top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

İrfan Ertel’in Maden İşçileri resim sergisi İzmir’de ilgi görüyor



İZMİR - 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan beri, farkındalığımızı arttıracak anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB). Emek ve emekçiyle yan yana duran, onların sorunlarını ve yaşadıkları güçlükleri dile getiren toplumsal gerçekçi sanat anlayışına sahip İrfan Ertel, bu anlamlı günde ‘Maden İşçileri’ sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 1 Mayıs'ta açılan ve büyük ilgi gören sergi 18 Mayıs'a dek izlenebilecek.



Toplumsal belleği geleceğe bir miras olarak bırakmayı amaç edinen Türkiye’nin önemli ressamlarından İrfan Ertel. Onun sanat tutkusu sadece resimle de sınırlı değil. Bağlamasını eline aldığında büyük üstatların tanıklığını yaptığı zamanların en hüzünlü türkülerini, yaşanmış gerçeklikleri bugün yeniden yaşıyormuşçasına dinleyene hissettiren çok yönlü bir sanatçı. Kendisine bırakılan mirasa sahip çıkıyor, yaşadığı çağın tanıklığını yaparak gelecek nesillere bu çağı miras bırakıyor.





İrfan Ertel, resimlerini tuvale geçirirken sanatını bir araç olarak görür. Sanatı aracılığı ile söylemek istediklerini geniş kitlelere anlatabilmek asıl derdi. Bu yüzden de açtığı tüm sergilerdeki resimlerde yaşanmışlık izleri var. Boyalar tuvalde canlanır ve kendileri anlatır aslında sanatçının söylemek istediklerini. 2020 yılında açtığı ‘100 Yaşa Can Verenlerden’ bir seçkiyle 125 resimden oluşan topluma yön veren aydınların yer aldı bir sergi ile mücadele ve emeğin portreleriyle buluşturdu bizi.

Başkalarının acılarını sırtlanarak toplumsal rol dağılımının ördüğü duvarı yıkan sanatçı, 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da yaşanan Maden Faciasının 10. yıldönümünde hem yaşanan acıları paylaşmamızı hem de yaşanan felaketin farkındalığını arttırarak olası felaketlerin önüne geçebilmek adına bir duruş sergiliyor.

Sonhaber.ch gazetesi olarak, vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığı için kendisine teşekkür ediyoruz.



Yaptığınız çalışmalar doğrultusunda konuşursak; öncelikle, sizin için aslında Tarihçi Ressam demek daha doğru olur. Geçmişi değiştiremeyiz, ama eserlerinizle tarihin tanıklığı ile geleceği etkileyebilir miyiz?

Tarihçi demeyelim de tarihimize bakmaya çalışan biri dersek daha doğru bir betimleme olacaktır. Tarihimizden, hele emekten yana olan aydınlar ve sanatçıların deneyimlerinden çok şey öğrenmemizin mümkün olduğunu düşünüyorum ben. Tarihten dersler çıkartarak geleceği etkilemeye çalışmak tabii ki doğru yaklaşım olacaktır.

 

Resim sanatı üzerinden konuşursak günümüzde açılan sergiler ile sizin serginiz arasında önemli farklar göze çarpıyor. Bu doğrultuda ressamın yolu ne olmalı?

Başkalarının neler yaptığı benim için çok önemli olmuyor. Bir yığın etki ve bir yığın yöntem var. Hepsine kendi içinde saygı duyarım. Ama benim yapmak istediğim resim yoluyla insanlarımızın, emekçilerin yaşamını olumlu yönde değiştirmeye çalışmak. Yani kısaca söylersem, meramımı resim diliyle aktarmaya çalışıyorum. Hedef kitlem emekçiler ve emekten yana olanlar. Onlar beni anlamalı. Onlardan koparak bir şeyler yapmaya çalışmıyorum. Ayrıca tanıdığım ustaların yöntemleri bana ışık tutuyor.

 



Maden İşçileri resimlerinin hepsinde emekçi sorunsalını yüzümüze vuruyor bir bakıma. Toplum olarak farkındalığı arttırmak için neler yapılmalı?

Ülkemizde Ruhi Su ustamızın deyimiyle, “insan kanı sudan ucuz”. Piyasacı yaklaşımın tanrısı kâr daha fazla kâr oluyor. İnsan canı önemli olmuyor. Aydınlar ve sanatçıların görevi becerebildiğince uyarmak, neler yapılması gerektiğinin altını çizmek. Bunun için önce aydın ve sanatçının kendisinin doğru ve gerçek bilgilerle donanması şart. Tabii, ürettiklerimizi emekçilere ulaştırmanın yollarını bulmak zorundayız diye düşünüyorum.

 



Resimlerin her birinde madencilerin yüzünde farklı bir duygu var ve aynı zamanda portrelerden ziyade bize arka planda farklı bir mizansen gösteriyorsunuz. Bu süreçten biraz bahseder misiniz?

Resim iki boyutlu ve sınırlı olanakları olan bir olgu. Tiyatro gibi hareket, devinim, süreç, ses ve müzik olanaklarını kullanmaktan yoksun… Bunu, biz, değişik anların birbiriyle ilişkisinin izleyicideki düşünsel yansımasıyla kapatabilir miyiz? Olanaklarımızı zorlama deneyimleriyle belgesel tadında işler yapabileceğimiz gibi bir yol açılabileceğini düşünüyorum ve bunu uygulamaya çalışıyorum… Geri dönüşlerde de bunu belli ölçülerde başarabildiğimi görüyorum…

 

Bu tablolarda çok fazla duygu var, hüzün var, aşağıdaki madencilerin yanı sıra yukarıdaki ailelerinin duyguları var. Bunları gerçekçi olarak resmetmek zor olmalı. Duygusal olarak zorlandığınız hangisiydi?

Ne yapalım ki bu emekçilerin gerçekliği. Mutlu değiller. Çok kötü koşullarda uzun süreler çalıştırılıyor ve son derece kıt olanaklarla yaşamak zorunda bırakılıyorlar. Acının, yoksulluğun resmini yapmak tabii ki duygu olarak zorluyor insanı. Ama sorumluluğumu yerine getirdim diyebilmek de bir mutluluk değil mi, bizler için. Her resmin gerçeklikten beslendiği için belli duygusal zorlamaları var. Madem sordunuz çocukların olduğu resimler beni zaman zaman ağlattı diyebilirim.

 





Bugünün sanat anlayışında, sanatçılar toplumun neresinde?

Başlangıçta da söylemeye çalıştığım gibi, sanatçıları belirleyen dünya görüşleri ve örgütlülük konumlarıdır. Buna paralel olarak yerleri de belirleniyor bence.

 

Yol göstermek adına genç ressamlar için ne söylemek istersiniz?

Yol gösterebilmek beni aşar tabii ki. Ben halkımıza, emekçilere, işçi sınıfımıza onların yaşamına bakmayı yeğledim. Bunu yapmaya çalışırken başka bir alanda tadamayacağım denli güzel duygular ve onur yaşadım diye düşünüyorum. Herkesin amacı ve tercihi  kendince oluşuyor. Örgütlülüğe, sınıfa ve onun öncü partisine bakabilmek büyük kolaylıklar sağlayacaktır kanımca.

23 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page