• HaberciGazete

Muhsin Ertuğrul, Burhan Uygur, Özden Örnek, Dilber Ay



Bugün 29 Nisan. Muhsin Ertuğrul, Burhan Uygur, Özden Örnek ve Dilber Ay'ın ölüm yıldönümü.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla anıyoruz.


Muhsin Ertuğrul Kimdir ?



(28 Şubat 1892, İstanbul - 29 Nisan 1979, İzmir), Türk tiyatrocu, yönetmen, oyuncu ve yapımcı. 1892 yılında dünyaya İstanbul'da gözlerini açtı. İlkokulu Tefeyyüz Mektebi’nde okuduktan sonra Topbaşı Rüştiyesi’nde, Mercan İdadisi’nde okudu. Tefeyyüz Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi[1]. 1909'da Erenköy'deki Burhanettin Tiyatrosu’nda Arthur Conan Doyle'ın Sherlock Holmes oyununda 'Bob' rolüyle ilk kez sahneye çıktı. Bu toplulukla birçok oyunda rol aldı. Ailesi, sahneye çıkmasına karşı çıktığı için baba evinden ayrıldı ve tiyatro eğitimi için 1911'de Paris'e gitti. Orada Comédie Française ve birçok Rus tiyatro topluluklarının oyunlarını izledi. 1912¨de İstanbul’a dönünce yönetmen ve oyuncu olarak çalışmaya başladı. İlk kez Shakespeare’in Hamlet oyununu sahneye koydu ve Hamlet rolünü oynadı . 1913'te Bursa'da Millet Tiyatrosu adıyla İsmail Galip Arcan, Behzad Butak ve Kemal Emin Bara ile kurduğu Yeni Turan Temsil Heyeti’nde çok sayıda yabancı oyunu sahneledi ve bu oyunlarda oynadı. Aynı yıl Şehzadebaşı'nda Ertuğrul Sineması'nı açtı. Burada film gösterileri yanı sıra Karanlık İçinde Buse, Fener Bekçileri gibi oyunlar da sunuldu. Sinemada film öncesi kısa gösteriler sundu.1913 sonunda karıştığı bir siyasi olay nedeniyle sınırdışı edilince tekrar Fransa’ya gitti. Paris konservatuvarına tüm uğraşmalarına karşın giremedi[1], ancak oradaki tiyatrolar ve sinema stüdyolarında gözlemler yaptı; Jacques Copeau ve Andre Antoine'ın Odeon Tiyatrosu’ndaki çalışmalarını izledi. Sovyetler Birliği ve Nazım Hikmet Muhsin Ertuğrul 1925 yılında tiyatrosu kapandıktan sonra Sovyetler Birliği’ne gitti, İstanbul'dan Sovyetler Birliği'ne dönerek Moskova'da tiyatro çalışmalarına başlamış olan Nâzım Hikmet'e katıldı. Onun sayesinde sinema dünyasından pek çok kişi ile tanışma ve çalışma fırsatı buldu. "Tamilla"(1925), "Spartaküs" (1926), "Beş Dakika" (1926) filmlerini çekti. Ayrıca Moskova'da bütün tiyatrolara girme izni alarak Stanislavski, Nemiroviç-Dançenko, Aleksandır Yakovleviç Tayrov, Vsevolod Meyerhold, Ayzenştayn ve Sergey Mihayloviç Tretyakov’la tanıştı; çalışmalarına katıldı. Darülbedayi'de Sanat Yönetmenliği 1927 Şubat'ında İstanbul’a dönen Muhsin Ertuğrul, Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ’ın önerisiyle Darülbedayi’de sanat yönetmeni oldu. 1949'da Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne getirilinceye kadar sürdürdüğü çalışmalarla kuruma bir şehir tiyatrosu kimliği kazandırdı.Sahne çalışmalarını düzen altına alan yönetmenlikler hazırladı ve uygulamaya koydu. 1928’de Darülbedayi sanatçılarıyla başarılı bir Kahire turnesi yaptı. İpek Film Muhsin Ertuğrul, 1928'de Türkiye'nin ikinci büyük yapım şirketi olan İpek Film'in kurulmasına öncülük etti. "Ankara Postası" adlı filmin büyük ticari başarı kazanmasının ardından İpek Film'de 1928-1941 arasında yönetmen olarak 20 film çekti. 10 yılı aşkın süre ile ülkenin tek film yapım şirketi olarak kalan şirket, çağdaş teknolojinin kullanımı için kendisine her türlü harcama yetkisini vermişti[3]. Böylece Muhsin Ertuğrul, ilk sesli Türk filmlerini çekti; Mısır-Yunan işbirliğiyle 1931'de çekilen “İstanbul Sokaklarında” ve ertesi sene çektiği “Bir Millet Uyanıyor", ilk sesli Türk filmleri oldu. Tiyatro Meslek Okulu ve Darülbedayi Çocuk Tiyatrosu 1931'da belediye bağlı bir Tiyatro Meslek Okulu açılmasına öncülük etti. 1933 yılında İstanbul'a çağrılan Viyana Müzik ve Tiyatro Akademisi başkanı Joseph Marx, Belediye Konservautarının öncüsü sayılabilecek bu okulu yeni baştan düzenledi ve Muhsin Ertuğrul bu kurumda dersler verdi. Muhsin Ertuğrul, Moskova'da çocuk tiyatrosu üstüne incelemeler yaptıktan sonra 1935-1936 sezonunda Istanbul Şehir Tiyatrosu’nda Türkiye’deki ilk düzenli çocuk oyunlarını başlattı. Darülbedayi Çocuk Tiyatrosu ilk oyun olarak Kemal Küçük'ün düzenlediği "Çocuklara İlk Tiyatro Dersi" adlı yapıtı, ikinci oyun olarak yine Kemal Küçük'ün "Gülmeyen Çocuk" adlı oyununu, üçüncü olarak Afif Obay'ın "Fatmacık" adlı oyununu sahneledi.Tiyatro alanında verdiği hizmetler nedeniyle 1932'de Goethe Madalyası ile ödüllendirildi. 1936'da kurulan Ankara Devlet Konservatuvarı’nda tiyatro öğretmeni olarak göreve başladıysa da konservatuvarın kurucusu Carl Ebert ile anlaşmazlığı düşerek 1938'de bu görevden ayrıldı. 1941'de yeniden konservatuvarda ders vermeye başladı. Aynı yıl eşiyle birlikte Perde ve Sahne adlı bir dergi çıkarmaya başlayan Muhsin Ertuğrul, eşini 1943 yılında kaybetti. Devlet Tiyatrosu'nun Kuruluşu 1947'de kurulmakta olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nü yönetmek üzere Ankara Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi'nin başına getirilen Muhsin Ertuğrul, artık sinemadan uzaklaşmaya ve tiyatro alanında çalışmalarını yoğunlaştırmaya başladı. Çeşitli aralıklarla Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Şehir Tiyatroları Baş rejisörlüğü görevini sürdürdü. 1947'de Ankara'da Küçük Tiyatro, 1948'de Büyük Tiyatro'yu kurdu. "Bir Komiser Geldi" oyunundaki müfettiş rolüyle oyuncu olarak son kez sahnede görünen sanatçı, 1950’de Büyük Tiyatro’da balo yapılmasına karşı çıkınca Demokrat Parti iktidarının tepkisini çekti ve görevinden istifa etti. Sanatçı o yıl, Handan Ertuğrul ile ikinci evliliğini yaptı. Devlet Tiyatrosu'ndan istifasının ardından Yapı Kredi Bankası'nın çağrısı üzerine İstanbul'a gitti; Küçük Sahneyi kurup genç sanatçılarla oyunlar yönetti. 1953 yılında Türk sinemasının ilk renkli filmlerinden biri olan “Halıcı Kız”’ı çekti. Büyük başarısızlıkla sonuçlanan bu film, Muhsin Ertuğrul'un son sinema çalışması oldu. 1954'te ikinci kez Devlet tiyatrosu genel müdürlüğüne getirilince Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosu'nu açtı (1955). İzmir ve Bursa'da Devlet Tiyatrosu, Adana'da şehir tiyatrosu açılmasında emeği geçti (1957). 1958'de görevinden alındı; İstanbul Şehir Tiyatrosu'na başyönetmen olarak atandı. İstanbul Şehir Tiyatrosu Baş Yönetmenliği Muhsin Ertuğrul, 1958-1966 yıllarında İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndaki başyönetmenlik görevini sürdürdü. Bu dönemde çoğu yurt dışında eğitim görmüş yeni kuşak tiyatrocularla yeni bir dönem başlattı; Üsküdar Tiyatrosunu ve Kadıköy Tiyatrosu'nu açtı (1960-61); Rumelihisar temsillerini başlattı; Zeytinburnu Tiyatrosunu açtı (1965). 1964 Türkiye'de ilk kez Brecht’in bir oyununu ve Shakespeare’in 400. doğum yıldönümü nedeniyle beş sahnede beş Shakespeare oyunu sahneletti. Bu çalışmaları nedeniyle bazı eleştirilere hedef oldu[4]. 1966’da İstanbul Belediye Meclisi’nin kararıyla baş rejisörlük kadrosu kaldırıldı. Kamuoyunda, mecliste ve medyada büyük tepkilere yol açan "Muhsin Ertuğrul olayı", Türk tiyatrosuna indirilen bir darbe olarak yorumlandı. Şehir Tiyatrosu'nda başyönetmenlik kadrosunun kaldırılmasıyla açıkta kalan Muhsin Ertuğrul, Federal Almanya ve Ispanya’daki tiyatro eğitim yöntemlerini incelemeye gitti. 1967’de LCC Tiyatro Okulu'nda sahne dersleri, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde tiyatro eleştirisi dersleri verdi. 23 Aralık - 12 Ocak 1970 arasında 60. sanat yılı büyük programlarla kutlayan Muhsin Ertuğrul'a 23 Ekim 1971’de Kültür Bakanı Talât Halman’ın çabasıyla Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sanatçıya verillen Devlet Kültür Armağanı takdim edildi. 1974 yılında 82 yaşındaki Muhsin Ertuğrul, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine atandı. Semt tiyatrosu, öğle tiyatrosu, gezici tiyatro gibi çeşitli uygulamalarla yeni bir tiyatro seferberliği başlattı; Gültepe Tiyatrosu'nu ve Bayrampaşa Tiyatrosunu açtı (1974-75), Deneme Sahnesini kurdurdu. Ne var ki iç çekişmeler üzerine 1976’da görevi bıraktı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazılarını sürdürdü. Ölümü Çağdaş Türk tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul'a 23 Nisan 1979'da Ege Üniversitesi'nce fahri doktor payesi verildi. Sanatçı, unvanını almak ve sanat yaşamının 70. yıl kutlamalarına katılmak üzere gittiği İzmir'de 29 Nisan günü kalp krizi sonucu hayatını yitirdi. Cenazesi, İstanbul'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Ödülleri Türk sineması ilk uluslararası ödülünü Muhsin Ertuğrul'un Nâzım Hikmet'le birlikte çektiği Leblebici Horhor Ağa adlı filmle kazandı. Film, 2. Venedik Film Festivali'nde Onur Madalyası ile ödüllendirildi. 1931- Goethe Madalyası 1971 Türkiye Cumhuriyeti Devlet Kültür Armağanı Filmleri Oyuncu olarak rol aldığı filmler Beranien Düşesi - 1918 / Berlin Istırap / Samson - 1922 Boğaziçi Esrarı: Nur Baba / The Bosphorus Mystery - 1922 Ateşten Gömlek 1923 Kız Kulesinde Bir Facia - 1923 Ankara Postası 1928 Şehvet Kurbanı - 1940 Kıskanç - 1943 Yönetmenliğini yaptığı filmler Kara Lale Bayramı - 1918 Şeytana Tapanlar - 1918 Samsun - 1919 İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922 İstanbul'da Izdırap - 1922 Kahveci Güzeli - 1941 Yapımcılığını üstlendiği filmler Samsun - 1919 Otoritem boş - 1919 Aysel Bataklı Damın Kızı 1934 Senaryo ve yönetmenliğini yaptığı filmler Boğaziçi Esrarı - 1922 İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922 Kızkulesi Faciasi - 1923 Ateşten Gömlek - 1923 Leblebici Horhor - 1923 Sözde Kızlar - 1924 Ankara Postası - 1928 Kaçakçılar - 1929 İstanbul Sokaklarında - 1931 Bir Millet Uyanıyor - 1932 Leblebici Horhor Ağa - 1933 Aysel Bataklı Damın Kızı - 1934 Bir Kavuk Devrildi - 1939 Evli mi Bekar mı - 1951 Halıcı Kız - 1953 Diğer önemli filmleri Yapım yılı Filmin adı Yapım yeri 1919 Samson (Almanya’da) 1925 Tamilla (SSCB’de) 1926 Spartakus (SSCB’de) 1926 Beş Dakika (SSCB’de) 1929 Ankara Postası (İngiltere'de) 1938 Aynaroz Kadısı 1939 Allah'ın Cenneti 1939 Tosun Paşa 1940 Şehvet Kurbanı 1941 Kahveci Güzeli 1945 Yayla Kartalı 1946 Harman Sonu 1947 Kızılırmak Karakoyun Sanat Yönetmeni Aysel Bataklı Damın Kızı-1923 Kitapları[değiştir | kaynağı değiştir] "İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim" (1975)


Burhan Uygur kimdir?



1940'ta Giresun'da doğdu. Orta ve lise öğrenimini Trabzon'da tamamladı. 1961 yılında şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan, dönemin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüpoğlu Atölyesi'nden 1969 Şubat döneminde mezun oldu. 1968 yılında daha akademide öğrenci iken; Beyoğlu Sanat Galerisi'nde ilk sergisini açan sanatçı, 1970'te Avusturya Hükümeti'nin bursuyla Salzburg Yaz Akademisi'nde ressam Corneille ile çalıştı. Hollanda'da bir sokak sergisi de açtı. 1968'deki İlk sergisinde beklediği ilgiyi bulamadı ama, aynı yıl Çağdaş ressamlar Cemiyeti'nin düzenlediği yarışmada "Yılın Genç Ressamı" ünvanını alarak birinci oldu. "Kurallardan hoşlanmazdı. O'nu sınırladığını düşünürdü. Ama disiplinliydi aynı zamanda. Kalıbına sığmazdı. Gece aklına eser esmez, dışar çıkardı. Aslında gece, gündüz fark etmezdi O'nun için. Yapıtlarında da bunun görülebildiğine inanıyorum." diyor Vesile Uygur, eşi Burhan Uygur için. Yaşarken sanatçı olma mutluluğunu yaşayan Burhan Uygur, resim yapmak için bir an olsun yanından ayırmadığı ve resimlerini yaptığı "Defteri"ni Erol Simavi'ye satarak; o parayla Üsküdar'daki ailece oturduğu evi satın aldı. "Bir Çöp tenekesinde bile kendimi görürüm ben. Resmin işiği değil; uşağıyım,çömeziyim, hamalıyım" diyen Burhan Uygur,1986 yılı Ocak ayında 2. uluslararası Asya Avrupa Bienali'ne katılma konusunda 31 sanatçı, yazar, eleştirmen ve galericinin katıldığı ankette 19 oy alarak katılma hakkını kazandı ve ikincilik ödülü aldı. 1989 yılında beyin kanaması geçirdikten sonra kendine gelir gelmez, kâğıt ve boya isteyen sanatçı, normal yaşamını sürdürürken; 29 Nisan 1992'de direksiyon başında ikinci kez geçirdiği beyin kanaması sonucu arkasında yüzlerce özgün yapıt bırakarak yaşamını yitirdi.


ÖZDEN ÖRNEK KİMDİR?



1943 yılında İzmit’te doğan Oramiral Özden Örnek, ilk ve orta tahsilini İzmit’te tamamladıktan sonra 1957 yılında Deniz Lisesi’ne girmiş, 1962 yılında Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen olarak mezun olmuştur. İki yıl da subay olarak öğrenimine devamla dört yıllık Deniz Harp Okulu tahsilini tamamlayarak, 1964 yılında Donanma’ya katılmıştır.

1964-1967 yılları arasında Muhrip sınıfı gemilerde branş subaylığı ve bölüm amirliği yapan Oramiral Örnek, 1980- 1981 yıllarında TCG ADATEPE Komutanlığı, 1986-1987 yıllarında I.Hücumbot Filotilla Komodorluğu, 1987-1988 yıllarında II. Muhrip Filotilla Komodorluğu görevlerini deruhte etmiştir.

1967-1969 yılları arasında A.B.D.’de Iisans üstü öğrenimini yapan Oramiral Örnek, 1975 yılında Deniz Harp Akademisi’nden, 1982 yılında da A.B.D. Deniz Komuta Koleji’nden mezun olmuştur.

1982-1984 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı’nda Harekat Şube Müdürlüğü, 1984-1986 yılları arasında da Washington Deniz Ataşeliği görevlerinde bulunan Oramiral Örnek, 30 Ağustos 1988 tarihinde Tuğamiralliğe terfi etmiştir. Tuğamiralliğe terfiini müteakip 1988-1989 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Teşkilat Daire Başkanlığı ve 1989-1990 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini deruhte etmiş, 1990-1992 yılları arasında da NAVSOUTH/Napoli’de görev yapmıştır.


1992 yılında Tümamiralliğe terfi eden Oramiral Örnek, terfiini müteakip, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1994-1995 yıllarında Hücumbot Filosu Komutanlığı, 1995-1996 yılları arasında da Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini deruhte etmiştir. 30 Ağustos 1996 tarihinde Koramiralliğe terfi eden Oramiral Örnek, 1996-1997 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı, 1997 -1999 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürütmüş, 1999 yılı atamaları ile Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na atanmıştır.

Ağustos 1999 ayından itibaren Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevini ifa eden Oramiral Özden Örnek, Ağustos 2001 ayında Oramiralliğe terfi ederek, Donanma Komutanlığı'na atanmıştır. 30 Ağustos 2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek kararlara göre Oramiral Özden Örnek, Donanma Komutanlığı’ndan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. Oramiral Özden Örnek evli olup, iki çocuk babasıdır ve İngilizce bilmektedir.

BALYOZ MAĞDURUYDU

Özden Örnek, Balyoz davasında sanıktı. Uzun süre tutuklu yargılandı. Emrindeki Deniz Kuvvetleri bünyesinde yaptığı iddia edilen SUGA Planı'yla Türkiye ve Yunanistan arasında savaş çıkarmak, kriz yaratmak ve bununla darbeye zemin hazırlamakla suçlandı. Yargılandığı duruşmalarda, SUGA Planı'nın sahte olduğuna dair delilleri mahkeme heyetine anlatmaya çalıştı. Planları hazırlayanları “TSK içine sızmaya çalışan bir çete” olarak tarif etti. Sonunda Balyoz davasından beraat etti.

29 Nisan 2018'de vefat etti.


Dilber Ay (Bağbuş) (Dilber Karakaş) kimdir?



1 Ocak 1956, Kahramanmaraş - 29 Nisan 2019, Ankara), türkücü, arabesk şarkıcı.

Barak havaları ve 1981 yılında söylediği "Meyrik" türküsüyle Türkiye'de büyük bir kitlenin sevgisini kazandı; "Tavukları pişirmişem" olarak bilinen Adıyaman türküsü ile fenomen haline geldi.[1] 2011-2015 yılları arasında tam teşekküllü bir hapishane simülasyonu içinde, demir parmaklıkların ardından arabesk şarkılar seslendirdiği "Kadere Mahkûmlar" adlı televizyon programını sundu. Türkücü, 2012 yılında ana akım televizyonlara konuk olmaya başladıktan sonra hızla popüler kültür ikonuna dönüştü.

Erkeksi, güçlü, sert, özgüveni yüksek bir imaj yaratan Dilber Ay, seslendirdiği hüzünlü türküler ve arabesk formundaki şarkıların yanı sıra sinema filmlerinde aldığı roller, televizyonda yaptığı reytingi yüksek programlar, rol aldığı reklam filmleri ile hatırlanır. Hayat öyküsü 2021 yılında


1 Ocak 1956'da Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinde doğdu. Kureyşan aşiretine mensup olan Ay'ın asıl soyadı Bağbuş'tur. Yörük ve Kürt bir ailenin çocuğu idi. İlköğrenimine Kahramanmaraş'ta başladı; bu şehirde ilkokul üçüncü sınıfa kadar okudu, daha sonra eğitimine devam edemedi. Ailesi ile birlikte önce Ankara'ya, oradan da Bolu-Düzce taraflarına göç ederek yerleşti. Düzce'de "güzel ses" aramak üzere TRT Radyosu'nun 1969'da yaptığı çalışma sırasında "Gönül gel seninle muhabbet edelim, araya kimseyi alma sevdiğim" türküsünü seslendirmesiyle yeteneği fark edildi. Ancak yarışmaya katıldığı için babası Hüseyin Bağbuş'tan çok ağır işkenceler gördü.

13 yaşında iken 50 yaşında bir erkekle evlendirildi. Bu evlilikten Satı ve Filiz isminde iki kız çocuk sahibi oldu. İkinci evliliğini 16 yaşındayken yanına kaçtığı teyzesinin oğluyla yaptı,Ünal isminde bir erkek çocuk sahibi oldu. Üçüncü evliliğini, Almanya'da tanıştığı İbrahim Karakaş ile 1998 yılında yapmıştır.

Barak ağzı uzun havalarını icra etmeyi Halit Arapoğlu’ndan öğrendi. 1974'te TRT Radyosu'nda sınava girdi. Genç yaşta radyoda söylediği türkülerle tanındı. Ankara Konak Gazinosu'nda türkücülük yaptı. İbrahim Tatlıses,Bergen,Bedia Akartürk, İzzet Altınmeşe, Dursun Salkım gibi tanınmış isimlerle birlikte çalıştı. Adana'da birlikte sahne aldığı Bergen ile yakın bir dostluk kurdu. Müzik yaşamı boyunca çok sayıda albüm yaptı. Bilinen ilk 45’lik plağı “Yavrum Oy / Oy Bahçenize Giremedim Ben Gazelden” adını taşıyan 1974 tarihli plaktır.

Almanya'da bir konser sırasında şarkı isteği için kulise izinsiz girerek kendisini taciz eden kişiyi yaraladı. Bu olaydan sonra Hollanda’ya kaçan sanatçı yakalanıp Almanya'ya gönderilmiş ve hapse girerek Frankfurt'ta 8 ay 20 gün tutuklu kaldıktan sonra Türkiye'ye iade edilmiştir. Karıştığı bir kavgadan dolayı yeniden tutuklanıp bir süre daha cezaevinde kalan Dilber Ay'ın TRT Radyo da işine bu olaydan sonra son verildi.

Dilber Ay, 2006 yılından itibaren sinema filmlerinde rol aldı. Rol aldığı ilk film olan Beynelminel (2006)'de bir şarkıcıyı, Yol Arkadaşım (2017) filminde bir araba tamircisini canlandırdı. Beynelminel filmindeki rolü ile 14. Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'ne değer görüldü.Beynelmilel filminde bir pavyon sahnesinde söylediği Akşama Geleceğim (bilinen adıyla "Tavukları pişirmişem") adlı anonim Adıyaman türküsü fenomen haline geldi. Birçok eğlence ve kutlamalarda Dilber Ay’ın seslendirdiği bu türküye özel bir yer verildi. 2014 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün şampiyonluk kutlamasında futbolcuların sahada oyun ve alkışlarla "Tavukları Pişirmişem” türküsüne eşlik etmeleri, ulaştığı popülerliğini göstermiştir.

Dilber Ay, 2011-2015 arasında Flash TV' kanalında müzisyen Devran İskender ve Cihan Akboğa ile birlikte Kadere Mahkûmlar adlı arabesk müzik programını sundu. Programda konuklarını demir parmaklıklarla çevrili stüdyoda ağırladı; mahkûmlardan gelen mektupları okuyup, istek türkü ve şarkılarını seslendirdi. Geniş. bir izleyici kitlesine ulaşan bu program sayesinde ana akım medya tarafından keşfedilen Dilber Ay, çeşitli reklam filmlerinde rol aldı ve ana akım medyadaki haber programlarında canlı yayına çıkarıldı. 2012'de CNN Türk televizyonunda konuk olarak katıldığı 5N1K programında, haberci Cüneyt Özdemir’in onu yanlış anlaması (Şarkı ismi olan "Zorunda mıyım" sözünü anlamayıp "Zorunda mıyım?" diye sorduğunu sanması) sosyal medyada büyük etki yarattı. Bu olay, bir mobil operatörün reklam kampanyasına esin kaynağı oldu ve Dilber Ay’ın, Türk kamuoyunun büyük bölümü tarafından tanınmasında etkili oldu.

Yaşamını Düzce'de bulunan ikametinde geçiren Dilber Ay, geçirdiği kalp krizi sonucu 29 Nisan 2019 tarihinde Ankara'daki bir hastanede 63 yaşında öldü. Cenazesi 30 Nisan 2019'da Düzce'ye getirilerek şehir mezarlığında defnedildi.

Sinema sanatçısı Dilber Ay ile isim benzerliği

Gerçek adı Gülşen Demirci olan sinema sanatçısının bu ismi seçmesinin en önemli nedeni kendisinin sinema sektörüne yeni girdiği dönemde henüz yeterince ünlü olmayan, daha yeni tanınmaya başlamış olan şarkıcı Dilber Ay'ın adını kendisine kullanması için yönetmen Yavuz Figenli'nin önermesidir.[15] Ölümünden sonra da, bu durumu bilmeyenler tarafından bir süre boyunca şarkıcı Dilber Ay ile aynı kişi olduğu zannedilmiştir. Ancak bu durumun yanlışlığının anlaşılması üzerine konuyla ilgili olarak şarkıcı Dilber Ay da açıklamalarda bulunmuştur.

Kültürel yansımaları

Hayat öyküsü 2021 yılında çekilen Dilberay adlı filme konu olmuştur. Ketche tarafından çekilen filmde Dilber Ay'ı Büşra Pekin canlandırdı.

Albümleri


  • Dilberay - Dilberay (1974)

  • Dilberay - 3 - Türküola (1975)

  • Dilberay - Meyrik (1981)

  • Dilberay - HazaL (1986)

  • Dilberay - Barak Muhabbeti 1 (1987)

  • Dilberay - Barak Muhabbeti 2 (1988)

  • Dilberay - Postaci Emmi (1990)

  • Dilberay - Oturak Havaları (1990)

  • Dilberay - Yandim Eyvah (1993)

  • Dilberay - Dağlar Oy (1993)

  • Dilberay - Bırak Ona Da Dokunma (1994)

  • Dilberay - Kisi Bitmez Daglarimin (1995)

  • Dilberay - Barak Kızı (1996)

  • Dilberay - Ölesen Gelin (1999)

  • Dilberay - Sürdüler Beni - Sen Tasmisin Demirmi (2000)

  • Dilberay - Bırakmadı Sevdan Beni - Yabancı (2001)

  • Dilberay - Oturdum Mezar Taşına (2002)

  • Dilberay - Maraşlı Gelin (2004)

  • Dilberay - Hasrete Koştuk (2005)

  • Dilberay - Alıp Başımı Gideyim (2005)

  • Dilberay - Hacı Ağa (Sarı Sabahlık) (2007)

  • Dilberay - Ellerin Olmuş (2008)

  • Dilberay - Ötme Bülbül (2009)

  • Dilberay - Be Zalim - İtfaiyeci (2010)

  • Dilberay - Darıldım Sana (2011)

  • Dilberay - Yasmı Varda Mahallede (2019)


Filmografisi

Ödülleri

  • Beynelmilel filminden, 14. Altın Koza Film Festivali 2007, Ulusal yarışma "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" ödülü

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör