• HaberciGazete

Orhan Asena, Malik Aksel, İsmail Gülgeç, Sabih Şendil



Bugün 15 Şubat. Orhan Asena, Malik Aksel, Sabih Şendil ve İsmail Gülgeç'in ölüm yıldönümleri.

BRT Yayın Grubu olar bu değerlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.

Orhan Asena kimdir?



(d. 7 Ocak 1922, Diyarbakır – ö. 15 Şubat 2001). Oyun yazarı, çocuk hastalıkları uzmanı.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1945’te mezun oldu. Anadolu’da hekim ve hükümet tabibi olarak görev yaptı. 1955’te çocuk hastalıkları uzmanı oldu. Sekiz yıl Almanya’da hekim olarak çalıştı. Yazın dünyasına şiir ve öykü yazarak girdi. Daha sonra oyunlar yazmaya başladı. İlk oyunu Tanrılar ve İnsanlar – Gılgamış, 1954 yılında sahnelendi ve 1959’da da kitap olarak yayımlandı. Kırkı aşkın oyun yazdı ve oyunları tüm Türkiye’deki sahnelerde oynandı. Yirmi kadar oyunu da kitap olarak yayımlandı. Atçalı Kel Memet’in hayatını işlediği Atçalı Kel Mehmet adlı oyunuyla TRT’den 1970 yılında başarı ödülünü aldı. Daha sonraları ise, İsmet Küntay Tiyatro Ödülü’nü, Avni Dilligil Tiyatro Ödülü’nü ve İş Bankası Büyük Tiyatro Ödülü’nü kazandı. Tiyatro eleştirmenlerince Türk tiyatrosunun Shakespeare’i olarak tanımlanmıştır.

1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı uvanını almıştır.

Bazı Oyunları Tanrılar ve İnsanlar Tohum ve Toprak Simavnalı Şeyh Bedreddin Atçalı Kel Mehmet Şili’de Av Ölü Kentin Nabzı Yıldız Yargılanması Kanunî Sultan Süleyman Dörtlemesi (ya da Taht ve Baht Dörtlemesi) İlk Yıllar – Roksolan Hürrem Sultan Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe Sığıntı Korku Yalan Gecenin Sonu Fadik Kız Toroslardan Öteye Seyitbaşı Konağı

Sabih Şendil kimdir?



1926'da Tekirdağ'da doğdu. Tam adı Mehmet Sabih Şendil'dir. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam ettiyse de, öğrenimini yarıda bırakarak iş yaşamına atıldı. Çeşitli bankalarda çalıştı. 15 Şubat 2002'de İstanbul' da öldü.

Şiir ve yazıları İstanbul, Kaynak, Varlık, Fikirler, Doğan Kardeş, Yeryüzü, Çağdaş, Güney ve Hisar dergilerinde yayımlandı. Çocuk şiiri ve çocuk masalları da yazdı.

Yapıtları: Bizim İskele (şiir, 1948) Gelin Dünya (1951) Yaşamak herkesin hakkı (şiir, 1953) Altın sakallı dev (masal, 1958) Köylü Prenses (masal, 1958) Bir Çatı Altında (şiir, 1961) Çiftlikte Sabah(çocuk şiiri, 1955) Dilek ile İpek (çocuk şiiri, 1966).

İsmail Gülgeç kimdir?



1947’de Gaziantep’te doğan İsmail Gülgeç ilköğrenimi sırasında geçirdiği hastalık nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda kendi kendini yetiştirmeye çalıştı, karikatüre yöneldi.

İlk çizgileri 1968’lerde Yeni İzmir gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Demokrat İzmir, Ege Ekspres, Devir, Milliyet gazetelerinde çizen Gülgeç’in Milliyet Çocuk dergisinde yayınladığı “Ormangiller” adlı karikatür-bantı geniş bir ilgi uyandırdı.

1979’da yayınlanan İnce Memed resimli romanı (Yaşar Kemal’in yapıtıyla birlikte) yurt dışında da yayınlandı. 1980’lerde Cumhuriyet gazetesinde çizmeye başlayan Gülgeç, “Memo” adlı dizisinde tarihsel olaylardan esinlenirken “İnsanlar” adlı dizisinde günlük yaşantıdan görüntüler verdi.

“Hayvanlar” adlı dizisinde de güncel, toplumsal olayları değişik bir bakış açısı içinde vermeye çalıştı. Gülgeç, Milliyet’in haftalık mizah eki Kirpi’de de çizdi.

Sanatçı, Ahmet Ümit’in “Başkomser Nevzat/Çiçekçinin Ölümü (2005-Ekim)” isimli kitabını çizgi-roman olarak resimledi. Gülgeç, şarkıcı Nazan Öncel’in “7’n Bitirdin” isimli albüm kartoneti için 12 şarkıya 12 karikatür çizdi.

İsmail Gülgeç, 1988, 1989 ve 1991 yıllarında Karikatürcüler Derneği Başkanı olarak görev yaptı.

Evrensel, Birgün, Bianet’te de çizgileri yayımlanan İsmail Gülgeç son olarak Cumhuriyet gazetesinde "Hayvanlar" çizgi bantını çiziyordu.


Malik Aksel kimdir?



Türk ressam Malik Aksel 1903’te Selanik’te doğdu.15 Şubat 1987'de vefat etti.

İlk öğrenimini İstanbul’da Bayezit Nümune Mektebi’nde, orta öğreniminiyse Darül Muallimin’de tamamladı. 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanınca Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’ne gönderilerek, dört yıl süreyle resim ve grafik sanatlar bölümünde okudu.

1932’de yurda dönünce Resim Öğretmen Okulu’nda çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’ne dönüştürülen bu okulun başkentteki etkinliklerine, hem bir ressam, hem bir eğitici olarak önemli katkılarda bulundu. Daha sonra Çapa Eğitim Enstitüsü’ne geçerek resim bölümünü yönetti ve bu görevinden emekliye ayrıldı. 1973’te 34. Devlet Sergisi’nde başarı ödülü kazandı.

Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda Galatasaray salonlarında Güzel Sanatlar Birliği’nin düzenlediği karma sergilere katıldı. Sonradan Halkevleri çevresinde halk sanatlarını araştırmaya yöneldi, resimlerinde yöresel konuları ve köy yaşamını işlemeye başladı. 1939’da düzenlenen yurt gezileri sırasında Sivas ve Denizli’ye gitti.

Söz konusu yörelerde geliştirdiği folklor sevgisini köklü bir sanat beğenisi ile kaynaştırdığı resimlerini yaptı. Köy evlerini ve sokaklarını konu alan bu tür resimlerinde, halk yaşamına katışıksız bir duygu ve gözlem gücüyle yaklaşmıştır. Yarattığı bu içtenlik ortak eğilimler ve gelişmeler arasında bir bakıma bağımsız bir ressam olarak dikkati çekmesine neden olmuştur.


Malik Aksel, ne izlenimcilere, ne de kendi kuşağının büyük bir bölümünü etkilemiş olan konstrüktif eğilimlere fazla bir yakınlık duymadı. Yöresel yaşamı olduğu gibi yansıtma kaygısı, ona sanat akımlarının sadık bir izleyicisi olmaktan daha önemli ve kaçınılmaz görünmüştür. Oluşumunu ve estetik değerlerini kendi içinde aramış olan sanatçı, folkloru temel almakla birlikte, folklorun dar görüşlere zemin hazırlayan tuzağına düşmekten uzak kalmıştır.

Bunda, resim değerlerini ön planda tutmuş olmanın ve kaba bir betimleyicilikle yetinmenin de payı vardır. Aksel’in, birbirine sarılmış köy kızlarını konu alan resimleri, yurt sevgisinin anlatımıdır. Ana imgesi, söz konusu sevgiyi biçimlendirirken, buna akademik sanat biçimlerini sindirmiş olmanın katışıksız beğenisi de eklenir.

Suluboya ressamı ve yazar



Malik Aksel’in sanatından söz ederken, Türkiye’de Hoca Ali Rıza ve Üsküdarli Cevat kuşağıyla güçlü bir başlangıç oluşturan suluboya resim alanındaki etkinliğini de unutmamak gerekir. Bu tür çalışmalarında, eski İstanbul’un günümüzde tarihe karışmış olan gelenek görenekleri canlı görüntüler biçiminde izlenebilmektedir.

Bu çalışmalarında suluboyanın saydam niteliğinde odaklanan köklü sanat beğenisi de görülebilmektedir. İlk bakışta iddiasız gibi görünen, ama dikkatle gözlemlenince derinliği kolayca kavranabilen bu suluboya resimlerinde Malik Aksel, zorlamasız, içten duyarlığın temsilcisi olduğunu ortaya koyar.

Halk sanatının kökenleri ve gelişme evrelerini inceleyen yayın ve kitaplarıyla da tanınan sanatçı bir yandan çağdaş sanatımıza, bir yandan da halk kaynaklarına ışık tutmuştur. İmparatorluktan Cumhuriyet’e, geleneksel kültürden çağdaş kültüre geçişin bütün ayrıntıları, iki cilt olarak yayınlanan yazılarında büyük bir açıklıkla görülür. Sanat ve Folklor (1971), İstanbul’un Ortası (1977, Ayrı Resim Sergisinde Otuz Gün (1943) ile üçüncü devlet sergisindeki izlenimlerini içeren Anadolu Halk Resimleri (1960) adlı yapıtları da kendi türlerinde birer başvuru kitabı niteliğindedir.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör