• HaberciGazete

Mihri Belli, Metin Güven, Mualla Eyüboğlu, A.Rıza Ergüven, Mahmut Yesari



Bugün 16 Ağustos. Mahmut Yesari, Abdullah Rıza Ergüven, Mualla Eyüboğlu, Metin Güven ve Mihri Belli'nin ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Mahmut Yesari kimdir?



Mahmud Yesari, yirminci yüzyıl romancısı ve piyes yazarı. 1895’te İstanbul’da doğdu. Mahmud Yesari’nin soyadı, büyük dedelerinden gelmektedir. On sekizinci yüzyılın son yarısında şöhret bulmuş hattatlarımızdan Mehmed Esat Efendi, sol eliyle yazdığından dolayı Yesari lakabıyla anılırdı. ailesi de bu namı muhafaza etti. Talik yazıda üstat olup, şiirleri de vardı. Osmanlı Sultanı III. Mustafa Han, bu zatı sarayına almıştı.

Mahmud Yesari, İstanbul Lisesini bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisinde okudu. Bu sırada Birinci Cihan Harbi çıktı. Bunun üzerine askere alındı. Dönüşünde Diken Dergisi’nde karikatürist olarak gazeteciliğe başladı. Sonra Kelebek adlı edebiyat ve mizah dergisini çıkardı. Piyesler yazmaya başladı. Daha sonra roman ve hikayeler yazdı. Bunlarda hayattan alınmış sahneler çoktur. Romanları daha romantiktir. İlk romanının adı Namus‘tur. Tiyatro sahasına trajedi yazmakla girdi, sonra komediye yöneldi.

Piyeslerinden ekserisi, Darülbedayi (konservatuvar) tarafından temsil edilmiştir. Gazetelerde, piyeslere ve temsillere ait tenkitleri çıkmış, birçok fıkraları yayınlanmıştır. Anlaşılan bir dili ve usta bir anlatımı vardır.

Hayatının sonuna kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazı hayatını sürdürdü. 1945’te verem tedavisi gördüğü Yakacık Sanatoryumunda 50 yaşında vefat etti.

Mahmut Yesari’nin Eserleri

Roman-Hikaye

  • Çoban Yıldızı (roman, 1925),

  • Çulluk (roman, 1927),

  • Pervin Abla (roman, 1927),

  • Kırlangıçlar (roman, 1930),

  • Su Sinekleri (roman, 1932),

  • Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932),

  • Tipi Dindi (roman, 1933),

  • Yakut Yüzük (roman, 1937),

  • Gece Yürüyüşü (roman, 1944)

  • Yakacık Mektupları (hikayeler, 1938),

  • Bağrı Yanık Ömer,

  • Geceleyin Sokaklar…

Piyesleri:

  • Tablo,

  • Asri Hülyalar,

  • Bekir’in Rüyası,

  • Ayrı Oda,

  • Çürük Merdiven,

  • Sancağın Şerefi,

  • Sürtük,

  • Telli Turna,

  • Hanife Hanım Hizmetçi Arıyor,

  • Serseri…

ve daha pek çok hikaye, elliden fazla piyes ve yirmi beş roman yazdı.

Abdullah Rıza Ergüven kimdir?




Nisan 1925’te Avanos/Nevşehir’de dünyaya geldi. 19 Ağustos 2001’de İsveç’te hayatını kaybetti. Zeynep Hanım ile ilkokul öğretmeni Ali Rıza Ergüven’in oğludur. İlk ve orta öğrenimini Nevşehir ve Yozgat’ta tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nden 1952 yılında mezun oldu. Sayıştay denetmeni, edebiyat öğretmeni, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde ve Başbakanlık Basın Danışmanlığı’nda yazar ve sözcü olarak çalıştı. Halkla İlişkiler konusunda staj yapmak üzere açılan sınavı kazanarak Brüksel’e gönderildi. Stajını tamamladıktan sonra eski görevine geri döndü, ancak bir takım suçlamalar sebebiyle çeşitli baskılarla karşılaşınca görevinden ayrılmak zorunda kaldı. 1967 yılında İsveç’e yerleşti. Stockholm Üniversitesi’nde İsveç dili ve edebiyatı üzerine eğitim gördü. Karolinska Ens. Kitaplığı’nda ve Göçmen Genel Müdürlüğü’nde görev yaptı. 1978’de Stockholm Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu’nda Türkolog ve araştırmacı olarak çalışmaya başladı. Buradan emekliye ayrıldı. İsveç’te hayatını kaybetti. Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. İlk şiiri İzmir’de çıkan İnkılapçı Gençlik dergisinde yer aldı. Bunu Yedigün, Erciyes, Kovan, Türk Dili, Kültür Dünyası, Tercüme Dergisi, Kaynak, Dost, Yelken ve Yeditepe’de yayımlanan şiirleri izledi.1954-82 yılları arasında şiir, çeviri, inceleme, araştırma yazılarını sürekli olarak Varlık’ta yayımladı. Daha sonra Yaba, Dönem, Karşı Edebiyat, Gerçek Sanat, Berfin Bahar ve Türk Dili dergilerinde de yazdı. T.S. Halman “Yalnızlar”daki şiirlerinden örnekler göstererek Ergüven’in “büyük umutlar veren bir yeni romantik olarak” şiire başladığını belirtti. “Güneşe Açılmak” adlı yapıtı içinse “Ergüven, yalnız teknik ustalık bakımından değil, metafizik açılımlar yaptığı zaman, derin bir aydın olarak da en etkili şiirlerini verdi” değerlendirmesini yaptı. “Yasak Tümceler” adlı romanında dine ve Allah’a hakaret ettiği suçlamasıyla yargılandı. Kitap toplatıldı ve kendisi 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı, cezası tecil edildi. “Gece de Güneş Doğar” adlı romanı ve Papirüs dergisinde yayımlanan “İslam Dogmaları Çağdığı, Şeriat Karayıkım” adlı yazısı sebebi ile hakkında dava açıldı. Anılarını aktardığı otobiyografik eserleri halkbilim açısından da incelenmeye değer bulundu. ESERLERİ ŞİİR: Yalnızlar (1958), Seviden Yana (1968), Güneşe Açılmak (1978), Yanık Topraklar (1978), Burdan Öte (1981), Kırmızı Horoz (1981), Toprak ve İnsan (1982), Denize Karşı (1983), Görünümler (1986), Göçebe Yağmuru (1988), Önceki Adam (1988), Kiraz Ağacı (1988), Anamız Ağlamış Bizim (1989), Ayçiçekleri (1989), Gece Yakılan Türküler (1989), Güneşler Uyumaz (1989), Milyonlar Kalkıyor Ayağa (1989), Sular Sessiz Akmaz (1991), Şol Cennet Kuşları (1991), Çün Zaman Ermiştir (1991), İdris Böyle Dedi (1991), Huriler ve Gılmanlar (1991), Aliyi Veliyi Anlattım Diye (1991), Gelin Dostlar Bir Olalım (1991), Anı Dahi Anda Asmışlar (1991), Bir Öğle Üstü (1992), Ağaca Tırmanan Adam (1992), Açlık ve Savaş (1992), Gece Işığa Doğru (1992), Tanrılar Ölüyor (1992), Nalları Ağır Atlar (1993), Bir Elim Anadolu (1993), Ana Uyandır Beni (1994), Tabancamın İpek Bağı (1994), Ve Bedrettin (1995), Acı Sıcak (1999). ROMAN: Yarınları Beklerken (1982). ANTOLOJİ: Halk Edebiyatı Antoloji (1982). DENEME-İNCELEME: Yunus Emre (1982), Sanat ve Erotizm (1988), Evren-bilim ve Tanrı Kavramı (1992), Evren ve Yeraltı (1990), Tabancamın İpek Bağı (1994), Huluppu Ağacı (1999), Tanrıları Nasıl Yarattık? (2000), Şarabı Tanrılarla Yudumladık (2001), Vladimir Mayakovski-Yaşamı, Sanatı, Şiirleri (çev. ve inceleme, 2002). ÇEVİRİ: Baudelaire’den Şiirler (1961), Eluard’dan Şiirler (1980).

Mualla Eyüboğlu kimdir?



Geleneklere ve dine bağlı bir aileden gelen Mualla Eyüboğlu, 1919 Yılında Erzurum Aziziye'de doğdu. 1942'de Güzel Sanatlar Akademisi Mimari Bölümü'nden mezun oldu. Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yazar Sabahattin Eyüboğlu'nun kız kardeşi de olan Eyüboğlu, Türkiye’nin ilk kadın mimarlarındandı. Alman Türkolog, tarih araştırmacısı Dr. Robert Anhegger ile evliydi.

