk dört cildi yayımlanan eserin (İstanbul 1945-1955) hazır olan V ve VI. ciltleri henüz neşredilmemiştir. Yine Şark İslâm klasikleri arasında çıkan Tezkire-i Devletşah da (Ankara 1963; Devletşah Tezkiresi, İstanbul 1977) önemli tercümelerindendir. Ayrıca Ebü’l-Hasan Ali b. Nâsır b. Ali el-Hüseynî’den Aḫbârü’d-devleti’s-Selcûḳıyye’yi (Ankara 1943), Nizâmeddîn-i Şâmî’den Ẓafernâme’yi (Ankara 1949) ve Müneccimbaşı Ahmed Dede’den Karahanlılar kısmını (İstanbul 1950) Türkçe’ye çevirmiştir. Osman Reşer ile birlikte Sehi Bey’s Tezkere (İstanbul 1942) ve Fuzulî, des türkischen Dichters Fuzulî Poem “Laylâ Meğnun” und die gereimte Erzählung “Benk u Bâde” (Haşiş und Wein) (İstanbul 1943) adlı eserleri hazırlamıştır. Bunların dışında Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī’nin Târîḫ-i Beyhaḳī, Meâlî’nin Hünkârnâme, Muhammed Nazım’ın Gazneli Sultan Mahmut’un Hayatı ve Zamanı, Hüseyin Kulı’nın Azerbaycan ve İran’ın Millî Birliği, Gerdîzî’nin Zeynü’l-aḫbâr ve Ali b. Mülûk el-Münşî’nin Ẓafernâme adlı eserlerini tercüme etmiş olup bu eserler Türk Tarih Kurumu Arşivi’nde bulunmaktadır. Müellif: MİHİN LUGAL



Şevkiye May kimdir?



(d.1915, İstanbul- ö. 23 Mart 1973, İstanbul), tiyatro, operet ve sinema oyuncusu. Cumhuriyet döneminde sahneye çıkan ilk kadın sanatçılardandır. Komik Şevki Bey’le kantocu Mari Ferah Hanım’ın kızıydı.

Sahneye ilk kez 1927'de cemal sahir'in topluluğunda, ünlü macar operet yazarı ve bestecisi imre kalman'ın "kontes mariça" adlı yapıtıyla çıktı. ertesi yıl süreyya opereti'ne girerek topluluğun ilk oyunu olan muhlis sabahattin'in "asaletmeap"da oynadı. ardından muhlis'in çocukları ve ses opereti gibi topluluklarda yer aldı. 1931'de atina'ya turneye çıktığı raşit rıza topluluğunda rumca oyunlar oynadı.

1933-52 arasında istanbul belediyesi şehir tiyatrosu'nda çalıştı. burada rey kardeşler'in "üç saat" (1933), "lüküs hayat" (1933), "deli dolu" (1934) ve "saz-caz" (1935) gibi operetlerinin yanı sıra ibsen'in "peer gynt" (1933), victorien sardou'nun "yalancılar" (1935), a. birabeau g. doley'in "bilmece" (1937), shakespeare'in "yanlışlıklar komedyası" (1939), p.b. hoffman'ın "kördöğüşü" (1941), giraoudoux'un "su kızı" (1943), a. bisson'un "ipekçi merhum" (1947) gibi oyunlarında oynadı. 1952'den sonra yeni ses, tevhit bilge, münir özkul, dormen ve bulvar tiyatrolarında çalıştıktan sonra, 1963'te şehir tiyatrosu'na döndü.

1933'te muhsin ertuğrul ve nazım hikmet'in birlikte yönettikleri "cici berber" ile sinemaya geçen may, daha sonra muhsin ertuğrul'un "aynaroz karısı" (1938) ve "tosun paşa" (1939) ile adolf körner'in yönettiği "üçüncü selim'in gözdesi" (1951) gibi filmlerde rol aldı. 1972'de dormen tiyatrosu'nda 41. sanat yılını kutladı.

23 mart 1973'te intihar ederek hayatına son verdi.


Ali Teoman kimdir?


Ali Teoman 1962 yılında İstanbul’da doğdu. Öğrenimini İTÜ Mimarlık Fakültesi ve Sorbonne Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı. 1989-1993 yılları arasında iş ve öğrenim nedenleriyle Londra, Milano ve Paris’te bulundu. Bu dönemde, diğer uğraşlarının yanı sıra sokak müzisyenliği de yaptı. 1993 yılında İstanbul’a döndükten sonra mimarlığı bıraktı ve çeşitli üniversitelerde Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda İngilizce okutmanlığı görevini yürüttü. 2006 yılı sonlarında beyin tümörü teşhisiyle geçirdiği ameliyatın ardından gördüğü tedavi sırasında 23 Mart 2011’de vefat etti. İnsansız Konağın İkonu adlı öyküsü 1992 Milliyet Öykü Ödülü ikinciliğine değer bulundu. Milliyet Sanat, Varlık, Kitap-lık, Akşam-lık, Cogito, Son Kişot ve Geceyazısı dergilerinde öykü, şiir, deneme ve eleştiri yazıları çıktı. Ways of Leaving adlı öyküsü 2003 yılında Descant dergisinin Türkiye özel sayısına alındı. Almancaya çevrilen “Büyükhanımın Kedileri” adlı öyküsü 2008 yılında Almanya’da yayımlanan bir antolojide yer aldı. Fransa’da düzenlenen ‘Türk Yılı’ [Saison de la Turquie en France] çerçevesinde, Ekim 2009’da üç aylığına Strasbourg’a davet edildi. Burada yazmış olduğu Café Esperanza adlı novela, Fransızcaya çevrilerek 2010 yılında ilk önce Fransa’da yayımlandı. Yayımlanmış kitapları: - Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı (öykü), Simavi Yayınları, 1991 (Nurten Ay adıyla); Sel Yayıncılık, 2007 (kendi adıyla). - İnsansız Konağın İkonu (öykü), Milliyet Yayınları, 1993. - Pervaneler (öyküler), Yapı Kredi Yayınları, 1998. - Uykuda Çocuk Ölümleri (roman), Yapı Kredi Yayınları, 2002. - Bir Garip Cindi Zümrüdüanka (roman), Sel Yayıncılık, 2005. - Aşk Yaşama Çok Uçuk (öykü), Sel Yayıncılık, 2006. - Karadelik Güncesi (roman), Sel Yayıncılık, 2007. - Eşikte (roman), Sel Yayıncılık, 2008. (Fransızcaya çevrildi, Actes Sud) - Horasan Elyazması (öykü), Sel Yayıncılık, 2009. - Café Esperanza (novela), Edition du Verger, Sel Yayıncılık, 2010.

18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör