• HaberciGazete

Süreyya Ağaoğlu, Emin Barın, Baba Salim Öğütçen



Bugün 29 Aralık. Bugün, Türkiye'nin ilk kadın avukatı, Atatürk'ün kadın haklarının ve kadının toplum içinde eşitliğinin göstergesi olarak simge haline getirdiği Süreyya Ağaoğlu'nun ölüm yıldönümü. Ünlü hattat Prof. Dr. Emin Barın'ın da aramızdan ayrılışının yıldönümü bugün. Trabzonlu halk ozanı ve hamsi şiirleriyle ünlü Baba Salim Öğütçen'in de ölüm yıldönümü 29 Aralık.


BRT Yayınları olarak tüm bu değerlerimizi saygıyla sevgiyle anıyoruz


Süreyya Ağaoğlu kimdir?



Süreyya AğaoğluAzerbaycan Türk’ü olan siyaset adamı, yazar ve gazeteci Ahmet Ağayev’in kızıdır. 1903'te Şuşa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra Hukuk Fakültesine başvurmak için dönemin rektörü olan Haldun Taner’in babası Selehattin Bey’e başvurur. O dönemlerde fakültede kız öğrenci olmadığı için bu isteği komik bulan Selehattin Bey alaycı kahkahalarla cevap verir. Yılmayan Süreyya Ağaoğlu kendisi gibi Hukuk Fakültesinde okumak isteyen 3 kız arkadaşını yanına alarak tekrardan Selahattin Bey’e başvurur. 1921 yılında ilk kez reddedildikten sonra fakülteye girer ve 1925′ de fakülteden derece ile mezun olur. Süreyya Ağaoğlu ve AtatürkMezuniyetin ardından Ankara’ya ailesinin yanına döner. Kısa bir süre sonra Adalet Bakanlığında staja başlar. İlk kadın hukukçu olmanın verdiği heyecan geçtikten sonra aslında ilerde hayatına renk katacak ve kadın haklarını ilk kez savunmaya başladığı o sıkıntıyla baş başa kalır. Evleri Adalet Bakanlığına çok uzaktır. Her gün öğle yemeği problemiyle karşılaşır. Aslında bakanlığa yakın bir lokanta vardır ama o zamanlarda bir kadının lokantada yemek yemesi görülmüş şey değildir. Heleki bu lokanta sadece millet vekillerinin yemek yediği İstanbul Lokantası ise… Dönemin basın-yayın müdürü olan babasına bu konudan bahseder ve izin alır. İstanbul Lokantasına bir gün oğlen yemeği için gider. Yemeğini yer ama homurdanan milletvekillerinden rahatsız olur ve lokantadan çıkar. Akşam eve geldiğinde babasının misafiri Atatürk’ tür. Fırsatını bulmuşken konuyu Atatürkede açar. Milletvekillerinin ve babasının buna karşı olduğunu söyler. Atatürk ise onlara hak verdiğini söyleyip konuyu kısa keser. Sonraki gün adalet bakanlığına gidip Süreyya hanımı öğle yemeğine çıkarır. Atatürk, Süreyya hanım ile İstanbul Lokantasının önünden geçerken şöföre arabayı durdurmasını söyler. Telaşla yanına gelen milletvekillerine; “Süreyya’yı bugün bize götürüyorum ama yarın gelip burda yemeğini yiyecek.” der. Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları DerneğiSüreyya Hanım’ın şaşkınlığı daha da artar merakıyla birlikte. Neler olup bittiğini yemekte Latife Hanım’a sorar. Latife hanım; “paşa dün yaşananlara çok sinirlendi. Senin yanında babanı rencide etmek istemedi. Sizden ayrıldıktan sonra milletvekillerine yarın öğle yemeğine eşleriyle birlikte gitmelerini söyledi.” diyip olayı anlatır. 1949 da Amerika seyahatinde karşılaştığı olay onu derinden etkiler. Evsizlerin, bakıma muhtaçların ve terk edilen bebeklerin Özel muhtaçlar derneği adı altında barındığını görür ve Türkiye’ye döndüğünde böyle bir dernek açmayı düşünür. Yakın tarihte Türkiye’ ye döndüğünde Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneğini kurar. Milletler Arası Hukukçular Komisyonuna üye olduktan sonra yine aynı yıl içerisinde 1949’da Milletler Arası Barolar birliği yönetim kuruluna seçilir. Hür Fikirler Yayma Derneği ve Türk Amerikan Üniversiteleri Derneğinin kurucusudur. 1960 ihtilalinde yargılanan babasının babasının avukatlığını yapmıştır. Yaşadığı olayları bir anı kitabı olan Bir Ömür Böyle Geçti’de biriktirmiştir. Kişisel arşivinin tamamı Kadın Eserleri Kütüphanesinde ve Bilgi Merkezi Vakfında bulunmaktadır. 1989'da İstanbul’da katıldığı Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma platformunda kürsüden ayrılırken düşüp beyin kanaması geçirmiştir. Doktorların çabasına rağmen hayata tutanamayıp 86 yaşında hayatını kaybetmiştir. (29 Aralık 1989) Yıllarca yaşadığı Topağacı mahallesinde oturduğu sokağa ismi verilerek bugün adını yaşatmaya çalışmışlardır.

Prof. Dr. Emin Barın kimdir?



2 Haziran 1913 tarihinde Bolu’da doğdu. Yedi yaşındayken babasından hat öğrenmeye başladı. İlk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul’a gitti. 1932’de İstanbul Muallim Mektebini, 1936’da Ankara Gâzi Terbiye Enstitüsü Resim-İş bölümünü bitirdi. Kamil Akdik ve Necmeddin Okyay’dan hat dersleri aldı.Hat ve cilt sahasında ihtisas yapmak için Almanya’ya gönderildi. Oradayken hazırladığı Olimpiyat Kitabı ile Hamburg Kitap Sergisinde birincilik ödülü kazandı. 1939’da Leipzig’deki Kitapçılık ve Sanat Akademisine girerek kitap ciltçiliği dersleri aldı. 1943 senesinde Türkiye’ye dönerek İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde Hat ve Cilt Sergisi açtı.Daha Sonra Dekoratif Sanatlar bölümünde öğretim üyesi olarak vazife aldı. 1958 senesinde Fatih Divanı kitap cildiyle Milletlerarası Brüksel Sergisinde birincilik ödülü kazandı.


1969’da gittiği Lizbon’da su baskınında zarar gören bâzı Türk-İslam eserlerinin restorasyonunda çalıştı.1977’de Dublin Sanat Akademisinde, 1983’te Paris’te UNESCO Genel Merkezinde, 1985’teMünster’de hat sergisi, 1986’da İslam Kültür Merkezinde ikinci defa cilt sergisi açtı. 1983’te emekliye ayrılan Emin Barın 1984’te Ya Rahim adlı eseriyle Türkiye İş Bankası Süsleme Büyük Ödülünü kazandı.Özellikle kûfî ve celî dîvânî yazılarında yeni yorumlarla güzel eserler verdi. Serbest anlayışa dayanarak yaptığı çalışmalarla da dikkati çekti. İslamâbâd Kültür Merkezinin yazıları, Anıtkabir’deki yazıları, Yunus Emre’nin mezar yazıları onun önemli eserlerindendir. 29 Aralık 1987 yılında ölen Emin Barın’ın 200’ü aşkın eseri vardır.

Baba Salim Ögütçen kimdir?



Halk ozanı (D. 15 Mart 1887, Debbâğhâne [Tabakhane] / Trabzon – Ö. 29 Aralık 1956, İstanbul). Baba ve Âşık adlarıyla da anıldı. Mahalle mektebinde Kur’an okumayı, ilmihali, tecvidi ve hattatlığı öğrendi. Dayısı Osman Efendi’den birkaç ay yazı dersleri aldı. Trabzon’da ve göçmen olarak bulunduğu yerlerde dükkânlar açarak attarlık, tatlıcılık, çörekçilik, ekmekçilik, mumculuk ve hatta fişekçilik gibi çeşitli işlerle uğraştı. Belediye Tanzif (Temizlik İşleri) memurluğu, Asrî Mezarlık memurluğu gibi resmî görevlerde de bulundu.

Daha küçük yaştayken kafiyeli söz söylemeye meraklıydı. Aruz ölçüsünün bazı kolay vezinlerinde de yazsa da daha çok hece ölçüsünü kullandı. Saz çalmakta ustaydı. Şiirleri; gazel, destan, koşma ve manilerden oluştu. Çeşitli olayları konu alan mizahî, ancak hiciv sayılmayacak şiirleri ile Cumhuriyet’in kuruluşu, Hatay’ın anavatana katılması, Atatürk’ün ölümü gibi olaylar üzerine söylediği pek çok şiiri vardır. Çoğu mizahî şiirleri Trabzon’da çıkan Yeni Yol ve Halk gazetelerinde yayımlandı.

ESERLERİ:

Baba Salim (1930), Baba Salim Hayatı ve Şiirleri (1946).

KAYNAK: Hamâmizâde İhsan / Hamsinâme (1928)- Baba Salim (1930), Nesib Yağmurdereli / Baba Salim Hayatı ve Şiirleri (1946), Trabzon İl Yıllığı (1967), Ömer Akbulut / Trabzon Meşhurları Bibliyografyası (1970), Cumhuriyetin 50. Yılında Trabzon (1973), Mahmut Goloğlu / Trabzon Tarihi (1975), Murat Yüksel / Türk Edebiyatında Hamsi (1989), Mustafa Duman / Baba Salim’in Ölüm Tarihi ve Eserleri Üzerine (1990), Murat Yüksel / Geçmişten Günümüze Trabzon Şairleri 2 - Cumhuriyet Dönemi (1993), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör