• HaberciGazete

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hadi Hün, Bilal Ercan





Bugün 17 Aralık. 17 Aralık Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin yaşamını yitirdiği gündür. 17 Aralık aynı zamanda Hadi Hün ve Bilal Ercan'ı da yitirdiğimiz gün.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Mevlana Celaleddin-i Rumi kimdir?



Muhammed Celâleddîn-i Rumi, veya kısaca bilinen adıyla Mevlana, İslam dünyasının en büyük mutasavvıflarından biridir. Kaynaklarda 17 Aralık 1273’de hayatını kaybettiği belirtilen Mevlana’nın sözleri bugün hâlâ çok sık kullanılmaktadır. İşte, Mevlana’nın hayatına ilişkin bilgiler ve sözlerinden derlemeler…

Mevlana 30 Eylül 1207 tarihinde bugün Afganistan sınırları içinde yer alan Horasan’da dünyaya geldi. Babası “Bilginlerin Sultanı” diye anılan Bahaeddin Veled, annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Moğol istilası nedeniyle 1221 yılında Larende’ye (Karaman’a) göç etti. 1225 yılında Gevher Hatun ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi dünyaya geldi. 7 yıl kaldığı Larende’den Selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubad’ın daveti üzerine ailesiyle birlikte Konya’ya göç etti. Babasının vasiyeti, Selçuklu sultanının buyruğu ve Bahaeddin Veled'in müritlerinin ısrarlarıyla Celâleddîn babasının yerine geçti. Bir yıl süreyle ders, vaaz ve fetva verdi. Sonra, babasının öğrencilerinden Tebrizli Seyyid Burhaneddin Muhakkik Şems-î Tebrizî ile buluştu. Celâleddîn 9 yıl boyunca Burhaneddin'e müritlik etti, seyr-û sülûk denen tarikât eğitiminden geçti. Halep ve Şam medreselerinde öğrenimini tamamladı, dönüşte Konya'da hocası Tebrizi'nin gözetiminde art arda üç kez çile çıkarttı, riyazete (her tür perhiz) başladı. Hocası Celalettin'in arzusunun hilafına Konyayı terk ederek Kayseri'ye gitti ve 1241'de orada öldü. Celâleddîn, hocasını unutamadı. O'nun kitaplarını ve ders notlarını topladı. Ne varsa içindedir anlamına gelen Fihi-Ma Fihadlı yapıtında sık sık hocasından alıntılar yaptı. Beş yıl boyunca medresede fıkıh ve din bilimi okuttu, vaaz ve irşatlarını sürdürdü. Kendisinin etkisi yalnızca bir ulusla veya etnik kimlikle sınırlı kalmayarak pek çok farklı millete ulaştı; manevi mirası İranlılar, Tacikler, Türkler, Rumlar, Peştunlar, Orta Asyalı Müslümanlar ve Güney Asyalı Müslümanlar tarafından benimsenerek yedi yüzyılı aşkın bir süredir takdirle karşılandı. Şiirleri dünya çapında onlarca dile birçok kez çevrildi ve zaman zaman çeşitli farklı biçimlere dönüştürüldü. Kıtaları aşan etkisi sayesinde günümüzde ABD'de "en çok tanınan ve en çok satan şair" hâline geldi. Mevlânâ eserlerini çoğunlukla Farsça kaleme aldı ancak bunun yanı sıra nadiren Türkçe, Arapça ve Rumca kullanmayı da tercih etti. Konya'da yazdığı Mesnevî, Fars diliyle yazılmış en büyük şiirlerden biri olarak kabul gördü. Eserleri yazıldığı orijinal hâliyle günümüzde hâlen Büyük İran'da ve Farsça konuşulan yerlerde okunmaktadır. Eserlerinin çevirileri ise özellikle Türkiye, Azerbaycan, ABD ve Güney Asya'da yaygın bir şekilde okunmaktadır. Yurdun bir çok kesiminde Hazreti Mevlana'nın 748. Vuslat Yıl Dönümü sebebiyle "Şeb-i Arus" düzenlenmekte. Türk ve İslam aleminin en büyük alimlerinden Mevlana Celaleddin-i Rumi bu hafta anılıyor. Şeb-i Arûs ne demek? Ne zaman sona eriyor? Şeb-i Arus, Türkçe: Düğün Gecesi, (Farsça şeb: gece, Arapça arus: düğün),Mevlevilikte Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin öldüğü gecedir. Mevlana Celaleddin Rumi, bu geceyi Rabb'ine, sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü Düğün Gecesi olarak adlandırır. Rumi'nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında "Şeb-i Arus" olarak da anılmaktadır. EN GÜZEL MEVLANA SÖZLERİ Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak… Gerçek aşk"ı bilen kalp bir damIa suya bile hürmetle bakar. Yağmurların da ıslandığı bir yağmur vardır. Adı aşk. Ateşlerin de yanıp kül olduğu bir ateş vardır. Adı aşk. Kelebekleri intihara sürükleyen, yıldızları da kaydıran aslında aşk. Gölgelerin gölgede kaldığı bir durumdur, sırların sır verdiği bir haldir aşk. Ve aslında aşkın da aşık olduğu bir aşk vardır ilahi aşk. Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır. Ben kimim. Beni söylediklerimde arama. Ben söylemediklerimde gizliyim görmediğin koskoca derya gönlümdür. Gördüğün sahil ise dilim. Kıyılarıma vuran dalgalarıma şaşma. Onlar Aşk"tan gel-git"im. Beni mecnundan Leyla"dan sorma. Ben yalnız Mevla"dan bir izim. Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim. Ömrün ömrüme nasip olsun diye! Ey gönül. Ateş için rüzgâr ne ise, aşk için de ayrılık öyledir; küçük olanı söndürür, büyük olanı ise daha da güçlendirir ve iyi bil ki, ey gönül. Aşk; ateşten bir denizi, mumdan kayıkla geçmektir yanıp kül olmadan asla geçemezsin. Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus. Mevlana"ya sormuşlar “sevgili” nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli. Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı. Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters. Âah” kelimesinde, üst üste iki “a” harfi mevcuttur. Bunlar ebced hesabına göre; bir+bir= iki eder.”h” harfi de yine aynı hesaba göre beş rakamını gösterir o halde;”aah” = yedi yapar ki, âşıkların derinden çektikleri “aah” gönlün yedi kat semasından gelmektedir. İşte bu yüzdendir yakıcılığı. Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak. Her gönül bir tek sevgiliye dönüktür aslında lakin kıblesi yanlıştır bulduğunu sandığı şey gerçekte aradığı değildir. Kimisi bir gül yüzlü güzele meftun, kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur, bazısı dünyaya kanmış, bazısı mala mülke aldanmıştır oysa. Her biri bir sevgili tarafından sınanmıştır. Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla. Biliyorum, sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla, dünya sana dar. Ama dayan gönlüm. Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var. Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.


Ey sevgili, ilacım da sensin, çarem de sensin. Yüz parça olmuş gönlümün nuru da sensin. Çaresiz gönlüm de, senden başka ne varsa hepsi yok oldu. Beni kimsesiz bırakma! Gel! Sen bana kendi gözünle bakma, benim gözümle bak da biri iki görme! Bana, bir an olsun benim gözümle bak da varlıktan öte bir meydan gör! Ey sevgili. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın. Ne kadar özlendiğini bir bilsen, yokluğundan utanırsın. Üstünün dostu oI ki üstün oIasın. Kendine geI be hey azgın, mağIupIarIa dost oIma! Münkirin deIiIi ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizIi hikmetIeri haber vermededir. Her görünen şeyin faydası, faydanın iIaçIarIa gizIi oIuşu gibi o şeyin içinde gizlidir. Ey sevgili. Düşüncelerim, ipliği kopan tesbih taneleri gibi dağılıveriyor sensiz. Şimdi gözyaşlarımdan inci yapmak isterdim sana. Bir muammadır “AŞK”, kiminin vicdanına atılan taş, kiminin fakir gönlüne katılan aş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır “AŞK”. Senin aşktan yana nasibin varsa; dokunsan da yanacaksın dokunmasan da. İyi bil ki; bazıları hasrette yanar, bazıları vuslatta.


Hadi Hün kimdir?



(d. 1907 İstanbul – ö. 17 Aralık 1969 İstanbul)

Tiyatroya Topkapı Gençler Mahfeli’nde başladı. 1932 de İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girdi. Aynı yıl Bir Millet Uyanıyor’da oynadı 1946 da yönetmenliği deneyerek Halk Film’e baş rolünü Suzan Yakar’ın o ynadığı Harman Sonu -Köy Güzeli filmini çekti. 1969′ da ölene kadar Şehir Tiyatrosunda oyuncu ve yönetmenlik yaptı. Bir taraftanda filmlerde rol aldı. 1969 Kasım sonunda Üsküdar Şehir Tiyatrosu’nda Kurnaz Avukat isimli çocuk oyununu yönetirken beyin kanması geçirip felç oldu.20 gün kadar Numune Hastanesi’nde yattıktan sonra 16(17) Aralık gün vefat etti. Kendisi gibi oyuncu Samiye Hün ile evlenip ayrıldı..

Hadi Hün, tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen Agah Hün’ün abisidir. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı ‘ndadır.

Bilal Ercan kimdir?



1962 Konya doğumlu olan Bilal Ercan, İlkokul yıllarında mandolin çalarak müzik hayatına başladı. İlerleyen yıllarda bağlama çalmaya başlayan Bilal Ercan Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmış aynı okulun büyükler ve küçükler halk dansları toplulukların müzik direktörlüğünüde üstlenmiştir.


Halk dansları ve halk müziği ile ilgili yurtdışında birçok festival ve etkinliklere katılan Bilal Ercan birçok birincilikler ve ödüller almıştır. Beste türkülerin öncülerinden olan sanatçının birçok bestesi usta yorumcular tarafından seslendirilmiştir.

MESAM ve TRT repertuarına kayıtlı 200 civarında bestesi yer alan Bilal Ercan birçok kurumun müzik ve sanat danışmanlığını yapmaktadır. Halk Müziği ve Aşiretler isimli kapsamlı araştırmalar yapan Bilal Ercan Cumhuriyet Oratoryosunun ‘da bestecisidir.

16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör