• HaberciGazete

Prof. Dr. Muammer Aksoy, Recaizade Mahmut Ekrem, İsmail Hakkı Şen, Melih Vassaf, Ülkü Ülker



Bugün 31 Ocak. Edebiyatçı Recaizade Mahmut Ekrem, ADD kurucusu, biliminsanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, yazar Melih Vassaf, oyuncu İsmail Hakkı Şen ve sanatçı Ülkü Ülker'in ölüm yıldönümü bugün.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Recaizade Mahmut Ekrem kimdir?



Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde büyük emeği olan Recaizade Mahmut Ekrem, Mart 1847’de İstanbul’da doğdu. Babasından Süryanice ve Farsça öğrendi. 1858’de ilköğrenimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan’ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi’ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Resmi görevle Trablusgarp’a gönderildi. 1908’de 2. Meşrutiyet’ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal’le tanışmasının ardından Encümen-i Şuara’ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. 1870’lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870’te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871’de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi.

Edebî Hayatı

Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebî hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur. Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesi’nden öğrencisidir. Şinasi ve Namık Kemal gibi birçok edebî türde eserler veren Recaizade Mahmut Ekrem, şiir için her güzel şey şiirin konusu olabilir görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir. O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan “göz için kafiye” anlayışını terk ederek “kulak için kafiye” anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir. Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir. Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur. Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.

Kısaca özetleyecek olursak;

  • Tanzimat ikinci dönemini başlatan sanatçıdır. Döneminde üstat olarak tanınır.

  • Edebiyat kuramcısı olarak yeniliklere öncülük etmiştir. Yol göstericiliğiyle öne çıkan sanatçı, Servetifünûn Döneminin oluşmasını sağlamıştır.

  • Eski edebiyatı savunanlara karşı yeni edebiyatı savunmuştur. Divan edebiyatını savunan Muallim Naci ile kafiye ve edebiyat konusunda tartışmalara girmiştir. Muallim Naci’nin göz için uyak anlayışına karşı kulak için uyak anlayışını benimsemiştir.

  • Şiirle ilgili görüşlerini ve eleştirilerini Zemzeme adlı şiir kitabının ön sözünde açıklamıştır.

  • Şiirle ilgili görüşleri: “Şiirin tek gayesi güzelliktir. Şiirin gayesi olan güzellik tabiat ve insandadır.” Ona göre “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” Güzellik gerçeğe uygun olmalıdır. Bu, gerçek sanatın gerçeğidir. “İnsanı düşündüren, insana hüzün veren şiir güzel şiirdir.” Yazar “fikri, hissi ve hayali” olmak üzere üç güzellik olduğunu söyler. Zerreden küreye kadar her şey şiirin konusu olabilir, diyerek şiirin konusunu genişletmiştir.

  • Şiirlerinde romantizm akımının etkisi görülür.

  • “Aşk” ve “doğa” şiirlerindeki başlıca temalardır. Yaşamındaki üzücü olaylardan dolayı acı ve keder konusunu da sıkça işlemiştir. Genç yaşta ölen çocuklarının etkisiyle ölüm konusuna da sıkça yer vermiştir. Ölümü hatırlatan doğa manzaraları, romantik ögeler, hüzünlü duygular şiirlerinde sıkça işlenen temalardır.

  • Hece ölçüsüyle de şiirler yazan sanatçı, çoğunlukla aruz ölçüsünü kullanmıştır.

  • Şiirlerinde divan edebiyatı nazım biçimlerini kullanmıştır. Yeni nazım biçimlerini denememiştir.

  • Bütün yapıtlarında sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.

  • Roman ve öykülerinde realizm akımının etkisinde kalmıştır.

Eserleri

  • Şiir: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme I-II-III, Tefekkür, Pejmürde, Nijad Ekrem, Nefrin.

  • Roman: Araba Sevdası.

  • Öykü: Saime, Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa.

  • Oyun: Afife Anjelik (İlk romantik dram), Atala Yahut Amerikan Vahşileri, Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır.

  • Ders Kitabı: Talim-i Edebiyat,

  • Eleştiri: Takdir-i Elhan, Zemzeme III Mukaddimesi.

  • Biyografi: Kudemaden Birkaç Şair Takrizat.

Muammer Aksoy kimdir?



Hukukçu, siyaset adamı ve yazar Muammer Aksoy, 1917 yılında doğdu. 1961 Anayasasını hazırlayan komisyonun sözcülüğünü yaptı. Milletvekili Numan Aksoy'un oğludur. İbradı'lı Hacı Musazade Numan Aksoy ve Hattatzade Mustafa Hulusi'nin kızı Nadire Aksoy'un oğludur. Kardeşleri Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, Nilüfer Pehlivanlı, Dr. Fikret Aksoy ve Sevim Batukan'dır. Ülke Aksoy ile evli olan Muammer Aksoy, Işık ve Arın isminde iki oğul ile Aslı, Muammer Can Aksoy ve İlke Aksoy isimli üç toruna sahiptir.

Tüm derslerinden tam not alarak 1939'da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Zürih Üniversitesi Hukuk ve Devlet Bilimleri Fakültesi'nde doktora yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi'nde asistanlık ve Ankara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 1957 yılında üniversite yasasında yapılan değişikliklerin üniversitelerin özerkliğine zarar verdiği gerekçesiyle üniversiteden ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne girdi.

27 Mayıs 1960 sonrasında yeniden üniversiteye döndü ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde profesör oldu. Kurucu Meclis Antalya İli Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 25 Ekim 1961) ile 1961 Anayasasının hazırlanmasında komisyon sözcülüğü yaptı. CHP parti meclisi üyeliği görevlerini yürüttü. 12 Mart 1971 Muhtırasından sonra tutuklandı, fakat yargılama sonucunda aklandı. 1977'de CHP İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. Avrupa Konseyi Türkiye temsilciliği ve Türk Hukuk Kurumu başkanlığı görevlerini yürüttü. 12 Eylül 1980'den sonra Ankara Barosu başkanlığına seçildi.

1989'da Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Bahri Savcı, Münci Kapani ve Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Cenazesi 3 Şubat günü Ankara Maltepe Camii'den kaldırılarak Cebeci Asrî Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde bir dersliğe adı verilmiştir.


Melih Vassaf kimdir?



Oyun yazarı (D. 16 Mart 1927, Aydın - Ö. 30 Ocak 1982, İstanbul). İlk ve ortaokulu Aydın’da okudu. Ortaöğrenimini İstanbul’da Boğaziçi Lisesinde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümündeki öğrenimini yarım bıraktı. Tiyatro müdürlüğü yaptı. SSK müfettişliğinden emekliye ayrıldı.

Tiyatro eleştirilerini Son Telgraf, Akis, Vatan, Yelpaze, Ses Tiyatro dergi ve gazetelerinde yayımladı. İstanbul tiyatrolarında sahnelenmiş olan oyunları kitap olarak basılmadı.

ESERLERİ (Basılmamış Oyun):

Sam Rüzgârları (1956), Aşka Susamışlardı (1957), Bir Küçücük Aslancık Varmış (1966), Nuhun Gemisi (1966), Yat Borusu (1971), Kızlara Göz Kulak Olun (1975), Eski Çamlar Bardak Oldu (1979), Bir Hamamda İki Çıplak, Bir Kadın Yarattım, Şaşkın Komiser, Hayat Tatlıdır, Aşk Budalası, Leyleğin Ömrü, Sülüman Bacanak, Maymun Gözünü Açtı, Bütün Kadınlar Güzeldir.

İsmail Hakkı Şen kimdir?



Doğum Tarihi - Yeri: 1927 - Rize Vefat Tarihi - Yeri: 31 Ocak 2005 - İstanbul Bilinen Diğer Adları: İsmail H. Şen, İ. Hakkı Şen İsmail Hakkı Şen, 1927'de Rize'de doğdu. Yüksek Teknik Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Sahne yaşamı 1954 yılında amatör olarak yaptığı oyunculukla başladı. Devlet memurluğu görevinden ayrıldıktan sonra Ankara Sanat Tiyatrosu'nda profesyonel olarak oyunculuğa adım attı. Ankara Drama Tiyatrosu, Enis Fosforoğlu Sahnesi, Hadi Çaman Tiyatrosu ve Tiyatro İstanbul kadrolarında birçok oyunda rol aldı. Sinemaya Feyzi Tuna'nın Dağların Kartalı (1970) filmi ile geçiş yaptı. Sonrasında Ekmekçi Kadın (1972), Yayla Kızı (1974), Gülşah (1975), Sevgili Oğlum (1977), Milyarder (1986) filmlerinde yer aldı. 2001 yılında rol aldığı son yapım olan Büyük Adam Küçük Aşk filmi ile 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 23. Siyad Ödülleri'nde En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. 31 Ocak 2005 tarihinde solunum yetmezliği nedeniyle vefat etti. Yazan: Hamide Yazer


Ülkü Ülker kimdir?


1950 yılında İstanbul'da doğdu. İlkokul öğretmenliği yaparken Ses Dergisi'nin 1971 yılındaki yarışmasını kazanarak sinemada sanat hayatına başladı. Sinemanın yanı sıra, Ergüder Yoldaş ve Reyman Eray'dan şan dersleri alarak, 10 yıl şarkıcılık yaptı. 400'e yakın sinema filmi ve 70'e yakın televizyon dizisinde rol aldı.

İlkokul öğretmenliğinden ses mecmuası yarışmasında finalist seçilerek (1971), sinemaya “Genç Kızlar Pansiyonu” filmiyle girdi. 1973’de Atıf Yılmaz’ın “Utanç” adlı filmi ile altın koza ödülünü kazandı. Sinemayla birlikte Ergüder Yoldaş ve Reyman Eray’dan şan dersleri alarak, şarkıcılığı 10 yıl kadar sürdürdü.

Ülker’in rol aldığı Filmler arasında Çark, Alın Yazısı, Beyaz Kurt, Kadersizler, Utanç, Kuma, Uygunsuzlar, Kadınlar Hayır Derse, Bir Yudum Sevgi, Fahriye Abla, Üç Halka 25, Güneş Doğarken, Bekçi, Anayurt Oteli, Sis, Güneş Yine Doğacak, Karılar Koğuşu, Benim Sinemalarım, Düğün, Umut Hep Vardı, Ağır Roman gibi filmler var. 31 Ocak 2016'da vefat etti.

19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör