top of page
  • HaberciGazete

Samsun'dan yükselen ses: Unutmayacağız, umutsuz olmayacağız, unutturmayacağız!



SAMSUN - Adalet ve Demokrasi Haftası'nda Atatürkçü Düşünce Derneği Samsun Şubesi'nin kolaylaştırıcılığında Uğur Mumcu Anıtı önünde bir araya gelen siyasi partiler, dernekler, odalar ve sendikalar bugün aramızdan alınışının 30. yıldönümünde andığımız Gazeteci-Yazar-Akademisyen Uğur Mumcu'nun manevi şahsında haince katledilen tüm demokrasi şehitlerini anarak "Unutmayacağız, umutsuz olmayacağız, unutturmayacağız" diyerek ses yükseltti.



Uğur Mumcu Anıtı'nın önündeki anma etkinliği Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal marşının okunmasıyla başladı. Uğur Mumcu'nun Vurulduk Ey Halkım adlı şiirini Samsun Sanat Tiyatrosu Genel Yayın yönetmeni Sayın Yaşar Gündem seslendirmesinden sonra, katılımcı Dernek, siyasi partiler, odalar ve sendikalar adına ADD Samsun Şube Başkanı Dr. Işık Özkefeli konuştu.


Anma etkinliğine aralarında CHP İl Başkanı Fatih Türker, CHP İlkadım İlçe Başkanı Metin Telatar, CHP Atakum İlçe Başkanı Turgay Özçelik, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nazan Güneysu, CHP İlkadım Kadın Kolları Başkanı Suna Gül Ceylan, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Başkanı Onur Gündüz, Eğitim İş Şube Başkanı Volkan Erken,

DİSK Emekli Sen Şube yöneticileri, Devrimci 78'liler, KESK Şubeler Platformu, Samsun Çevre Platformu, Samsun Eğitim Derneği, Samsun Sanat Tiyatrosu, Samsun Tabip Odası, Samsun Yerel Tarih Grubu, Ticaretliler Derneği, Türk Kadınlar Birliği, TMMOB, Trabzon Düşünce ve Kültür Platformu, Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği, 29 Ekim Kadınlar Derneği temsilcileri bulunan katılımcılar adına sözlerine ocak ayı içinde yitirilen tüm değerleri saygı ile andıklarını belirterek başlayan Özkefeli, daha sonra şunları söyledi:

"31 Ocak 1990 Muammer Aksoy, 24 Ocak 1993 Uğur Mumcu, 19 Ocak 2007 Hrank Dink, 24 Ocak 2001 Gaffar Okkan bu tarihler birçoğumuzun hâlâ hafızalarında…

Muammer Aksoy cinayeti, 1980 faşist darbesi sonrası aydın katliamlarının ilk halkasıydı. Atatürkçü Düşünce Deneği kurulalı daha sekiz ay olmuştu.

31 Ocak 1990 akşam saatlerinde evinin önünde iki kahpe kurşunla katledilen Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy'un ve 24 Ocak 1993 sabahı otomobiline tuzaklanan bomba ile paramparça edilen Kalpaksız Kuvvacımız Uğur Mumcu'nun yok edilmeleri, emperyalizmin ilk halka seri siyasi cinayetler tuzağının ikinci halkasının başat kilometre taşlarıdır.

İlk halka seri cinayetlerle; demokrasiyi katledip özgürlükçü 1961 Anayasası yerine getirdiği yasakçı 1982 Anayasası ve antidemokratik darbe yasaları ile örgütlü toplumu, özerk üniversiteyi, özgür kültür ve sanat iklimini dinamitleyen, ABD'nin 'Bizim oğlanlar yaptı' dediği 12 Eylül 1980 Faşist Darbesi'ne zemin oluşturulmuş, toplumsal meşruiyet sağlanmıştır.

İkinci halka ile de ülkemiz 2000'li yılların Emperyal güdümlü Siyasal İslam çıkmazına sokulmuştur.

Sistematik bir şekilde sürdürülen aydın kıyımı; aslında bir 'meydanı boşaltma'

operasyonuydu ve gelecekte yani bugün ülkemizde sahnelenecek oyunların da habercisiydi."

31 Ocak 1990 akşamı Muammer Aksoy'un öldürülmesiyle başlayan süreçte Emperyal tertiplerin üzerine kararlılıkla gidilmediği için Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından 24 Ocak 1993'te Uğur Mumcu'nun suikaste uğradığını vurgulayan ADD Samsun Şube Başkanı Dr. Özkefeli, sözlerini şöyle sürdürdü:


"İkinci halka siyasi cinayetler Uğur Mumcu’dan sonra da devam etti. Eşref Bitlis, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, üyemiz Necip Hablemitoğlu ve yine bir 24 Ocak günü Diyarbakır halkının sevgilisi Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan aynı karanlık güçlerce katledildiler.

Emperyalizm ve işbirlikçileri bu seri siyasi cinayetlerle eşzamanlı olarak istihbarat kurumları eliyle bir başka yapıyı da örgütlediler. Önce "Cemaat" söylemleri ve "Hocaefendi" güzellemeleriyle el üstünde tutulan, ardından "Hizmet Hareketi" kılıfıyla semirtilerek "ne istedilerse verilen", amacı emperyalizmin 100 yıllık hedefi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti'ni Din Devletine dönüştürmek olan, neden sonra FETÖ diye anılıp PDY (Paralel Devlet Yapılanması) adıyla tanımlanan bu hain örgüt, ortak olduğu muktedirin sağladığı olanaklarla devlette kadrolaştı.

Mülki idare, yargı ve emniyeti neredeyse ele geçirdi. Ergenekon, Balyoz ve diğer kumpas davaları ile mıntıka temizliği yapıp adamlarının önünü açtı. Nihayet orduya yerleştirdiği müritleriyle 15 Temmuz 2016 günü darbeye kalkıştı. Bastırıldıktan sonra birilerinin "Allah'ın lütfu" saydığı bu hain kalkışmanın Anayasal düzene sadık Kemalist subaylar, namuslu emniyet mensupları ve milletimizce önlendiğini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Aynı şekilde; bunca vahim yaşanmışlıklara karşın, kimi siyasilerin hâlâ tarikat - cemaat adı altında örgütlenmiş emperyalizm taşeronu bu çağ dışı yapılardan medet ummakta olmalarının anlaşılabilir, bağışlanabilir yanı olmadığını da görmeliyiz."



Özkefeli sözlerinin sonunda, "birlik olmak, çalışmak; laik, çağdaş, tam bağımsızlık Ülküsüne ve kendimize güvenmek" sayesinde karanlıkların dağıtılabileceğini dile getirerek

"Unutmayacağız, Unutturmayacağız, Umutsuz olmayacağız, Susmayacağız. Çare yeniden Atatürk Cumhuriyeti'dir" dedi.


20 parti-dernek-meslek örgütü temsilcilerinin katıldığı etkinlik Sanatçı Cihangir Dülger'in okuduğu "Uğurlar Olsun" adlı eseri sazı ile seslendirmesi ve Uğur Mumcu Anıtı'na karanfil sunumu ile son buldu.




185 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page