• HaberciGazete

Velidedeoğlu ile Anıların "Den"izinde



TRABZON LİSESİ’NDE İLK ŞİİRİNİ YAYIMLADI… TRABZON’UN KURTULUŞ GÜNÜ VEFAT ETTİ

ORD. PROF. DR. HIFZI VELDET VELİDEDEOĞLU İLE ANILARIN "DEN”İZİNDE

Yazan ve söyleşen: Alâettin BAHÇEKAPILI

Yıl 1922’dir. Ömrünü Atatürk devrimine adamış aydın insan Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Trabzon Lisesi'nde öğrencidir. Genç Hıfzı Veldet'i "burası ozan yapmıştır.” İlk "koşukça"sı Fransızca öğretmeni Nizamettin Bey'in Trabzon'da çıkardığı bir yazın dergisinde yayımlanır. O zamanki duygularını, kente üçüncü kez gelişinde -1955’te- şöyle çözümler Velidedeoğlu:



“İlk gençlik çağımın bir yıla yakın zamanını geçirdiğim ve Lisesinden mezun olduğum bu kente her gelişimde hem garip, hem mutlu bir coşku doldurur içimi. Sanki burada o gençlik çağına yeniden dönecekmişim gibi gelir bana. Coşkunluk, umut, ateş, hayali aşk ve şiir dolu ne güzel, ne erişilmez, ne pembe bir çağ imiş, o on sekizindeki ilk gençlik çağları. Benim gibi bir Orta Anadolu çocuğunun, zaman zaman azan denizin kıyıdaki kayalarda köpükler saça saça kırılıp parçalanan uğultulu dalgaları karşısında türlü duygularını dile getiren ve dalgalara hitap eden şu koşuk, o zamanki masum günlerin anısıdır:

Dalgalar dalgalar, nedir zorunuz, / Nedir bu sizdeki sonsuz heyecan? / Az sakin olunuz, biraz durunuz, / Olur mu çılgınlık böyle bir zaman, / Yorulmadınız mı, dinlenin bir an.//

Kimlerden korktunuz kaçıyorsunuz, / Bükülüp kıvrılıp kumlu sahile, / Çığ gibi köpükler saçıyorsunuz. / Sizler de uydunuz şu esen yele,/ İnilti uğultu sahneleriyle. //

Kıyılar dinlensin durun da sizler, / Ezildi her yanı, ezildi bakın, / Beyazlık içinde matemler gizler / Yeter, yeter artık bu hırçın akın, / Biraz da uzağa engine akın!"

Velidedeoğlu, Trabzon Lisesi'ndeki öğrencilik günlerine ilişkin anılarına 2 cilt olarak yayımlanan Anıların İzinde adlı yapıtında yer verir. Unutamadığı bir anısı da din bilgisi öğretmeniyle girdiği tartışma sonucu okuldan atılmaktan "aydın kafalı Ali Canip (Yöntem)" sayesinde -haklı olduğu için- kurtarılmasıdır.

Anıların İzinde'nin 2. cildinde Trabzon'a 1947'de yaptığı gezi sırasında ziyaret ettiği Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz’le girdikleri tartışmayı anar: Karadeniz'in okullarda karma eğitimi (kızlarla erkeklerin bir arada okuması) uygun bulmadığını açıklaması karşısında "Köy Enstitüleri Türk kadınına insan olduğunu öğretiyor. İnsan kişiliğini taşıyan kadın ise genellikle ahlaklı olur" dediğini yazarak "Türk Devriminin bazı ilkelerinden ödün vermek eğiliminin" sakıncalarına değinir; şu yorumu getirir:

“Umudum Köy Enstitüleri'nde. Onlar vatanın içinde yer yer büyüyen aydınlık alanlar yaratıyorlar. Bu aydınlık sönmemeli. Bu halkı yükseltmek isteyen idealist, milliyetçi kafaların atılımları kösteklenmemeli. Bu ülkeyi, onun asıl sahibi olan halkın uyanması yükseltecek. Atatürk'ün deyimiyle 'Efendimiz olan köylü' yükseltecek. Bir yıldan beri içine girmiş olduğumuz demokrasi uygulamasının göstermelik bir yöntem biçimi olmayıp gerçek bir demokrasi olması isteniyorsa, Atatürk Devrimi doğrultusunda halkla bütünleşme yolunda, hiç şaşmadan yürümek gerek."

“Bütün bunlara karşın, kadın hakları bakımından bir gerileme gördüm burada. 1947'deki son ziyaretimde Trabzon sokaklarında genç kadınların çoğu başı açık ve modern kıyafetle geziyordu. Yimdi kara çarşaflı kadından geçilmiyor. Bu geriye gidişin sonuçları daha sonraki tarihlerde kendini acı acı gösterecek. Şimdi atılan yobazlık tohumlarının ve Atatürk devrimlerinden sapmaların, ülkemizi kötü âkıbetlere sürüklememesini dilemekten başka bir şey gelmez elimizden."

Ülkemizin hukuk anıtı Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu 1987'de yeniden gelir Trabzon'a. Bu kez, 1922'de mezun olduğu °Trabzon Lisesi'nin 100. kuruluş yıldönümü kutlamalarına katılmaktadır. Bu köklü kuruluşun mutlu gününe kimler koşup gelmedi ki: Ülkemizin bilim, sanat, siyaset, askerlik, yönetim alanlarının seçkin kişileri... Örneğin, profesörler Muvaffak Akman, Ruşen Keleş, Kemal Alemdaroğlu, Zeyyat Hatipoğlu, Kenan Katırcıoğlu, Altan İplikçi, Nurettin Sözen, Metin Sözen, Selçuk Bayoğlu. Emekli generallerden Osman Güngör Feyzoğlu, Edip Beyoğlu. Lisede öğretmenlik ve yöneticilik yapanlardan Faik Dranaz, Kemal Ülker, Kemal Dilaver, Fikret Korkmaz, Lütfi Ersoy, Ahmet Saka, Mahzar Kükey, Sabahat Ülker, Fahri Başar... ve adlarını sıralamak bile çok uzun bir liste oluşturacak eğiticiler. TBMM Başkanı Necmettin Karaduman. Ve liseden mezun binlerce genç!



24 Nisan 1987, Cuma günü sabahı Meydan Parkı'ndaki Atatürk Anıtı'na en yaşlı mezun olarak Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Trabzon Lisesi Müdürü Rauf Tokgöz ve genç bir öğrenci çelenk koyuyorlar. Saygı duruşu sırasında Velidedeoğlu'nun yüzüne dikkatle bakanlar nasıl bir duygu seli içinde bulunduğunu, ağlamaklı olduğunu görebildiler. Sonra bando eşliğinde, 7 bin kişilik kortej, Maraş Caddesi'nden Trabzon Lisesi'ne doğru akıyor. Pencerelerden, balkonlardan çiçekler atılıyor yürüyenlerin üzerine, alkış tutuluyor. Herkes çok mutlu.


Trabzon Lisesi Konferans Salonu'ndakı törensel konuşmalardan fırsat bulduğum bir an, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretmenim olan Velidedeoğiu'na duygularını soruyorum:

- Çok heyecanlıyım, çok da onur duyuyorum. Lise müzesindeki eski öğrenci defterinde resmimle birlikte kaydımla karşılaştım: "Adı: Hıfzettin Efendi/ Babası: Hüseyin Efendi / Tevellüdü: 1320 (1904) Dersaadet (İstanbul) / Trabzon Sultanisi sicil kayıt (yani okul) numarası: 1134 / Ankara Sultanisi’nden naklen onikinci sınıfa, Maarif Vekaleti celilesinin 11 Eylül 1337 (1921) ve 1921) ve 194 numaralı tahriratına tebean (yazısı ile) leyli meccani (parasız yatılı) kayd edilmiştir." Bu defterler öğrencilere gösterilmez. İlk kez gördüğüm için çok heyecanlandım. Sanki yaşamımın baharıyla karşılaştım. Eski dostlarımla, öğrencilerimle karşılaşıyorum. Tazeleniyorum.

- Öğretmenim. Lise değiştirmenizi sağlayan, haksızlığa karşı başkaldırınızın ilk örneklerini oluşturan "dilekçelerinizı" saymazsak…

- Bunları da mı biliyorsun?

- Anıların İzinde kitabınızı dikkatle okudum. Bu "dilekçeleri" saymazsak, yazı yaşamınız da, burada başladı.

- Evet, şiirler yazmaya başladım Trabzon'da. Biri Fransızca öğretmenimiz Nizamettin Bey'in çıkardığı dergide yayımlandı.

- Güzel Anadolu adlı dergi. "Dalgalara" başlıklı şiiriniz.

- Doğru.

- Öğretmenim. Trabzon'a çeşitli zaman dilimlerinde geldiniz. 1947'deki gelişinizde "Trabzon sokaklarında genç kadınların çoğu başı açık ve modern kıyafetle geziyordu" saptamasını yaptıktan sonra, 1955'teki gelişinizde "şimdi kara çarşaflı kadınlardan geçilmiyor" diyorsunuz ve ileriye dönük olarak bu durumun yaratacağı tehlikeye dikkat çekiyorsunuz. Şimdi 1987'deyiz. Nasıl görüyorsunuz durumu?

- Daha kötü. Bütün yurtta, daha kötü.

- Anlıyorum. Biliyor musunuz; bende 12-13 yıldan beri titizlikle sakladığım, sesiniz var.

- Öyle mi?

- Bir radyo izlencemiz için 27 Mayıs 1960 sabahını, Anayasa çalışmalarına katılmanızı, 1961 Anayasasının özelliklerini ve demokrasimize katkılarını anlattığınız bir konuşmanız. Bir bölümünü kullanabildik. Ancak tümünü saklıyorum.

- Söz uçar yazı kalır. İlerde değerlenecek.

Duruyorum. Yüzüne dikkatle bakıyorum. Muzipçe gülüyor.

- O şimdiden çok değerli. Size çok uzun ömür dilerim: "İşlek kafalı, paslanmayan kalemli, vatan ve halk için savaşım gücü dolu" bir ömür.

Bu kez o duruyor. Anıların İzinde kitabının son tümcesine vurgu yaptığımı anlıyor:

- Teşekkür ederim. Bana, bu kutlamanın, kazancı sen oldun.

Sayın Velidedeoğlu "yarı hasta durumda"yken "bir görev" olarak nitelendirerek katıldığı Trabzon Lisesi'nin 100. kuruluş yıldönümünün etkinliklerinden (24-25-26- Nisan 1987) "yaşadığı baharın taçlanması" duygularıyla ayrılır:

"Trabzon'a 1921'de bir lise öğrencisi, 1947'de profesör, 1955'te ordinaryüs profesör ve şimdi, 1987'de, emekli bir 'öğretim üyesi olarak geldim. "İlk kez kendi yaşamımın baharında geldim" demiştim. Yukarıdaki tarihlere bakınca görüyorum ki, hayatın bahar, yaz, güz ve kış olmak üzere her mevsiminde gelmişim buraya. Eğer kış mevsimim biraz daha sürerse, ileriki yıllarda yine gelmek isterim. Demek beni çeken bir şeyler var burada. 1955'teki gelişimde Trabzon Lisesi'nde vermiş olduğum bir konferansa başlarken, İsviçreli kadın şair Alice de Chambrier (Alis dö Şambriye)'nin şu dizelerini okumuştum:

‘Nasıl ki ıssız patikalardan geçen koyunlar çalılarda/ Ak ve yumuşak topaklar bırakırlarsa yünlerinden / Bu dünyada yaşamış olduğumuz yer de / Yazık ki, hep bir şeyler koparıp alıkoyar bizlerden.’

Anlıyorum ki, Trabzon benim baharımdan çok şeyler alıkoymuş. Beni türlü aralıklarla oraya çekip götüren de işte -şiirde "şeyler" denilen- bu tatlı anılar, yaşantılar... Zaten bütün yaşamımız böyle

Yaşantıları, bir zincirin halkaları gibi birbirine dolanıp eklenmesinden oluşmuyor mu?!...

İşte ben bu kez yaşamımın 1921'den 1987'ye kadarki halkalarından bir bölümünü yeniden buldum Trabzon'da."

Bir daha karşılaşamadık Velidedeoğlu'yla. Aradan beş yıl kadar geçti. 1992 yılının 24 Şubat'ında ayrıldı aramızdan. 24 Şubat Velidedeoğlu’nun Lisesinden mezun olduğu, sevgiyle bağlı bulunduğu, "baharını taçlandıran" Trabzon'un, "düşman işgalinden kurtuluş günü"ydü.

Lisesinde ilk şiirini yazıp yayımlamasının üzerinden 100 yıl, tam da Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluş günü olan 24 Şubat’ta vefat etmesinden bu yana 30 yıl geçmiş. Anısı önünde sevgiyle eğiliyorum.


Kaynak: Bahçekapılı, Alâettin, Sesleri Bende Kaldı, Heyamola Yay. İstanbul 2006, s:221-232


91 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör