• HaberciGazete

Sesin yaşama yansıyan yüzü



Korkut Akın yazısı...

Dünyada hiçbir madde yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz diye öğretmişlerdi, hatırlarsınız muhakkak. Her ne kadar yaşamın o yoğun koşuşturması içinde pek işimize yaramasa (ya da yarayacak olsa bile aklımızın ucundan geçmediği için çoktan unuttuğumuz) da bu bilgi, yaşamın güzelliğinin bir kanıtıdır. Bunu da sanat gösterir bizlere.

Sesin önemini vurgulayan, daha doğru bir deyişle bizlere duyurarak gösteren Bill Fontana, bize, bizim tarihi gerçeklerimizle bir şeyler anlatıyor.

Arter’de açılan “İo’nun Yeni Sesi”, Fontana’nın İstanbul Boğazı’ndan süzdüğü sesler ve görüntülerle yeni bir duygu seli doğuruyor.



Önce Fontana…

Gelin bir öykü anlatalım, Fontana’yı tanımak için… New York’un en kalabalık olduğu saatlerde, diyelim ki yemekten çıkmış bir arkadaş topluluğu içinden biri, arkadaşlarına, “susun” der, “bir cırcır böceği sesi, duyuyor musunuz?” Arkadaşları yoğun trafik ve insan kalabalığı arasında cırcır böceğinin sesinin duyulmayacağını ileri sürüp arkadaşlarıyla dalga geçerler. O da, bir saksının dibindeki bir avuç toprağın üzerindeki cırcır böceğini bulup gösterir arkadaşlarına… Sonra da bir deney yapar. Cebindeki nikel parayı yere atar, yoldaki herkes önce paraya sonra da cebindekilere bakar. Şöyle sürdürür: “İlginiz neye odaklıysa onu duyarsınız.”

İşte, Bill Fontana da sese odaklanan, sesin anlamını bizlere yansıtmaya çalışan bir sanatçı. 1947 doğumlu, ABD’li sanatçı, sesin önemini kavradığı gibi kavratan da biri. CERN dahil, dünyanın birçok yerinde, buna kalabalık kentlerin bizlere “gürültü” olarak gelen sesleri, sis düdükleri, yağmur damlalarının tıpırtısı, kuşların guruldamasını hatta geçin cırcır böceklerini protonların çarpışmasından doğan sesleri bile anlamlandıran Fontana, Arter’in çağrılısı olarak İstanbul’a gelmiş ve İstanbul’u kaydetmiş, bizlere sunuyor.



Mitolojiyle iç içe…

Çalışkan ve bir o kadar da üretken olan Fontana, İstanbul’u bir yandan gezer ve tanırken bir yandan da tarihini araştırmış, kitaplar karıştırmış. İstanbul Boğazı, Dünyanın yaşına göre çok genç bir oluşum… Sesi bize ne anlatır acaba? Mitolojik öyküler anlatıyor: Zeus, karısı Hera’nın rahibesine aşık olur. Hera’nın gazabından korumak için onu ineğe dönüştürür. Kaçan İo, yüzerek Boğaz’ı geçer; bilirsiniz, Bosphorus (Bosfor) adı da oradan gelir. İşte, İo’nun sesini taşıyor bizlere Fontana. Haliç kıyılarından, Boğaz’ın derinliklerinden, kıyılardaki demir korkuluklardan topladığı sesleri, (kadim İstanbul’un tarihi dokularından sarnıçlardaki seslerle (PTT’ciliğimden kalma bir deyimle, melanj edip) buluşturur.


Teknolojinin gelişimi…

Çok güçlü ses sistemleri, duyarlı mikrofonlarla -deyim yerindeyse- “sessizliğin bile sesini kaydeden” Fontana, son dönemde seslerine görüntüyü de ekleyip yapıtlarını görsel de kılıyor artık. İlk bakışta ses de görüntü de tekdüze geliyor insana, ama biraz sonra farklı anlamlar yükleniyor. O an için aklınızdan geçenlerin de etkisiyle sizi bambaşka dünyalara götürüyor. Küratör Melih Fereli, ilk işareti mikrofonuna taktığı sarı/mavi (Ukrayna bayrağının renkleri) bantla verdi: Sanat savaşa karşı!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak isterken polis barikatına takılan kadınların direnişi göründü ilk kez bana. Nasıl da güçlüydüler, nasıl da dirençli ve kararlı… Orantısız güç kullanan polisi alt ettiler.

…ve bunu bana Fontana’nın kaydettiği seslerle görüntüler anlattı. Daha çok şey var anlattığı, ama buraya aktarmayayım, bırakın. Çünkü siz(ler)in de o duyguyu yaşamasını isterim.


Arter’in, çağdaş sanatı daha bir görünür kılma ve desteklemek çabasıyla kotarılan bu sergi; ses ve görüntü ile doğrudan bağlantılı Grundig’in ana sponsorluk ve Tüpraş’ın desteğiyle de 24 yaş altı gençlere ücretsiz. Büyükler, Perşembe günlerini bekleyecekler… Bir küçük not da ulaşım konusunda: Taksim’den Ford Otosan ile Otokar sürekli ve düzenli servis var Arter’e…


Arter

İo’nun Yeni Sesi

10 Mart 2022’den başlayarak sürekli…

Irmak Cad. 13, Dolapdere

81 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör