• HaberciGazete

Zehra Yıldız, Radife Erten, Fevzi Akkaya, Doğan Şener, Mehmet Ali Brand



Bugün 9 Aralık. Ünlü soprano Zehra Yıldız'ın aramızdan ayrılışının 24. yıldönümü. TSM sanatçısı Radife Erten de 33 yıl önce vefat etti. Ünlü işinsanı Fevzi Akkaya da 17 yıl önce ayrıldı aramızdan. 2008 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi Doğan Şener'i de geçen yıl yitirdik.

Bugün aynı zamanda, ünlü gazeteci, televizyon sunucusu Mehmet Ali Brand'ın doğum günü. Yaşasaydı 80 yaşını kutlayacaktık bugün.

BRT Yayın Grubu olarak bu değerlerimizi saygıyla anıyoruz.

Zehra Yıldız kimdir?


Zehra Yıldız, 1956’da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera ve Şan Bölümü’nden 1983’te mezun olan Yıldız, aynı yıl İstanbul Devlet Opera ve Balesi sahnesinde “Venedik’te Bir Gece” opereti ile sahneye çıktı. Sanatçı 1984’te İtalya’da gerçekleştirilen La Boheme yarışmasında “Mimi” rolüyle ilk beş soprano arasına girerken, “Hoffmann’ın Masalları”, “Madama Butterfly”, “Otello”, “Maskeli Balo” ve “Aida” operalarında baş kadın oyuncu rolünü üstlendi. Hayatı boyunca Antonietta Stella, Lia Guarini, Carlo Bergonzi ve Renato Gavarini gibi ünlü sanatçılarla çalışan Yıldız, 1994-1995 sezonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Yılın En Başarılı Kadın Opera Sanatçısı” unvanına değer bulundu. Yıldız, 1995-1996 sezonunda Almanya’da rol aldığı “Uçan Hollandalı” operasındaki “Senta” rolüyle, Opern Welt dergisinde yılın en başarılı sanatçıları arasında yer aldı. Yine Almanya’da “Salome” ve “Fidelio” temsillerinde baş kadın rolünü canlandıran sanatçı, İstanbul’da ise “Tosca” temsilinde sahne aldı. Başarılı sanatçı, 9 Aralık 1997’de Heidelberg Operası’ndaki temsilin ardından geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.

Radife Erten kimdir?



1923 yılında İstanbul Beşiktaş'da doğdu. Annesi Hidayet Hanım, babası Mahmut Bey'dir.

Beşiktaş 19. Okul'da öğrenci iken sesinin güzelliği ile çevresinin beğenisini kazandı. Öğretmeni Hikmet Koptagel ve Hafiz Burhan Bey'in yönlendirmesiyle ilk müzik eğitimini aldı. 1936 yılında henüz 14 yaşındayken yaşı 6 yıl büyütülerek radyo sanatçılığına kabul edildi. İki yıl sonra ise Ankara Radyosu'na tayin edildi.

Ankara Radyosu'nda Refik Fersan, Fahri Kopuz ve Mesut Cemil Bey gibi Türk Musikisi'nin önde gelen adlarından destek gördü.

1950 yılında İstanbul'a döndü ve Mesut Cemil'in klasik koro programlarında yardımcılığını yaptı.



Eski İstanbul semailerini, manilerini derleyerek radyoda okudu ve notaya aldı. Bu derlediklerinden özellikle "Rast geldim iki cane" dizeleriyle başlayan ve "Mavili" olarak bilinen Acemaşiran makamındaki İstanbul Türküsü ile büyük bir başarı elde ederken halk arasında bu türküyle özdeşleşti.

Sanatçının 1941 yılında askerlik görevini yapmakta olan eşine duyduğu özlemle bestelediği "Saçına taktığım güller solmadan" eseri dışında 20 kadar bestesi ve pek çok derlemesi bulunmaktadır.

Radife Erten, 9 Aralık 1988 günü yaşama veda etti.

Bazı eserleri; Saçına taktığım güller solmadan (Hüzzam) Saki halime bir bak, elemlerle dolmuşum (Rast) Çiçeklerle bezenmiş Boğaz'ın sahilleri (Mahur) Sevgili İstanbul cihana bedelsin (Nihavent) Rast geldim iki cane (Acemaşiran İstanbul Türküsü - Derleme)


Fevzi Akkaya kimdir?



Feyzi Akkaya, bir aysberg, adının yaptığı çağrışımların ötesinde algılanması gereken bir insan. 23 aralık 1907’de Üsküdar’da başlayan yaşamı, 9 aralık 2004’te sona erdi. Herkes onu “REİS FEVZİ” diye belledi. Ülkemizde ve yurtdışında başlıca köprü, iskele, liman, baraj, tünel ve enerji nakil hattı gibi önemli mühendislik yapılarının üretimini yönetti. Özellikle, mühendisliğe başladığı yıllarda gerek dünyada, gerekse, ülkemizdeki yapı sektörünün eriştiği düzeyi zorladı. Yapı üretimi sürecinin her aşamasına kafa yordu, ortaya koyduğu yöntem, makina ve buluşlarının bir çoğu (sayılarının 500’den fazla olduğu söylenir) literatüre geçti, bazıları da dünyada Türk Tezi olarak anılır oldu. İTÜ’den 1932 yılında İnşaat Yüksek Mühendis olarak mezun oldu. Ülkemizin ilk kuşaklarından olup da gözlemlerini belgeleyen, yazının önemine inanan yaklaşımı ile bugün de benzerine nadir rastlanan bir aydın-mühendis tavrının temsilcisi idi. Şantiye El Kitabı adı altında topladığı 11 adet el kitabı, ilgisinin ne denli geniş bir alana uzandığının göstergesi. Ayrıca, Ömrümüzün Kilometre Taşları adlı kitapta yaşamını, dünya görüşünü, mühendislik anlayışını, yapılan işlerde geliştirdiği teknikleri yazıya dökerek, meslek duyarlılığını, sevgisini önümüze serdi. Yapı sektöründeki gururumuz olan “Reis Fevzi”, 25.3.1976’da mezun olduğu okuldan “Doktora”, Boğaziçi Üniversitesinden “Fahri Doktor” ve son olarak Devlet Üstün Hizmet Madalyası unvanları ile onurlandırıldı.

Yapı sektörünün genel olarak neredeyse bütün sorunları ile de ilgilenen Feyzi Akkaya, zamanın önemi, projenin önemi gibi konularda da bir çok gözlemini Ömrümüzün Kilometre Taşları adlı eserinde dile getirdi. Örneğin, projeciliğimizin gelişememesi üzerinde şu görüş yer almaktadır. “... Bizim Borçlar Kanunu’muzda ise, tam tersidir. Projedeki yanlışlardan projeci değil, inşaatı yapan müteahhit mesuldür. (ihbara mecburdur.) Bu yüzden hem proje firmaları gelişemiyor, hem de işler zamanında bitirilemeyip sürünüyor.” Yine önemli bir mühendislik ilkesi olması gereken yapı üretimi disiplini üzerine yaklaşımı da, hepimize örnek olmalıdır. Bu konuda, “beton, toprağın altında kalsa da güzel olacaktır.” Meslek etiği vecizesi olarak şantiye duvarlarında asılması gereken bu görüş, “olmalıdır” yerine “olacaktır” vurgusu ile keyfiliğe izin vermez adeta yasa kimliğindedir. Bu satırlar, anılarınız ya da şu anda yaptıklarınızla ilgili olarak, umarım kulaklarınız fazla çınlatmamıştır. Fevzi Akkaya’nın yaptıkları arasında, çelik köprüdeki gerilimi “la” sesi veren keman teli ile test etmesi, Adana’da boru temizlemek için Amerika’dan teçhizat alan komşu şantiyeye karşılık kirpi gibi yürüyerek boruyu temizleyen aygıtı tasarlayarak kullanması, Zemin inceleme sondajları ve kazık çakılması ile ilgili “zorluk emsali” kavramını ortaya koyarak, kazık boyunun pratik olarak ve büyük isabetle tayini gibi örnekler mühendisler arasında deyiş-söylence haline gelmiştir. Feyzi Akkaya’nın bulduğu, tasarladığı ya da geliştirdiği söylenen, bir kısmı yazdığı kitaplarda yer alan 500 civarındaki yöntem, makina, buluş gibi yeniliği toplu halde bir yerde bulamadım. Umarım STFA’da vardır. Aksi halde, bunların zaman geçirmeden, ilgili kaynaklar yitirilmeden ele alınmasını ilgili kurum ve kuruluşlar görevi edinilmelidir. Kendisini yakından tanıma olanağım olmadı. Ancak, o benim için yazdıkları ve yaptıkları ile biricik yol gösterici oldu. Kuşkusuz o, Ulaş Bıçakçı’nın, “şirket kültürü ile yapı üretimi arasında değerler yaratarak, ve bu küçük değerleri olumlu şekilde yönlendirmek” diye özetlediği kalite hedefine yürüyüşün ilk örneklerinden idi. Farkında olmayanlara duyurulur.

Doğan Şener kimdir?



1937 yılında Zonguldak'ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı'ndan mezun oldu. Mesleğe 1954 yılında Türkiye Spor Gazetesi'nde muhabir olarak başladı. Tercüman, Milliyet, Yeni İstanbul, Türkiye gazetelerinde çalıştı. Hey Dergisi'ni çıkardı. 2008 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibiydi. 9 Aralık 2020'de aramızdan ayrıldı.


Doğum günü: Mehmet Ali Brand kimdir?



Mehmet Ali Birand, 9 Aralık 1941'de dünyaya gelen Türk gazeteci, yazar, köşe yazarı, televizyon programı yapımcısı ve haber sunucusudur.

İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde dünyaya gelen Birand, henüz iki yaşındayken babasını kalp krizi nedeniyle kaybetmiştir. Eğitim hayatını Erenköy Zihnipaşa ve Galatasaray Lisesi'nde tamamladı ve ardından İstanbul Üniversitesi Filoloji Fakültesi'ne başladı ancak maddi imkansızlıklar sebebiyle üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı.


1964 yılında ilk defa gazeteciliğe Abdi İpekçi vasıtasıyla başladı ve 20 yıl boyunca Brüksel'de Milliyet gazetesi için çalıştı. Abdi İpekçi suikastinin ardından Milliyet'te bir süre genel yayın yönetmenlik görevinde bulundu.

Mehmet Ali Birand, 1985 yılında TRT 1'de uluslararası ilişkileri, politikayı ve aylık haberleri ele alan 32. Gün adlı televizyon programını yapmaya başladı. Programa konuk ettiği yabancı devlet adamları ile dikkat çeken Birand, oldukça tanınan bir isim oldu.

1991 yılında ailesiyle beraber Türkiye'ye dönen Birand, Milliyet gazetesinden ayrılarak Sabah gazetesinde çalışmaya başladı, aynı zamanda 32. Gün programını TRT 1'den SHOW TV'ye taşıdı.

Ancak 28 Şubat sonrasında Sabah'taki işine son verildi ve 32. Gün programının da yayınlanması durduruldu. 1997'de Posta'da yazmaya başladı, aynı zamanda CNN Türk'te Manşet adlı bir siyasi talk show programı yaptı.

2005'te Kanal D Ana Haber Bülteni'nin genel yayın yönetmenliği görevini üstlendi, 2009 Ocak'ta ise Kanal D ile birlikte CNN Türk'ün de genel yayın yönetmeni oldu.

Pankreas kanserine yakalanan Birand, hastalığıyla alakalı birkaç ameliyat geçirdi ve tedavisi için kemoterapi görse de 17 Ocak 2013 tarihinde yoğun bakım ünitesinde 72 yaşında hayatını kaybetti.

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör