top of page
  • HaberciGazete

Trabzon’da iktidar oyları eriyor mu? Neden?



Alâettin Bahçekapılı söyleşisi. Konuğumuz CHP Ortahisar İlçe Başkanı Fatih Suat Oyman.


- Sayın Oyman, BRT Yayın Grubu’nun yayımlamakta olduğu Haberci Gazete’ye böyle bir söyleşi olanağı tanıdığınız için teşekkür ederim öncelikle.

Genel duruma baktığımızda CHP uzun zamandır Trabzon’da eski gücünü gösteremiyor hem yerel seçimlerde, hem genelde. Ancak, ülkemiz yaşamsal önemde bir genel seçime doğru giderken yapılan kamuoyu araştırmalarında, daha önceki oyu yüzde 65’lere dayanan AKP’nin yüzde 23’e varan oy kaybettiği, CHP’ninse önceki seçimlerde yüzde 20’lerde olan oy oranını önemli ölçüde arttırdığı ortaya çıkıyor. Trabzon’un nüfusu ve seçmen sayısı bakımından en büyük merkez ilçesinin CHP’li başkanı olarak siz iktidarın oy kaybını sahada gözlemliyor musunuz ve bu durumu kalıcı hale getirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?



- Görüşüme başvurduğunuz için teşekkür ederim Sayın Bahçekapılı.

Şimdi, geçmişi yargılamak için değil ama, yaptığımız işin vardığı noktayı anlamak için özeleştiride bulunmak için bir süre sonra kendimizi yoklamak gerekiyor. Biz bugüne kadar ne yaptık, yaptığımız yeterli miydi, nerede eksik yaptık, bunu araştırmak, anlamak gerekiyordu. Biz göreve başladığımız zaman bunu yaptık. Trabzon özelinde bugüne kadar neler yaptığımız, neleri eksik yaptığımız konusunda düşüncelere girdik.

Dolayısıyla eğer biz vatandaşa bir hizmet götürmek vaadinde isek, öncelikle vatandaşa ulaşmamız gerekiyor. Siyasetçinin konuşanı makbul derler; ama biz biraz tersine işlettik bunu, dedik ki hayır biz önce dinleyeceğiz, önce vatandaşı dinleyeceğiz, sorunları neymiş onu öğreneceğiz daha sonra bu sorunları oturup konuşacağız. Bu sorunlara karşı Biz neler üretebilir onu bulacağız yeri geldiği zaman net olarak neyi ifade etmemiz gerekiyorsa onu ifade edeceğiz tarzımız buydu. Yani biz bir alan çalışmasına gittiğimiz zaman özellikle İlk başlarda göreve başladığımız 2020 Ocak ayında, iki buçuk yılı aşkın bir görev süremiz var, halen devam etmekte -ki Genel seçimlere kadar devam edecek görülüyor- E biz ne yapıyoruz? Önce vatandaşın ayağına gidiyor, dertlerini dinliyoruz, Mahallemizde özellikle bölgesel olarak mahallemizde ne sorunlar var onları öğreniyoruz, özellikle muhtarlarımızı ziyaret ediyoruz. Mahallemizde yaşanan ekonomik, sosyal ne eksikti, yani ne öngörüler varsa bunları özellikle yapıyoruz ve bunları güzel bir şekilde veri topluyor, biz de bunlara karşı neler yapabiliriz şeklinde çalışma yapıyoruz. Çünkü biz zamanı geldiğinde bu görevleri devraldığımızda direkt başlar başlamaz bu sorunlara çözüm bulabilecek altyapıyı yapmamız gerekiyor. Dolayısıyla bunun için bu şekilde çalıştığınız için öncelikle dinliyoruz, harmanlıyoruz, en sonunda söyleyeceğimizi dosdoğru da söylüyoruz. Dolayısıyla gördüğümüz geri dönüşlerde vatandaşımızın, esnafımızın ya da diğer farklı sektörlerde çalışan kişilerin bize karşı güveninin arttığını görüyoruz. İşte burada böyle bir sıkıntı var, bunu da söyler misiniz şeklindeki yaklaşımıyla beraber güzel bir geri dönüşü olduğunu düşünüyoruz.



Anketlere yansıyan oy düşüşlerindeki sonuç olarak karşılığında 20 yılda aşmış bir iktidar partisi yani oluşan bir hükümet var ve değişen bir sistem var. 2015'ten bu yana bu sistemle beraber ekonomideki çok büyük değişimler vatandaşın artık hissetmesine geçti açık çok iyi bir şekilde yaşıyor bu durumu. Dolayısıyla bu ekonomik sistemi önemli bir şey var ama bunun dışında da son kurultayınızdan sonrasında genel başkanımızın da çıkışları önemli noktalara temas etmesi tamamen vatandaşın yararına sunduğu projelerin iktidara gelmeden bunu uygulanması uygulanabilir olması ve buna gerçekten yürürlüğe sokulması bu partiye karşı gerçekten ‘Evet bir şeyleri değiştirebilecek, Evet sorunlara karşı Bak bu çözüm olabilecek’ diyebilecekleri bir noktaya da geldikleri için vatandaşlarımız bu noktada artık Türkiye'deki hem sistemin, hem de artık bu ekonomik kriz ortamından kurtulmayı zaten iple çekiyor. Ben eminim ki işte seçim gününe kadar bu iktidar partisindeki oy düşüş oranı daha da büyük yaşanacak ki takdir edersiniz o kadar bu baskı toplumun üzerindeki baskı psikolojik o baskı dediğimiz şey o kadar var ki insanlar bir şeyleri söylemeye artık çekiniyor. Ben hatırlıyorum, çok iyi hatırlıyorum: 2018 ya da 2019 seçimlerinde şöyle şeyler vardı; kapı önünde konuşamazdık, komşu duymasın seni, insanlar o kadar baskı hissediyordu ki, yani evladı işsiz olanların o kafasındaki düşünceleri çok iyi anlıyorsun; Çünkü kim ister evladının mutsuz olmasını; ama bu onun mutluluğu için bazı şeyleri suskun karşılamaya mahkum hissediyor kendilerini. İnsanların, ülkenin tüm baskılardan kurtulması lazım. Ben iddia ediyorum, bu seçimler beklediğimiz şeklinde geliştiği zaman insanlarının üstündeki bu baskı, korku iklimi öyle bir kalkacak ki, gerçekten kendilerini rahatlamış hissedecek bir ortama kavuşacaklar, bunu görüyorum çok net bir şekilde görünüyoruz.

- Merkezi hükümetin yaklaşımından kronikleşmiş sorunları vardır Trabzon'un eskiden beri gelen. AKP'li belediyenin Trabzon'da hüküm sürdüğü dönemde bu kronikleşmiş sorunlara eklenen yeni sorunlar var mı? Halka gittiğinizde, sahaya çıktığınızda en çok neden yakınıyorlar?



- Yakınılan en büyük sorun ekonominin içinde bulunduğu durum. Nereye gidersiniz gidin, bu hangi sektör olursa olsun, herkesin kendine özgü farklı problemleri de var, yani ortak problemler ayrı, bir de herkesin artık gerçekten bir zincir tamlaması gibi problemler oluşmuş. Ben şunu şöyle tanımlıyorum: Problemler artık yumak haline gelmiş, bir şeyi çözmeye kalkarken başka bir sorunla karşılaşmak olası. Yani öyle bir hale gelmiş ki dolayısıyla bu kronikleşmiş problemler üstüne bir kat daha atmış. Yani bizim en büyük ortak sorunumuz ekonomi. Bunu bir kenara bıraktığımız zaman işsizlik. Bu da ortak bir problemimiz. Bunu da bir kenara koyduğumuz zaman Trabzon'daki en büyük problemlerden bir tanesi de şehirleşme dediğimiz sorun. Şehir planlaması o kadar vahim bir duruma geldik ki, yani özellikle bizim jenerasyon olarak bir yere kadar anımsıyoruz; ama şunu net bir şekilde büyüklerimizden dinliyoruz: Eski Trabzon’un verdiği mutluluk, huzurla şu anki mevcut şehire baktığınız zaman insanlar artık tanıyamıyor, huzur bulmuyor bu kentte. Eskiden bu sahil kısmını kullandığı şekilde artık kullanamıyor. Eskiden bağında bahçesinde üretim yaparken o anki mutluluğunu, huzurunu ya da elde ettiği gelirle yapabileceklerini şimdi yapamıyor. Dolayısıyla burada bir şehirleşme problemimiz var; Tamamen betonarmeye yönelmiş bir Trabzon var; yani bugün işte Boztepe'ye bir hançer gibi saplanmış bir viyadüklerimiz var artık. Onlara bak: Eskiden baktığımızda yeşilliği gördüğümüz yerde şimdi devasa bir ayak görüyoruz. Ben bunlara şehrin mezar taşı diyorum: Çünkü ne yazık ki öyle bir hale geldi ki betonların arasında.



Mesela şimdi seyir terası yapıyorlar Boztepe’de. Yani normal baktığınız zaman komple seyir terası olan Boztepe'de yürüme yoluyla beraber bir seyir tepesi yapıyorlar. Fotoğraflara bakıyorum; nereye bakıyorsunuz şehrin tamamen pisleşmiş betonarme yapılarına bakıyorsunuz. Yani resmen şunun için yapıyorlar: Baksana şehrini nasıl ….

Anlatabiliyor muyum yani o hale getirdiler yani ulaşım planı yapıyorlar mesela ulaşım planı bitmeden yol yapıyorlar bir şey planlayacaklar bir sonraki adımı düşünmeden bitirdikten sonra düşünüyorlar ki şimdi bunu nasıl çözeceğiz. Yani bu şehir planlama, disiplin dediğimiz planlama dediğimiz işte geleceği adım atma işte ya da bir projeyi planladığınız zaman Kısa vadeli değil uzun vadeli Bu şehre ne kadar katkı sağlayabileceğini düşünmeden gelişen bir şehir haline geldi. Biz bundan şikâyetçiyiz, vatandaş da şikayetçi. Bugün yola çıktığı zaman işte her tarafta bir ulaşım sıkıntısını yaşıyor işte bir turist geldiği zaman nereye nasıl gideceğini bilebilecek bir ortak yolgöstericimiz yok. Yani nereye adım atsanız ayrı bir sorunla karşılaşıyorsunuz, o sorunu çözdüğün zaman diğer sorun karşınıza çıkıyor.

- Peki bu durum, bu sorun nasıl çözülür?



- Bu şehirde oturup birisinin çıkıp şunu demesi lazım: Ben bu şehri planlayacağım, 10 sene sürecek bu. İşte bu süre zarfında ya da sonunda bu şehirde gerçekten bazı sorunları büyük oranda aşmış olacağım, demesi lazım; ama çıkıp derseniz ki ben buraya bunu yapacağım, şuraya bunu yapacağım, şuraya da bunu yapacağım, en sonrasında da kafama göre yaptım, derseniz olmaz. Ortak akıl var mı? Yok. Bu şehrin meslek odalarını, ya da işte işin ehli olan mimarlarını, inşaatçılarını, makinecilerini, işte turizmcilerini dinlediniz mi, dinlemediniz, o zaman ne oluyor; her şey gidiyor ben bunu yapacağım, yaptım oldu bitti.

‘Yaptım oldu’nun en kötü örneği bugün Reşadiye Kavşağı’dır. ‘Yaptım oldu şimdi yıkayacağım.’ Kimin parasıydı, bizim, benim param.

Aynı şekilde bugün yine dereye yatağına bir terminal yapıyorlar; devletin resmi raporu var burası tehlikeli bölgedir diye. Sizin oraya inadına terminal yapıyorsunuz; mevcut otogarı da satıyorsunuz; ‘para lazım’ diyerek. Har vurup harman savurursanız, elinizdeki varlıkları satmaya başlarsınız. İşte Trabzon’un en büyük sıkıntılarından biri de bu yönetim anlayışı.

- Bilebildiğim kadarıyla otagarın imar fonksiyonu da değiştiriliyor. Şimdi ticari fonksiyona mı kavuşturuluyor?

- Ticari-Turizm şeklinde bir imar planı planladılar; ama amaçları tamamen o 20 dönüm araziyi satmak.

- Sayın Oyman, Trabzon son yıllara kadar dışarıya göç veren kentlerimizin başında geliyordu: Son birkaç yıldır Trabzon'da nüfusun eksilmediğini, arttığını görüyoruz. İki ayrı noktaya bağlı bu gözlem: Bir, köyüne dönme zorunda kalan bir kesim var, bir de turist adı altında buraya yerleşmeler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Şimdi bu konu ile ilgili daha önceki zamanlarda da bir açıklamamız var: Geçen sene 330 bin 334 bine çıktı Ortahisar’da. TÜİK tarafından açıklanan veriler bunlar. Nüfusumuzun artışını incelediğimizde 35 yaşa kadar yani 30-35 yaş aralığına kadar olan nüfus azalıyor, artmıyor yani azalıyor. Özellikle 50 yaş üzeri nüfus artış gösteriyor, emekli olanların oranı artıyor. Emekliler memleketine dönüyor. Zamanında burada iş bulamamış, gurbete çıkmış, memleket hasreti çekmiş, ancak yazları gelebilmiş, şimdi emekli olmuş, burası yuvasıdır, dönecektir; ama bizim burada bakış açımız şu olmalıydı: Biz buradaki gençleri neden kaybediyoruz, gençlere burada yeterli imkânı verebiliyor muyuz sorusunun cevabı; Kesinlikle hayır. Burada 3 tane üniversitemiz var; biri özel üniversite olmak üzere iki tane devlet üniversitesi ile beraber devasa bir üniversite kenti burası. Yani nereden baksanız işte buraya her sene binlerce öğrenci gelmiş oluyor. Peki Trabzon olarak sormamız lazım: O kadar öğrencinin olduğu yerlerde bu öğrencileri elimizde tutabiliyor muyuz? Sonuç olarak herkes üniversitede okuyor bir meslek sahibi oluyor, fakat iş sahibi de olmak zorunda kaldığında buna imkân verebiliyor muyuz? Veremiyoruz. Hazır Üniversite öğrencilerini tutamadık bu memlekette, doğan çocuklarımızı da tutamıyoruz. Ben bütün eğitim kademelerini burada geçtim; arkadaşlarıma bakıyorum, bir elim parmakları kadar. Herkes şehir dışına gitmiş. O zaman bu kentte neye gereksinme var: Yatırıma, iş alanlarına. Bazıları övünüyor; bu kadar Bakanı var Trabzon’un; şu kadar, milyarlarca lira yatırım yapıldı. Milyarlarca lira yatırım alan Trabzon'dan göç olur mu? Demek ki, yatırımlar verimli alanlara, iş yaratacak alanlara, üretime yapılmamış.



İkinci boyutu var sizin de dikkat çektiğiniz gibi; turistik gelişler. Ortadoğu ülkelerinin Trabzon'a özel, yoğun bir yoğun ilgileri var. Bu konuda en azından burada şehirde esnafa bir katkısı var turizmin. Ancak, asıl temelinde şu var: Türkiye'de insanın ekonomisi o kadar bozuldu ki, burada yerel yöneticiler turist geldiği zaman çiçekle karşılıyorlar. Esnafımıza para yatırıyorsunuz, en iyi şekilde karşılamamız, konukseverliğimizi göstermemiz lazım. Tabii ki öyle. Biz Trabzon’u en iyi şekilde tanıtmamız, ilgimizi göstermemiz lazım. Mülk satışlarıyla ilgili alakanız, olumsuz görüşleriniz varsa, Türkiye'nin birçok bölgesinde bu durum var ne yazık ki. Ne yazık ki, herhangi bir denetim mi diyelim ya da diğer ülkelerdeki uygulanabilir sistem mi diyelim; bunları göremiyoruz: Gel al git. Sıkıntı yok. Yani bunun bir denetim mekanizması olması lazım, mesela ben bir yurttaş olarak, istediğim ülkede, istediğim şehirde bir konutu alabiliyor muyum? Ben gittiğim zaman bir ülkeye vatandaşlık alabiliyor muyum? Bizdeki kadar kolay ulaşılabiliyor muyuz başka ülkelerin vatandaşlığına.

- Yani karşılıklılık ilkesi uygulansın, diyorsunuz.

- Evet, yani bizim turiste ya da turistin milliyetine karşı herhangi bir tavrımız yok. Bizim burada turizm açısından şunu dememiz lazım ki gelen turiste Trabzon’u nasıl tanıtabiliriz, buradan mutlu ayrılmalarını nasıl sağlayabiliriz, bunu düşünmeliyiz ve her zaman B planımız da olmalı. Çünkü hatırlarsınız mesela Orta Doğu ile alakalı yakın zamanda bir kısıt Vardı , gitmeyin denmişti. Eğer bu kısıt böyle kalsaydı biz ne yapacaktık Trabzon'da, turizm açısından söylüyorum, B planınız var mıydı? Bence yoktu. O zaman ne yapacaktı bu kadar esnaf. Yazın da maalesef iş yapamamaya devam edecekti.

Bu arada ekleyeyim, Trabzon ve Turizm konusunda yakın zamanda bir anket yaptık, önümüzdeki günlerde bu anket sonuçlarını bir basın toplantısıyla açıklayacağız.



- Konuşurken, ‘ah şu Bahçekapılı keşke şunu da sorsa’ diye aklınızdan geçirdiğiniz bir husus var mı?

- Vallahi, bıraksanız sabaha kadar konuşuruz; Çünkü o kadar problemimiz var; çünkü özellikle söylüyorum: Biz var olan sorunları ya bak bu sorun var diye oturup düşünüp sunmuyoruz. Biz, sahada burada 86 mahalle var, bunların 80'inde fiziki olarak resmen ziyaretimizi gerçekleştirdik; ama 86 mahallede de bir temasımız olmuştur , olmaktadır, öyle çalışıyoruz; oradan aldığımız bütün verileri sunuyoruz: Sonuçta biz şunu söyleyebiliyoruz net olarak: Biz görevi devralmaya hazırız, sorunları biliyoruz, sorunların çözümü için arkadaşlarımızla çalışmamız, mücadele hazırlığımız var. Dolayısıyla artık yaşanan bu ortamda, bu yaşanan baskı ortamında, yaşanan bu ekonomik sıkıntı ortamında artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini ve bu sıkıntıların çözümünde CHP’nın farkında olduğunu net olarak ifade ediyoruz, söyleyebileceğim en özetle şey budur.

- Peki teşekkür ederim, son bir soru: Sizi tanımayan bir kişi tanımak istese ne dersiniz, kendinizi nasıl tanıtırsınız?

- Ben, 1986 yılında Kemerkaya Mahallesi’nde doğdum. Bu şehirde büyüdüm, okullarımı, liseyi, üniversiteyi bu şehirdede okudum, KTÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezunum. Üniversitede öğrenci kulüplerinde yöneticilik, başkanlık yaptım, çok fazla yerinde durmazdım şehir dışlarında toplantılara giderdim. Burada yarış takımlarımız vardı özellikle mekanik işte hidrojenle çalışan arabalar projelerinde çalıştım. Müzik yapardım, gitar çalıyordum, hâlâ çalıyorum, sahnelere çıkardım, dolayısıyla kişisel gelişim anlamında birçok şeye vakıfım, yani geriye dönüp baktığımda keşke şunu da yapsaydım, kendimi geliştirseydim dediğim çok az şey vardır. KTÜ’den mezun olduktan sonra işime başladım, üretim yapıyoruz, üniversitelerde de danışmanlık yaptım, farklı mesleki odalarda görev yaptım. Daha sonra bir önceki dönem yani 2017 döneminde burada Ömer Hacısalihoğlu ile beraber onun başkanlığında yönetici olarak başladım siyasete böylece girdim. Yani siyasi hayatım 2017 Aralık'ta başladı bir dönem Sonrasında da 2020 yılında, Ocak ayında da delegeler sağolsun, başkanlık için bir fırsat verdiler, iki buçuk yıl aşkın süredir de İlçe Başkanlığı görevi yürütüyorum.

- Son soru dedim, ancak, yakında genel seçim yapılacak, yönetimlerine başvurular başladı mı?

- Şimdi adaylık konusunda henüz kimse ‘Ben adayım’ şeklinde bir şey demedi; fakat bu dönem eminim Bir önceki dönemden daha farklı adaylarımız, daha fazla adayımız olacaktır bununla alakalı olarak zaten seçim anketlerini konuştuk bu dönem Ortahisar olarak zaten bir hedefimiz var: bu dönemlerde neler yaptık, neler almışız Ortahisar’da, şehir merkezinde 2014'e kadar gidebiliyoruz verileri incelerken. Neler yaptık, bu şehrin potansiyeli nedir, şeklinde bir hedef oluşturduk: Dolayısıyla bu hedef doğrultusunda partimizin artık sadece bir milletvekiliyle kalmayacağını, hatta seçim sürecindeki hızıyla beraber çok daha farklı bir hedefe ulaşacağını görüyorum. Bunun için çalışıyoruz, bu dönem daha farklı sonuçlar alacağımızı görüyorum.

- Bir ek soru daha: Ortahisar’ın Trabzon seçimlerindeki yeri, ağırlığı nedir?

- Ortahisar, özellikle Karadeniz bölgesinde Samsun’un İlkadım ilçesinden sonra gelen en büyük ilçedir. 334 bin nüfusa sahip 24 ilden büyük bir ilçe. Dolayısıyla Trabzon'un seçmen bazında, oy potansiyeli bakımından yüzde 50’ye yakın bir ağırlığı var. Yani Ortahisar demek Trabzon’un yarısı demek. Çok faktörün etkisi demek, dolayısıyla biz de bunun farkındayız. Dedim ya hani böyle bir süreç içerisinde böyle bir fırsat verildi bize, o yüzden baktığımız zaman buradaki en genç başkanlardan biriyim, o yüzden bana güvenerek böyle bir fırsat verildiyse en çok benim çalışmam, benim koşturmam gerek diye inanıyorum. Güzel şeyler olacağına inanıyorum, yapacağız bu işi.

- Peki teşekkür ediyorum.

- Ben teşekkür ederim.



Söyleşi ve görseller: BRT Yayın Grubu Genel Yönetmeni Alâettin BAHÇEKAPILI

80 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page