• HaberciGazete

Korkut Akın yazısı: Anımsamak her zaman yeni bir ışıktır yaşama



“Sakla samanı, gelir zamanı” sözünü, ağırlıklı olarak tasarruf amaçlı kullanırız, değerini bilmenin gerekliliğini vurgular. Ancak bu söz, aynı zamanda saklanan her şeyin bir süre sonra “değer” olacağını da gösterir. Gramofon iğnesi kutusu biriktiren bir arkadaşım, onları satıp kızını evlendirmişti, elde ettiği parayla. Bir diğer arkadaşım ise yıllarca aldığı milli piyango (tabii ki çıkmayan) biletlerini satarak, en azından zararının büyük bir kısmını karşılayabilmişti. Bunlar birer örnek. Bir sahaf arkadaşım, en çok arananın afiş olduğunu anlatmıştı… Pulların da damgalı olanının çok daha değerli bulunduğu bilinir.



Peter Hristoff, ailesinin yüzyıllık birikimini sergiliyor. Aile içinde haberleşmek amaçlı yollanan kartpostallar bile bir “değer” bugün. Aile büyüklerinin göz nuru dökerek işlediği masa örtüsü ise tablo niyetine duvarları süsleyecek güç ve güzellikte. Eskizler de öyle (geçenlerdeki eskiz sergisi ile ilgili yazımı anımsayın lütfen). Sırf anı olsun diye çekilen fotoğraflar, bugün sadece “anı”larda kalan şehrin dinginliğini, insanların sosyal yaşamının izlerini, yaşanan değişimleri de sergiliyor. Bir bakıma arşiv, bir bakıma tarih, bir bakıma fırsat hepimiz için.



Aile arşivi…

Peter Hristoff, ailesinin Bulgaristan’dan başlayıp da Anadolu’yu (tabii ki, çeşitli kentlerini de) içeren ve Amerika’ya ulaşan tarihsel geçmişini titizlikle sakladığı efemeralarla Yapı Kredi Sanat Merkezinde sergiliyor. “Bir kentin ve bir ailenin tarihi”ni 7 Ağustos’a kadar izleyebilir ve buna da bağlı olarak sosyokültürel ve sosyoekonomik yaşamın gelişim çizgisini takip edebilirsiniz.

Hristoff ailesi arşivi, dede, baba, torun ressamların hikayesi aynı zamanda. 20’nci yüzyıl başlarında, varsıl ve üretken ailenin, Bulgaristan’dan nasıl ve hangi yolla kaçtığından, İstanbul’da nasıl bir yatırım yaptığını, çorap fabrikasıyla nasıl güçlendiğinden yaşananlarla da bağlı olarak Amerika’ya göç ettiğini, ailenin sanatçı yanıyla da bağlantılı olarak panoramik olarak izliyoruz.



Peter Hristoff, büyükbabasından, babasından, annesinden kalanların da açıklıkla gösterdiği gibi özellikle İstanbul’u çok sevdiklerini; bununla da bağlantılı olarak kendisini (her ne kadar İstanbul’da yaşamıyorsa da) İstanbullu olarak gördüğünü anlatıyor.

Uzun uzun anlatacak değilim. Birkaç fotoğrafta insanların neden oyularak çıkarıldığını merak etmiyor değilim. Ancak benim bu merakım, “ağaca bakmaktan ormanı görememek” anlamına geliyor. Çünkü ressam dedenin, babanın aynı sıralardan geçerek arkadaş olduğu ressamların tablolarıyla (bir kısmı ortak imzalı ve gerçekten çok güzel… aynı resmi birlikte yapmak çok büyük keyif ve ortaklaşacılık olsa gerek) birlikte bir kentin tarihi sergileniyor.

Birçok müze ve koleksiyondan toplanan yapıtlar (resimler… halılar bile) ve benim de yeni yıl kartlarıyla ilgimin olduğu kartpostal biriktiriciliğiyle, bir başka duygusal bağ kuruyorum. Şu kentteyken belki de sıradan bir görüntü içeren ve öylesine çiziktirdiğiniz üç beş sözcük ile bu kente yolladığınız kartpostal bugün kişisel bir anının ötesinde tarihi bir anlam taşıyan belge. İstanbul’un nasıl da kötü yönetildiğinin, nasıl da düzensiz ve yanlış büyüdüğünün kanıtı da aynı zamanda.



Memento Hristoff Aile Arşivi, Anılar, belgeler, bilgiler Yapı Kredi Kültür Sanat Galerisi, Galatasaray, 31 Mart – 7 Ağustos 2022

124 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör