• HaberciGazete

Prof. Dr. Orhan Kural, Mehmet Rauf, Cüneyt Gökçer, Bülent Ulusu, Demet Akbağ



Bugün 23 Aralık. Çevreci tutumuyla da bilinen, Yüksek Maden Müh. Prof. Dr. Orhan Kural'ın, Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ilk örneklerinden olan "Eylül" isimli romanıyla tanınan, daha pek çok yapıta imza atan Mehmet Rauf'un, Türk tiyatrosunun unutulmaz aktörü Cüneyt Gökçer'in, 1980 askeri darbesinden sonra Başbakanlık görevine getirilen Bülent Ulusu'nun ölüm yıldönümü bugün.

Bugün aynı zamanda ünlü tiyatro sanatçısı Demet Akbağ'ın doğum günü.

BRT Yayın Grubu olarak tüm bu değerlerimizi sevgiyle, saygıyla anıyor; sevgili Akbağ'a "iyi ki doğdun" diyoruz.


Prof. Dr. Orhan Kural kimdir?



Orhan Kural, 1950 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Kadıköy Maarif Koleji'nde tamamlayan Kural, 1972'de İTÜ Maden Fakültesi'ni bitirdi. Mayıs 1973'te burslu okuduğu New York Columbia Üniversitesi'nden Maden Yüksek Mühendisi, Eylül 1978'de ise "Doktor" unvanı aldı. İTÜ'de son dokuz yılı bölüm başkanı olmak üzere tam 44 yıl hizmet verdi.

Kural, farklı ülkeleri tanıttığı 17 gezi kitabı ve Bu Kitap Başka adlı bir de anı kitabı hazırladı. Kural, Matematik kitabını 2004 yılında yayınladı. Türkiye'nin değişik yerlerinde ve yurt dışında 42 kişisel fotoğraf sergisi açtı. Ayrıca ilk ve orta dereceli okullar, üniversiteler, valilikler, belediyeler, sanayi kuruluşları, silahlı kuvvetler, polis meslek yüksekokulları, yurtlar, huzurevleri, hastaneler, halk eğitim merkezleri, müftülükler, siyasi parti merkezleri, değişik derneklerde ve halka açık yerlerde 81 il ve ayrıca 60'a yakın ülkede çevre bilincine odaklanan 6000'e yakın konferans verdi.

Dünyanın en ünlü gezginleri arasında sayılan Orhan Kural, çok sayıda ünlü isme sigaraya özendirdiği gerekçesiyle dava açmıştı. Kural, 23 Aralık 2020'de salgın koronavirüs nedeniyle vefat etti.


Mehmet Rauf kimdir?



Mehmet Rauf (d. 12 Ağustos 1875, İstanbul - ö. 23 Aralık 1931, İstanbul)

12 Ağustos 1875'te İstanbul'da doğdu. 23 Aralık 1931'de yine İstanbul'da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ilk örneklerinden olan "Eylül" isimli romanıyla tanınır. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Balat'taki mahalle mektebiyle, Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi'nde yaptı. Bahriye mektebini bitirdi, deniz subayı oldu. 1894'te staj için Girit'e, 1895'te Kiel kanalının açılış töreni için Almanya'ya gönderildi. Trabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. Üç kez evlendi. 1908'den sonra bahriyeden ayrılarak sadece yazarlık yaptı. 1908-1909 arasında "Mehasin", 1923-1924 arasında "Süs" adlarında iki kadın dergisi yayınladı. Bir süre ticaretle uğraştı. Yaşamının son yıllarını yoksulluk içinde geçirdi.

Edebî Kişiliği:

İlk öyküsünü 16 yaşında yazdı. "Düşüş" isimli bu öykü Halit Ziya Uşaklıgil'in İzmir'de çıkardığı "Hizmet" gazetesinde yayınlandı. Mektep ve Servet-i Fünun dergilerindeki yazılarıyla tanındı.

Halit Ziya Uşaklıgii'den sonra Servet-i Fünûn romanının ikinci önemli ismi olarak edebiyat tarihimizde yer almaktadır.

Yazı hayatının çeşitli dönemlerinde Rauf Vicdani, Besim Rauf, Cemil, Jüpon, Ali Necdet, Mehmet Nazif gibi müstear isimler kullanmıştır.

Macera romanlarına özenerek Denaet yahut Gaskonya Korsanları adlı uzun bir hikaye kaleme almıştır. Bu eser yayımlanmamıştır.

Mehmet Rauf'un Türk edebiyatında kendine üstâd olarak kabul ettiği isim, Halit Ziya Uşaklıgil'dir.

Asıl ününü Servet-i Fünun'da tefrika edilen "Eylül" adlı romanıyla yaptı. 1946'da basılan bu roman, Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romandır. Konusu karı-koca-aşık üçlü ilişkisi olan bu romanda, sade ve akıcı bir dille ruhsal çözümlemelere yer verdi. Bu başarıyı diğer eserlerinde yineleyemedi.

Mehmet Rauf'un Eserleri

Romanlar

  • Garam-ı Şebab

  • Ferda-yı Garam

  • Eylül

  • Serab

  • Genç Kız Kalbi

  • Menekşe

  • Karanfil ve Yasemin

  • Böğürtlen

  • Son Yıldız

  • Define

  • Kan Damlası

  • Halas

Öyküler

  • Âşıkâne

  • İhtizar

  • Son Emel

  • Hanımlar Arasında

  • Bir Aşkın Tarihi

  • Kadın İsterse

  • Üç Hikâye

  • Eski Aşk Geceleri

  • Aşk Kadını

  • Pervaneler Gibi

  • Gözlerin Aşkı

Mensur Şiir

  • Siyah İnciler

Tiyatrolar

  • Pençe

  • Cidal

  • Sansar

Mehmet Rauf'un Eserlerine İlişkin Önemli Bilgiler

1. Romanlarına Dair Önemli Bilgiler

Eylül

  • Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanmasının ardından "Edebiyat-ı Cedîde Kütüphanesi"nin altıncı eseri olarak 1901 yılında kitap halinde basılmıştır.

  • Halit Ziya'ya ithaf edilmiştir.

  • Mehmet Rauf'un şaheseri olarak kabul edilir.

  • Mehmet Rauf bu eserinden dolayı daha çok döneminde olmak üzere "Eylül muharriri" olarak anılmıştır.

  • Bu eser, Türk edebiyatında psikolojik roman tarzının ilk başarılı örneği olarak kabul edilmektedir.

  • Romanın adı olan "Eylül" eserin hakim duygusunu açıklayan ve sembolize eden bir kelimedir.

  • Bu romanın hakim duygusu, acı ve ıstıraptır.

  • Romandaki en önemli metaforlardan biri "eldiven"dir.

  • Romanın ana karakteleri; Suat, Süreyya, Necip'tir.

  • Suat ile Süreyya karı kocadır. -> (Suat, bayan bir karakterdir!)

  • Necip ise Süreyya'nın yakın akrabası ve yakın arkadaşıdır.

  • Bu romanda aşk Suat ile Necip'in içinde bulunduğu şartların gereği olarak kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

  • Romanın şahıs kadrosu, oldukça dardır.

  • Romanın merkezindeki karakter, Suat'tır.

  • Eserin içerisindeki en ilginç sahne, romanın sonundaki konak yangınıdır. Bir gece vakti konakta çıkan yangın çıkmış ve Suat'ın da alevler içerisinde kaldığı sanılmıştır. Yasak aşkın taraflarından biri olan Necip, hiç düşünmeden kendini alevlerin içine atmış ve onu kurtarmak için mücadele etmiştir. Süreyya ise aynı cesareti gösterememiş sadece "Suat! Suat!" diye bağırmakla yetinmiştir. Bu sahne romandaki aşk kavramının karakterler tarafından nasıl algılandığının en somut örneği olarak edebiyat tarihimizde anılagelmiştir.

  • Eserde uzun ve birleşik cümleler kullanımı bariz olarak görülmektedir.

  • Tasvir ve tahlillere ağırlık verilmiştir.

Garam-ı Şebab

  • Tam bir romandan çok beş bölüm halinde kaleme alınmış olan uzun bir hikaye karakterindedir.

  • Mehmet Rauf'un ilk roman denemesi olması açısından önemlidir.

  • Bu eser içindeki bölümler, önce İkdam gazetesinde tefrika edilmiş daha sonra ise Serâb ve Âşıkâne adlı eserlerinin içerisinde yer almıştır.

  • Basit bir vak'a kuruluşuna sahiptir.

  • Eserdeki anlatıcı, şair Memdûh Bey'dir.

Ferda-yı Garam

  • Her yönüyle bir Servet-i Fünûn romanıdır.

  • Eylül'den önce yazılmış fakat 1913'te kitaplaştırılmıştır.

  • Bir aşk romanıdır.

  • Aile içinde yaşanan bir aşk hikâyesi ele alınmıştır.

  • Romanın iki ana karakteri Macit ve Sermet'tir.

  • Sanatçı bu eserinde de Garam-ı Şebab'da olduğu gibi tabiatla baş başa kalarak aşkı ve sanatı arayan şair yaradılışlı romantik gençlerin arzu ve eğilimlerini anlatmak suretiyle hem kendi roman anlayışının ipuçlarını vermekte hem de bizi sonraki romanlarına hazırlamaktadır.

Genç Kız Kalbi

  • Eylül gibi şahısların psikolojik tahlilleri üzerinde derinlemesine durulmuş bir romandır.

  • Eylül'den sonra en fazla ilgi gören, yeni baskılara ulaşan küçük ama önemli bir romandır.

  • Romanın ana karakteri, Pervin'dir.

  • Pervin, aynı zamanda romanın anlatıcısıdır.

  • Kadın, aşk, evlilik, eğlence, çocuk eğitimi, değişik insan ilişkileri, İstanbul'un pisliği ve bakımsızlığı gibi konulara yer verilmiştir.

  • Roman "Pervin'in Günlüğü" şeklinde kaleme alınmıştır.

  • Romandaki iki ana mekan, İzmir ve İstanbul'dur.

  • Üç aylık bir zaman dilimini içermektedir.

Menekşe

  • II. Meşrutiyet yıllarında kaleme alınmıştır.

  • Romandan çok büyük hikaye olarak değerlendirilmektedir.

  • Dört ana bölümden oluşmaktadır.

  • Basit bir kurguya sahiptir.

  • Olaylar, yazar anlatıcı ve yer yer de birinci şahıs aracılığıyla nakledilmiştir.

  • Romanın merkezindeki karakter, Hüseyin Bülent'tir.

  • Romanda istediği aşkı karısında bulamayan Hüseyin Bülent'in bir Ermeni kızı olarak tanıtılan Matmazel Violet ile aralarındaki gönül ilişkisi anlatılmıştır.

  • Mehmet Rauf'un romanlarının çoğunda kendi duygu ve düşüncelerini, yaşadığı aşkları anlattığı bilinmektedir. Menekşe'deki olayların ve şahısların önemli bir kısmı da onun hayatının ve mizacının bazı noktaları ile aynen örtüşmektedir. O bakımdan Menekşe'nin "otobiyografik" bir eser olarak kabul edilmesi mümkündür.

Karanfil ve Yasemin

  • Mehmet Rauf'un Zambak'tan sonra erotik unsurlara, cinsel arzu ve dürtülere en fazla yer verdiği romanlardan biridir.

  • Aynı zamanda bir asker olan Mehmet Rauf, Zambak adlı romanından dolayı askerlik görevinden uzaklaştırılmış ve bu eser yasaklanmıştır. Zambak adlı bu roman "müstehcen" unsurlara fazla yer vererek Türk toplum yapısının ahlaki değerlerini sarstığı gerekçesiyle yasaklanmıştır.

  • Romanın ana karakterleri; Samim, Kadri Paşa, Dr. Cevdet Kerim'dir.

  • Romandaki Samim Tanzimat döneminde sık sık rastlanılan Batı taklitçisi dejenere tipi simgelemektedir.

  • Kalabalık bir şahıs kadrosuna sahiptir.

  • Romanda Karanfil ve Yasemin adının nereden geldiği açıkça belirtilmemiştir.

  • Birinci Dünya Savaşı'ndan ve cumhuriyetin ilk yıllarından önemli izlenimler aktarılmıştır.

Böğürtlen

  • Aşk ve sevgi konusunun işlendiği küçük bir romandır.

  • İlk olarak Gelincik mecmuasında yayımlanmıştır. (Gelincik mecmuası bizzat Mehmet Rauf tarafından çıkarılmıştır.)

  • Daha sonra Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş ve 1926 yılında da kitaplaştırılmıştır.

  • Çabuk elde edilen bir aşk ile güçlüklerle elde edilen bir aşkın mukayesesi şeklinde düşünülebilir.

  • Üç bölümden oluşmaktadır.

  • Vak'a Pertev'in ağzından aktarılmıştır.

  • Müjgan, Pertev ve Süheyla romanın merkezi karakterleridir.

Son Yıldız

  • Bu eser "büyük aşk romanı" olarak takdim edilmiştir okura.

  • Tıpkı Karanfil ve Yasemin gibi Birinci Dünya Savaşı'ndan ve özellikle cumhuriyetin ilk yıllarından görüntüler romanda sıkça kullanılmıştır.

  • Karanfil ve Yasemin'deki birçok karakter bu romanda da aynen yer almıştır.

  • Perran ile Fahri Cemal, romanın iki önemli karakteridir.

  • Edebiyat tarihimizde Mehmet Rauf'un en kalabalık şahıs kadrosuna sahip eseri olarak değerlendirilmiştir.

  • Yazar-anlatıcı tarafından nakledilmiştir.

Define

  • İçinde birtakım teknik kusurlar barındırmasına rağmen "polisiye roman" tarzında bir eser olarak değerlendirilmiştir. Genellikle aşk ve sevgi konularına eğilen Mehmet Rauf için farklı bir romandır.

  • 16 bölüm halinde sunulmuştur.

  • Erzurum Hastanesi sertabibi Şakir Feyzi'nin cümlesi ile başlar ve Şakir Feyzi'nin hatıratı şeklinde aktarılır.

  • Romandaki ana mekanlar, Erzurum ve İstanbul'dur.

  • Mehmet Rauf'un diğer romanlarından farklı olarak tahlil ve tasvirlere sıkça yer verilmemiş bir polisiye roman olmasının gerekliliği olarak olaylar ve çatışma unsurları ön planda tutulmuştur.

Kan Damlası

  • "Meraklı, heyecanlı milli roman" olarak okura takdim edilmiştir.

  • Define adlı romanın bir anlamda devamı niteliğindedir.

  • Kan Damlası, Define'nin özeti ile başlar.

  • Define ve Kan Damlası yazarın dedektiflik romanı türündeki eserleridir.

Halas

  • ¦Yazarın son romanıdır.

  • "İstiklal Harbi Romanı" şeklinde okura takdim edilmiştir.

  • Halas baştan sona kadar Anadolu'nun işgalini ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı anlatır. Bundan dolayı tarihî roman bağlamında değerlendirilmektedir.

  • Bu eser "Büyüklerin en büyüğü Gazi Mustafa Kemal'e" cümlesi ile Atatürk'e ithaf edilmiştir.

  • 400 sayfalık hacimli bir romandır.

  • Yazar-anlatıcı tarafından nakledilmiştir olaylar.

  • Mekan, İzmir ve İstanbul'dur.

  • Romanın en önemli karakteri, Teğmen Nihat'tır.

  • Mehmet Rauf'un romanları içinde yurt ve millet sevgisini konu edinen ilk ve tek romandır.

2. MENSUR ŞİİR

Mensure de denilen mensur şiir gerçekte şiir karışımı bir yazı türüdür. Bünyesinde vezin, kafiye ve şekil gibi nazmın geleneksel unsurları bulunmamakla beraber bir manzumeyi şiir seviyesine yükselten iç ahenk, ritim ve duygu yoğunluğu gibi unsurlar mensur şiir türünün belirleyici unsurlarıdır. Bu bakımdan şeklen nesre benzese de şiire daha yakın bir yerde durmaktadır.

Mensur şiir türünün kaynağı, Fransız edebiyatıdır. Bu türün ilk örneklerine Tanzimat döneminde rastlanılmaktadır. Abdülhak Hamit Tarhan'ın Makber Mukaddimesi, mensur şiir türünün bilinen önemli örnekleri arasında gösterilebilir.

Mensur şiir türünün Türk edebiyatında tanınmasını sağlayan ve bu anlamda yenileşen Türk edebiyatında türün öncüsü olarak kabul edilen isim, Halit Ziya'dır.

Siyah İnciler

Mehmet Rauf 1896 yılından itibaren önce Servet-i Fünûn ve Mekteb başta olmak üzere Resimli Gazete, Resimli Kitap, Mehasin, Musavver Hale gibi gazete ve dergilerde yayımlanan mensur şiirlerini 1901 yılında Siyah inciler adı ile kitaplaştırmıştır. Toplam 65 yazıdan oluşmaktadır. 47 tanesi mensur şiir özelliği göstermektedir. Diğerleri daha çok hatıra ve küçük hikâye niteliğindedir. Eser yeni harflerle iki defa basılmıştır.

Siyah İnciler beş bölümden oluşur:

  1. Kelebek

  2. Gençlik: Hüseyin Cahid Yalçın'a ithaf edilmiştir.

  3. Aşk: Celal Sahir'e ithaf edilmiştir.

  4. Spleen: Faik Ali Ozansoy'a ithaf edilmiştir.

  5. Küçük Şeyler: Samipaşazade Sezaî (muharrir-i muhterem)

3. TİYATROLARI

Pençe

  • Mehmet Rauf'un tiyatro türündeki ilk denemesidir.

  • Mutlu bir evliliğin taşıması gereken şartları, evlilik dışı bir ilişkiye oranla evliliğin güzelliklerini ve üstünlüklerini konu edinen bir oyundur.

  • Toplam dört fasıldan oluşmaktadır.

  • Eserde aşk ve evlilik kavramları üzerine yoğun tartışmalar geçer.

  • Teknik açıdan teatral kusurlar barındırmaktadır.

  • Mekan Büyükada, Şişli ve Erenköy gibi lüks semtlerdir.

Cidal

  • Beş perdelik bir piyestir.

  • Teknik açıdan Pençe'ye göre daha başarılıdır.

  • Mekan, Pençe adlı oyunda olduğu İstanbul'un gözde semtleridir.

  • Konusu aşk olan bir oyundur.

  • Nesime, Mecdi Bey, Naim Bey, oyundaki önemli karakterlerdir.

  • Bu oyunda resim yanında musiki de önemli bir yer tutmaktadır.

  • Karmaşık ve birbiriyle ilintili bir dizi olayın sonunda aynı erkeği sevme elde etme cidalinde (cidal: mücadele) Nesime kazanan taraftır.

  • Oyunda evlilik ve yasak konusu yoğun bir şekilde ele alınmış ve evlilik kurumunun yapısı ve toplum açısından taşıdığı önem anlatılmıştır.

  • Kaynak: www.turkedebiyati.org

Cüneyt Gökçer kimdir?



1920 yılında Malatya'da doğmuştur. 9 kardeştiler. Lise yıllarındaAnkara Halkevi Temsil Koluna üye oldu. 1936 yılında bir Türk yazarının piyesinde ilk başrolünü oynadı. 1937 yılında Ankara Devlet KonservatuarıTiyatro Bölümüne girdi. Tatbikat Sahnesi ve Devlet Tiyatrolarında birçok eserde başrol oynadı, yurt içinde ve yurt dışında başarılar kazandı.

1942 yılında Devlet Konservatuvarı yüksek lisans bölümünden mezun olduğu yıl Tiyatro Bölümünde sahne ve mimik hocalığına atandı. 1 Ekim 1949'da Büyük Tiyatro, Ahmet Kutsi Tecer'in Köroğlu Destanı ile resmen açılır. Gökçer'in bu oyundaki rolü Köroğlu'dur. Aynı sezonda, daha önce tatbikat sahnesinde Onikinci Gece'yi sahneye koyan Renato Mordo'nun yönettiği Faust'ta Mefhisto'yu oynar.

Rejisör ve aktör olarak sanatında olgunlaşması 1954 ile 1958 yılları arasındaMuhsin Ertuğrul'un ikinci Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne rastlar. Muhsin Ertuğrul'un Devlet Tiyatrosu müdürlüğünden istifası üzerine, yerine Cevat Memduh Altar getirilir. Altar zamanında Gökçer, bilgi ve deneyim için Avrupa'ya gönderilir. Almanya, Avusturya, İngiltere ve Fransa'nın Oldwich, Commedia Française, Thalia Theater gibi önemli sanat merkezlerinde reji asistanı olarak çalışır. Ünlü yönetmenlerin ve sanatçıların provalarını izleme olanağını bulur.

25 Ağustos 1958 tarihinde 38 yaşındayken; Muhsin Ertuğrul'dan yaş haddi nedeniyle boşalan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı. Arada bir yıl ayrıldığı bu görevi 1983 yılına kadar yaptı.

Cüneyt Gökçer yöneticiliği süresince repertuar politikasının belirlenmesi ve uygulanmasında önemli bir aşama olarak, Batı Tiyatrosunun başyapıtlarının yanı sıra daha fazla Türk Tiyatro eserine yer verilmesini gerekliliğini savunur. Bu amaçla yerli oyun yazarlarını teşvik eder. Refik Erduran, Cahit Atay, Güngör Dilmen Kalyoncu, Yıldırım Keskin, Recep Bilginer, Necati Cumalı, Aziz Nesin,Oktay Arayıcı, Yaşar Kemal, Turan Oflazoğlu, Orhan Asena gibi oyun yazarlarımızın eserleri Gökçer döneminde seyirciyle buluşur.

Gökçer'in Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğüne atandığı o yıllarda opera ve bale Devlet Tiyatrosu'na bağlıdır. 1959 yılında Opera-Bale Devlet Tiyatrosu'ndan ayrılsa da, 1960 yılında tekrar birleşir ve bu durum 1966 yılına kadar devam eder. Gökçer tiyatronun yanı sıra opera ve bale sanatlarının gelişmesi için de önemli çalışmalar yapar. Müzik konusunda İtalyan, koreografi konusunda ise İngiliz hocalardan, özellikle Dame Ninetto de Valois'dan yararlanarak bu bölümlerde yeni gelişme imkanları sağlar.

1963 yılında Devlet Tiyatroları'nda ilk müzikalin sahnelenmesini sağladı.

1985 yılında aldığı profesörlük unvanı ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı müdürlüğüne atandı.

1989 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü başkanlığı yaptı. 1996 yılında Türkiye'de ilk defa Tiyatro Rejisörlüğü lisans eğitimini başlatan Gökçer, gerek oyuncu gerek rejisör olarak çok sayıda ödül aldı.

1982 yılında Devlet Sanatçısı unvanını alan ilk tiyatro sanatçısı olarak sanat tarihine geçti.

Cüneyt Gökçer, 23 Aralık 2009 tarihinde Ankara'da 89 yaşında öldü.

Evlilikleri : 1.evliliği: Tiyatro oyuncusu Mediha Gökçer ile evlendi. Deniz Gökçer (d.1945) adında kızı var. 1964 yılında boşandı. 2.evliliği: 1962 yılında tiyatro oyuncusu Ayten Gökçer (Kaçmaz) ile tanıştı 1964 yılında evlendi. Aslı Gökçer (Oba) adında bir kızı var.

Rol aldığı bazı oyunlar: 1941 - Otelci Kadın : Goldoni, Ankara Devlet Tiyatrosu 1942 - Julius Ceasar: William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1943 - Asker Saadeti: G. E. Lessing 1944 - Kibarlık Budalası : Moliere - Ankara Devlet Tiyatrosu 1945 - Bizim Şehir : Wilder - Ankara Devlet Tiyatrosu 1945 - Yanlışlıklar Komedyası : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1946 - Anasının Kuzusu: Fonvizin, Ankara Devlet Tiyatrosu 1946 - Faust: Goethe, Ankara Devlet Tiyatrosu 1947 - Köşebaşı : Ahmet Kutsi Tecer, Ankara Devlet Tiyatrosu 1948 - Onikinci Gece : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1948 - Paydos: Cevat Fehmi Başkut, 1948 - Size Öyle Geliyorsa Öyledir: Pirandello 1949 - Altı Kişi Muharirini Arıyor : Luici Pirendello - Ankara Devlet Tiyatrosu 1949 - Bir Komiser Geldi : J.B. Priesley - Ankara Devlet Tiyatrosu 1949 - Eskisi Gibi Eskisinden Üstün: Luigi Pirandello - Ankara Devlet Tiyatrosu 1950 - Eski Şarkı : Reşat Nuri Güntekin - Ankara Devlet Tiyatrosu 1950 - Hamlet : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1950 - Peer Gynt : Ibsen 1951 - Bir Yaz Gecesi Dönümü Rüyası : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1952 - Cyrano de Bergerac : Rostand - Ankara Devlet Tiyatrosu 1952 - Fatih (oyun) : Nazım kurşunlu - Ankara Devlet Tiyatrosu 1953 - Maria Stuart : j. C. F. Schiller 1954 - Keçiler Adası : Ugu Betti - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - Şatoya Davet : Jean Anouilh - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) : Orhan Asena - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954-1957 - Onikinci Gece : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1955 - Çayhane: J. Patrick 1955 - IV Henry : Luigi Pirandello - Ankara Devlet Tiyatrosu 1955 - Ruhlar Gelirse : Coward 1957 - Su Kızı : Jean Giraudoux - Ankara Devlet Tiyatrosu 1959 - Kral Oidipuz : Sofokles - Ankara Devlet Tiyatrosu 1962 - Don Huan : Moliere - Ankara Devlet Tiyatrosu 1962 - Öp Beni Kate : Bella SpewackSam Spewack - Ankara Devlet Tiyatrosu 1963 - Onikinci Gece : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1964 - Vanya Dayı : Anton Çehov - Ankara Devlet Tiyatrosu 1966 - My Fair Lady : Gabriel PascalGeorge Bernard ShawAlan Jay Lerner - Ankara Devlet Tiyatrosu 1969 - Cadı Kazanı : Arthur Miller - Ankara Devlet Tiyatrosu 1969 - Damdaki Kemancı : Shetdon Harnıcı, Joseph Stain 1970 - IV. Murat : Turan Oflazoğlu 1971 - Bejcket Yahut Tanrılarının Şerefi : Jean Anouilh - Ankara Devlet Tiyatrosu 1971 - Mança'lı Don Kişot : Dale Wasserman - Ankara Devlet Tiyatrosu 1972 - Hastalık Hastası : Moliere - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1976 - İnsandan Kaçan : Moliere - Ankara Devlet Tiyatrosu 1980 - Kral Lear : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu Fareler ve insanlar Gelin Gülbahar (Ağrı Dağı Efsanesi) Gülünç Kibarlar Hatıra defteri La Boheme Madam Butterfly Midas`ın Kulakları Nasreddin Hoca Romeo ve Juliet Salome Van Gogh Yarasa Yusuf ile Züleyha

Yönettiği tiyatro oyunları: 1997 - Ustalar Sınıfı (Maria Callas) : Terrence McNally - Ankara Devlet Tiyatrosu 1987 - Yedi Kocalı Hürmüz : Sadık Şendil - İstanbul Devlet Tiyatrosu 1986 - Kim Korkar Hain Kurtdan : Edward Albee - Ankara Devlet Tiyatrosu 1975 - Tarla Kuşuydu Juliet : Efraim Kişon - Ankara Devlet Tiyatrosu 1974 - Küheylan : Peter Shaffer - Ankara Devlet Tiyatrosu 1973- Bağdat Hatun : Güngör Dilmen - Ankara Devlet Tiyatrosu 1962 - 1972 - Andora : Max Firch - Ankara Devlet Tiyatrosu 1960 - Gergedan : Eugène Ionesco - Ankara Devlet Tiyatrosu 1957 - Su Kızı : Jean Giraudoux - Ankara Devlet Tiyatrosu 1956 - Tahta Çanaklar : Edmund Morris - Ankara Devlet Tiyatrosu 1955 - IV Henry : Luigi Pirandello - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - Tilki (oyun) : Ben Johnson - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) : Orhan Asena - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - Haydutlar : Friedrich Schiller - Ankara Devlet Tiyatrosu 1953 - Deniz Mavi Deniz : Terence Rattigan - Ankara Devlet Tiyatrosu 1954 - 1957- 1963 - Onikinci Gece : William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu 1949 - Hekimliğin Zaferi : Jules Romains - Ankara Devlet Tiyatrosu

Filmleri : 1951 - Vatan ve Namık Kemal 1951 - Lale Devri 1951 - Barbaros Hayrettin Paşa 1953 - Kara Davut 1953 - Kaldırım Çiçeği 1953 - Balıkçı Güzeli (Binikinci Gece) 1954 - Nilgün 1956 - Büyük Sır 1966 - İbrahim Ethem İlahi Davet 1967 - Yaşlı Gözler 1967 - Yaprak Dökümü - Ali Rıza, baba 1967 - Merhamet 1967 - Hacı Bektaş Veli - Hacı Bektaş Veli 1967 - 501 Numaralı Hücre 1972 - Süreyya 1972 - Damdaki Kemancı 1973 - Yedi Evlat İki Damat 1973 - Mevlâna - Mevlânâ Celaleddin-i Rumi 1981 - IV. Murat (TV Dizisi) 1998 - Mektup

Bülent Ulusu kimdir?



1923 yılında İstanbul’da doğmuştur. 01 Mayıs 1940 tarihinde girdiği Deniz Harp Okulundan 15 Ekim 1941 tarihinde Asteğmen rütbesi ile mezun olmuştur. Mezuniyeti müteakip muhriplerde branş subaylığı, bölüm amirliği ve çeşitli karargah görevlerinde bulunmuştur. 1955 yılında Deniz Harp Akademisi’nden mezun olmuştur. Daha sonra sırasıyla TCG GAZİANTEP Komutanlığı, çeşitli karargah görevleri ve II. Muhrip Filotilla Komodorluğu görevini müteakip 1964 yılında Tuğamiralliğe terfi etmiştir.

Bu rütbede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Daire Başkanlığı, Mayın Filosu Komutan Vekilliği görevlerinde bulunmuş ve 1967 yılında Tümamiralliğe terfi etmiştir.

Tümamiral olarak Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1970 yılında Koramiralliğe terfi etmiştir.

Koramiral olarak Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı ve Donanma Komutanlığı görevlerini deruhte etmiş ve müteakiben 1974 yılında Oramiralliğe terfi etmiştir.

Oramiral olarak Yüksek Askeri Şura Üyeliği, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 1977-1980 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini deruhte etmiştir.

1980 yılında emekli olan Oramiral Bülend ULUSU evli ve 1 çocuk babasıdır.

Oramiral Bülend ULUSU 1980- 1983 yılları arasında Başbakanlık yapmıştır. 1983 seçimlerinde XVII. Dönem İstanbul Milletvekilliği yaptı.

23 Aralık 2015'te vefat etti.

Doğum günü: Demet Akbağ kimdir?



23 Aralık 1959 yılında İzmir'de doğmuştur.Tiyatro kariyerine İzmir Atatürk Lisesi'nde okurken başlamıştır ünlü olması ise Yılmaz Erdoğan ile başrolü paylaştığı "Bir Demet Tiyatro" yıllarına isabet eder.Ayrıca "pişti" programında Hülya Avşar ve Beyazıt Öztürk'le beraber yorumculuk yapmıştır. BKM'nin en önemli yıldızlarından biridir.

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör