top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Oktay Ekinci yazısı: Bayramlarımız hakkında...



Oktay Ekinci yazdı; Bayramlarımız hakkında...


Eski bayramları özlerken, yenilerinde ne zaman ‘bayram gibi bayram’ yapacağız.


“- Bayram tatili gelse de çalışsam.”

Her ne kadar garip gelse de günümüz bayramlarının yaygın söylemleri arasında bu söz… üstelik sadece yazar-çizerler için değil, gelen-giden ve telefonlardan ötürü işgünlerinde çalışma zamanı bulamayan; işlerinin dışında yapmak istedikleri çalışmalara boş gün ayıramayanlar için de bayram tatilleri eşi bulunmaz olanak.

Hele hafta sonlarıyla birleştiğinde “uzun” tatillere dönüşen bayramlar, toplumun geniş bir kesimi için artık “bayram yapılan” değil, “iş yetiştirilen” günler anlamına geliyor.

Gerçi bunu ilk keşfedenler 1950’lerden 80’lere uzanan “gecekondu”cular elbette… 12 Eylül’ün ardından “imar yağmasında yerelleşme” sürecinde, belediyelerin kaçak yapılaşmaya gösterdikleri hoşgörünün yasallaşması(!)yla birlikte, artık gecekondu yapmak için uzun tatillere gereksinim duyulmuyor; bu nedenle bayramın “tatil”le neredeyse eşanlamlı hale gelmesi, o dillerden düşmeyen “eski bayramlar”la yenileri arasındaki en önemli farkı oluşturuyor.


Turizmin can suyu


Nitekim bu gerçeğin özellikle “turizm sektörü”ne yansıması da günümüz bayramlarına has bir durum. Örneğin, “otellerde, otobüslerde, uçaklarda yer kalmadı; dönüş yolunda saatlerce bekledik” vb. yakınmalar bugünkü bayram söylemlerinin başlıcaları..

“Turistik gezi” ilanları haftalar öncesinden gazete sayfalarını kaplarken, hemen hiçbiri “ilk gün bayramlaşmaya ayrılsa” gibi gelenekleri de gözetmiyor; tatil arifeden başlıyor, uzadıkça uzuyor…

Nitekim hemen tüm hükümetlerin “ortak”! icraatlarından biri de “bayram tatilini uzatmak.” O kadar ki önceki yıllarda Başbakan Erdoğan bayramlara “tatil” olarak bakılmasını sert sözlerle eleştirmişti ama “aradaki” işgünlerinin de eklendiği 9-10 günlük tatiller yine onun imzasıyla yasalaşmaya devam ediyor..

Hatta medyanın en popüler bayram haberleri de “siyasilerin tatilde (yani bayramda) ne yaptıkları..” Şimdi de merak doruklarda; ülkeyi yöneten ya da yönetemeyen hemen tüm siyasilerin “bayram namazı”ndan sonra “dinlenmek” için (yani bayram ziyaretleri için değil) nereye gidecekleri sıkı takip altında.


‘Şeker’ gibi bayramlar


Kimileri bayramların böylesine “tatilleşme”sini modern yaşamın ürünü sayıyor ve savunuyor. Başbakan’ın bunu eleştirmesinden beri aynı görüşün siyasal dürtüyle yaygınlaştığı da çok belli.

Oysa bayramlarımız sosyal yaşamda tatil anlamına gelseler bile, çağdaşlık yerine “dinci”liği simgeleyen davranışlar azalmıyor, artıyor. Bunun başında ise özellikle ramazan ayını izleyen bayramın adına geleneksel olarak “Şeker Bayramı” denilmesine gösterilen tepki.

Osmanlı’dan günümüze akıp gelen “Şeker Bayramı”’ söylemiyle birlikte, bayram ziyaretlerinde çeşit çeşit “ev yapımı likörler”in özel kadehlerde, badem şekeri ve çikolata eşliğinde ikram edilmesini adeta “günah” sayan anlayışın siyaset dünyasında seslendirilmesi, geçmişe göre daha geri bir bayram anlayışının varlığını gösteriyor.

Bir yandan olağanüstü şatafatlı ve gösteriş ürünü iftar sofralarını “sevap işleme” adına kurmak, bir yandan da 30 gün aç kalmanın “tatlılık”la kutsanmasına “Şeker Bayramı” demenin anlamını kavra(ya)mamak, akıl almaz değil mi?.. Hele oruç tutup namaz kılan annelerimizin, nenelerimizin hazırladıkları likörlere “günah” demek kültür fakirliğini de göstermiyor mu? Nice tatlı, badem şekerli ve likörlü günlere…

Şeker Bayramınız kutlu olsun...


8 Ağustos 2013 - Cumhuriyet



Oktay Ekinci ile Alâettin Bahçekapılı.... "Anısına saygıyla"


142 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page