top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

KIYI'nın Veysel Usta'lı 320. sayısı okurlarla buluştu






(BRTAJANS-Özel haber) Yayıncılık yaşamında 63. yılını sürdüren KIYI Kültür Sanat Dergisi'nin 320. sayısı (Nisan-Mayıs-Haziran 2024) çalışanlarının kimi sağlık sorunları nedeniyle okurlarıyla gecikmeli olarak buluştu. Okurlara Bayram armağanı gibi gelecek bu sayının ATARDAMAR bölümündeki dosya konusu Trabzon ve çevresiyle ilgili araştırmalarıyla bilinen tarihçi Veysel Usta. Dergide ayrıca İran yazınından bir yazar ve öyküsü yer alıyor: Soudabeh Farzipour. Mustafa Balel ile Saber Moghaddami'nin emek ürünü Farzipour'u tanıttığımız bölüm.

      Kesintilerle de olsa, yayın yaşamını 63. yıldır sürdüren KIYI dergisinin 320. sayısı yine dopdolu olarak okurlarına ulaştı. Fethi Yılmaz'ın sahipliği, Alâettin Bahçekapılı'nın sanat yönetmenliği, Zekeriya Saka, Bekir Gerçek, Mehmet İş ve Ömer Turan'ın yazı kurulu üyeliği, Mustafa Reşat Sümerkan'ın görsel danışmanlığı ve Emriye Demirkır'ın tasarımcılığında yayımlanan KIYI'nın bu sayısında dosya konusu tarihçi Veysel Usta. Kapsamlı bir dosya, her okurun arşivine girecek değerde...


        KIYI'nın 320. sayısının başyazısı da ilginç; son dönemlerde yaşadıklarımıza göndermeler var sanki..




"Merhaba sevgili okurlar,

      Bir zamanların dillerden düşmeyen Erol Sayan’ın güzel bir şarkısıydı: “Ömrümüzün baharı birlikte geçsin / Sen beni sev güzelim / Ben seni seviyorum.”

     Aşkefza makamında bu şarkıyı biliyorsanız, anımsamışsanız sözlerine, ezgisine kendimizi kaptırıp düşünelim bir an: Ne güzel şeydir, sevmek sevilmek. Ne güzel şeydir aşkımızın karşılık görmesi. Ömrümüzün baharının birlikte geçmesi, ne güzel şeydir. Dahası, yalnızca baharı/ilkyazı değil, yazı, kışı, sonyazı da birlikte yaşayabilmek sevdiklerimizle, ne güzel.

       Kişileri, toplumları, ulusları, daha da genelleştirirsek insanları bir arada tutan kuvvetin/gücün adıdır sevgi. İnce, dengeli, hak gözetici, mutluluk verici, huzura vardırıcı bir güç sevgi… Her zaman ve her yerde  kaba kuvvetin kabalığını ortadan kaldıran, insanları hoyratlıktan, hoşgörüsüzlükten uzaklaştıran, insanı insan yapan bir kuvvet.

    Sevgi ve kuvvet.  Birbirinden ayrıldıklarında insanı bir sürü olumsuzlara götürecek iki olgu.

    Kuvvetsiz bir sevgi insana ne kazandırabilir ki?  Ya da: Sevgiden yoksun bir kuvvet nereye vardırır ki insanı? Haksızlığa mı? Evet. Çünkü, Aristoteles’in dediği gibi, “kuvvetli olanın muhakkak haklı olması gerekmez.” Öyle değil mi?

    Sevgiden kaynaklanmayan kuvvet, kabalığa, hoyratlığa, baskıcılığa mı vardırır insanı? Evet. Çünkü Alain’e göre, “kuvvetin en kötüye kullanılış şekli, muhakkak ki kişinin, karşısındakine zorla evet dedirtmesidir.” Öyle değil mi?

     Şunları da unutmamalıyız bu konuda:

     “Sevginin bulunmadığı yerde akıl da arama.”  Bu Dostoyevski’nin sözü.

     “Zekâsız kuvvet yıkabilir, fakat yapamaz!” Bu da Cenap Şahabettin’in Tiryaki Sözleri kitabından.

     “Sevmek, insanın kendi kendini aşmasıdır.”  Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi kitabındaki bir söz bu.

     Kelile ve Dimne’de Beydeba şöyle söyler: “Kim ki kuvvetine aldanarak zayıfları horgörürse, onun kuvveti, başına bela olur.”

      La Fontaine  “Birleşik olmayan her güç cılızdır.” derken, Andre Gide de şöyle yazar Günlük’ünde: “Her şey ancak sevgi ile satın alınabilmelidir.”

      Hoşgörüsüzlüklerden, hoyratlıklardan, kabalıklardan, zorlamalardan uzak;  Sevginin gücüyle bir arada olmak;  Kaderde, kıvançta, tasada bir ve beraber bulunmak...  İşte insanlığın ve toplumumuzun mutluluk anahtarı.

      Bildiğiniz, kuşkusuz içselleştirdiğiniz bütün bunları yazmamızın nedenleri var kuşkusuz; dünyamızın, ülkemiz ve çevresinin içinden geçmekte olduğu süreç… Bir de ekonomik, toplumsal, kültürel, sportif yaşamımızın dar kalıplara sıkıştırılma olgusu… Çevrendeki/ufuktaki ışığın doğanı mı batanı mı imlediğinin belirsizliği…

     Bütün bunları göz önüne alarak Altanca bir sözü anımsatıyoruz: “Enseyi karartmayın!”

     Kıyı’nın bu yeni sayısında Atardamar dosyamızın konuğu, Trabzon ve çevresiyle ilgili araştırmalarıyla bilinen bir tarihçi: Veysel Usta. Dosyamızı her zamanki gibi Alâettin Bahçekapılı derleyip toparladı. Çok değerli yazarlar, biliminsanları katkıda bulundu dosyamıza (bkz. s:26).  Dergimize geniş bir yelpazedeki yazılarıyla varsıllık katan Yusuf Çotuksöken, Kudret Emiroğlu,  Murat Ergin, Hasan Hürel, Atilla Korkmaz,  Mustafa Topaloğlu ve Mehmet İş beyinsel gökyüzünüzdeki yıldızları çoğaltırken, İran yazınından bir öykücüyü Mustafa Balel ve Saber Moghaddami’nin çevirisiyle konuk ettik: Soudabeh Farzipour. Şiirleriyle de Zekeriya Saka, Ömer Turan, Aslıhan Tüylüoğlu,  Haydar Ünal, Dilek Bilge,  Yusuf Alper kanat çırptı çatımızın üstünde güzellikler adına.

     İyi okumalar dileriz. Gelecek sayıda buluşmak umuduyla."




       VEYSEL USTA'YI TAKDİMİMİZDİR...

       KIYI dergisinin 320. sayısında yer alan ATARDAMAR bölümünün hazırlayıcısı Alâettin Bahçekapılı'nın yazısı ise şöyle:

A T A R D A M A R


TARİHÇİ DEĞERLERİMİZDEN VEYSEL USTA

                           Hazırlayan: ALÂETTİN BAHÇEKAPILI

     Kozasını kendi çevresine ören ipekböceği gibi çalışkan, üretken, yararlı. Geçmişin, eskinin unutulmaya yüz tutmuş, yitmekte/gitmekte olan gerçekliğini o tozlu raflardan, o sararmış/eprimiş kâğıt yığınlarından çekip çıkarıp günümüze getiren; böylece karanlığın aydınlığa çıkması için bir mum yakan. Yaşanmışlıkları, olguları aktarırken titizliği ön plandaki kuyumcu. Yargı sözcüklerini seçerken çiçekten çiçeğe konan arı. Gerçeği, yalnızca duru, berrak gerçeği aktarmak için kendi yatağında akan bir nehir. Uğraş alanına bilimin getirdiği kurallara uymak için didinen bir emekçi. Kendinden önce söylenmişe, yazılmışa saygılı, ama kuşku ile bakan. Yakından tanıyanların, hakkında yazanların “paylaşımcı”, “yardımsever”, “kıskanç olmayan” diye tanımladığı. Bu kadar da değil: “Hakikatin hayalden bile güzel olduğunu kanıtlayan adam”, “emek, bilgi, deneyim ve özveri sahibi”, “canlı bir kitap gibi”, “kitaba ve tarihe meraklı”, “belge ve bilgiye dayalı yazan”, “sorumluluk sahibi”, “tarihi gerçekleri yozlaştırmayan”, “gelecek nesillere tanıtılması gereken bir isim” nitelemeleri de onun için. “Sıcak ilişki kuran”, “objektif”, “şüpheci”, “eleştiride yapıcı”, “özverili”, “belge cimriliğine kendini kaptırmayan”, “üretken”, “yardımcı”, “mütevazi” nitelemeleri de… Şu sıfatlar da onun: “Münazaracı”, “çok çabuk kızan”, “hem devrimci, hem gelenekçi”.

     Bu sayıda, epeyce gecikmiş bir görevi yerine getiriyoruz KIYI dergisi olarak: Trabzon’un yetiştirdiği ve Trabzon, Karadeniz, Türkiye tarihçiliğine, yazı dünyasına armağan ettiği Veysel Usta’yı konuk ediyoruz Atardamar bölümümüzde.

      Bu Atardamar’da Veysel Usta ile KIYI’nın Sanat Yönetmeni Alâettin Bahçekapılı’nın söyleşisi, Usta’yı yakından tanıyan dostları, meslektaşları  Prof. Dr. Nedim İpek, Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Prof. Dr. Hikmet Öksüz, Yük. Mim. Bekir Gerçek, Kenan Sarıalioğlu, Hasan Kurt ve Rasim Efendioğlu’nun anı/değerlendirme harmanı yazıları yer alıyor. Bütün bunlar, 30’ya yakın değerli yapıta, sayısız makaleye, sempozyum/kongre bildirisine imza atmış, editörlüğü ile yayın dünyasına 150’yi aşkın kitap kazandırmış,  değerler katmış, bir hakemli dergiyi inatla yayımlamış/yayımlamakta olan Veysel Usta’yı daha yakından tanımamıza bir nebze katkıda bulunacak umudundayız.

        “İyi insanlar uzaktan karlı bir dağ gibi parlarlar” der bir atasözü Hindistan’ın oralarda. Sanki Veysel Usta için de söylenmiş.

      “Al gözüm seyreyle” Veysel Usta! İyi okumalar.

191 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page