1940 yılında 3803 sayılı yasa ile ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere açılmış olan Köy Enstitüleri projesinde ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu ve İsmail Hakkı Tonguç başta olmak üzere öncü isimlerle birlikte, mimar, inşaat sorumlusu, öğretmen olarak çalıştı. 1947 yılında, Ortaklar Köy Enstitüsü'nde çalışırken zehirli sıtmaya yakalanıp İstanbul'a dönünceye kadar 5 yıl, hem Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde çalışıp hem de Anadolu'nun dört bir bucağındaki 21 köy enstitüsünün kuruluşuna katıldı.

1947 yılından itibaren mesleki hayatı boyunca arkeolojik kazılarda, koruma kurullarında, tarihi anıtların onarımlarını yürüten Eyüboğlu, başta Rumelihisarı ve Topkapı Sarayı Harem Dairesi olmak üzere çok sayıda tarihi eserin restorasyonunu yaptı. 2008 Yılında Mimarlığa Katkı Dalı ‘Seçici Kurul Özel Ödülü” verildi.

2001 yılında eşi Robert Anhegeer vefat etti. Mualla Eyüboğlu Anhegeer, kalp yetmezliği nedeniyle 16 Ağustos 2009 Pazar günü İstanbul’da vefat etti.

Kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybeden Eyüboğlu için 18 Ağustos günü Teşvikiye Camisi'nde tören düzenlendi.

Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yazar Sabahattin Eyüboğlu'nun kız kardeşi de olan Eyüboğlu'nun cenaze törenine, Eyüpoğlu'nun diğer kardeşi Mustafa Eyüboğlu, yakınları, Topkapı Sarayı Müze Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı ile çok sayıda akademisyen katıldı.

Eyüboğlu'nun cenazesi, burada öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.

Metin Güven kimdir?



Tam adı Mehmet Metin Güven olan Metin Güven 24 Ocak 1947 tarihinde Bursa'da doğdu. Bursa Ticaret Lisesi'ni, ardından Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümü'nü bitirdi.(1969) Yirmi dört yıl süreyle Trabzon ve Bursa'da öğretmenlik yaptı. 12 Eylül'de bir yıl tutuklu kaldı. 1985 yılında gizli örgüt kurduğu gerekçesiyle gözaltına alındı ancak İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde aklandı.

1996 yılında emekli olduktan sonra hayatını Bursa'da sürdürdü. 2006 yılından itibaren Onaltıkırkbeş Dergisinin editör ve yayımcılığını yaptı.

İlk şiiri 1968 yılında Soyut dergisinde yayınlanan şair ilk şiirlerinde Berşan Onursal, Yeni Ortam gazetesindeki siyasi yazılarında ise Önder Adalı imzalarını kullandı. Şiirlerinde tarihsel, toplumsal ve güncel konuları yalın bir dille işleyen Güven'in şiir ve yazıları Yeni Dönem, Türk Solu, Dönemeç, Türkiye Yazıları, Yarın, Yazın, Gösteri, Yazko Edebiyat, Somut, Yansıma, Yeni Düşün, Papirüs, Yeni Biçem ve Adam Sanat'ta yayınlandı.

TYS üyesi olan Metin Güven 16 Ağustos 2010 tarihinde Bursa'da yaşama veda etti.

BAZI ESERLERİ: Şiir: Ömrüm Geçen Bir Sağnak Gibi (1981) Güvercin Yüreğinde Gül Renkli Çocuklar (1982) Lâl Olsun, Ölsün (1985) Dala Yakın, Yaprağa Uzak (1990) Yarasa Karnında Aşk (1993) Suları Unutan Gölge (1994) Ten Ve Gül (1995) Aşk Bitti Akşam Sürüyor (1996) Gece Müziği (1996) Geriye Söz Kalır (1997) Yaz Biliyor Herşeyi (1998) Kedi Uykuları (2008) ÖDÜLLERİ: 1991 - Vedat Güler Şiir Ödülü (Dala Yakın, Yaprağa Uzak)

Mihri Belli kimdir?



Mihri Belli, 1916'da Silivri'de dünyaya geldi. Babası Kurtuluş Savaşı yıllarında Trakya Direnişi'ni yönetenlerden Urfalı Mahmut Hayrettin Bey'dir.

Marksist düşünce ve devrimci eylemle 1936′da iktisat okumaya gittiği Amerika’da tanıştı. Orada gençlik ve işçi hareketlerine katıldı. Bir süre Missisipi’de zenci yarıcılar arasında faaliyet gösterdi.1940′da Türkiye’ye döndü. TKP ile ilişkiye geçti. Türkiye o yıllarda tek parti (CHP) yönetimi altındaydı. Dünya Savaşının ilk yıllarında Alman zaferlerinin etkisi altında kalan CHP, geleneksel Sovyet dostluğu politikasından ayrılmış sağa kaymış ve kapılarını gerici unsurlara açmıştı. Türkiye’de tek muhalefet partisi yer altındaki Türkiye Komünist Partisi (TKP) idi. Belli yurda döner dönmez o sıralarda İstanbul il sekreteri olan ilk okul arkadaşı David Nea aracılığı ile illegal Türkiye Komünist Partisi’yle ilişki kurdu. TKP saflarında faaliyet göstermeye başladı. 1942 yılı sonlarında TKP’nin Merkez Komite üyeliğine getirildi. 1943-1944 yıllarında İstanbul üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Ordinasıus Profesör Fritz Neumark‘ın asistanlığını yaptı. Orada İleri Gençler Birliği‘nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu. 1944′de İlerici Gençler Birliği koğuşturmasında tutuklandı, iki yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. 1946′da yurt dışına çıktı. Yunan içsavaşına gerilla olarak katıldı. Demokratik Ordu saflarında tabur komutanlığına kadar yükseldi. Çatışmalarda iki kez yaralandı. Bulgaristan ve Sovyetler Birliği’nde tedavi gördü. 1950′de Türkiye’ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tutuklandı ve kısa süre hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra ertesi yıl, ünlü 1951 TKP tefkifatında tekrar tutuklandı. Yargılandı ve 7 yıl hapis ve iki yıl dört ay mecburî ikamet cezasına mahkum edildi. Mihri Belli ilk kez 1960 larda legal olarak, kendi adıyla konuşma ve yazma olanağını elde etti. “Türk Solu“ ve “Aydınlık Sosyalist Dergi“ adlı yayın organlarının yayınlanmasına yardımcı oldu. Bu dönemde de konuşma ve yazılarından dolayı iki kez tutuklandı, aylarca hapis yattı. Mihri Belli bu dönemde ünlü Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerini geliştirdi. Arkadaşlarıyla birlikte kitlesel bir nitelik kazanmaya baþlayan gençlik hareketinin Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi liderleriyle ilişkiye geçti. MDD kısa süre içinde gençlik hareketi içinde belirleyici bir etkinlik sağladı ve Türkiye’de, Avrupa ve Amerika’dan farklı olarak, 68 kuşağı gençlik hareketinin devrimci ve Marksist bir nitelik kazanmasında belirleyici rol oynadı. “1960’lı yıllarda inisyatif sola geçmişti. Biz ilerliyorduk, karşımızdaki güçler geriliyordu. Oligarşı gidişin kendisi için kötüye gidiş olduğunu anladı. Teröre baş vurdu. Kendi yasalarını çiğneyerek adam öldürtmeye başladı. Maksat bir faşist darbenin koşullarını hazırlamaktı. Ve 12 Mart faşist darbesi ile bu işi becerdi. 1962 yılında SBKP , merkezi Türkiye’de olan TKP’ye yurtdışında toplanan KP konferanslarına katılmak üzere bir Dış Büro kurulmasını önerdi. Büroyu yönetecek kişiyi de kendisi tayin etti. Bu, 1951 tevkifatı tahkikatı sırasındaki tutumları yüzünden MK’dan çıkarılmış bir isimdi. Verilen cevapta büro kurma önerisinin olumlu karşıladığı ama büro yöneticisinin bir kendimiz tayin edeceğimizi söyledik. Sovyet bürokrasisinin bir organı gibi çalışan yutdışından yayın yapan “Bizim Radyo”’nun Türkiye içindeki TKP yönetimine hakaretler yağdırması bundan sonradır.” 12 Mart 1971 darbesinin ardından yakalanmamak için yurt dışına çıktı. Bir süre Filistin Kurtuluþ örgütü’nün konuğu oldu.. Ardından Türkiye’ye giriş yaptı. Ama birkaç ay sonra tekrar yurtdışına çıkarak Batı Avrupaya geçti. Orada bir süre kalarak “Yurtsever “ dergisinin yayınlanmasına yardımcı oldu. Ecevit’in önderliğindeki CHP’nin en büyük parti olarak çıktığı 1973 seçiminde Türkiye’deydi. “Oligarşı 12 Mart darbesini boşuna yapmış değildi. Darbe sonucu yetmişli yıllarda inisyatif sağ güçlere geçmişti. Liderleri öldürülmüş ve Dev-Genç tabanı bölünmüştü. Faşistler hem legal hem de illegal örgütleriyle karşımıza dikilmişti. 12 Martın yarattığı yılgınlık ortamından yararlanan dış TKP kendisine bir taban edinilebilmişti. Anti-sovyetizmi politikasının ana teması yapan Pekinci hareket de öyle.” 1974 Af Yasasından sonra arkadaşlarıyla birlikte 1975′de Türkiye Emekçi Partisi’ni kurdu. Önceki dönemde, Belli dahil Türkiye’nin sol yazarları, altmışlı yıllarda, Marksist literatürü yasaklayan TCK 142. madde yürürlükte olmasına karşın, kurulu düzeni kuşatan çitleri göğüsleye göğüsleye gerilere itip demokratik hak ve özgürlükler ortamını genişletmişler, bu baskı yasasının artık uygulanamaz hale getirmişlerdi.. Bu yüzden defalarca hapishaneye girmeyi; göze almışlardı. Ama sonunda Türkiye Marksist litratürün en çok pokunduğu ülke durumuna yükselmişti. . Sosyalit literatürün belli başlı yapıtlarının Türkçesi 20 bin olarak basılıyor ve kısa bir zaman sonra ikinci baskı yayınlanıyordu. Sosyalist örgütü yasaklayan 141. madde için de ayni hedefe yönelik bir mücadele yapılamaz mıydı? Belli ve arkadaşları bu düşünceyle TEP’i kurdular. Sonraki gelişmeler aşırı ölçüde iyimser olduklarını gösterdi. “Parti kurulur kurulmaz Sıkıyönetim Mahkemesi savcılığı harekete geçti Program ve tüzükte Kürt sözcüğünün kaldılmasını istedi. Biz reddettik. Onun üzerine dava açtılar. Bu, partinin kapatılmasına varacak bir dava idi. Sıkı yönetim mahkemesı parti kapatamazdı.



(soldan) Alâettin Bahçekapılı, Yıldız Uysal, Mihri Belli, Eyüp Muhcu (Haydarpaşa eyleminde)


Ancak Anayasa mahkemesi buna yetkili idi.; Biz Sıkıyönetim mahkemesi savcılığının sorularını yanıtlamayı ve bizden istenen parti evrakını vermeyi reddettik. Bunun üzerine icra ve iflas kanununun bilmem kaçıncı, hapsen tazyik maddesi uyarınca beni altı ay müddetle hapsettiler.Aradan yıllar geçtikten sonra Anayasa Mahkemesi harekete geçti ve Partiyi Kürtlere eşit hakları savunduğu için TEP’i kapattı.” (MB) 1979′da kendisine suikast giriþiminde bulunuldu. Saldırıda ağır yaralandı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, 1981 sonlarýna doðru yurt dışına çıktı. Bir süre Ortadoğu’da kaldı. “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” nin kuruluşuna katıldı . Oradan İsveç’e geçti. Tüm bu süreç boyunca Kürt hareketini yakından izledi. 1992′de Türkiye’ye döndü. 1997’de A. Öcalan ile buluşarak Kürt sorunun fedarasyona gidilmeden de üniter devlet çatısı altında eşitlik temeli üzerinde gönüllü birliğin kurulabileceği konusunda; görüş birliğine vardıkları uzun bir görüşme yaptılar. Bu görüşme sonradan kıtap olarak yayınlandı. 1996′da ÖDP, 2002 de de SDP kurucusu oldu. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde Emek Barış Demokrasi Bloku – DEHAP listesinde İstanbul 1. bölgeden aday oldu. 2005te 50 yıl önce yaptığı portreler, “Hapisaneden Çizgiler” adı altında sergilendi. Toplam 11 sene hapis, 18 sene zorunlu sürgün yaşadı.

kaynak: https://www.on5yirmi5.com/biyografi/yasam/dunya-hali/55834/mihri-belli-kimdir.html

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör