• HaberciGazete

Zübeyde Hanım, Safiye Ayla, Asım Gündüz, M.Emin Yurdakul, E.Naci Gökşen, N.Terziyan, Onno Tunç vb




Bugün 14 Ocak. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, film dünyamızın duayenlerinden Kemal Seden ve Turgut Demirağ, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından General Asım Gündüz, şair-yazarlar Mehmet Emin Yurdakul, Enver Naci Gökşen, sanatçılar Nubar Terziyan, Onno Tunç ve Safiye Ayla'nın ölüm yıldönümleri.


BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Zübeyde Hanım kimdir?


Zübeyde Hanım, 1857 yılında Selanik’te doğmuştur. Aslen Karamanlı olan Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal Atatürk ile Makbule Atadan’ın annesidir. Osmanlı devrinde, II. Mehmed zamanında Karaman’dan Rumeli'ye göçen ve Selanik yakınlarındaki Langaza'da toprak işleri ile uğraşan bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofu ailesindendir. Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da, Karaman’dan gelerek Selanik ile Manastır’ın arasında bulunan Vodina Sancağı’na bağlı “Sarıgöl” de denilen “Kayalar” Nahiyesine yerleştiler. Aile, sonradan Selanik yakınlarında bugün de kaplıcaları ile meşhur olan Langaza’ya yerleşmiştir.


ATATÜRK’ÜN BABASI ALİ RIZA EFENDİ İLE EVLİLİĞİ Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza ile 1871 yılında henüz 14 yaşında iken evlenmiştir. Ali Rıza, sarışın ve mavi gözlü bir kadınla evlenmeyi düşlerken, kendisinden 20 yaş küçük olan, siyah saçlı ve derin mavi gözlü bu kadına sevdalandığını belirtmiştir. Yeni çift Selanik Yenikapı semtinde yeni hayatını başlatmış ve Zübeyde Fatma, Ömer ve Ahmet adlı çocukları doğmuştur. Ancak Fatma bu dönemde ölmüştür. Eşi Ali Rıza’nın Yunanistan sınırında Çayağzı (ya da Papaz Köprüsü)’na tayin ediliği için taşınmış ve orada Ömer ve Ahmet hayatını kaybetmiştir. 1881'de dördüncü çocukları Mustafa, 1885'te Makbule, 1889'da Naciye doğmuştur. Naciye, küçük yaşta veremden hayatını kaybetmiştir. Ali Rıza Efendi de 1888 yılında ölmüştür. Zübeyde, çocuklarını da alarak abisi Hüseyin Bey’in Langaza’daki çiftliğine git Babasının erken ölümünün ve dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak yaşadıklarının Mustafa üzerinde derin etkileri olduğu düşünülmektedir. ZÜBEYDE HANIM’IN İKİNCİ EVLİLİĞİ Abisine daha fazla yük olmak istemeyen Zübeyde Hanım, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yapmıştır. Ragıp Bey’in de önceki evliliğinden dört çocuğu vardı. Bu evlilik, babasının hatırasına saygı gösterilmediğini düşünen Mustafa Kemal’i kızdırmıştır. Zübeyde Hanım Balkan Savaşı'ndan sonra Ragıp Bey'den ayrılmış ve artık Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Selanik'i terk ederek kızı Makbule ile birlikte İstanbul'a göç edip Beşiktaş Akaretler'de bir eve yerleşmiştir.


1919'da Anadolu’ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal ile ancak 14 Haziran 1922'de Adapazarı'nda tekrar buluşan Zübeyde Hanım, onun yanına Ankara'ya yerleşmiştir. Ancak bu şehrin sert iklim koşulları sağlığını olumsuz etkileyince tedavi amacıyla 18 Aralık 1922’de İzmir’e gitmiştir. Son günlerini Latife Hanım Köşkü’nde geçiren Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te 66 yaşında hayatını kaybetmiştir. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde 1940 yılında yaptırılan anıt mezarda yatmaktadır.


Safiye Ayla kimdir?



Safiye Ayla Targan, (d. 14 Temmuz 1917, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu – ö. 14 Ocak 1998, İstanbul, Türkiye) cumhuriyet döneminin en tanınmış kadın Türk kadın sanatçılarından. Mısırlı Hicazîzade Hafız Abdullah Bey'in kızıdır. Safiye Ayla henüz doğmadan Abdullah Bey vefat etmiştir. Annesini de henüz üç yaşındayken kaybeden Safiye Ayla kimsesiz kalınca Sadabad Sarayı olarak inşa edilmiş Kağıthane'deki Çağlayan Darüleytamı'na verildi. İlkokulu bitirdikten sonra da Bursa Muallim Mektebi'ne yazıldı. Müziğe küçük yaşta piyano çalarak başladı. Bursa Kız Muallim Mektebi'ni bitirdi ve Beyoğlu'nda ilkokul öğretmenliğine atandı. Eyyubi Mustafa Sunar'dan müzik dersleri alan Ayla, Darüttalim Musiki Heyeti'nin konserlerine katıldıktan bir süre sonra öğretmenlikten ayrıldı ve gazinolarda çalışmaya başladı. Yesari Asım Arsoy, Hafız Ahmet Irsoy, Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak ve Udi Nevres Bey'in müzik bilgilerinden yararlandı. 1932'de İstanbul Vali Yardımcısı Nuri Bey'in evinde verilen bir davette, Atatürk'ün huzurunda ilk kez şarkı söyledi ve kendisinin en beğendiği seslerden biri oldu. 1950'de besteci Şerif Muhittin Targan ile evlendi. Başta, açılışından itibaren İstanbul Radyosu olmak üzere Türkiye radyolarında sayısız konser verdi, beşyüzden fazla plak doldurdu. Büyük beğeni toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aştı.

Safiye Ayla'nın dönemin diğer kadın yorumcularından ayrı, kendine özgü bir okuyuş tarzı vardı.[kaynak belirtilmeli] Okuyuşuna yansıyan Batı müziği beğenisi bu tavrın belirgin bir özelliğidir. 2004 yılında Kalan Müzik tarafından çıkarılan derleme albümünün kapağı Ölçüye uyarak, iyi bir diksiyonla, düzgün, aynı zamanda da coşkun, çekici bir tavırla okurdu. Sesindeki pürüzsüz akış en tiz perdelerde bile kaybolmazdı. Zamanın gözde şarkılarıyla fantezilerini olduğu kadar, Rumeli türküleriyle klasik örnekleri de içine alan repertuvarlarıyla geniş bir dinleyici kesimince çok sevilmiş, beğenilmişti. "Seninle doğan güldür bu gönül" ve "Aşk yaprağına konarak koza öresim gelir" adlı iki de bestesi bulunan Safiye Ayla, 1942'de Rey Kardeşler'in "Alabanda" revüsünde Kraliçe Mimoza rolündeki başarısıyla yetenekli bir oyuncu olduğunu da kanıtladı. Safiye Ayla Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiği sanatçılardan da birisidir. Ayla'nın Mustafa Kemal Paşa adına düzenlediği konserde "Yanık Ömer" adlı şarkısını okumuş ve Paşa büyük bir hayranlıkla tekrar tekrar okumasını söylemiştir. Konser sonunda Mustafa Kemal Atatürk, Safiye Ayla'nın yanına gelerek: "Safiye çok teşekkür ederim, çok güzel yorumladın" der ve sonra ekler: "Bu türküyü bir operada söylemeni çok isterim. Bunu başarırsan, beni gerçekten çok mutlu edersin." der. Safiye Ayla her yere başvuru yapar, bir operada bu türküyü icraa edebilecek tek yer bulamaz ve Atatürk'ün bu vasiyetini yerine getiremeden 80 yaşındayken vefat eder.

Özel Yaşamı Safiye Ayla,8 Nisan 1950 tarihinde son Mekke Şerifi Vezir Ali Haydar Paşa'nın oğlu bestekar Şerif Muhittin Targan ile evlenir.17 yıl süren evlilikleri Şerif Muhittin Targan'ın 1967 yılındaki vefatıyla sona erer.


Kemal Seden kimdir?



Gerçek AdıMehmed Kemalettin Seden Ölüm Tarihi 14 Ocak 1941 Doğum Yeri Şile, İstanbul

Kemal Film'in sahibi ve Türk Sinemasının ünlü yönetmenlerinden OSMAN F. Seden'in babasıdır. Ayrıca aynı taşıyan (Osman Seden'in oğlu) bir de torunu vardır. Kendileri bildiğimiz kadarıyla 3 kardeşmişler .Öbürleri Şakir ve müh. Süleyman beyler. Babaları mülkiye kaymakamlarından Ahmet Hamdi. Cenazesi ise 15.1. 941 de Beyoğlu İstiklal cad. 373 no.lu Banka Han' daki evinden alınarak öğle namazından sonra Eyüp' de toprağa verilmiş.

Mehmet Emin Yurdakul kimdir?



Mehmet Emin Yurdakul (d. 13 Mayıs 1869, İstanbul - ö. 14 Ocak 1944, İstanbul)

Şair, milletvekili.

Mehmet Emin Millî Edebiyat şiirinin öncü sesidir. Çünkü 1898'de yayımladığı "Türkçe Şiirler" adlı şiir mecmuasıyla daha 10 yıl öncesinden milli şiir ahenginin öncülüğünü yapmıştır. Üstelik bu kitabın Servet-i Fünûn şiirinin en güçlü döneminde yayımlanmış olması ayrıca önemlidir.

Mehmet Emin'in bütün şiirlerinin ortak paydası halkı içinde bulunduğu karamsar ruh halinden, gerilikten, bilinçsizlikten kurtarmaktır. Kimliği ve tarihini hatırlatarak kendine güven duygusunu aşılamak maddî ve manevî açılardan kalkınmasını sağlamaktır. Bu açıdan bakıldığında Yurdakul; milliyetçi, idealist, halkçı ve medeniyetçi bir şairdir.

Mehmet Emin Yurdakul "milli romantik duyuş tarzı"nın ilk temsilcisidir. Bütün bu özelliklerinden dolayı Mehmet Emin Yurdakul edebiyat tarihimize "Milli Şair" unvanı ile anılmıştır.

Mehmet Emin Yurdakul Şiirinin Genel Özellikleri

  • Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri 1897'de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı.

  • Oldukça sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir.

  • Dili, kuru ve suni bir yapı arz etmiştir.

  • Birçok araştırmacı, onun şiirlerini Türkçenin sıcaklığı, ahengi ve doğallığına uzak bulmuştur.

  • Konularını halkın hayatından ve Türk tarihinden almıştır.

  • "Ben bir Türküm; dinim, cinsim uludur" dizesi ile tanınmıştır. (Cenge Giderken adlı şiirinin en meşhur dizesidir)

  • Cenge Giderken yahut Anadolu'dan Bir Ses, Mehmet Emin'in çıkışını sağlayan en önemli şiiridir. Bu şiiri Türk Yunan Savaşı (1897) esnasında kaleme almıştır.

  • Sanat hayatının başlangıcından itibaren hece ölçüsünü tercih etmiştir.

  • Hece vezninde halk şiirinde sıklıkla kullanılan yedili, sekizli, on birli kalıpları değil çok az veya hiç kullanılmamış kalıpları tercih etmiştir. (On beşli, on altılı, on sekizli, on dokuzlu).

  • Şiirlerinin çoğu, kullandığı bu farklı kalıplardan ötürü duraksızdır. Mehmet Emin Yurdakul, Türk şiirinde durağı kaldıran şair olarak anılmıştır.

  • Nazım şekli bakımından halk şiiri geleneğine uzak durmuştur; büyük ölçüde sone, terza-rima gibi Batılı veya kendinin belirlediği nazım şekillerini tercih etmiştir.

  • Çoğu zaman uzun manzumeyi tercih etmiştir.

  • Kafiye konusunda oldukça zayıftır. Kimi zaman yarım kafiye daha çok ise kelime tekrarına dayalı redif kullanmıştır.

  • Şiirleri, teknik açıdan mükemmellik endişesinden uzaktır.

  • Güzelliği değil faydalıyı arar onun şiiri.

  • Lirizmden ziyade didaktizme yakındır.

  • Yusuf Akçura ile birlikte Milli Mücadele'ye katıldı.

  • Düşüncelerinin şekillenmesinde büyük oranda Cemalleddin Efgani etkisi vardır. Efgani için "Beni o yoğurmuştur." ifadesini kullanmıştır.

Mehmet Emin Yurdakul'un Eserleri


ŞİİR:

  • Türkçe Şiirler (1899-1918)

  • Türk Sazı (1914)

  • Ey Türk Uyan (1914)

  • Tan Sesleri (1915, 1956)

  • Ordunun Destanı (1915)

  • Dicle Önünde (1916)

  • Hastabakıcı Hanımlar (1917)

  • Turana Doğru (1918)

  • Zafer Yolunda (1918)

  • İsyan ve Dua (1918)

  • Aydın Kızları (1919)

  • Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)