top of page
  • Yazarın fotoğrafıHaberciGazete

Sermet Çağan, Mustafa İnan, Faruk Gürtunca, Münif İslamoğlu, İnal Batu, Osman Numan Baranus...



Bugün 5 Ağustos. Sermet Çağan, Mustafa İnan, Faruk Gürtunca, Münif İslamoğlu ve İnal Batu'nun ölüm yıldönümleri.

Osman Numan Baranus, Üstün Asutay ve Işıtan Gündüz de 4 Ağustos'ta ayrılmıştı aramızdan.


BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla anıyoruz.

Sermet Çağan kimdir?



1929 yılında Amasya’da doğar Sermet Çağan. İlkokuldan sonra Robert Kolej orta bölümü ve ardından kolejin lise mühendislik bölümüne girer. 1950 yılında okulu bitirmeden bırakır. Ankara’ya gider ve “Ankara Players'' adlı İngilizce oyunlar oynayan bir tiyatro topluluğunda 1 yıl kadar çalışır. 1952 yılında Muhsin Ertuğrul’un genel müdürlüğünü yaptığı Devlet Tiyatrosuna tasarımcı olarak girer. Burada 6 yıl çalıştıktan sonra Muhsin Ertuğrul’un genel müdürlükten ayrılması ile istifa eder. Güner Sümer ile birlikte “SAHNE 7'' adlı amatör bir topluluk kurar ve Merhaba, Kel Şarkıcı oyunlarının dekorlarını hazırlar. Bu arada gazeteciliğe başlamıştır. Dünya, Öncü gibi gazetelerde ve çeşitli dergilerde yazılar yazmaya başlar. 1966 yılında Gen-Ar Tiyatrosunda Aziz Nesin’in Ah Biz Eşekler adlı öyküsünü oyunlaştırıp sahneler. 1968’ de Sacco ve Vanzetti’yi sahneler. Mrozeck’in Polisler’ini Gen-Ar Tiyatrosunda sahneye koyar ve bu çalışmasıyla Asaf Çiğiltepe ödülünü kazanır.

1969 yılında Karaağaçlar Altında’nın oyun düzeniyle “İlhan İskender'' armağanıyla ödüllendirilir. At Gözü adını verdiği yeni bir oyuna başlar ve Türkiye 70 adını verdiği bir oyunun planını yapar. Ancak bunları bitirmeye ömrü yetmez… 1970 yılında Ankara Yenişehir Tiyatrosunda Carrar Ana’nın Silahları ve Eskicinin Tazesi oyunlarını sahneler. Aynı yıl İstanbul’da Güner Sümer’in kurduğu İstanbul Sanat Tiyatrosunda Ayak Bacak Fabrikası oyununu sahnelemekteyken 5 Ağustos 1970 günü, geçirdiği dördüncü kalp krizi sonucu ölür.

Sermet Çağan Türkiye’deki oyun yazma sürecinde, Çağdaş tiyatronun dönemde denenen, açık biçim özelliklerini içeren oyunları anlamında önemli bir yere sahiptir. Savaş Oyunu ve özellikle Ayak-bacak Fabrikası 1960’lı yılların ortasında öz ve biçim özellikleri açısından ayakları yere sağlam basan denemeler olarak karşımıza çıkar. Uzun çalışmaların, sağlam bir kuram bilgisinin ve yeniyi arayışın bütünleştiği yazarlardandır Sermet Çağan.

Temelde tiyatro yazarlığına iki oyun vermiş olması bazı kesimlerce eleştirilse de, Sermet Çağan hem bu iki oyunuyla ülkedeki pratik tiyatro hareketine çok önemli katkılarda bulunmuş, hem de tiyatroyla olan ilişkisini hiç koparmamış, görünmeyen ama çok değerli etkinliklerle ve teorik çalışmalarla sanatını, bakışını, entelektüel birikimini güçlendirmiştir. “...tiyatroda kendisine iş verildiği yıllarda, günlerde, dönemlerde Sermet gene tiyatro için gece kendi sanatçılığının işine yarayabilecek şeylerle uğraşırdı. Sermet’in yapmadığı işler yüzünden yargılanması kendimize de yöneltilmiş bir yargı. Sermet Tiyatro yapmadığı zamanlar bile, tiyatro için yararlı olabilecek işlerle uğraşırdı. Ya günün birinde yazabileceği oyunların, ya da sahneleyebileceği bilgileri topluyordu. Bunları yapamaz durumlarda olduğu zamanlarda bile tiyatro yapabilen insanlarla çok canlı bağlar kurmuştur'' diye konuşur Aziz Nesin.

Daha genç yaşlarında büyük bir tiyatro tutkusu içindedir Sermet Çağan. Çağdaş yazarlarla ilgilenmektedir. Genç bir beynin çokta ilgilenmeyeceği olaylar ve oyunlarla uğraşmaktadır. Cevat Çapan kolejden tanıdığı Çağan için şöyle söyler:

“Öğrenciliğinde Çağan’ı bir tiyatro meraklısı olarak görüyoruz. Fakat herhangi bir öğrencinin tiyatro merakını aşan bir merak. Ve bu merakı birçok kişiyle paylaşmasında ayrıca bir önem var… O yaşlar için insanda hayranlık uyandırabilecek oyunların seçimi, bu oyunların sahneye konması ve tiyatro sanatına daha öğrencilik yıllarında kendini hazırlama, geleceğe yetiştirme gibi bir bilinç görüyoruz… Tiyatro sevgisini kendisinde biçimlendirmesi, bunu arkadaşlarına aşılaması ve bu işin rastgele bir karar olmadığını duyurması. O zamanlar hiç duymadığımız oyun yazarlarını duyuruyor, hiç duymadığımız tiyatro sanatçılarından söz ediyordu.''

Sermet Çağan Politik Tiyatro konusunda yoğun çalışmaları olan biridir. Daha aydınlık bir ülke için çabalarını sürdürmek, oraya varmak amacındadır. Bu amaca giden yol ise tiyatro. Dünya politikasını, tiyatrosunu yakından takip eden yazar eserlerini ülkenin yerelinden dünyanın geneline taşıyabilecek birikime sahiptir.

Bilinçli bir tiyatro yazımı ve dekoratör-rejisör olarak yaptığı çalışmalarla, sözünü sakınmayan tavrıyla, çıkarcılığı reddeden ve “sanatçının zenginliğinin insanlığın kültürel mirasında yattığı'' gerçeğini hayat felsefesi haline getiren yaşam biçimiyle Sermet Çağan, tiyatro tarihimizin saygıyla anılacak yazarları arasında yer alacaktır. Değerli oyun yazarı, tiyatro adamı Haldun Taner ölümünden sonra onun için şöyle diyecektir:

“Çağan, her işinin ehli insan gibi, etrafındaki gürültüye pabuç bırakmadan, sabırlı, şamatasız ama bilinçli ve olumlu eylemlere girişti… Gerçek bir sosyalistti. Bunu lafla değil, eylemi ve tutumu ile belgeledi. Birçoklarının yaptığı gibi elinde piyesi yahut reji defteri, kapı kapı dolaşıp kendi zihniyetinde olmayanlarla iş ilişkisi aradığı asla görülmedi. Hep para sıkıntısı içinde olduğu halde, meşru telif hakkını bile kovalamaya üşendi. Bundan ötürü sömürüldü. Yine gerçek bir sosyalist olarak hiç kıskanç değildi. Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı ortamda Çağan, arkadaşlarının başarısına kendi başarısı kadar sevinirdi. Haksızlığa uğramış, değeri tam anlaşılmamış yazarları tanıtmaya, rejisi ile omuzlamaya çalıştı… Ondan Türk Tiyatrosu daha çok şeyler beklemekteydi. Kısık sesi, babacan yüzü, yaşından yirmi yıl olgun görünüşü ve kişiliği ile Sermet Çağan belleklerde yaşamaya devam edecek. Eserlerini yaşatmak da Türk Tiyatrosuna düşüyor.''

1965 yılında Kenterler Tiyatrosunda sahnelenmek için çalışmalarına başlanan Sacco İle Vanzetti o yıl sahnelenemese de daha sonra 1968’de Gen-Ar’da sahnelenir. Sacco ile Vanzetti’nin hemen ardından yine Gen-Ar Tiyatrosunda Slowamir Mrozeck’in Polisler isimli oyununu yönetir. Bu oyunla “Asaf Çiğiltepe'' ödülünü kazanır.

AYAK BACAK FABRİKASI Gerçek iki olaydan yola çıkarak yazılmıştır Ayak Bacak Fabrikası. Birincisi; Anamur ilçesinin Karaçukur, Karaağaç, Uluyat ve Sarıdana köylerindeki insanların yoksulluk sebebiyle Kara tohum (fink ekmeği) yiyerek kötürüm kalmalarıdır (ki bu oyunun temel olayıdır). İkincisi ise Urfa yakınlarındaki bir gölün balıklarının kutsal kabul edilmesi ve bölge halkının burayı bir ibadethane, bir adak adama merkezi haline getirmeleri olayıdır.

1964 yılında kendi yazdığı Ayak-Bacak Fabrikası oyunu ilk kez İ.Ü. Gençlik Tiyatrosunda sahnelenmeye başlar, dekorunu hazırlar. Ancak rahatsızlandığı için sahneleme işini Cüneyt Türel’e bırakır. Oyun Erlangen Uluslararası Tiyatro Şenliğinde dördüncü olur. Ayak Bacak Fabrikası 1965

yılında Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Güner Sümer’in oyun düzeniyle oynanır. Türkiye Tiyatrosu açısından olay olur. Aynı yıl Max Frisch tarafından Almanca’ya çevrilir ve okullarda-Alman televizyonunda gösterilir.

TİYATRO TÖS 1966 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) bir tiyatro kurma kararı alır. Bu sendikaların tiyatroya yaklaşımları adına çok önemli bir gelişimdir. Bu önemli gelişimin özel bir yanı ise 270 sendika şubesini, yani tüm Türkiye’yi dolaştırma kararı almış olmasında yatar. Bu dönem için ve hatta şu an bile inanılmaz önemli bir olaydır, girişimdir, çabadır. Tiyatronun yararını, gereğini anlamış bu sendikanın kurduğu tiyatronun başında görürüz yazar-yönetmen ve tasarımcı Sermet Çağan’ı…

SAVAŞ OYUNU Daha önce radyo oyunu olarak yazdığı Öyle Bir Oyun’un metnini Özdemir Nutku ile birlikte yeniden ele alır ve ortaya yeni bir oyun çıkar: Savaş Oyunu. Oyun Almanya Erlangen’de Reji Birinciliği ödülünü alır ve aynı zamanda en iyi üç oyundan biri olarak değerlendirilir.

Daha sonra Ankara Deneme Sahnesi bu radyofonik oyunu sahnelemek için Sermet Çağan’dan ister. Radyofonik bir eserin oyun haline getirilmesine sıcak bakmasa da ısrar üzerine kabul eder.

Böylelikle aynı yıl iki ayrı yorumla (A.Ü. D.T.C.F. Tiyatro Kürsüsü ve Ankara Deneme Sahnesi) Savaş Oyunu sahnelenir. Savaş karşıtı bu oyuna Savaş Oyunu ismini vermek çok etkileyici bir düşüncedir. Barışı savunan bir oyun ama barışı savunmak için savaşmak gerekmektedir.

Sermet Çağan kısa yaşama (41yıl) 100 yıl yaşamışçasına yapabilecek etkinlikleri sığdırmıştır. O, Türkiye tiyatro hareketine yön vermiş ve ışık olmuştur. Ölümünden sonra da oyunları oynanmıştır ve evrensel değerlere sahip bu oyunlar güncelleştirilerek ya da güncelleştirilmeden halen oynanabilecek oyunlardır.

Daha genç yaşında tiyatro çalışmalarıyla göz dolduran, yenilikçi, arayışçı Sermet Çağan; dürüstlüğü ve tok sözlülüğüyle tarih sahnesindeki yerini almıştır. Bilgisinin paylaştıkça çoğalacağına inanan Sermet Çağan Türkiye’deki tiyatro sanatına büyük katkıları olan bir tiyatro emekçisidir..

Osman Numan Baranus kimdir?



Büyük Çerkes sürgününde (1864) Kafkasya'nın Kabardey yöresinden sürülerek Anadolu'nun üzunyayla yöresine yerleşen Kaşırğa adlı bir Adıge ailesinin çocuğudur. 1930 yılında Pınarbaşı'nda doğdu. Orta öğrenimini Sivas ve Kayseri'de,

yüksek öğrenimini Ankara Ticari ve İktisadi îlimler Akademisi'nde yaptı. Makine Kimya Endüstrisi Kurumunda (M.K.E.) uzun yıllar çalıştıktan sonra bu kurumun Krediler Müdürlüğü'nden emekli oldu (1993). İlk şiir kitabı olan "Toygan"ı (1945) onbeş yaşındayken yayınladı. Başlangıçta şiirlerini "Dost", "Oluşum", "Türkiye Yazıları" vb, dergîlerde yayımlayan şair, daha sonra deneme ve eleştirilerinin de yer aldığı aylık "Özün" (1971-1973) gazetesini yirmidört sayı çıkardı. Otuz yıllık bir aradan sonra 1975-1991 yılları arasında yirmibir tane daha şiir kitabı yayınlandı. İki deneme ve iki de inceleme olmak üzere tüm eserleri yirmibeş kitapta toplanmıştır. Arı bir Türk diliyle kaleme aldığı "Özün" lerinde (şiir), sık sık ana dili Adıgece'den alınmış kelime ve kavramlar da yer alır. Şiir Kitapları: "Toygan" (1945,1985), "Sevmek Egemen" (1975), "Ağrılar Toprağı" (1982), "Tuzhurmatu," (1984), "Günberi" (1985), "Külünk" (1990), "Apansız Panayır" "Alaza Kesen Yürek", "Zor Yol", "Gebe Gece", "Dinago Triosu" (1990), "Huahualar", "Utkulu Kulvar", "Haykular ve Beyitler", "Bergamut", "Geriye Saymak", "Yıkanık Irıplar", "Kıyıda Horata", "Gunaydın Soyundan", "Tanatımı", "Sın Adlı Ulu Yaya" (1991). İnceleme deneme ve sohbetleri: "Zihni Hazinedaroğlu" (1980), "Anadamar" (1984), Okulsuzculuk... Kaynak: SEFER E.BERZEG / KAFKASYA DİASPORASI’NDA EDEBİYATÇILAR VE YAZARLAR SÖZLÜĞÜ

Işıtan Gündüz kimdir?

1946 doğumlu olan Gündüz, İÜ İktisat Fakültesi mezunu, “68 kuşağı” gençlik önderlerindendi. 1975’ten sonra Türkiye İşçi Partisi’nde yöneticilik görevlerinde bulunan Işıtan Gündüz, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı’nın (TÜSTAV) bağışçılarındandı. 4 Ağustos 2019'da vefat etti. IŞITAN GÜNDÜZ'ÜN ESERLERİ - 68 Mayısında Paris - Milliyetçilik Üzerine (Ulussuz Devletler Devletsiz Uluslar) ÇEVİRDİĞİ ESERLER - Erdemin Ardından Git / Konfüçyüs - Çocuklardan Tanrıya Mektuplar / Eric Marshall, Stuart Hample - Sıradışı İnsanlar (Direniş, İsyan ve Caz) / Eric J. Hobsbawm - II. Dünya Savaşı'nda Seks ve Propaganda / Herbert A. Friedman - Prens / Niccolo Machiavelli - Evlilik ve Ahlak / Bertrand Russell - Sevme Sanatı / Erich Fromm

Üstün Asutay kimdir?




1938 doğumlu olan ve henüz yedi yaşındayken tiyatro ile tanışan Üstün Asutay, ilk derslerini Bakırköy Halkevi'nde Münir Özkul ve Kenan Pars'tan aldı. Türk Ticaret Bankası Çocuk Tiyatrosu ve Ali Baba Çocuk Tiyatrosu'nda, çeşitli topluluklarda uzun yıllar çok sayıda oyunda oynadı.

1993 yılında Ergun Köknar, Tarık Akan ve Cem Karaca ile birlikte Bakırköylü Sanatçılar Derneği (BASAD)'ın kurucu üyeleri arasında yer alarak başkanı oldu.

Üstün Asutay, BASAD'ın Onursal Başkanlığını da yürütmekteydi. Kamera karşısına da geçerek sinema ve dizi filmlerde görev yapan Asutay, kendisi gibi tiyatro sanatçısı olan Mert Asutay'ın da babasıdır. 4 Ağustos 2020 tarihinde aramızdan ayrıldı.


Mustafa İnan kimdir?



1911 yılında Adana'da dünyaya gelen Mustafa İnan liseyi yine aynı ilde yatılı olarak okumuş ve 1931 yılında birincilikle bitirmiştir. Kayıt yaptırdığı Fen Fakültesinden, üniversite hocası olma niyetiyle kaydını geri alarak, Mühendis Mektebine (şimdiki İTÜ) kayıt için başvuran Mustafa İnan, yapılan giriş sınavında birinci olarak Mühendis Mektebine girmiştir. Mühendislik Mektebini de birinci olarak bitiren ve doktorasını İsviçre'de, Zürih üniversitesinde yapan Mustafa İnan, orada kalması için yapılan teklifi redderek Türkiye'ye dönmüş ve 1941 yılında Yüksek Mühendis Mektebinde Teknik Mekanik ve Mukavemet Muallim Muavinliği'ne tayin edilmiştir. Yapı Statiği konusunda önemli çalışmalarıyla tanınan Ernst Chwalla 'Einführüng in die Baustatik' (Yapı Statiğine Giriş) adlı 1954 yılında yayımladığı kitabında 'Rijit Düğüm Noktalarındaki Gerilmelerin Optik Yöntemlerle Ölçülmesi' konusunu incelerken, sık sık Mustafa İnan'ın doktora çalışmasını ve 1943 yılında aynı konuda Mustafa İnan'ın yayımladığı raporu referans olarak göstermiştir. Doktorası sırasında ilgilenmeye başladığı Fotoelastisite konusunda araştırma yapmış ilk Türk bilim adamı olan Mustafa İnan, 'Kayma Merkezi' başlıklı ilk makalesini 1943 yılında yayımlamıştır. 1944 yılında Yüksek Mühendislik Mektebi'nin isminin İstanbul Teknik Üniversitesi olarak değiştirilmesi üzerine doçentliğe getirilen Mustafa İnan bir yıl sonra da Profesörlüğe atanmıştır. Tatbiki Mekanik dersi o zamanların ana mühendislik konusu olduğu için inşaat fakültesi öğrencilerinin yanı sıra makine, maden ve elektrik fakültesinin öğrencilerine de ders vermiştir. 1954- 1957 yılları arasında İTÜ’de İnşaat Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmüş olan Mustafa İnan, 1957-1959 yılları arasında ise aynı üniversitenin rektörlük görevini sürdürmüştür. 1959-1964 yılları arasında, ilk yapay uyduların fırlatıldığı sıralarda “Suni Peyklerin Yörünge Hesaplarına Dair Bazı Sonuçlar” isimli makalesiyle başlayarak, toplam 11 adet makale yayımlayan Mustafa İnan, 1961 yılında “Taşıma Matrisi” (Carryover Matrix) kavramını “Elastomekanikte İntikal Matrisi” isimli makalesiyle tanımlayarak dünyada taşıma matrisi probleminde çalışma yapan ilk bilim adamlarından olmuştur. PROF. DR. MUSTAFA İNAN Mustafa İnan bu konuda İnşaat Fakültesinde dersler vermiş, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde konferanslarla bu konuyu tanıtmıştır. 1963-1967 yılları arasında TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi olarak görev yapan İnan, 1967 yılında bir süre de TÜBİTAK Başkanı olarak görev almıştır. Mustafa İnan’ın 1965 yılında yazdığı ve ilk baskısı 1967 yılında yapılan “Cisimlerin Mukavemeti” isimli eseri zamanının en kapsamlı eserlerinden biridir. Mustafa İnan’ın “Elasto-Mekanik’te Başlangıç Değerleri Metodu ve Taşıma Matrisi”, “Elastik Çubukların Genel teorisi” ve “Düzlemde Elastisite” isimli üç eseri daha bulunmaktadır. İlkokul sıralarından başlayarak edebiyatla yakında ilgilenen, küçük yaştan itibaren Divan Edebiyatı şairlerinin şiirlerini ezberleyen Mustafa İnan, başta Türkçe olmak üzere Farsça, Musevice, Yunanca, Arapça kelimeler ve anlamları üzerine de çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmaları kapsamında “Dil ve Matematik” isimli bir makale de kaleme almış olan Mustafa İnan, bilimsel makalelerinin ve seminerlerinin dışında Kızılderililer’den Arya-Daharma'ya, Düşünme Sanatına kadar birçok konuyla ilgilenmiş, bunlar hakkında yazılar yazmış, seminerler vermiştir. 5 Ağustos 1967 tarihinde vefat eden Prof. Dr. Mustafa İnan’a 1971 yılında TÜBİTAK Hizmet Ödülü verilmiştir.


Faruk Gürtunca kimdir?



Edirne'de doğan yazarın babası, Çanakkale'de şehit olan Abdülkadir Bey; annesi akıncılardan olan Bayraktar Sülalesi'nden Pembe Hanım'dır. Yazarın babasının ölümü olan 1915'i takip eden yıl içerisinde annesi de vefat etti. Gürtunca, zor şartlara rağmen Edirne İlköğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra, 1931 yılına kadar Edirne'de öğretmenlik yaptı. 1931'de Galatasaray Lisesi'nde Türkçe öğretmeni oldu. İstanbul Üniversitesi'nin dişçilik bölümünde de okudu (Tekin 2010). 1933 yılında Ülkü Basımevi'ni ve 1934'te Ülkü Kitap Yurdu isimli yayınevini kurdu. 1947'den 1975'e dek, uzunca bir süre yayıncılık faaliyetlerinde bulundu (Yazar 1999). 1957-1960 döneminde Demokrat Parti'nin İstanbul Milletvekili oldu. 1960 darbesinin ardından bir müddet Yassıada'da tutuklu kaldı. 1975 yılında çok sevdiği ve bağımsızlığı için destanlar yazdığı Kıbrıs'ı ziyaret etti. 1982 yılında vefat eden şairin kabri, Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır (Arslan 2019). Edebiyat dünyasında ilk kez Yeni Asır'da yayımlanan şiiri ile adına rastlanır. 1923 yılında İlk Menba isimli şiir kitabını yayımlar. Tercüman-ı Hakikat, Servet-i Fünun, Türk Yurdu, İçtihat, Anadolu, Süs, Hayat, Vakit ve Cumhuriyet gibi süreli yayınlarda imzası görünen yazar, devri içerisinde önemli olan Çocuk Sesi, Afacan, Çocuk Gözü, Gelincik gibi çocuk dergileriyle Genç Liseli, Okul ve Öğretmen, Her Ay, Her Hafta isimli yetişkin dergilerini ve Yıldırım Postası, Her Gün, Politika isimli gazeteleri çıkarır. İlk Menba, Anadoluculuk fikri etrafında gelişen köy şiirleri ile bireysel temaları, Millî Mücadele'yi ve Cumhuriyet'in kurucu kadrosunu işleyen şiirleri barındırır. Çocukların Şiir Kitabı, ilkokul ders müfredatlarına uygun olarak hazırlanan bir şiir kitabıdır. Çocuklara millî ve ahlaki eğitim vermek amacıyla hazırlanan pedagojik mahiyetteki eser, konulara uygun resimleriyle de dikkati çeker. Harf inkılabından sonra kaleme alınan Anadolu, şairin farklı süreli yayınlarda yayımlanan şiirlerini toplamasıyla oluşur. Münif Fehim'in çizimlerini içeren eser, memleket edebiyatı içerisinde değerlendirilmelidir. Romantik ve destansı söylemler barındıran eserde şairin "Kör" ve "Çardak Altı" isimli tiyatro metinlerine de yer verilir. Mussolini'nin Türkiye üzerindeki hedeflerini deklare eden konuşmasının ardından Gürtunca, Bu Arslana Dokunmayın isimli eserini yazar. İtalyan resmî söylemini hafife alan eser, döneminde büyük değer görür. On dörtlü hece ölçüsüyle kaleme alınan bir destan olan 30 Ağustos Zafer Arslanları, resimlerle süslenmiş, kronolojik bir eserdir. Geçmişteki büyük kahraman ve kahramanlıklarla, Atatürk ve Türk ordusu arasında bağ kuran şair, Türk ırkına ait yüceltmeler de yapar. Tarihe bütünlüklü açıyla yaklaşan nehir destanlardan Atatürk’e Ağıt, Millete Destan alt başlığıyla sunulur. Bu eserde şair, Kurtuluş Savaşı’nı müstakil ve sıralı şiirlerle anlatır. Tüm şiirlerin odak noktasını Atatürk ve komutanlığı oluşturur. Atatürk’ün ölümü ve bundan duyulan acı da destanın bir diğer konusudur. Kıbrıs Destanı, ordu millet bağına atıf yapan, üslubu keskin bir eserdir. Dramatik söylemin hâkim olduğu eserde Kıbrıs'ta yaşananlara dair tanıklıklara da yer verilir (Çetindaş 2014). Tuna Gülü, aşk konulu bir kahramanlık destanıdır. Pesbirim Kalesi dilâveri Mustafa Ağa ile Macar kızının aşkını, Türklük değerleri üzerinden kurgular. Eserde halk hikâyelerinin de pek çok formeli uygulanır. Anlatımda on dörtlü, ara şiirlerde on birli ölçüye yer verilir. Yazarın, Malazgirt'in Fethi'nin dokuz yüzüncü yıldönümünde yapılan yarışmada Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü’nün, birincilik ödülünü kazanan manzum piyesi Büyük Hakan Alp Arslan'dır. Bunun dışında Gürtunca, kaleme aldığı millî ve dinî nitelikli eserleriyle savaş ve kahramanlık antolojilerinde yer bulan, okul müfredatlarında ve belirli gün, haftalarda şiirleri, tiyatroları kullanılan önemli bir öğretmen şair olarak edebiyat tarihinde yer alır.

Kaynakça




Münif İslamoğlu kimdir?



Ali Münif İslamoğlu, bakan, milletvekili, siyasetçi, hekim.

1917 yılında Çine’de doğdu.


Ali Münif İslamoğlu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

İstanbul Çocuk Hastanesi İç Hastalıkları Asistanı olarak göreve başladı. Haydarpaşa Bulaşıcı Hastalıklar Hastanesi Asistanı, Şişli Çocuk Hastanesi Dâhilî Hastalıklar Uzmanı, Kastamonu Verem Hastanesi Dâhiliye Mütehassısı ve Başhekimi, Ankara Göğüs Hastalıkları Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı, Numune Hastanesi İç Hastalıklar Uzmanı ve Baştabibi olarak görevlerde bulundu.

27 Ekim 1957 (11. Dönem) tarihinde yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti (DP) Kastamonu Milletvekili seçildi. 5 Haziran 1977 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında Cumhuriyet Senatosu Kastamonu Üyesi olarak görev yaptı. Süleyman Demirel’in 12 Kasım 1979 tarihinde kurmuş olduğu 43. Hükümet’te (VI. Demirel Hükümeti) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı oldu. Bakanlık görevini Mete Tan’dan devraldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Bakanlık görevinden ayrıldı.

20 Ekim 1991 (19. Dönem) tarihinde yapılan genel seçimlerde Doğru Yol Partisi (DYP) Kastamonu Milletvekili seçildi. Tansu Çiller’in 5 Ekim 1995 tarihinde kurmuş olduğu 51.Hükümet (II. Çiller Hükümeti) ile 30 Ekim 1995 tarihinde kurmuş olduğu 52. Hükümet’te (III. Çiller Hükümeti) Devlet Bakanı olarak atandı.

5 Ağustos 1998 tarihinde vefat etti.



İnal Batu kimdir?


24 Eylül 1936 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi.

1960 senesinde Diplomasi ve Dış İlişkiler Bölümü'nü bitirdi.

1961-63 yılları arasında askerliğini yapan Batu, Türkiye büyükelçisi olarak, KKTC. Lefkoşa, Prag, Birleşmiş Milletler, İslamabad, Roma Büyükelçiliklerinde görev yaptı. Bir dönem de Dışişleri Müsteşar Yardımcılığı yaptı.

3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde 22. Dönem Hatay CHP Milletvekili seçildi.

Nevra Batu ile evli olan İnal Batu, iki çocuk babasıydı. Çocuklarının biri Pelin Batu'dur.

5 Ağustos 2013 günü İstanbul'da tedavi görmekte olduğu hastanede vefat etti.

65 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page